İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DOSYADA DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına Türk Patent Enstitüsüne ... tescil numarası ile tasarım tescil başvurusu yapıldığını, Tescil Başvuru Formundaki 1 nolu tasarımın taklitlerinin davalı ... Tekstil tarafından "..." markasıyla üretim ve satışının yapıldığının te…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/258 KARAR NO:2026/507 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:07/12/2023 NUMARASI:2020/238 E. - 2023/199 K. BİRLEŞEN DAVA:Tasarımın hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DOSYADA DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına Türk Patent Enstitüsüne ... tescil numarası ile tasarım tescil başvurusu yapıldığını, Tescil Başvuru Formundaki 1 nolu tasarımın taklitlerinin davalı ... Tekstil tarafından "..." markasıyla üretim ve satışının yapıldığının tespit edilmiş olduğunu, Tasarım Hakkına Tecavüz davalı şirketin ticari faaliyeti çerçevesinde yapılmakta olduğunu, diğer davalı gerçek kişilerin ... ve ... davalı tüzel kişiliğin müdürleri olması ve haksız fiili bizzat gerçekleştiren kişiler olduğundan davaya taraf yapılmış olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/55 D. İş sayılı delil tespit dosyasından alınan bilirkişi raporu ile tasarım hakkına tecavüzün varlığının tespit edildiğini, müvekkiline ait tasarım ile davalının iş yerinde ele geçirilen ürünlere ilişkin görseller üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde de tasarım hakkına tecavüzün varlığının tespit edileceğini, davalının haksız eyleminin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz oluşturmadığı, yönünde kanaate varılması halinde dahi davalının eylemi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, belirsiz alacak davası hükümlerine göre şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100,00 TL itibar ve 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 04.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine , yargılama giderleri ve vekaleti ücretin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalılar ... ve ... Ltd. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş yerinde bulunan ürünlerin piyasada bir çok yerde bulunan ürünler olduğunu, bu ürünlerin harcı alem ürün olduğundan davacı tarafın bu ürünle alakalı tescil başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu tescilin iptali için müvekkili tarafından yasal yollara başvurulacağını, gerçek kişi müvekkili yönünden husumet itirazları bulunduğunu, öte yandan davacı taraf dava dilekçesinde bu ürünün 2.500-3.000 adet üretildiğinden bahsetmiş olsa da davalıların defterleri incelendiğinde yılda ne kadar mal sattıkları ve ne kadar kar ile sattıkları ortaya çıkacağını, davacı tarafın vermiş olduğu adet sayıları farazi olup gerçeklikten uzak rakamlar olduğunu, öncelikle mutlak yenilik incelemesi yapılarak davacının tüm istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. BİRLEŞEN DOSYADA DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... sayı ile başvurusu yapılan 1 nolu ...'nin yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşen davanın reddine karar verilmesini, tasarımın yeni ve ayırt edici olduğunu ve tasarıma davalılarca tecavüz edildiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2020/238 esas, 2023/199 karar sayılı, 07/12/2023 tarihli kararı ile; "28.11.2017 tarihinde kamuya sunulan ürün tasarımı görseli ile dava konusu tasarımın birbiri ile ayırt edicilik yönünden değerlendirilen tasarımlarının her ikisi de “elbise” olarak tanımlanan tekstilden mamül ürün tasarımlarıdır. Kıyaslanan tasarımların her ikisinde de elbisenin genel hatlarının geleneksel form özellikleri ile simetrik gövde ve etek ile şekillendirilmiş olduğu görülmektedir. Her iki tasarımda da ürünün hakim yaka formuna sahip olduğu ve gövde ile aynı desen ve renk özellikleri ile benzer kalınlıkta boyun üzerinde yer aldığı görülmektedir. Her iki tasarımda da elbise torso kısmında astarlı kumaşın üstünde tül ile iki katlı olarak pileli kullanılmış olduğu görülmektedir. Rapor kapsamına göre davacı tasarımında torsodaki iç astarın tüm gövdeyi örttüğü görülmekte iken, 3.kişi tarafından kamuya sunulan 29.11.2017 tarihli görselde tasarımda kısmi olarak kapatılmış halde ve askılı olarak uygulanmış durumdadır. Her iki tasarımda da elbise kollarının tül ile oluşturulduğu ve manşet birleşimlerinde dökümlü halde olduğu görülmektedir.Davacı tasarımda kol yeni içinde astar ile örtülme mevcut iken 2017 tarihli görselde tasarımda bu öğe astarsız haldedir. Her iki tasarımda da kol manşetlerinin benzer uzunlukta ve oran ilişkisinde gövde ile benzer renkte uygulandığı görülmektedir. Her iki tasarımda da elbisenin etek kısmının bel hizasında daraldığı, astarlı olarak üzerinde tül ile ve pileli yapıda olduğu görülmektedir. Her iki tasarımda da benzer kalınlıkta kemer öğesinin elbisede benzer konumda uygulanmış olduğu görülmekte, davacı tasarımda üzerinde taşlı süsleme yer aldığı görülmekte iken, 2017 tarihli görselde düz olarak uygulandığı görülmektedir.Tasarım bilirkişisince yapılan değerlendirme sonucunda; tasarımlarda yer alan torso iç astarının birbirlerinden farklı olduğu görülse de, bu öğenin tek başına ayırt edici nitelikte olmadığı, tasarımlarda yer alan diğer öğelerin birbirlerine ve tasarımın geneline göre olan form, kullanım ve ebat ilişkilerinin birbirleri ile benzer oldukları görülmüş, tasarımlar birbirlerinin versiyonları olarak değerlendirildiğini ve bu doğrultuda, hükümsüzlüğü istenen ... no'lu tasarımın kıyaslaması yapılan ürün tasarımının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, birbirleri ile benzer olarak algılandıkları ve dosyaya sunulan ilk bilirkişi kök raporunda ve ek raporunda davaya konu tasarımın “özgünlüğünün düşük olduğu, bilinen model uygulamaları olduğu, tasarıma özellik katan model uygulamalarının tescil tarihinden önce kostüm tarihinde ve çeşitli dönemlerde kullanıldığı” oldukları, bu nedenle yenilik özelliği taşımadığı belirtildiği ,son düzenlenen bilirkişi raporunun ise tarihsel olarak denetime uygun olması ve kıyaslamanın da denetime uygun bulunması ve netice olarak davaya konu tasarımın yenilik niteliğine sahip olmadığını bildirdikleri, tasarımların ayırt edicilik karşılaştırmasında tespit edilen farklı özelliklerin ise tasarımcının tasarımlarında seçenek özgürlüğü kapsamında hareket etmediği ve tasarıma farklılık yaratacak nitelikler kazandırılmamış olduğu, sonuç olarak dayanak tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığı anlaşıldığından tasarımın hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşıldığından birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Bilindiği üzere tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararın sonuçları geçmişe etkili olacağından ,tasarım tesciline hukuki bakımdan bu kanunla sağlanan koruma, hükümsüzlük kapsamında doğmamış sayılacağından asıl davada tecavüz ve tazminat şartları oluşmadığından asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, davalı adına ...(1) no ile TASARIMIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine" karar vermiştir. İSTİNAF:Davacı/ birleşen dosyada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin asıl davada tecavüzü tespit eden bilirkişi raporlarına ve kesinleşmiş ceza mahkemesi kararına rağmen davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2022/55 D.İş dosyasında kapsamında alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece alınan 09.08.2021 tarihli kök bilirkişi raporunda davalının müvekkilin tasarımına yönelik tecavüz eyleminde bulunduğu sabit hale geldiğini, birleşen dava ile müvekkili tasarımının yenilik özelliğinin bulunmadığına yönelik bilirkişi görüşü nedeni ile bu davanın reddedilmesinin usulsüz olduğunu, tazminat hesabı yapılmamasının eksik inceleme ve hak ihlali teşkil ettiğini, mahkeme tazminat hesaplaması yapması gerektiğini, birleşen dava yönünden ise müvekkili dava konusu tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, ilk kez müvekkili tarafından üretilerek kamuya arz edildiğini, bilirkişi raporunda tasarımın bütünü yerine sadece bir parça üzerinden hatalı bir kıyaslama yapıldığını ve SMK hükümleri uyarınca aranan "aynılık" kriterinin gerçekleşmediğini vurguladığını, tescile konu tasarımın daha öncesinde kamuya sunulduğunun kabul edilebilmesi için tescile konu tasarımın birebir aynısının rüçhan tarihinden veyahut başvuru tarihinde önce kamuya arz edilmiş olması gerektiğini, bilirkişi raporunda değerlendirme yenilik ve ayırt edicilik (hükümsüzlük) değerlendirmesi olmayıp söz konusu değerlendirme benzerlik (tasarım hakkına tecavüz) incelemesine yönelik olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; davacı adına tescilli ... sayılı, 1 nolu tasarımın davalılar tarafından ... markası ile üretildiği satışının yapıldığı iddiasına dayalı olarak tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemlerine ilişkindir. Birleşen dava; davalı adına tescilli ... sayılı, 1 nolu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığından bahisle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından tecavüz istemli asıl davanın reddine, hükümsüzlük istemli birleşen davanın kabulüne karar verildiği, davacı/ birleşen dosyada davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Tasarımın hükümsüzlük hâlleri dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 77. maddesinde düzenlenmiş olup öncelikle birleşen dava kapsamında, davalı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliğini hâiz olup olmadığının incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dosyanın tetkikinde; hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı, 1 nolu tasarımın 08.11.2019 başvuru tarihli olup elbise tasarımı olduğu görülmüştür. Tescilli tasarımın geçerliliği mutlak yenilik şartının varlığına bağlı olup mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterli görülmektedir. Dosyada mübrez bilirkişi raporu kapsamında gerekçeli ve denetime elverişli şekilde inceleme yapılarak sonuçların değerlendirildiği, yenilik ve ayırt edici nitelik yönünden 28.11.2017 tarihinde kamuya sunulan ürün tasarımı görseli ile dava konusu tasarımın her ikisinde de elbisenin genel hatlarının geleneksel form özellikleri ile simetrik gövde ve etek ile şekillendirilmiş olduğu, her iki tasarımda da ürünün hakim yaka formuna sahip olduğu ve gövde ile aynı desen ve renk özellikleri ile benzer kalınlıkta boyun üzerinde yer aldığı, elbise torso kısmında astarlı kumaşın üstünde tül ile iki katlı olarak pileli kullanılmış olduğu, davacı tasarımında torsodaki iç astarın tüm gövdeyi örttüğü görülmekte iken, 3.kişi tarafından kamuya sunulan 28.11.2017 tarihli görselde tasarımda kısmi olarak kapatılmış halde ve askılı olarak uygulanmış durumda olduğu, elbise kollarının tül ile oluşturulduğu ve manşet birleşimlerinde dökümlü halde olduğu, davacı tasarımda kol yeni içinde astar ile örtülme mevcut iken 2017 tarihli görselde tasarımda bu öğenin astarsız halde olduğu, her iki tasarımda da kol manşetlerinin benzer uzunlukta ve oran ilişkisinde gövde ile benzer renkte uygulandığı, elbisenin etek kısmının bel hizasında daraldığı, astarlı olarak üzerinde tül ile ve pileli yapıda olduğu, benzer kalınlıkta kemer öğesinin elbisede benzer konumda uygulanmış olduğu, davacı tasarımda üzerinde taşlı süsleme yer aldığı görülmekte iken, 2017 tarihli görselde düz olarak uygulandığı, torso iç astarının birbirlerinden farklı olduğu görülse de bu öğenin tek başına ayırt edici nitelikte olmadığı, tasarımlarda yer alan diğer öğelerin birbirlerine ve tasarımın geneline göre olan form, kullanım ve ebat ilişkilerinin birbirleri ile benzer oldukları, hükümsüzlüğü istenen ... no'lu tasarımın kıyaslaması yapılan ürün tasarımının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, birbirleri ile benzer olarak algılandıkları, tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda hükümsüzlüğü talep edilen tasarım tescili ile hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan geçmiş tarihli ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları yönünde kanaate ulaşıldığı, böylece davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinden yoksun olduğunun saptandığı, dosya kapsamında aksi yönde delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. SMK'nın 79. maddesi gereğince tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karar geçmişe etkili olup tasarıma bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağından dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile davacı/ birleşen dosyada davalı adına tescilli ... numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir duruma rastlanılmamıştır.Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı/ birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 07/12/2023 tarih ve 2020/238 E., 2023/199 K. sayılı kararına karşı, davacı/ birleşen dosyada davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 855,20 TL harçtan mahsubu fazla alınan 123,20 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı/ birleşen dosyada davalıya iadesine, 3- Davacı/ birleşen dosyada davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026