İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:06/11/2025 YAZILDIĞI TARİH:06/11/2025 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2016/1321 Esas 2023/1090 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; müv…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2375 KARAR NO : 2025/1766 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/12/2023 NUMARASI: 2016/1321 Esas 2023/1090 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 04/08/2016 Birleşen Dosya Bilgileri: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/932 E. 2023/909 K. DAVA: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:06/11/2025 YAZILDIĞI TARİH:06/11/2025 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2016/1321 Esas 2023/1090 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'ın eşi, ..., ... ve ...'in de babaları olan müteveffa ...'ın ... tarihinde yaya geçidinden yolun karşısına geçiş esnasında davalı ... A.Ş'ye ait diğer davalı ...'ın idaresindeki, diğer davalı ... A.Ş tarafından sigortalanmış olan ... plakalı aracın hızla gelerek çarpması neticesinde ...'ın yaralandığını ve kaldırıldığı hastane yolunda vefat ettiğini, kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı ...'ın aracı kullanırken ve yaya geçidine yaklaşırken aracının hızını azaltmaması, geçidi kullanmakta olan yayalara ilk geçiş hakkı vermemesi kurallarını ihlal etmesi nedeni ile kazanın gerçekleştiğinin tespit edildiğini, Kayseri 16. ASCM'nin 2016/420 esas sayılı dosyası ile açılan ceza davasında alınan 02/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda da kazanın oluşumunda davalı sürücünün ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini, eş ve babalarını bu trafik kazasında kaybeden müvekkillerinin hem derin bir ıstırap içine girdiklerini ve aynı zamanda müteveffanın maddi desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkili ... ile %65 özürlü olan ...'ın herhangi bir işte çalışmadığını, geçimlerini müteveffanın sağladığını, ...'ın vefatının müvekkillerini mağdur ve muhtaç duruma düşürdüğünü, müvekkilinin 60 yaşında vefat ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davacı için 50,00-TL maddi tazminat ile yine her bir davacı için 50.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 200.200,00-TL tazminata kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müteveffa murisin yaşının düzeltilmesi için dava açmak için yetki ve süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili, 29/11/2022 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunarak talebini 52.788,97-TL olarak belirlemiştir. Davalılar ... ve ... A.Ş. vekili; müvekkilinin kazanın meydana geldiğinde normal bir hızda seyrettiğini, kazadan sonra anlaşıldığı üzere davacıların murisinin intihar etme iradesi ile birden bire yola koşup oradan tesadüfen geçen müvekkilinin seyir halendeki aracının şoför mahalli kısmına kendini atarak intihar ettiğini, bu nedenle iddia edildiği gibi aracın yayaya çarpması şeklinde meydana gelmiş bir trafik kazası olmadığını, bir intihar vakası olduğunu, müteveffanın uzun süredir depresyon hastası olduğu ve muhtelif sayıda ağır etkili psikiyatri ilaçları kullandığını, olayın Kayseri'deki yerel medyaya da intihar vakası olarak yansıdığını, dava konusu taleplerin olayla hiçbir ilgisi bulunmayan müvekkillerine yöneltilmesinin yersiz olduğunu davanın husumet yokluğu nedeni ile usulden reddinin gerektiğini, müteveffanın kullandığı rivotri-2 mg ilacı intihar girişiminde bulunan ve depresyon geçiren hastalar tarafından kullanıldığını müteveffanın cebinden çıkan el yazılarının kendi el ürünü olduğunun 25/03/2016 tarihli raporu ile tespit edildiğini, müvekkilinin ceza davasından beraat etme ihtimalinin yüksek olduğunu be nedenle ceza yargılamasının sonucunun beklenmesini ayrıca Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/10810 soruşturma sayılı dosyasında alınan raporda müteveffanın meydana gelen olayın oluşumunda ağır kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müteveffanın 10 yıl önce SSK'dan emekliliğe hak kazandığını ve emekli maaşının hali hazırda eşi ...'a kaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. (eski ünvanı : ... A.Ş.) vekili; davacı tarafın dava açmadan önce müvekkili sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirmemesi nedeni ile davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu ve bedeni zararlarda kişi başına azami 310.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatına dahil olmadığını bu yöndeki taleplerin müvekkili yönünden reddinin gerektiğini, ...'ın intihar etmiş olabileceğinden ceza dosyasının celbi ile kusur durumunun tekrar incelenmesi gerektiğini, müteveffanın cebinden çıkan ve kendi el ürünü olduğu bilirkişi raporu ile sabit olan iki adet intihar notunun vakanın intihar olabileceğini desteklediğini, meydana gelen kazada müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını, ceza dosyasının hazırlık aşamasında alınan kusur raporlarını kabul etmediklerini adli tıp kurumundan kusur raporu alınmasın taleplerinin bulunduğunu, davacıların, müteveffanın öldüğünde 60 yaşında olduğuna dair iddiaların mesnetsiz olduğunu, davacı - çocukların desteklikten çıktığını, çocuklar bakımından tazminat hesaplaması yapılmaması gerektiğini, davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/932 esas 2023/904 karar sayılı dosyasında davacı ... vekili; müvekkili ...'ın eşi olan müteveffa ...'ın ... tarihinde davalılardan ... A.Ş'ye ait ve diğer davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın çarpması neticesinde yaralandığını ve hastane yolunda vefat ettiğini, bu kaza nedeni ile müvekkili ...'nin ve çocuklarının davalılar aleyhine açtığı Kayseri 1. ATM'nin 2016/1321 esas sayılı dava dosyasının halen derdest olduğunu, dava dosyasında tanıkların dinlendiğini, kusur ve hesap raporları alındığını, maddi tazminat yönünden ıslah dilekçesi verdiğinden ikinci bir ıslah dilekçesi vermelerinin mümkün olmadığından eldeki davayı açmak zorunda kaldıklarını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile iş bu davanın tarafları ve konusu aynı olan Kayseri 1. ATM'nin 2016/1321 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, müvekkili ... için 41.137,08-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/932 esas 2023/904 karar sayılı dosyasında davalı ... A.Ş vekili; birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddinin gerektiğini, davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmamış olması nedeni ile davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava açmadan önce müvekkili şirkete herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, dolayısıyla dava şartının gerçekleşmediğini, müvekkili şirket tarafından sigortalı araca atfedilen kusur oranının kabul edilemeyeceğini, müteveffanın söz konusu kazaya intihar etmek amacı ile sebep olduğunu, bu hususun tanık ifadeleri ve müteveffanın kaza yerinde cebinde bulunan not ile sabit olduğunu, ayrıca müteveffanın psikolojik tedavi gördüğünü, öncelikle davanın derdestlik, zorunlu arabuluculuk dava şartı ve sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmemesi nedeni ile usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/932 esas 2023/904 karar sayılı dosyasında davalılar ... ve ... vekili; davacının bu davayı açmadan önce Kayseri 1. ATM'nin 2023/893 esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, bahsi geçen dosya sonuçlanmadan davacı tarafça iş bu davanın açıldığını, derdestlik nedeni ile davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, müteveffanın söz konusu kazaya intihar etmek amacı ile sebebiyet verdiğini, cebinde intihar notu olduğunu ve psikolojik rahatsızlığı bulunduğunu savunarak haksız ek davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; asıl davada müteveffanın çocukları olan davacılar ...'nun kaza tarihinde 22 yaşını, ... ve ...'in 18 yaşını doldurdukları anlaşılmakla bu davacılar yönünden destek zararının bulunmadığı kanaatine varıldığı, davacı ...'in her ne kadar fiziksel engelli olduğu beyan edilmiş ise de çalışıp gelir elde edemeyeceğine, anne ve babasının bakımına muhtaç olduğuna dair bir raporun dosyaya sunulmadığı, aksine davacının kaza tarihinden önceki dönemde 1 yılın üzerinde sigortalı çalışmasının bulunduğu anlaşıldığından destek süresinin sona erdiği kanaatiyle anılan her üç davacı yönünden de destekten yoksun kalma talebinin reddine, müteveffanın eşi olan davacı ... yönünden ise asıl dava dosyasında 12/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile hesaplanan 52.788,97-TL üzerinden davanın kabulüne, davacı ...'nin murisin eşi, diğer davacıların ise çocukları oldukları, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun % 15 oranında kabul edilmesi, olayın intihar vakası olmadığı hususunun kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile saptanması, davacıların ve davalı ...'ın sosyal ve ekonomik durumları, diğer davalı işletenin ticari şirket olması, davacıların eşini-babalarını kaybetmiş olmaktan duydukları elem ve kederin yoğunluğu dikkate alınarak bir tarafın aşırı zenginleşmesine, diğer tarafın da aşırı derecede fakirleşmesine sebebiyet vermemek adına takdiren her bir davacı için ayrı ayrı 25.000,00-TL manevi tazminata, birleşen dava yönünden; davacının 2023/932 Esas sayılı dosyayı açmadan evvel mahkemenin 2023/893 Esas sayılı dosyası üzerinden davalılar ... ve ... şirketi aleyhine aynı ek davayı açtığı, ilgili dosyanın bir örneğinin de bu dosya arasına alındığı, mahkemenin 2023/893 Esas ve 2023/835 Karar sayılı kararı ile davalılar arasında sigorta şirketi bulunmadığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, 2023/932 Esas sayılı dava dosyasının açıldığı tarih itibariyle bu kararın henüz kesinleşmediği, dolayısıyla bu iki davalı yönünden aynı dava konusu ile ilgili olarak görülmekte olan başka bir dava bulunduğundan derdestlik dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine, diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde birleşen davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olduğu, zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre, davalı sigorta şirketi yönünden zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili; kazanın ceza yargılamasını yapan Kayseri 14. Ceza Mahkemesinde görülen ceza davasında ve Ankara Bam 26. Ceza Dairesinde verilen karar ile olayın intihar vakası olmadığını ve davalı ...'ın suçlu kusurlu olduğu kesin olarak ispatlanmış olup bu yönü ile Ticaret Mahkemesi Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı olduğunu ve olayın intihar vakası olduğuna karar veremeyeceğini, buna karşılık gerek yasaya gerek Yargıtay içtihatlarına göre davalı ...'ın kusur derecesi hususunda Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin bağlı olmadığını, ve davalının kusurunu bu işte uzman bilirkişilerden alacağı raporda tespit etmek durumunda olduğunu, gerekçeli kararda adeta ceza mahkemesinin kararı ile bağlı olduğunu bildirerek alınan birbiri ile uyumlu tüm uzman bilirkişi raporlarına aykırı şekilde nereden, hangi kıstaslarla ve nasıl belirlendiği anlaşılmayacak şekilde davalı ...'ın % 15 oranında müteveffa ...'ın ise % 85 oranında kusurlu olduğu hususundaki tespit ve kararının anlamanın mümkün olmadığını, mahkemenin her iki red kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin gerçek kişiler olduğunu, davanın da ticari dava olmadığını, davanın sadece sigorta şirketine karşı açılmış olsa idi o takdirde arabuluculuk görüşmesi yapılması zorunluluğunu bulunduğunu ancak davayı hem gerçek kişiye hem de sigorta şirketine karşı birlikte açlım oşması nedeniyle bu ihtimalde müvekkillerinin arabulucuya başvurma zorunluluklarının bulunmadığını, bu hukuki duruma rağmen mahkemece aksi yönde karar verilerek arabuluculuk görüşmesi yapılmamış olması nedeniyle sigorta şirketi yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının hukukun ihlali niteliği taşıdığını, müvekkillerinin hak kaybına uğramasına neden olunduğunu, manevi tazminat tutarlarının dosya kapsamına uygun düşmediğini, mahkemece hem asıl dava hem de birleşen ek dava yönünden hatalı şekilde vekalet ve karşı vekalet ücretlerine hükmettiğini, asıl dava ile birleşen 2023/932 esas sayılı ek kısmi davada müştereken ve müteselsilen sorumluluk hükümlerinin geçerli olduğunu, davanın reddi ile mahkemece her bir davalı için red gerekçeli farklı denilerek davalılar yönünden ayrı ayrı ve tam tutarda karşı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. Davalılar ... ve ... A.Ş vekili; müteveffanın kazaya intihar etmek amacıyla sebep olduğunu, bu nedenle husumetin müvekkillerine yöneltilemeyeceğini ve davacıların bu davayı açmalarında hukuki yararlarının olmadığını, dava konusu hadisenin iddia edildiği gibi aracın yaya olmayan müteveffaya çarpması şeklinde meydana gelmiş bir trafik kazası olmadığını, davacıların murisinin önceden planladığı ve bu planın mağduru olan müvekkilinin de o sırada tesadüfen trafikte seyir halinde olan aracına kendi iradesi ile kendisini koşarak atması şeklinde meydana gelmiş bir intihar vakası olduğunu, olayın çok sayıda görgü tanığı olmasına rağmen intihar hadisesinden sonra ulaşabilen tek kişi ve görgü tanığı ...'ın savcılık ve ceza davası sürecindeki ilk ifadelerine mahkemece itibar edilmemesinin yerinde olmadığını, olayda kusursuz olan müvekkiline mahkemenin 06/07/2022 tarihli celsenin (1) nolu ara kararı ile tespit edilen müvekkili ...'ın % 15 ve müteveffanın % 85 kusurlu olduğu yönündeki kusur atfını da istinaf ettiğini, müteveffanın intihar etmeden önceki ağır psikolojik ve ruhsal sıkıntıları nedeni ile kullandığı psikiyatrik ilaçların kendisine akli melekelerini kaybettirdiğinin dosyada mevcut hastane kayıtları ve hekim raporları ile sabit olduğunu, mahkemece davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminata hükmedilmesinin mevcut delil durumuyla bağdaşmadığını, dosyada mevcut usul ve yasaya aykırı ıslaha dayanak yapılan bilirkişi hesap raporunun müteveffanın intiharı gözetilmeksizin hazırlandığından eksik inceleme ve hatalı değerlendirme içermekle yapılan ıslahın hukuki temelden yoksun olduğunu, davacılar lehine fahiş miktarda tazminat takdir edildiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilemeyeceğinden yapılan ıslah ile davanın reddedilmesinin yerinde olmadığını, ıslahın zamanaşımına uğradığını, ıslahla artırılan miktar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin de yerinde olmadığını, davanın kısmi olarak açılmasıyla sadece davaya konu edilen kısım yönünden zamanaşımının kesilmiş olacağını ve talep edilmeyen kısım yönünden zamanaşımının devam edeceğini, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğinden ıslah edilen kısım için zaman aşımı işlemeye devam ettiğinden ve söz konusu alacağın ıslah tarihinden evvel zamanaşımına uğramış olduğundan ıslan edilen kısım açısından zamanaşımı itirazının mahkemece değerlendirilmemiş olmasını da istinaf ettiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf talebinde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, ölümlü trafik kazası neticesinde müteveffanın eşi ve çocuklarının, sürücü, işleten ve sigorta şirketinden, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir. Karayolu Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu 92. maddesi gereği sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan talepleriyle hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğu düzenlenmiştir. Diğer Yandan Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile ... tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanununun 93. maddesi gereği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır. Böylece Hazine Müsteşarlığı kanundan aldığı yetki ile zorunlu sigorta genel şartlarını belirler. Sigortacılık Kanunu'nun Sigorta Sözleşmeleri başlıklı 11. maddesi birinci cümlesinde "Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir." İfadesi ile yapılacak sözleşmeler (poliçeler) resmi gazetede yayınlanan genel şartlara uygun olmak zorundadır. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın uygulanması, Karayolları Trafik Kanunu’nun 95.maddesinde belirtilen tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği ilkesine aykırı olduğunu söylemekte mümkün değildir. Bu ilkenin uygulanabilmesi için her iki tarafın özgür iradesi ile poliçe düzenlendikten sonra zarar görenin aleyhine tazminatın kaldırılması ya da azaltılmasını gerektirecek değişikliklerin yapılması durumunda geçerli olacaktır. Oysa 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları, yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen poliçelerde geçerli olacağından, poliçenin düzenlendiği tarih itibarı ile Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası’nın kapsamı tüm taraflarca bilinmektedir. Sigortacı, işletenin sorumluluğunu poliçe ve genel şartlar kapsamında üstlendiğine göre, sonradan bir değişiklikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423 maddesine göre sigortacı, sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmese dahi sigortalı, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında yapılmış olur. Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının kapsamı, poliçe ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlara göre belirlenir. Nitekim dava tarihinde yürürlükte olan Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle zorunlu sigortacının kapsamındaki tazminatları belirlemede Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının göz önüne alınması esası getirilmiştir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kapsama giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” Şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” Zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatının dışında kalan hallerden sayılmıştır. Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.1. maddesi, A.3. maddesi, A.5. maddesinin (ç) bendi, yine A.6. maddesinin (c) ve (d) bentleri birlikte değerlendirildiğinde bir motorlu aracın işletilmesi sırasında destekten yoksun kalınan zararın, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olması için şu şartların gerçekleşmesi gerektiği söylenebilir. a)Talep edilen destek tazminatı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk ve sorumluluk riski çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin olmalıdır. Sigortalının hukuki sorumluluğu olmayan veya sigortalının sorumluluk riski içinde bulunmayan tazminat taleplerinden sigortacının sorumluluğu bulunmayacaktır. b)Motorlu aracın işletilmesinden dolayı ölen kişinin üçüncü kişi olması gerekir. İşleten ve işletenin sorumlu olduğu şahısların dışında bir üçüncü kişinin ölümü neticesi, destek zararlarından sigortacının sorumluluğu bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, poliçede taraf olan işleten (sigortalı) yada işletenin eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin ölmesi durumunda ölen kişi, üçüncü kişi sayılmayacağı için desteğinden yoksun kalanların zararından sigortacı sorumlu olmayacaktır. c)Sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinden sigortacının sorumluluğu bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla desteğin kendi kusurundan kaynaklanan destek zararlarından sigortacının sorumluluğu bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. Davacılar vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesi; Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Emsal nitelikteki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5890 Esas, 2020/8066 Karar Sayılı ilamında da açıklandığı üzere, kazanın oluş şekline ilişkin teknik veriler belirlendikten sonra HMK'nın 266. maddesi uyarınca hakim, bilirkişilerce tespit edilen kusur oranları ile bağlı olmayıp kusura ilişkin teknik verileri kendisi değerlendirerek kusur oranlarını kendisi belirlemelidir. Somut olayda tanıkların anlatımları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 2020/1049 Esas, 2021/2503 Karar sayılı kararı ile bilirkişi raporlarının oluşa uygun olmadığı, tedbir alma, fren ve manevra imkanını oldukça sınırlandıracak şekilde kaplamaya giren yayanın ölümünde, yaya geçidine yaklaşırken hızını yeterince azaltmayarak kazaya sebebiyet veren sanığın tali kusurlu kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılması ve davalı tali kusurlu kabul edilerek alt sınırdan cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmesi, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece 06/07/2022 tarihli celsesinin (1) nolu ara kararı ile meydana gelen kazada müteveffa ...'ın % 85 oranında, davalı ...'ın ise %15 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitte bulunulması isabetli olmuştur. Bu yöne değinen davacılar vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, somut olayda, müteveffanın çocuklarının 18 yaşını doldurdukları, ayrıca davacı ...'ın fiziksel engelli olduğu beyan edilmiş ise de çalışıp gelir elde edemeyeceğine, anne ve babasının bakımına muhtaç olduğuna dair bir raporun dosyaya sunulmadığı, aksine davacının kaza tarihinden önceki dönemde 1 yılın üzerinde sigortalı çalışmasının bulunduğu anlaşılmakla bu davacılar yönünden destek zararının bulunmadığı sonucuna ulaşılması kararı yerindedir. Bu yöne değinen davacılar vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ek dava ilk açılan davadan ayrı ve bağımsız bir davadır. Alacağın ıslah talebine konu edilmeyen kısmı yönünden ortada usulüne uygun açılmış bir dava bulunduğu söylenemeyecektir. Buna göre ek dava yönünden, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup eldeki dava anılan kanunda düzenlenen istisnalar kapsamında da kalmamaktadır (İstanbul BAM 43. H.D. E: 2022/1169, K: 2023/364). Bu durumda davaya konu alacak yönünden açılan ticaret mahkemesinde açılan ek dava ve istinaf incelemesine konu dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı hususu sabit olup, mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuğu başvurulmadığı gerekçesiyle ek davanın sigorta şirketi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava açısından; mahkemece, açılmamış sayılmasına karar verilmiş dava bulunduğundan derdestlikten dolayı davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davanın açılmamış sayılması kararı ile dava açılması ile meydana gelmiş olan sonuçlar ortadan kalkar. Yani, yeniden harç verilerek açılan yeni davada eski davanın açılması ile meydana gelen sonuçlar devam etmez. Bu nedenle; davanın açılmasıyla doğmuş olan derdestlik durumu, davanın açılmamış sayılmasıyla son bulur. Mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı henüz kesinleşmemiş olsa bile derdestlik durumu yine son bulur. (Yargıtay 14.HD.’nin 28/04/2021 tarih ve 2018/3502 E. 2021/3141 K. sayılı ilamı) Ancak, İlk derece mahkemesince her ne kadar aynı konuda açılmış derdest dava bulunduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; Yargıtay 14. HD. 18.09.2019 tarih 2016/6592 Esas, 2019/5422 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere önceki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle derdestlik söz konusu değildir. Bu hususa ilişkin davacılar vekilinin istinaf talebinde haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Esasen, tarafları ve alacak kalemi aynı olup ek dava mahiyetinde açılan işbu davada, asıl dosyada saklı tutulan fazlaya ilişkin (destekten yoksun kalma tazminatı) hak talep edilmiştir. Birleşen dosyada talep edilen alacak bilirkişi raporu tespit edilen alacağa ilişkin olup, asıl davada belirtilen gerekçelerle kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. İşleten ve sürücü açısından birleşen davanın kabulüne yönelik yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Davalılar vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesi; Somut olayda davacı tarafın davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvurmadan eldeki davayı açtıkları, ancak trafik kazasının ... tarihinde yani 2918 sayılı kanunun 97. maddesinde 6704 sayılı kanunun 5. maddesi ile yapılan değişiklikten (14/04/2016 tarihinden) önce meydana gelmiş olması nedeniyle, davacıların dava açılmadan önce sigortaya başvuru zorunluluğu bulunmadığından davalı sigorta şirketi vekilinin itirazının dikkate alınmayacağı kanaatine varılımştır. Sigortaya başvurma sigortanın temerrüte uğramasını sağlama yönünden etkilidir.(Kayseri BAM 3. HD 2022/69 Esas, 2022/1858 Karar) Dinlenen tanık beyanları ve ceza yargılaması göz önüne alındığında, müteveffanın üzerinden çıkan notların olayın intihar olduğu ispata yeterli olmadığı, sonuç olarak yapılan yargılama sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin kesin kararı ile de olayın intihar vakası olmadığının ortaya konulduğu, maddi hukuka ilişkin bu tespit ile hukuk mahkemesinin de bağlı olduğu anlaşılmış ve davalı tarafın bu yöndeki istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat yönünden; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Davaya konu kazanın meydana gelişindeki kusur durumu, tarafların müteveffaya yakınlığı, tarafların sosyal ekonomik durumları ve olay tarihi incelenmek suretiyle yapılan değerlendirmede davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için uygun olacağı görülmekle, davacılar vekilinin ve davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ; A-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, B-)KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2016/1321 Esas 2023/1090 Karar sayılı sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE, I-) ASIL DAVA DOSYASI (2016/1321 ESAS) YÖNÜNDEN; Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi İle, Destekten Yoksun Kalma Talepleri Yönünden; 1-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davasının kabulü ile, 52.788,97-TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya VERİLMESİNE, hükmedilen tazminata davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 04/08/2016 tarihinden, davalılar ... ve ... A.Ş. yönünden kaza tarihi olan ...'dan itibaren yasal faiz UYGULANMASINA, 2-Davacılar ..., ... ve ... yönünden destekten yoksun kalma talebinin REDDİNE, Manevi Tazminat Talepleri Yönünden; 1-Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 25.000,00-TL, davacı ... için 25.000,00-TL, davacı ... için 25.000,00-TL, davacı ... için 25.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, fazlaya dair manevi tazminat isteminin bu davalılar yönünden REDDİNE, 2-Davalı ... A.Ş. yönünden manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, II-BİRLEŞEN DAVA DOSYASI (2023/932 ESAS) YÖNÜNDEN; 1-Davacı ...'ın davasının KABULÜ İLE, 41.137,08-TL tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davalı ... A.Ş yönünden arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığı anlaşılmakla 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, Asıl dava yönünden yargılama giderleri: A-Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcının, dava açılışı sırasında tahsil edilen 683,79-TL peşin harç ve 180,13-TL ıslah harcından mahsubu ile kalan 248,52 TL'nin peşin harç olarak SAYILMASINA, B-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.606,02-TL ilam harcından, peşin olarak alınan 248,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.357,49-TL harcın (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA, C-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 6.831,00-TL ilam harcının davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir KAYDINA, D-Davacılar tarafından yatırılan 29,20 TL başvuru harcı ve 248,52 TL peşin harç toplamı olan 277,72 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, E-Davacı tarafın yaptığı 1.999,80-TL bilirkişi ücreti, 323,00-TL adli tıp ücreti ve 197,20-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.520,00-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre; 1.309,27-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, F-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ÖDENMESİNE, G-Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, H-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ÖDENMESİNE, I-Manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ÖDENMESİNE, Birleşen dava yönünden yargılama giderleri: a-Alınması gerekli 2.810,07 TL ilam harcından dava açılışı sırasında tahsil edilen 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.540,22 TL'nin davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat KAYDINA, b-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85-TL harcın davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 41.137,08-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ÖDENMESİNE, d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ... A.Ş.'ye ÖDENMESİNE, e-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen GÖNDERİLMESİNE, C-)Davacılar vekili ile davalılar ... ve ... A.Ş vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurularının reddine karar verilmiş olmakla; 1-)İstinaf başvurusu sırasında davacılar tarafından peşin alınan harçların mahsubu ile başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 2-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 3-)Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-)Alınması gereken 10.437,02 TL istinaf karar harcından davalılar ... ve ... A.Ş vekili tarafından peşin yatırılan toplam 5.218,52 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 5.218,50 TL harcın davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak Hazineye irat KAYDINA, Ç-) Davacı ... vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olmakla; 1-) İstinaf karar harcının talep halinde davacı ...'a ilk derece mahkemesince İADESİNE, 2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 3-)Davacı ... tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE, D-)1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana İADESİNE, 2-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince YERİNE GETİRİLMESİNE, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1,2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/11/2025