İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ..., ... ve... ile .... Şti. yetkilisi arasında, davacı şirkete ortak olma yolunda anlaştıkları ancak resmiyette bir ortaklık bulunmasa da sözlü olarak anlaşma gerçekleştirildiğini ve ortaklık işlemleri için hazırlık yapıldığını ve bu kapsamda davacı şirket b…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/354 KARAR NO:2026/668 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/07/2023 NUMARASI:2020/633 E. - 2023/414 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ..., ... ve... ile .... Şti. yetkilisi arasında, davacı şirkete ortak olma yolunda anlaştıkları ancak resmiyette bir ortaklık bulunmasa da sözlü olarak anlaşma gerçekleştirildiğini ve ortaklık işlemleri için hazırlık yapıldığını ve bu kapsamda davacı şirket bünyesine maddi ve manevi destek verdikleri Müvekkil şirket yetkilisi ile diğer davacılar arasında görüşme devam ederken .... Şti. yetkilisi ... adına başlatılan İstanbul 1. İcra Müdürlüğü .... sayılı icra dosyası sebebiyle 30.10.2020 tarihinde davacı şirket adresinde fiili haciz işlemi uygulandığını, yapılan haciz ve muhafaza baskısı altında 31.500,00 TL ödeme alındığını ve bunun dışında 210.000,00 TL bedelli bono ve bu bonoya ilişkin ödeme günlerinin belirtildiği ve ödememe durumunda esas dosya borcuna mükerrer olmamak kaydı ile senedin tahsiline yönelik işlemlerin yapılacağını belirtilen bir protokolüm imza altına alındığını, davaya konu bono ve işbu bonoya ilişkin olarak düzenlenen protokolün haciz baskısı altında keşide edildiğinden tarafları hiçbir şekilde borç altına sokabilecek mahiyette olmadığını, açıklanan nedenlerle, davaya konu kambiyo senedinin ödenmesini engeller mahiyette ve olası bir icra takibi neticesinde müvekkillerin uğrayacağı zararların engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 30.10.2020 keşide ve 16.11.2020 vade tarihli 210.000,00 TL bedelli bono ve bonoya ilişkin düzenlenen protokolün iptali ile söz konusu bono ve protokol dolayısıyla müvekkillerin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, müvekkilden alınan 31.500,00 TL'nin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil bankanın alacağının tahsili amacıyla borçlular ... ile ... aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü ...sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve borçluların mallarının haczi için şirket adresine gidildiğini, haciz işlemi esnasında .... Şti., ..., ... ve ... tarafından dosya borcunun üstlenilerek borca istinaden protokol yapıldığını ve icra dosyasına istinaden davaya konu 30.10.2020 tanzim 16.11.2020 vade tarihli ve 210.000 TL bedelli bono verildiğini, iş bu bononun vadesi geldiği halde ödenmemesi üzerine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü ... dosyası ile takibe geçildiğini, davacı Borçluların dosya borcunu üstlendiklerini ve kendilerine karşı baskı yapılmasının söz konusu olmadığını, gerçekleştirilen tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu, tarafça gerçekleştirilen talepler borçlunun tüm mal ve alacaklarının haczine yönelik olduğunu ve borçlu şirketin borcu kabul ettiğini ve üstlenildiğini ve davaya konu ödemeler yaptığını, izah edilen sebeplerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalı tarafça İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün .... sayılı icra dosyası ile dava dışı borçlular ... ve ... hakkında icra takibi başlatıldığı, hacze gidildiğinde davacılarca haciz baskısı altında senet imzalandığı ve ödeme yapıldığı iddia edilerek davalıya borçlu olunmadığının tespiti ve ödemenin iadesi istemiyle eldeki davanın ikame edildiği, mahkemece incelenen İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davacıların taraf olmadıkları, borçlu olarak yer almadıkları ve bu nedenle taraflarına yönelen bir icra tehdidinin söz konusu olmayacağı, yine davacı şirketin ortaklığı için görüşmeler yapıldığı beyan edilmiş ise de davacı şirketin 14.10.2022 tarihinde mahkemeye gönderilen tescil kaydında tek ortağının dava dışı ... göründüğü, bu nedenle diğer davacıların resmi kayıtlarda davacı şirket ortağı olmadıkları, davacı tarafın dayandığı Yargıtay kararlarında şirket ortağının şahsi borcu için şirkete hacze gelindiği ve ortağın da şirketin aktiflerinin azalmasını önlemek amacıyla senet tanzim ettiği durumlara yönelik olduğu, oysa ki somut olayda şirketin tek ortağı olan ...'ın bu şekilde şirketi borçtan kurtarmak amacıyla bir taahhüdü olmadığı ve dosyamızda ...'ın davacı olarak bulunmadığı, dosyamızda davacı olan şahısların da davacı şirketin ortağı olmadıkları, davacıların varsa o an haciz mahallinde bulunan kendi mallarının haczi halinde ise herhangi bir protokol veya senet imzalamaya gerek olmaksızın istihkak iddiasında bulunabilecekleri, o halde davacıların tarafı olmadıkları bir icra dosyası için rızaen dava dışı dosya borçluları lehine borcu üstlendikleri, bu nedenle yukarıda bilgileri yazılı ve İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına konu senedin davalıya verildiği, tanık beyanlarında görüleceği üzere tanıkların senet imzası anında orada olmadıkları ve borcun kime ait olduğunu tam olarak bilmedikleri, tüm bu açıklamalar ışığında davacıların İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının tarafı olmamaları ve davacı şirket ortağı olarak yer almamaları nedeniyle kendilerine yönelebilecek bir icra tehdidi bulunmamasına rağmen dava dışı ...'anın asıl borçlu, yine dava dışı ...'ın kefil sıfatıyla sorumlu olduğu borcu rızaen üstlendikleri, bu sebeple ödeme yaparak ayrıca protokol ve bono tanzim ettikleri anlaşılmakla davanın reddine, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davaya konu bono ve iş bu bonoya ilişkin olarak düzenlenen protokolün haciz ve muhafaza baskısı altında keşide edildiğinden tarafları hiçbir şekilde borç altına sokabilecek mahiyette olmadığını, Bilirkişi Ek Raporuna göre de müvekkillerinin davalı tarafla herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını Dosyaya konu bono ve işbu bonoya müteakip protokol, müvekkillerinden; haciz mahallinde haciz ve haczedilen malların muhafazası tehdidi altında alınmış olduğundan müvekkillerinin bono ve bonoya ilişkin protokol dolayısıyla herhangi bir borç altına sokulabilmesinin mümkün olmadığını, anılı kararda ''...davacıların varsa o an haciz mahallinde bulunan kendi mallarının haczi halinde ise herhangi bir protokol veya senet imzalamaya gerek olmaksızın istihkak iddiasında bulunabilecekleri, o halde davacıların tarafı olmadıkları bir icra dosyası için rızaen dava dışı dosya borçluları lehine borcu üstlendikleri,...'' şeklinde karar kurulmuşsa da işbu kararın taraflar arasındaki resmi olmayan ortaklığı göz ardı ettiğini, müvekkillerinin haciz anında mahalde olmaları ve müvekkilleri ile davacı şirket .... Şti. yetkilisi arasında, davacı şirkete ortak olma yolunda anlaşma sağlanmış oldukları değerlendirildiğinde beyanlarının haklılığının açıkça görülebileceğini, taraflar arasında henüz resmiyette bir ortaklık bulunmasa da sözlü olarak bir anlaşma gerçekleştirildiğini ve resmi ortaklık işlemleri için hazırlık yapıldığı sırada davacı gerçek kişiler davacı şirket bünyesine maddi ve manevi destek verdiklerini, alacaklının, ihtiyati haciz esnasında alacağını garanti altına almak adına hukuka aykırı olarak ihtiyaten haciz yapılan mahalde istihkak iddiası olmasına karşın haciz müessesesini kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını, müvekkillerinin korkmasına ve baskı altına girmelerine sebebiyet vermek adına haciz mahalline nakliye aracı çağırdığını ve mahalden mal kaldırılacağı izlenimini uyandırmaya çalıştığını, bu eylemler sonucunda o an ne yapacağını bilemeyen müvekkillerinin ortak olacakları müvekkili şirketin mallarının muhafaza altına alınmaması amacı ile davalının taleplerini kabul etmek zorunda kaldığını ve davaya konu bono ile protokolü imzaladıklarını, Davalı tarafça iki farklı icra dosyası kanalıyla tamamı müvekkillerinden tahsil edilmiş ancak müvekkillerine ait olmayan toplam 194.000,00TL'lik bir ödeme söz konusu olduğunu, müvekkillerinin tüm malvarlıklarını kaybetme korkusu ile karşı karşıya bırakıldıkları durumda yapmış oldukları haksız ödemelerin iadesini sağlayabilmek adına borçlu olmadıklarının tespitini talep etmeleri en doğal hakları olup açıklanan tüm bu nedenlerle de müvekkillerinin taraf sıfatının bulunduğunu, -Ek olarak 30/10/2020 tarihinde gerçekleştirilen fiili haciz sırasında da haczedilen mallar müvekkillerinin ortak olmak üzere oldukları bir şirket olan .... Şti.'ye ait mallar olduğundan o tarihte yapılan ödemelerin de müvekkillerince kendiliğinden (haciz baskısı olmadan) yapılmış ödemeler olarak kabul edilemeyeceğini, davalının ihtiyati haciz vasıtası ile TTK 133. maddesinde belirtilen şahsi borçlardan dolayı borçlu şahsa ait şirket malları üzerine haciz konulamaz hükmünü hiçe sayarak İhtiyati Haciz vasıtası ile aslında borcu olmayan müvekkillerinin üzerinde hukuka aykırı şekilde baskı kurarak tahsilat yaptığını ve davaya konu senedi müvekkillerinden aldığını, TTK m. 133/2 maddesi uyarınca şahsi borçlardan dolayı borçlu şahsa ait şirket malları üzerine haciz konulamayacağını, sermaye şirketlerinde alacaklıların, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini isteyebileceği düzenlenmiş olmakla davalı tarafça müvekkili şirkete ait taşınırlar üzerine haciz konulmasının açıkça hukuka aykırılık arz ettiğini, -dosyaya delil olarak sundukları Yargıtay kararlarına göre şirket ortağı borçlunun şahsi borcu nedeniyle şirkete ait malvarlığının haczedilmesi usul ve yasaya aykırı olup hukuka aykırı eylemle müvekkilleri üzerinde kurulan baskı ile alınan davaya konu bono'nun hükümsüz hale geldiğini, bilirkişi raporunda her ne kadar taraflarınca ödemelere ilişkin belge ibraz edilmediğinden bahsedilmişse de müvekkilleri tarafından davaya konu bedellerin alacaklı vekillerine haciz mahallerinde ödenmiş olunmakla bu ödemelerin icra dosyalarına bildirildiğini, icra dosyalarının celbi yahut bu dosyalar hakkında icra müdürlüklerinden bilgi alınması durumunda bu husus açıklığa kavuşacağını, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı borçluların kendilerine karşı haciz baskısı yapıldığını ileri sürmüşse de dosya borcunu üstlenen söz konusu şahısların takipte borçlu bulunmadığı için kendilerine karşı haciz baskısı yapılmasının söz konusu olmadığını, 30.10.2020 tarihinde borçlular ... ve ...'ın menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için Ankara 24. İcra 2020/130 Tal.sayılı dosyası ile haciz adresine gidildiğini, söz konusu haciz işlemi sırasında .... ŞTİ., ..., ... ve ... tarafından dosya borcu üstlenilerek dosya borcuna istinaden protokol yapıldığını, tarafımızca gerçekleştirilen taleplerin borçlunun mal ve alacaklarının haczine yönelik olup borçlu şirketin borcu kabul edildiğini ve üstlenildiğini, davaya konu ödemeler yapıldığını, ödemelerin ihtirazi kayıt olmaksızın yapıldığını, protokolde yahut ödeme belgelerinde herhangi bir ihtirazi kayıt yer almadığı, havale makbuz açıklamalarında senet ve icra dosyaları belirtilerek borç ödemesi yapıldığını, istirdat davalarında, davacı sıfatının borçluya ait olduğunu, davacıların haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; haciz tehdidi altında düzenlendiğinden bahisle 210.000 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir. İstanbul 1. İcra Müdürlüğü .... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ...bank A.Ş. tarafından; 22 Eylül 2020 tarihinde, Borçlular ... ve ... hakkında Örnek 7 İlamsız Takiplerde Ödeme Emri gönderilmek suretiyle icra takibi başlatıldığı, 192.739,21 TL alacağın yıllık %30 faiz, icra masrafları ve avukatlık ücretleriyle birlikte tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır. İstanbul 1. İcra Müdürlüğü .... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ...bank A.Ş. tarafından; 17.11.2020 tarihinde, Borçlular ... ŞTi., ..., ... ve ... hakkında Örnek 7 İlamsız Takiplerde Ödeme Emri gönderilmek suretiyle icra takibi başlatıldığı, 611.615,91 TL alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davaya konu senedin incelenmesinde borçluların davacılar, lehtarın davalı, düzenlenme tarihinin 30.10.2020, vadesinin 16.11.2020 ve bedelinin 210.000 TL olduğu görülmüştür.Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 18/04/2022 tarihli raporda özetle;" Davacı ve Davalı Şirketlere ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahipleri lehine delil niteliği taşıdığı, Davacıların Dava dışı ... ve ...'a ait Borç miktarını üstlenerek Davalı Şirket ile Protokol düzenlediği ve 210.000,00 TL bono keşide etti; bononun vadesinde ödenmemesi üzerine davalı şirket tarafından takip başlatıldığı, Davacılar tarafından beyan edilen 30.10.2020 tarihli 31.500,00 TL ve 24.12.2020 tarihli 162.500,00 TL miktarlarında yapılan ödemelere ilişkin ödeme belgesi sunulmadığı, Davacı tarafların davaya konu senetler nedeniyle borçlu bulunduğu, Davaya konu senetlerin taraf defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 31/01/2023 tarihli ek raporda özetle;"Davacı Şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahipleri lehine delil niteliği taşıdığı, Davacıların Dava dışı ...'a ait Borç miktarını üstlenerek Davalı Şirket ile Protokol düzenlendiği ve 210.000,00 TL bono keşide ettiği, bononun vadesinde ödenmemesi üzerine davalı şirket tarafından takip başlatıldığı, Davacılar ile Davalı arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, Davacılar tarafından beyan edilen 30.10.2020 tarihli 31.500,00 TL ve 4.12.2020 tarihli 162.500,00 TL miktarlarında yapılan ödemelere ilişkin ödeme belgesi sunulmadığı, Davaya konu senetlerin taraf defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, Davacı tarafların davaya konu senetler nedeniyle borçlu bulunduğu, 15.04.2022 tarihli Kök Raporumuzda tespit edilen hususların aynen korunduğu, " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. Dava konusu bono incelendiğinde, düzenleme tarihinin 30/10/2020, vade tarihinin 16/11/2020 sıralı olarak olduğu, Davalı şirketin avukatı ile davacılar arasında düzenlenen protokol başlıklı belgede; bono'ya ait düzenlenmiş ödemeler vade tarihine kadar tam olarak ödendiğinde İstanbul 1. İcra Müdürlüğü .... sayılı dosya ile ilgili hiçbir hak ve alacaklarının kalmayacağının, alınan bono vade tarihinde ödenmezse esas dosya borçlarına mükerrer olmamak kaydıyla protokol konusu bono alacaklı adına taraflarınca icra takibine konulacağının düzenlendiği protokolde yahut ödeme belgelerinde herhangi bir ihtirazi kayıt yer almadığı, havale makbuz açıklamalarında senet ve icra dosyaları belirtilerek borç ödemesi yapıldığı, davacıların tacir olup haciz tutanağı dışında düzenlenen protokol ile borcu kabul ettikleri, protokolde ve ödeme belgelerinde ihtirazi kayıt bulunmadığı, takip dosyası kapsamında yapılan icra işlemleri nedeniyle davalı alacaklının kanundan kaynaklanan hakkını ve yetkiyi kullandığı, TBK'nın 38. maddesinde bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağına dair korkutmanın varlığının kabul edilebilmesi için korkutan tarafından diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması gerektiğinin düzenlendiği, somut olayda ise davacılardan 210.000,00 TL senet alındığı, dosya borcu ile uyumlu olduğu, günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü, İcra dosyasındaki alacak miktarı dikkate alındığında dava konusu borç protokolü ile bononun ikrah altında imzalandığının kabulünün mümkün olmadığı, davacıların bahsi geçen bono ve protokolle borcu üstlendikleri, somut olayda ikrah olgusunun da gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih ve 2020/633 E., 2023/414 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026