İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 08.05.2026 YAZILDIĞI TARİH: 08.05.2026 Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1093Esas ve 13/01/2026 tarihli ara kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili…
T. C. K A Y S E R İ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/426 KARAR NO: 2026/780 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13.01.2026 (Ara Karar) NUMARASI: 2025/1093 Esas DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28.11.2025 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 08.05.2026 YAZILDIĞI TARİH: 08.05.2026 Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1093Esas ve 13/01/2026 tarihli ara kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde geçirdiği yüksek enerjili motorlu trafik kazası sonucunda ağır yaralandığını ve kazanın ardından ... Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırıldığını, müvekkilinin Kayseri ilinde faaliyet gösteren ve kamuoyunda "..." adıyla bilinen restoran zincirinde ... ustası olarak çalışmakta olup, kaza tarihi itibarıyla aylık 39.000,00-TL ücret ile istihdam edildiğini, müvekkilinin yaşının 18 olup, mesleğinde yükselme, ustalık düzeyinin artması, farklı restoranlarda daha yüksek ücretle çalışma, hatta kendi işini kurma gibi ekonomik açıdan gelişme ihtimalinin son derece yüksek olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin mesleki geleceği kaza öncesinde açık, sürdürülebilir ve yükselen bir seyir göstermekte iken, yaşadığı ağır yaralanmalar nedeniyle bundan sonraki iş gücü, çalışma kapasitesi ve kazanç potansiyelinin önemli ölçüde zarar gördüğünü, müvekkilinin yoğun bakımdan başlayarak devam eden ağır tedavi süreci, ileri düzey bakım ihtiyacı, çalışamaz duruma gelmesi, ablasının işini bırakmak zorunda kalması, aile gelirinin tamamen yok olması ve bakım yükünün kesintisiz olarak devam etmesi dikkate alınarak geçici nitelikte makul bir ön ödeme yapılmasına karar verilmesini, ayrıca davalılar ... ve ... aleyhine miktar belirtmeksizin menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 01/12/2025 tarihli ara kararında; " İİK'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu nedeniyle ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmış iken 2.bentte vadesi gelmemiş borçtan dolayı hangi hallerde ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmıştır.Dava konusu olayda haksız fiile dayalı olarak bir zararın meydana geldiği açık olup yalnızca kazanın meydana gelmesinde kusurun aidiyeti ve oranı ile zarar miktarı çekişmelidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde davacının maddi ve manevi tazminat talebi yönünden kaza tespit tutanağı ve tedavi evrakları incelendiğinde yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olup, davalılar ... ve ... adına kayıtlı taşınır-taşınmazlar üzerine maddi tazminat istemi yönünden 100.000,00-TL'lik alacak, manevi tazminat istemi yönünden de 100.000,00-TL yönünden ihtiyati haciz talebinin KABULÜNE, fazlaya yönelik istemin REDDİNE..." dair karar verildiği görülmüştür. TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerin mal kaçırdığına, ödeme güçlüğüne düştüğüne, borçtan kaçınma iradesine sahip olduğuna veya ödeme kabiliyetinin bulunmadığına ilişkin hiçbir olgu, delil veya emare bulunmadığını, sırf dava açılmış olmasının, ihtiyati haciz için hukuki yarar doğurmadığını; aksi hâlde ihtiyati haciz kurumunun, “genel ve otomatik bir tedbir” niteliğine bürüneceğini ki bunun kabul edilemez olduğunu, Yerel Mahkemece bu yöndeki itirazlarınızın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerden ...'a ait aracın zorunlu trafik sigortasının mevcut olduğunu; davacının maddi tazminat alacağını doğrudan sigorta şirketinden tahsil edebileceğini, sigorta teminatı varken müvekkillerin kişisel malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz tesis edilmesi, somut olayın koşullarıyla bağdaşmayacağı gibi, ihtiyati haczin istisnai ve ölçülülük esasına dayalı niteliğiyle de çeliştiğini, ayrıca davacının alacağı sigorta güvencesi altında olduğundan, müvekkillerin alacağı ödememe veya kaçırma ihtimaline ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir somut olgunun da mevcut olmadığını, bu itibarla, müvekkiller yönünden verilen ihtiyati haciz kararının hem ölçülülük ilkesine hem de ‘hukuki yarar’ şartına açıkça aykırı olduğuna, davacının talep ettiği manevi tazminat yönünden müvekkiller aleyhine ihtiyati haciz uygulanmasının hukuken mümkün olmadığına, aksi yönde verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerekirken itirazlarının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ayrıca ihtiyati haczin yetersiz teminatla verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması yönünde karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Asliye Mahkemesi'nin 2025/1093 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen 13/01/2026 tarihli ara kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde; İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine, talep ise ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin ara kararının istinafına ilişkindir. İhtiyati haciz müessesesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde gösterilmiş olup, maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de; borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. 2004 sayılı İİK'nın 258. maddesi "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur" hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması aranmaktadır. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. İhtiyati haciz, 6100 sayılı HMK'daki ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olup, ihtiyati haczin şartları ve etkileri 2004 sayılı İİK'da düzenlenmiştir. İhtiyati haciz yolu başlı başına bir icra takip yolu değildir. Alacaklı borçluya karşı alacak davası açtıktan veya icra takibi yaptıktan sonra da aynı alacak için ihtiyati haciz isteyebilir. Borçluya karşı genel haciz yolu ile takip yapmış olan alacaklı takip kesinleşmeden önce hakkını tehlikede görüp, aynı alacak için borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurma hakkını haizdir (Yargıtay 11. HD'nin 17/06/2014, E. 2014/8092, K. 2014/11652; 11/11/2013, E. 2013/15860, K. 2013/20091; 13/02/2012, E. 2012/699, K. 2012/ 1837; 22/06/2009, E. 2009/6653, K. 2009/7569 tarih ve sayılı kararları). İhtiyati haciz, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir. (HMK 406/2) Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. İİK'nın 257 ve izleyen maddelerine göre rehin ile temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu kuralın haksız eylemden kaynaklanan tazminat isteklerinde de uygulanması gerektiği belirgindir. Çünkü bu isteklerde de para alacağına kavuşulması amaçlanmaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zarar haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır (Yargıtay 4. HD'nin 2022/8964 E., 2022/15530 K. sayılı ve 28/11/2022 tarihli ilamı). İhtiyati haciz bir dava değildir. İhtiyati haciz yargılamasında taraflar, ihtiyati haciz talep eden alacaklı ve karşı taraf olarak borçludur. İhtiyati hacizde görevli ve yetkili mahkeme konusunda genel hükümler uygulanır (İİK 258/1). Ayrıca, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacıların manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz taleplerinin tamamının tek kalemde istenebileceğinden göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 sayılı HMK'nın 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla, ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda 22/06/1966 tarihli 7/7 sayılı İBK'da göz önünde tutularak manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür. Keza Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları arasındaki Uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 28/11/2022 tarihli, 2022/8964 Esas ve 2022/15530 Karar sayılı kararında "Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür." şeklindedir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davanın haksız fiil nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin olduğu, haksız fiil (kaza) tarihi itibariyle zararın meydana geldiği, dava dilekçesi ekindeki kaza tespit tutanağı, tedavi rapor ve evrakları incelendiğinde davacı tarafça yaklaşık ispata yeterli delillerin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Ancak gerçek zarar miktarının yargılama sonucunda belli olacağı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yukarıdaki düzenlemelerden ve yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzerine ilk derece mahkemesince 13/01/2026 tarihli ara kararı ile, 01/12/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına yönelik davalıların itirazlarının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. İlk derece mahkemesince yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek verilen kararın yasal düzenlemelere uygun ve isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararına itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-) Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf başvurusu sırasında peşin alınan harçların mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2026