İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine yapılan icra takibinden, 29/07/2017 tarihinde ödeme emrinin tebliği ile bilgi sahibi olduğunu, söz konusu icra takibine konu olan ... A.Ş. Çorlu Şubesinin ... çek numaralı, 15/07/2017…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1578 KARAR NO : 2026/8 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/10/2022 NUMARASI : 2017/693 E. - 2022/638 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine yapılan icra takibinden, 29/07/2017 tarihinde ödeme emrinin tebliği ile bilgi sahibi olduğunu, söz konusu icra takibine konu olan ... A.Ş. Çorlu Şubesinin ... çek numaralı, 15/07/2017 keşide tarihli 85.000,00-TL bedelli çekle ilgili süresi içerisinde bu davayı tedbir talepli olarak bu davayı açtıklarını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, takibe dayanak çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmamasını, söz konusu çeke dair herhangi bir ticari alışverişin olmaması, müvekkili şirket adına kesilen ve müvekkili şirketin kestiği tahsilat ve reddiyat makbuzunun söz konusu çeke dair bulunmaması sebebiyle davanın kabulüne, ... A.Ş. Çorlu Şubesinin ... çek numaralı, 15/07/2017 keşide tarihli 85.000,00-TL bedelli çek ile ilgili müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu çekle ilgili davalı tarafça başlatılan İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin öncelikle teminatsız, olmaz ise uygun bulunacak teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, icra dosyasına yatırılan çek bedelinin davalı alacaklıya ödenmemesine, haksız olan alacaklı davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata, alacağın%10'u oranında paza cezasına hükmedilmesine ve yargılama giderinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bir faktoring firması olduğunu, faktoring işlemleri neticesinde çek devraldığını, davaya konu 85.000-TL bedelli çekin faktoring işlemi kapsamında, taraflarından önce ciranta olarak bulunan ... Ltd. Şti'den faktoring işlemi neticesinde devraldığını, çekin alımına sebep olan irsaliyeli fatura ile birlikte devraldığını, karşılıklı olarak da çek bedelini müşterisi ... Ltd. Şti'ne ödediğini, müvekkili tarafından faktoring işlemi neticesinde faturayla birlikte devralınan çeke ilişkin faktoring sözleşmesi ve çekin alımına sebep olan çeki tevsik eden belge niteliğinde olan fatura ile hangi faturanın hangi çeke ilişkin olduğunu gösterir ve hangi çekin faktoring işlemine tabi tutulduğunu belgeleyen alacak bildirim formu ile çek bordrosu ve dekont mevcut olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların tümünün kötü niyetli olup gerçeğe aykırı iddialar olduğunu, bu nedenlerle haksız davanın ve karşı tarafın tüm taleplerinin reddine, lehlerine tazminata hükmedilmesini ve vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Grafolog bilirkişi raporunda, dava ve icra takibine konu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilinin eli ürünü olmadığı tespit edildiğine göre davacının imzasını içermeyen dava konusu senetten dolayı borçlu sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, mutlak def'i niteliğindeki bu iddianın alacaklı hamil konumunda bulunan davalı dahil herkese karşı ileri sürülebileceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulü ile davacının 15/07/2017 keşide tarihli 85.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Bununla birlikte senedin ciro yoluyla hamili olan davalının bu senedi doğrudan davacıdan almadığı, bu nedenle imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek konumda olmadığı anlaşıldığından davacının kötü niyet tazminatının ve para cezasına ilişkin talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve "Davanın kabulü ile davacının İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına konu 15/07/2017 keşide tarihli 85.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatının ve para cezasına ilişkin talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, " karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişinin hazırladığı işbu raporun yargılamayı aydınlatmaktan uzak olduğu, yeterince açık, ayrıntılı ve gerekçeli olmadığını, raporun hiçbir dayanak içermediğini, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli olmadığını ve mukayese edilen imzaların hangi nedenlere dayanarak farklı olduğu fotoğraf ya da diğer görüntü teknikleriyle desteklenmediğini, -Davacının kötü niyetli olarak imza itirazında bulunduğunu, ilgili raporun bu yönüyle açık ve anlaşılır olmadığını,-Müvekkili şirketin faktoring sözleşmesi gereğince üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, Müvekkili şirketin davaya konu çeki faktoring sözleşmesi ile çekin alımına sebep olan fatura ile birlikte devralan iyi niyetli meşru hamil konumunda olup yasanın kendisine yüklediği tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9. Maddesinin 2 .fıkrasında ''Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez.'' hükmü gereğince faktoring şirketlerinin çeki devralırken çeki tevsik eden belge niteliğinde bulunan, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösteren faturanın mevcudiyetinin yeterli görüldüğünü, beklenen başka bir sorumluluk söz konusu olmadığını, -Davalı/alacaklı müvekkilinin senet üzerinde iyiniyetli 3. kişi hamil konumunda olduğunu, müvekkili şirketin işbu dava konusu çeki faktoring sözleşmesi ile kendisinden önceki ciranta olan ... Ltd. ŞTİ.'nden devraldığını, ... Ltd. Şti Ve ... Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiyi gösterir fatura ile müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin çek bedelini müşterisine ödediğini, çek üzerinde ciranta olan davacıya ait imzanın sahte olup olmadığını bilebilecek durumda olmamakla beraber bu hususta hukuken araştırma yapma mecburiyeti de kanunen bulunmadığını, -Eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Davacının vekalet ile kambiyo senedi düzenleme imzalama ve cirolama konusunda 3. şahıslara yetki verip vermediği, eğer verdiyse bu 3. şahıslara ait bilgilerin ve varsa bu şahıslara ait imza örneklerinin de istenilerek gerekli incelemelerin yapılmasının talep edildiğini, senedin "vekaleten" imzalandığı yazılmasa dahi vekalet veren, vekil tarafından imzalanan senetten dolayı sorumlu olduğunu, bu nedenle; davacı ile üçüncü şahıslar arasında vekalet ilişkisi olup olmadığının araştırılarak vekil tayin edilen kişilerin de imza incelemesinin yapılması gerektiğini, Davacı şirketin çekteki ilgili bankaya, Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Noterler Birliği’ne çek keşide edilmesi hususunda 3. şahsa yetki verip vermediği, Çek hesabının bulunduğu ilgili bankaya davacının aynı imza ile ödenmiş başkaca çeklerinin olup olmadığı, hususları araştırılmadan karar verildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, icra takibinden sonra açılan ve takibe dayanak senetteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. İst. 35. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak çekteki ciranta ... ... ... A.Ş adına atılan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı, bu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 15/07/2017 tarihli 85.000,00 TL bedelli bir adet çek nedeniyle 83.590,00- TL asıl alacak, 135,83-TL İşlemiş faiz, 8.359,00-TL %10,00 Karşılıksız Çek Tazminatı olmak üzere toplam 92.084,83 TL'lik kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte bulunulduğu görülmüştür.Grafolog bilirkişi tarafından ibraz edilen 05/08/2022 tarihli raporda özetle; "İnceleme konusu, ... A.Ş.- Çorlu Şubesine ait, keşidecisi “...LİMİTED ŞİRKETİ” , keşide yeri Çorlu, keşide tarihi 15.07.2017 olan, “ 85,000-SEKSENBEŞ TL/EURO” tutarlı ... seri nolu çekte “... ... A.Ş.” adına atılmış 2. ciro imzası ile ilgili şirkette imza atmaya yetkili ...'e ait mevcut mukayese imzalar arasında ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu 2.ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ÜN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI kanaatimi bildirir rapordur." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda, inceleme konusu ve mukayese imzaların stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekte ciranta olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan imzanın davacı şirketin yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı faktoring şirketi her ne kadar çeki usûlüne uygun tevsik edici belge ile aldığını, kanundan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de, imzada sahtecilik mutlak def'ilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden davalı savunmasının yerinde olmadığı, Davacının aynı mahiyetteki başka çekleri ödemesi davacının iş bu davaya konu çeklerdeki imzaya itiraz etmesine engel olmadığı bu hususta teamül oluştuğuna ilişkin savunmanın dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davacının başka yetkilisi olup olmadığı hususunun da senette vekaleten imzası bulunmaması nedeniyle davacıyı bağlamayacağı, davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih ve 2017/693 E., 2022/638 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.806,35 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.451,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.354,5 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026