İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının ... ve ... ... ibaresini, 2008 yılından beri uzun süredir iştigal alanı ile ilgili tüm işlerde kullandığını, marka üzerinde ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, ticaret ünvanının sicile 05/09/2008 tarihinde kayıt yaptırdığını, ... ... markası ile yıllar içinde bir …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1340 KARAR NO : 2025/1744 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 23/06/2023 NUMARASI : 2022/228 E. - 2023/192 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının ... ve ... ... ibaresini, 2008 yılından beri uzun süredir iştigal alanı ile ilgili tüm işlerde kullandığını, marka üzerinde ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, ticaret ünvanının sicile 05/09/2008 tarihinde kayıt yaptırdığını, ... ... markası ile yıllar içinde bir çok yapı inşa etmiş, gayrı menkul alıp sattığını, bir çok projeye imza attığını, davacıya ait marka ve işletme ile ilgili Google üzerinden arama yapıldığında, davacıya ait işletme, yorumlar, bir çok sayfa, resim ve videolar çıktığını, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın, ... - ... ve ... ... ibareli markalarını hiç kullanmadığını, ... - ... ve ... ... ibareli markaların, müvekkili şirket unvan ve iştigal konusu ile karıştırılmaya neden olabilecek derecede benzer olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu açıklanan nedenlerle, davalı adına tescilli 2021/128916, 2021/128915, 2021/128913 tescil numaralı mrakaların 37.sınıfta "... hizmetleri" için hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın açmış olduğu davanın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davalının 2021 128916 tescil nolu "...", 2021 128915 tescil nolu "... ..." ve 2021 128913 tescil nolu "..." markalarının tek sahibi olduğunu, davacının tescilsiz marka iddiasının kabul edilemeyeceğini, sadece kullanım hakkını ileri sürmesi sebebi ile varsa haksız rekabet hükümlerine dayanabileceğini, davacı tarafın SMK.m.6/9 gereği kötüniyet sebebi ve markaların benzerliği sebebi ile markanın hükümsüzlüğünü talep etmişse de, davacının kötüniyet iddiasını somut bir delile dayandıramadığını, davacının ticari unvanında ... ismine yer vermesinin bu isim yönünden marka hakkı elde ettiğini göstermediğini, İstanbul Ticaret Odasına ait bilgi bankası bölümünden sorgu yapıldığı zaman "..., ... ... ve ..." unvanını kullanan onlarca şirket olduğunu, davacının kullanım iddiası ve buna bağlı olarak hükümsüzlük talebinin tamamen kötüniyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının fiili markasal kullanımları SMK 6/3 kapsamında değerlendirildiğinde; davalının ilk olarak "..." ibareli markayı 21/02/2022 tarihinde tescil ettirdiği, davacı firmanın "... ..." çekirdek unsurunu ihtiva eden unvanını 05/09/2008 tarihinde, "... a. Her türlü ... taahhüt işleri; konut, işyeri, ticarethane inşaatlarını yapmak, satmak, kendi hesabına arazi ve arsalar almak bunlar üzerinde veya başkalarına ait arsa ve araziler üzerinde kat karşılığı binalar yapmak. b. Yurt içinde ve yurt dışında her türlü resmi ve özel sektöre ait ... taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, iş hanları, fabrikalar, yollar, baraj ve göletler, park ve bahçe düzenlemeleri ve turistik tesisler, tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek. c. Türkiye sınırları içinde veya yabancı ülkelerde, resmi ve özel kurum ve kuruluşları tarafından kapalı zarf, açık arttırma, eksiltme, teklif alma ve pazarlık usulü ile ihaleye çıkarılacak her türlü küçük ve büyük yapıların her türlü ... işlerini anahtar teslimi taahhüt etmek.vb" faaliyet konularında kaydını yaptırdığı; "www...com" alan adını 22/11/2016; "www...com.tr" alan adını 13/09/2017 tarihinde tahsis ederek söz konusu tarihlerden itibaren kullandığı, söz konusu internet adreslerinde tespit olunan markasal kullanımların "... ... ..." şeklinde olduğu ve 37.sınıfta "... hizmetlerinde" davacı tescillerinden önce davacı yanca yoğun bir şekilde kullanılmak suretiyle maruf hale getirildiği, bu itibarla söz konusu sınıf yönünden davalı markalarının kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının tanınmışlığı ispatlanamayan tescilsiz markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığından," -Davacının davasının KABULÜ ile; -Davalıya ait 2021/128916, 2021/128915 ve 2021/128913 tescil numaralı markaların tescilli oldukları 37.sınıfta; "... hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı müvekkilinin; 2021 128916 TESCİL NOLU “...”, 2021 128915 TESCİL NOLU “... ...” ve 2021 128913 TESCİL NOLU “...” markalarının tek sahibi olduğunu, ilgili markaların müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildiğini, bu markaların müvekkili adına yurt içinde tanınmış markalar olduğunu, -Davacı tarafın, davalı müvekkilinin marka başvurusuna itiraz etmediğini ve sessiz kaldığını, Davacının , davaya konu markaların kendisi tarafından kullanıldığını iddia etmiş ise de davalının ne markaların tescili talebinde bulunduğunu ne de müvekkilinun marka başvurusuna itiraz ettiğini, basiretli tacir gibi davranmamış olduğundan, davalı müvekkili adına usulüne uygun şekilde tescili yapılmış olan markaların Yerel Mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, -Bilirkişi raporunun 7. Sayfasında davacının kullandığını iddia ettiği "www...online" adresinin davacı tarafından kullanılmadığını, 8. Sayfasında "www...online" ve "www...online" adreslerinin davacı tarafından kullanılmadığını, 9. Sayfasında "www...online" adresinin davacı tarafından kullanılmadığını, 10. Sayfada "www...com.tr" adresinin davacı tarafından kullanılmadığını, 11. Sayfasında "www...com" adresinin davacı tarafından kullanılmadığını, "www...com.tr" adresine erişimin olmadığını, 12. Sayfasında "www...com" adresine erişimin olmadığını, "www...com.tr" adresinin davacı tarafından kullanılmadığını tespit edildiğini, Bilirkişi raporu ile davacının 2016 ve 2017 'den itibaren ... ... ... ibaresini kullandığı tespit edilmiş ise de bu ibarenin müvekkiline ait markalar ile benzerliği bulunmadığını, Yerel Mahkemenin müvekkiline ait bütün markaların hükümsüzlüğü yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasalara uygun olduğunu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalıya ait 2021/128916, 2021/128915 ve 2021/128913 tescil numaralı markaların tescilli oldukları 37.sınıfta; "... hizmetleri" bakımından SMK 6/3 ve 6/9 maddeleri gereği kısmen hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.Dosya, davalıya ait 2021/128916 tescil numaralı markanın 37.sınıfta; 2021/128915 tescil numaralı markanın 37.sınıfta; 2021/128913 tescil numaralı markanın 37.sınıfta kısmi hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 29/05/2023 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporunda; "2021/128913 tescil nolu ..., 2021/128915 tescil nolu ... ... ve 2021/128916 tescil nolu ... markalarının davalı adına Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olduğu, ... ... ibaresinin davacı tarafından 37.sınıfta yer alan "... hizmetleri" bakımından ve markanın ilk olarak markasal kullanıldığı ihdas ve istimal edildiği, davalı taraf adına 2021/128913 tescil nolu ..., 2021/128915 tescil nolu ... ... ve 2021/128916 tescil nolu ... markalarının SMK 6/3 maddesi uyarınca 37.sınıfta yer alan "... hizmetleri " açısından kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davalı taraf adına 2021/128913 tescil nolu ..., 2021/128915 tescil nolu ... ... ve 2021/128916 tescil nolu ... markalarının SMK 6/9 maddesi uyarınca 37.sınıfta yer alan "... hizmetleri " açısından kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davacının tescilli markasının bulanmadığı, fiili markasal kullanımlarının, davacı firmasının "... ..." çekirdek unsurunu ihtiva eden unvanını 05/09/2008 tarihinde, "... a. Her türlü ... taahhüt işleri; konut, işyeri, ticarethane inşaatlarını yapmak, satmak, kendi hesabına arazi ve arsalar almak bunlar üzerinde veya başkalarına ait arsa ve araziler üzerinde kat karşılığı binalar yapmak. b. Yurt içinde ve yurt dışında her türlü resmi ve özel sektöre ait ... taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, iş hanları, fabrikalar, yollar, baraj ve göletler, park ve bahçe düzenlemeleri ve turistik tesisler, tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek. c. Türkiye sınırları içinde veya yabancı ülkelerde, resmi ve özel kurum ve kuruluşları tarafından kapalı zarf, açık arttırma, eksiltme, teklif alma ve pazarlık usulü ile ihaleye çıkarılacak her türlü küçük ve büyük yapıların her türlü ... işlerini anahtar teslimi taahhüt etmek.vb" faaliyet konularında kaydını yaptırdığı; "www...com" alan adını 22/11/2016; "www...com.tr" alan adını 13/09/2017 tarihinde tahsis ederek söz konusu tarihlerden itibaren kullandığı, söz konusu internet adreslerinde tespit olunan markasal kullanımların "... ... ..." şeklinde olduğu ve 37.sınıfta "... hizmetlerinde" davacı tescillerinden önce davacı yanca yoğun bir şekilde kullanılmak suretiyle maruf hale getirildiğinin bilirkişi raporu ile tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.Hükümsüzlüğü talep olunan davalı markasının tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmediğinden sessiz kalma suretiyle hak kaybı söz konusu değildir. Bu nedenle davalının sessiz kalmaya ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı markanın gerçek hak sahibi olduğunu ve davalının markayı kötüniyetli tescil ettirdiğini ileri sürmüştür. Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir. İşaretin yurtdışındaki kullanımları, işareti kullanan kişiye yurtiçinde herhangi bir öncelik hakkı vermez. Keza işareti taşıyan mal ve hizmetlerin, yurtdışına çıkan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına pazarlanmış olması da, yurtdışındaki internet sitesine Türkiye’den alıcıların ulaşabiliyor olması da işaret sahibine SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca yurtiçinde her hangi bir öncelik hakkı bahşetmeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih, 2017/3943 Esas ve 2019/1154 Karar sayılı ilamı)Somut olayda davacı, markanın ilk defa kendisi tarafından 2008 yılında kullanılmaya başlandığını, bu kapsamda ticaret unvanı tescillerine ve sosyal medya kullanımlarına dayanarak markanın gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu ileri sürdüğü, SMK m.6/3 hükmü uyarınca gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilebilmesi için, markanın Türkiye’de tescilden önce fiilen kullanılması ve bu kullanım sonucu işaretin piyasada maruf hale gelmiş olması gerektiği, bilirkişi raporu ile davacının 37.sınıfta "... hizmetlerinde" davalı tescillerinden önce davacı yanca yoğun bir şekilde kullanılmak suretiyle maruf hale getirildiğinin tespitinin de yapıldığı, davalı tarafça tümden hükümsüzlük kararı verilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülmüş ise de, ... hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlük kararı verildiği, bu nedenle bu konudaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı, Mahkemece dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde varılan sonucun ve kurulan hükümlerin hukuka uygun olduğu istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarih ve 2022/228 E., 2023/192 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025