İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yana ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın kullanılmama sebebiyle iptali davası açıldığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/574 E. sayılı bu davası sonunda dava konusu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/243 Esas KARAR NO:2026/697 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:14/11/2023 NUMARASI:2023/7 E. - 2023/272 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yana ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın kullanılmama sebebiyle iptali davası açıldığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/574 E. sayılı bu davası sonunda dava konusu markanın kısmen iptaline hükmedildiğini, müvekkili firma yetkilisinin TPMK’ya ... numara ile "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, yapılan başvuruya yayın sırasında ... tarafından itiraz edildiğini, müvekkilinin bu davayı açmakta ve markanın bütünüyle iptalini istemekte haklı menfaati bulunduğunu, 2019 yılından bu yana aktif şekilde "..." markasını kullandığını, dava konusu markanın tüm sınıflar açısından kullanılmadığının anlaşıldığını, tümden iptali gerektiğini, davalının dava konusu markayı ... isimli dava dışı üçüncü şahıstan bu şahsa ait olan marka ile davalının yetkilisi olduğu şirketin "..." ve türevleri markasına itiraz etmiş olması ve haklı bulunması sebebiyle satın aldığını, bu markayı alarak yetkilisi olduğu firmanın ''...'' ve türevleri markasının tescil süresini hızlandırmayı amaçladığını, dava konusu markanın kullanılmadığı açık olup satın alınan markanın davalının yetkilisi olduğu firma aracılığıyla kullanıldığı iddiasının yanıltıcı bir bilgi olduğunu, marka satın alındıktan sonra esaslı unsuru ''...'' olan bir markayı örnek göstermek suretiyle kullandığı iddiasının geçersiz olduğunu ileri sürerek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bahsettiği Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/574 esas sayılı dosyanın henüz kesinleşmediğini, markanın bir bütün olarak iptalinde davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, dava konusu kullanıma ilişkin 5 yıllık süre başlangıcının SMK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanması gerektiğini, müvekkilinin markasının 2014 yılında 556 sayılı KHK yürürlükte iken tescil edildiğini, Anayasa Mahkemesi tarafından KHK’nın ilgili hükmünün iptal edilmesi nedeniyle KHK döneminde tescil edilen bir marka kullanılmıyorsa dahi iptal davası hakkında usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının halen 5 yıllık kullanım süresi içinde olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin ... unvanlı şirketin temsile yetkili kişisi olup davacı tarafın üzerinde hak iddia ettiği ... markasının da gerçek hak sahibi olduğunu, davacının bir dönem ortağı olduğu söz konusu şirketten ... markasındaki tüm hak ve alacaklarını alarak ayrıldığını, markayı eski ortağına bıraktığını, davacının kötü niyeti sebebiyle de davanın reddi gerektiğini, gerek dava konusu marka gerekse müvekkilinin ... markasını gerçek manada kullandığı "..." ... tescil numaralı markalarına tecavüz etmek istediğini ve bu markalara group takısını ekleyerek marka tesciline çalıştığını, bilhassa "..." markası ve müvekkilinin temsile yetkili olduğu şirketin "..." markasını ilk günden bu yana kesintisiz, gerçek manada ve yoğun olarak kullanmakta olduğunu, esasen "..." markasının gayrimenkul sektöründe bilinen ve aranılan gerçek manasıyla marka olmasını sağladığını, müvekkili tarafından oluşturulan "..." ve "..." markaları için maddi ve manevi çok çaba sarf edildiğini, davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla; ... Önceki tarihli Bakırköy 2. FSHHM’nin 2021/574 Esas sayılı dosyasında dava konusu markanın dava konusu edildiği 36. sınıftaki gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden dava konusu edildiği ve böylece bu emtialar yönünden derdest dava bulunduğundan davacının dava konusu ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 36. sınıftaki "gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri"yönünden derdest dava bulunduğundan bu emtialar yönünden davanın usulden reddine, Bakırköy 2. FSHHM’nin 2021/574 Esas sayılı dosyasında dava konusu edilmeyen sair emtialar yönünden ise, ispat külfeti kendisinde olan davalının markanın tescil tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen ciddi kullanımını ispatlayamadığı anlaşılmakla, -Davacının dava konusu ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 36. sınıftaki "..." yönünden derdest dava bulunduğundan bu emtialar yönünden davanın USULDEN REDDİNE, -Davacının dava konusu ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 36.sınıftaki "..." dışındaki emtia ve hizmetler yönünden KABULÜNE, markanın kullanmama nedeniyle iptaline, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin "..." dışındaki emtialar yönünden markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin verdiği kararın usule aykırı olduğunu, mahkemenin hangi emtialara yönelik iptal kararı verdiğini hükümde yer vermediğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun Anayasa Mahkemesi'nin mülga 556 sayılı KHK'nın 14. maddesini iptal eden emsal kararını ve bu kararın sonuçlarını tamamen göz ardı ettiğini, müvekkiline ait markanın 2014 yılında tescil edildiğini ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile SMK'nın yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihi arasındaki dönemde markayı kullanma zorunluluğunun hukuken ortadan kalktığını, SMK ile getirilen beş yıllık kullanım süresinin ancak 10.01.2017 tarihinden itibaren başlayabileceğini ve bu durumda davanın açıldığı tarih itibarıyla beş yıllık yasal sürenin henüz dolmadığını, davacının mevsimsiz dava açması nedeniyle usulden reddi gerekirken eksik inceleme ve hatalı raporla hüküm kurulduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ... tescil numaralı markaya ilişkin olarak, 36. sınıftaki "..." yönünden derdestlik sebebiyle usulden redine, bu sınıflar dışındaki emtialar yönünden ise kullanmama nedeniyle iptal kararı verdiğini, ancak konusu ve tarafları aynı olan markanın "tüm sınıflar bakımından" iptali istemiyle açılan huzurdaki davada, mahkemenin ilk davaya atıfta bulunarak derdestlik gerekçesiyle usulden ret kararı vermesinin hatalı olduğunu, ilk davanın zaten markanın kısmi iptali yönünde olduğu dikkate alındığında mahkemece ya aynı sınıflar hakkında iptal hükmü kurulması ya da karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi gerekirken derdestlik sebebiyle usulden reddetmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, markanın tüm sınıflar bakımından iptalini, aksi kanaatte ise karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından kullanmama nedeniyle iptali taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, iptali talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın, 36 ve 37. sınıflarda 24/01/2014 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 09/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" kullanılmama nedeniyle iptali istenen davalı markası "..." lafzi markası olup, tescil tarihi 21.01.2015 olduğu, mezkur markanın 36. sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. 37. sınıf: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri." sınıflarında tescilli olduğunu Mahkemece, Bakırköy 2. FSHHM’nin 2021/574 Esas sayılı dosyasında dava konusu markanın dava konusu edildiği 36. sınıftaki gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri dışında tescilli olduğu hizmetler yönünden davalı vekilinin derdestlik itirazının reddine karar verildiği, markanın, derdestlik itirazının kabul edildiği 36. sınıftaki “....”nde kullanılmadığı Bakırköy 2. FSHHM’nin 2021/574 Esas sayılı dosyasında tespit edildiği, davalının derdestlik itirazının reddedildiği, dava konusu markanın 36. sınıfta tescilli olduğu “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” ve 37. sınıfta tescilli olduğu “İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri. yönünden, davalının, dava konusu markayı dava tarihi olan 05.01.2023 tarihinden geriye doğru 5 (beş) yıllık sürede SMK m.9 kapsamında Türkiye’de ciddi biçimde kullandığını ispat edici delillerin dosyada mevcut olmadığı" belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 26.maddesi, "(1)Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir: a)9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması. b)Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi. c)Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması. ç)32 nci maddeye aykırı kullanımın olması. (2)İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir. (3)Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür. (4)Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. (5)İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez. (6)İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir. (7)İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir." şeklinde düzenlenmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ‘nın 9/1.maddesinde yer alan “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir 2-Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir: a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.3- Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını güttüğü anlaşılmaktadır. Aynı şekilde SMK m.26/I-a) hükmü de SMK m.9/I'de belirtilen hallerin bir iptal sebebi olduğunu ortaya koymaktadır.Bakırköy 2. FSHHM 'nin 2021/574 esas, 2022/297 karar sayılı kararında, davacının ..., davalının ... olduğu, ... tescil numaralı markanın 36. Sınıftaki " gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği, ve idaresel hizmetler " yönünden kısmen iptali ile sicilden terkinine karar verildiği, İstanbul Bam 44 HD nin 16/10/2023 gün 2023/520 esas 2025/1333 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür.Davacı vekili istinaf dilekçesinde İlk davanın markanın kısmi iptali yönünde olduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin yine aynı sınıflar hakkında iptali gerekçesiyle hüküm vermesi veya bu sınıflar bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi gerekirken derdestlik sebebiyle usulden reddetmesinin hatalı olduğunu ileri sürmektedir.Somut olayda davacı tarafından, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, daha önce, Bakırköy 2. FSHHM 'nin 2021/574 esas, 2022/297 karar sayılı dosyasında aynı markanın, 36. Sınıftaki " ... " yönünden kısmen iptali ile sicilden terkinin talep edildiği ve mahkemece aynı şekilde karar verildiği, her iki davada davacının farklı olması sebebi ile derdestlik oluşmayacağından derdestlik nedeni ile usulden red kararının yerinde olmadığı anlaşılıyorsa da, Bakırköy 2. FSHHM 'nin 2021/574 esas, 2022/297 karar sayılı kararı ile işbu davaya konu markanın kısmen iptaline karar verildiğinden, kararın kesinleşmesi halinde bu davanın sonucuna etkili olacağından, iş bu dosyada bekletici mesele yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olamadığına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2023 tarih, 2023/7 E. 2023/272 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026