İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, "..." isimli sinema filminin proje sahibi, yaratıcı yapımcısı ve film yazarı sıfatıyla eser sahibi olduğunu, ... ... ... televizyonu tarafından yapılan "... ..." isimli belgeseli izledikten sonra bu hikayeyi geliştirdiğin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1562 KARAR NO : 2025/1841 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 15/12/2022 NUMARASI : 2021/122 E. - 2022/178 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, "..." isimli sinema filminin proje sahibi, yaratıcı yapımcısı ve film yazarı sıfatıyla eser sahibi olduğunu, ... ... ... televizyonu tarafından yapılan "... ..." isimli belgeseli izledikten sonra bu hikayeyi geliştirdiğini ve bu proje için davalı ile anlaştıklarını, sözlü anlaşmada bu projenin senaryo bedeli olarak 150.000 TL net telif bedelinin müvekkiline ödeneceğini, senaryo yazarlığı mesaisi dışında yaratıcı yapımcı olarak ödeme yapılmayacağının kararlaştırıldığını, bunun akabinde yazılı sözleşmenin müvekkili tarafından tek taraflı olarak imzalandığını, ancak davalının sözleşmeyi imzalayıp vermekten imtina ettiğini, sözleşmenin mailler dikkate alındığında taraflar arasında kurulmuş sayılacağını, müvekkiline 150.000 TL telif bedelinin geç de olsa ödendiğini, müvekkilinin filmin son güncel tretman yazımını da yapıp davalı şirkete 30 Nisan 2016 tarihinde senaryoyu teslim ettiğini, sözleşmeyi imzalamayan davalının müvekkiline Kültür Bakanlığından destek almak için tarihsiz muvafakatname imzalattığını, bu muvafakatnamenin henüz ... filminin çekimlerine başlanılmadan imzalatıldığını, daha sonra filmin yapımının gerçekleştirildiğini, davalının; müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, öncelikle müvekkilinin imzalayıp davalıya gönderdiği ancak davalının imzalı nüshasını göndermekten ısrarla imtina ettiği 24/07/2015 tarihli sözleşme uyarınca müvekkiline 150.000 TL telif bedeline ek olarak sözleşmenin 4.4, 4.5, 4.6 maddeleri gereğince filmin izleyici sayısına göre de ek telif bedeli ödemesi gerektiğini, filmin manevi haklarından umuma arz hakkının davalıya devredilmemesine rağmen davalının filmi yayınlaması nedeniyle manevi tazminat talep ettiklerini, davalının; müvekkilinin eser sahiplerinden birisi olmasına rağmen eser sahipliğini gereği gibi belirtmeyerek FSEK 15. maddesi çerçevesinde müvekkilinin manevi hakkının da ihlal edildiğini, ayrıca müvekkilinin çekimlere katılmasının engellenmesi, filmin son halinin izletilmemesi, törenlere davet edilmemesi ve proje sahibi olarak müvekkili yerine davalı şirket yetkilisinin gösterilmesi nedeniyle de genel hükümler çerçevesinde manevi tazminat talebinde bulunduklarını, neticeten; müvekkilinin senarist sıfatıyla hak sahibi olduğu sinema yapımının toplam gişesi temel alınarak 75.000 TL sözleşme bedelinin ve toplam 75.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının ... TV şirketi ... yapımı "... ..." isimli belgeseldeki görüntüleri, ...'den izin almaksızın sunum dosyası haline getirdiğini, hikayede hayatı anlatılan ...'nden izin almaksızın müvekkiline senaryoyu getirdiğini, müvekkilinin gerekli izinleri kendisinin aldığından proje sahibinin müvekkili olduğunu, davacı ile senaryonun filme dönüştürülmesi hususunda anlaşıldığını ve kendisine telif bedeli olarak net 150.000 TL ödendiğini, davacının bedelin tamamını almasını takiben sinema filminin gösterime girebilmesi için gerekli kayıt/tescil belgesinin alınabilmesi ve gösterimi için gerekli muvafakatnameyi imzalayarak müvekkiline teslim ettiğini, davacının ismine afişlerde ve filmin künyesinde yeterince yer verildiğini, davacı ile imzalanmış herhangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığını, bu nedenlerle ek telif bedeli talepleri ile manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; DAVANIN KISMEN KABULÜNE,1-75.000 TL ek telif bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının eser sahibi olduğuna dair yeterli belirtmenin yapılmaması nedeniyle FSEK 15.maddesi gereğince takdiren 15.000 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davalı şirket yetkilisinin yaptığı gazete röportajlarında; proje sahibi olarak davacıyı belirtmemesi nedeniyle B.K'nun 58.maddesi gereğince takdiren 10.000 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Diğer taleplerin reddine,5-Davada talep edilen ve hüküm altına alınan hususlar dikkate alındığında; hükmün ilanına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin davacının aleyhine reddettiği kısımlar için herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, müvekkili aleyhine kabul edilen kısımların hatalı olduğunu, müvekkili şirket Türk sinema tarihinin en çok gişe yapan projelerinden olan ve ... Savaşı’nda yaşanan gerçek bir hayat hikayesini konu edinen “...” adlı sinema filmi projesinin münferid ve münhasır sahibi olduğunu, davacı tarafından projenin başlangıcında izinsiz olarak pazarlanmaya çalışılan içeriğin, bir ... TV belgeselinden alıntılandığını ve davacı yanın proje sahibi olmadığının bilirkişi raporlarıyla dahi sabit olduğunu, davacı proje sahibi olmadığını bilmesine rağmen çalışmalarını sürdürürken, görüntülerini kullandığı ... adlı tv şirketinin bilgisi haricinde fiillerde bulunmasının yanı sıra, gerçek yaşam hikayesinin sahibi merhum ...’nden de yazılı izin almak bir yana, kendisine haber verme gereksinimi dahi duymadığını, “...” adlı sinema filmi projesinin münferid ve münhasır sahibinin davacının iddialarının aksine müvekkili şirket olduğunu, davacının dava boyunca ileri sürdüğü “proje sahibi benim” beyanları tamamen gerçek dışı olup kabulü mümkün olmadığını, davacının mesnetsiz iddialarına dayanarak Mahkemenin davacıyı proje sahibi gibi kabul ederek hükmettiği 10.000 TL manevi tazminatın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı ve müvekkili ile ek talepler ve şartlar içeren herhangi bir sözleşmenin imzalanmadığını, ancak Mahkemenin imzalanmamış sözleşmeye dayanarak ek telif bedeline hükmettiğini, bunun da dosyadaki kök bilirkişi raporları ile çeliştiğini, müvekkilinin davacının adını kanunun gerektirdiği her türlü materyalde (künye, jenerik, afiş) kullandığını, bu nedenle hükmedilen ikinci manevi tazminatın da yersiz olduğunu ve davacının bu haksız iddiaları ile müvekkili zor durumda bırakarak ekstra maddi beklentiler peşinde koştuğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının müvekkili şirket aleyhine kabul edilen kısımlar yönünden kaldırılması ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, red edilen kısımlar yönünden kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararda FSEK m.14 e dayalı manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu, Müvekkili tarafından davalıya eserin sadece mali hakları devredildiğini, manevi hakların kullanımına yönelik bir devir söz konusu olmadığını, mahkeme red gerekçesini müvekkiline alelacele imzalatılan muvafakatnamenin varlığına dayandırdığını, bu muvafakatnamede manevi hakların devri yapılmadığını, mahkeme yasalara, doktrine ve içtihatlara uygun ve isabetli bir şekilde, dosyaya sunulan sözleşmenin taraflar arasında kurulduğunu kabul ettiğini, kötü niyetli bir şekilde sözleşmenin imzalı suretini müvekkiline vermeyen davalı yapımcı huzurdaki davada HMK m. 29'u ihlal ederek kötü niyetli bir şekilde sözleşmenin imzalanmadığı şeklinde gerçek dışı beyanda bulunduğunu, sözleşmedeki değişikliklerini davalı tarafından yapıldığını somut delillerle ispat ettiklerini, müvekkilin FSEK m. 14'e dayalı manevi tazminatı istemi yönünden sözleşme hükümlerinin dikkate alınmaması yerinde olmadığını, sözleşmenin 4.10. maddesinde açıkça “YAPIMCI, SENARİST'in FSEK m. 14, 15, 16 ve 17. maddesinde açıkça belirtilen manevi haklarını ihlal etmeyecektir.” düzenlemesi yer aldığını, mahkemece taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu isabetli bir şekilde kabul edilmişse de, sözleşmenin açık maddelerinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin diğer eser sahiplerinden farklı bir muameleye tabi tutulmasının hiçbir izahı olmadığını, davalının bu muamelesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalının sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, mahkemenin verdiği karar, sektör teamüllerine de açıkça aykırı olduğunu, senaristin işi senaryoyu yazıp teslim etmekle bitmediğini, senarist senaryoyu yapımcıya teslim edip eserini terk edemeyeceğini, davalı müvekkilin kişilik haklarını sektörde emsali olmayan şekilde sayısız kez ihlal ettiğini, mahkemenin gerekçesine göre müvekkili bu ihlalleri tek tek öngörebilmeli ve tüm bu hususları yazılı sözleşmeye bağlaması gerektiğini, müvekkiline öngörmediği bir yükümlülük yüklendiğini, bu durum kanunun kişilik hakkı düzenlemesinin hukuki niteliğine ve mahiyetine, aynı zamanda sektör teamüllerine tamamen aykırı olduğunu, Mahkeme, müvekkilinin törenlere alınmasını da yazılı sözleşme şartına bağladığını, davalı müvekkilini bu süreçlerden kasten uzak tuttuğunu ve filmin tüm başarısını kendisine mal ettiğini, müvekkilinin eserinin OSCAR lık bir eser olduğunu, başarısının davalı tarafından engellenmeye çalışıldığını, davalının müvekkilinin haklarına birden fazla kez saldırıda olduğunu, davalı müvekkilin projesini ve eserini kendine mal ederek müvekkilin prestijini zedelediği gibi müvekkilin onur, şeref, haysiyet, itibar ve sosyal kişiliğini de ağır bir şekilde ihlal ettirdiğini, bu davranışların müvekkilini manevi yönden zarara uğratmayacağının düşünmenin gerçekten hakkaniyeti aykırı olduğunu, müvekkili maruz kaldığı bu psikolojik şiddetten sağlığı açısından uzak durmak istese de söz konusu proje her gün gündemde yer aldığı için insanlar doğal olarak müvekkili arayarak 'bu film senin projen değil miydi, neden isminden söz edilmiyor, bu filmi sen yazmadın mı” diye haklı sorular sorarak müvekkilinin emeğinin karşılığında övgülere mazhar olan bir projenin mutluluğunu yaşaması gerekirken tarifi güç değersiz bir konuma düşürüldüğünü, müvekkili kendi üstüne düşen ödevleri fazlasıyla yerine getirdiğini, Tüm bu süreçte müvekkili ... filminin başarısı ile ilgili tüm haberleri yakın çevresi ve takipçilerinin paylaşımlarından öğrenmek ve kendi yarattığı bir eserin başarısını dışarıdan izlemek durumunda bırakıldığını, yaşanan tüm haksızlıklar dolayısıyla kişilik hakları ihlal edilen müvekkilin TBK.m.58 uyarınca da manevi zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini, talep ettikleri manevi tazminat tutarının, uğratıldığı manevi zarar karşısında son derece sembolik bir tutar olduğunu belirterek resen gözetilecek nedenlerle ve fazlaya dair tüm hak ve dava, talep, itiraz ve şikâyet haklarımız saklı kalmak kaydıyla, İstinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının müvekkili aleyhine reddedilen kısımlar yönünden kaldırılması, talepleri doğrultusunda davanın tümden kabulüne, aksi durumda hükmün müvekkili aleyhine kısımlar yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının iddialarının tamamen dürüst davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, davanını kötü niyetli olduğunu, davalı iddialarının çelişkimi davranma yasağına aykırılık taşıdığını, davacı müvekkilinin proje sahipliğini kabul eden sözleşme taraf iradeleri doğrultusunda kurulduğunu, davalının 5846 sayılı FSEK m.15.uyarınca ihlal gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu, davalı haklılıklarını açık ve somut bir şekilde ispat eden ikinci ve üçüncü bilirkişi raporu hakkında bir itirazda bulunmadan, ilk rapor üzerinden bazı ifadeleri seçerek haksız iddialarına dayanak oluşturmaya çalıştığını belirterek davalının usul ve yasaya aykırı istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, “...” isimli sinema filminin senaryo/proje sahibi olduğunu ileri süren davacının, gişe hasılatına bağlı FSEK kapsamında , ek telif ücreti ile manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin “...” isimli sinema filminin proje sahibi, yaratıcı yapımcısı ve senaryo yazarı sıfatıyla işlenme eser niteliğindeki senaryonun FSEK m.6 ve 11 anlamında eser sahibi olduğunu, ... ... ... yapımı “... ...” belgeselinden yola çıkarak hikâyeyi geliştirip projeyi oluşturduğunu, taraflar arasında 24.07.2015 tarihli sözleşme kurulduğunu , sözleşmenin 4.4, 4.5, 4.6 maddeleri uyarınca gişe hasılatına bağlı 75.000 TL ek telif bedeli hakkı bulunduğunu, umuma arz hakkı devredilmediği halde filmin gösterime sokulması ve davacının adının eser sahibi/senarist ve proje sahibi olarak yeterince belirtilmemesi, çekim ve tanıtım süreçlerinden dışlanması, törenlere davet edilmemesi ve röportajlarda proje sahibi olarak davalı şirket yetkilisinin öne çıkarılması sebebiyle FSEK m.14–15 ile TBK m.58 kapsamında toplam 75.000 TL manevi tazminat, 75.000 TL sözleşme bedeli ile hükmün ilanını talep etmiştir. Davalı vekili, söz konusu hikâyenin ... ... yapımı belgeselde anlatılan olaydan kaynaklandığını, davacının bu belgeseldeki görüntü ve hikâyeyi ...’den ve ...’nden izin almaksızın sunum dosyası hâline getirip müvekkiline getirdiğini, gerekli izin ve hak devirlerinin davalı tarafından sağlandığını, bu nedenle proje sahibinin davalı olduğunu, davacı ile yalnızca senaryonun filme dönüştürülmesi için anlaşma yapıldığını ve bu kapsamda 150.000 TL telif bedelinin tam olarak ödendiğini, film için Kültür Bakanlığı nezdinde tescil ve gösterim için gerekli muvafakat namenin davacı tarafından imzalanıp verildiğini, davacının adının afiş ve künyede yeterli şekilde yer aldığını, gişeye bağlı ek telife ilişkin geçerli bir sözleşme bulunmadığını, hem ek telif hem de manevi tazminat taleplerinin dayanaksız olduğunu veyanla , davanın reddini istemiştir. 24.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu senaryonun ... yapımı belgeseldeki hikâye ve örgüye bağlı kalınarak, farklılık ve hususiyet katılarak geliştirildiği, bu nedenle FSEK m.6 kapsamında işlenme eser niteliğinde olduğu, davacının FSEK m.11’deki karine gereği işlenme eser sahibi sayılması gerektiği, senaryonun “...” filmiyle örtüştüğü ve filmin davacının senaryosunun gerçekleştirilmiş hali olduğu, maddi tazminat bakımından, 24.07.2015 tarihli ayrıntılı sözleşmenin davalı tarafça imzalanmış nüshasının dosyada bulunmadığı, e-posta yazışmalarında da açık bir kabul ifadesi olmadığı, mahkemece sözleşmenin kurulmuş sayılıp sayılmayacağına göre ek telif talebinin varlığı ya da yokluğunun değişeceği, manevi haklar yönünden FSEK m.14 yönünden ihlal olmadığı, buna karşılık FSEK m.15 anlamında adın belirtilmesi ve eser sahipliğinin gösterilmesi hakkının, ayrıca davalı şirket yetkilisinin röportajlarında proje sahibi olarak kendisini öne çıkarması sebebiyle TBK m.58 anlamında kişilik haklarının ihlal edildiği, bu kapsamda manevi tazminatın isabetli olduğu belirtilmiştir. 01/07/2021 tarihli teknik raporda,taraflar arasında e-posta yoluyla gönderilen sözleşme taslağına ilişkin yazışmaların yer aldığı CD nin çözümü yapılmıştır. 01/09/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; taraflarca müştereken imzalanmış tarihsiz tek sayfalık “Sözleşme” metninin FSEK m.52 ve TBK m.1–2 anlamında esaslı noktalar ve karşılıklı irade beyanlarını içeren yazılı sözleşme niteliğinde olduğu, bu metin ve davalının 28.02.2017 tarihli ihtarnamesinde mali haklara ilişkin başka bir sözleşmenin varlığının her iki tarafça da kabul edildiği, 01.07.2021 tarihli teknik raporla doğrulandığı üzere, gişe/izleyici sayılarına göre ek ödemeleri düzenleyen 4.4, 4.5 ve 4.6 maddelerinin davalı tarafından taslağa eklenerek davacıya gönderildiği ve davacı tarafından açıkça kabul edildiğinin tespit edildiği, eser sahibinin mali hak sözleşmelerinin yazılı şekle tabi olmakla birlikte ek gişe ücretlerinin sözleşmenin “ikinci derecedeki” tamamlanabilir hususları kapsamında kaldığı, taraflar arasında bu maddeler yönünden de irade örtüşmesi bulunduğu, film çekilmiş, 150.000 TL esas telif ödenmiş, film vizyona girip 5 milyonu aşkın seyirciye ulaşmış ve bu maddelerin sonradan müzakere edilip değiştirildiğine yahut irade sakatlığına dair bir iddia ileri sürülmemiş olması karşısında güven teorisi ve dürüstlük kuralı gereği 4.4–4.6 maddeleri yönünden de sözleşmenin kurulduğu kanaatine varılmıştır. Boxofficeturkiye verilerine göre 5.589.037 seyirciye ulaşan film için sözleşmeye göre 15.000 + 25.000 + 35.000 TL olmak üzere toplam 75.000 TL ek telifin davacıya ödenmesi gerektiği; FSEK m.14 yönünden umuma arz hakkı ihlali olmadığı, zira senaryonun filme alınması ve gösterimi için davacının telif alıp muvafakatname verdiği; buna karşın jenerik ve tanıtımlarda davacının eser sahibi/senarist sıfatıyla adının gereği gibi ve diğer asli yaratıcılarla eşdeğer biçimde öne çıkarılmaması sebebiyle FSEK m.15 kapsamındaki adın belirtilmesi manevi hakkının ihlal edildiği, ayrıca basına verilen röportajlarda proje sahibi olarak davacının değil davalı şirket yetkilisinin gösterilmesinin TBK m.58 anlamında kişilik hakkı ihlali oluşturduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece,dava konusu senaryonun “... ...” belgeselinden yararlanılarak oluşturulan işlenme eser niteliğinde olduğu, davacının FSEK m.11 uyarınca işlenme eser sahibi olduğu, taraflar arasında ek telif sözleşmesinin kurulduğu ve filmin 5.589.037 seyirciye ulaşması nedeniyle davacının 75.000 TL ek telif talebinde haklı olduğu, filmde davacının adının yeterli şekilde belirtilmemesi sebebiyle FSEK m.15 kapsamında 15.000 TL, davalı şirket yetkilisinin röportajlarında proje sahibi olarak kendisini göstermesi nedeniyle TBK m.58 uyarınca 10.000 TL manevi tazminata fazlaya ilişkin manevi tazminat ve ilan taleplerinin reddine karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili karara karşı istinaf talep etmiştir. Dosya kapsamı, bilirkişi kök ve ek raporu ile 01.07.2021 tarihli teknik rapor dikkate alındığında; belgesel nitelikli “... ...” hikayesine göre oluşturulan senaryonun FSEK m.6 kapsamında “işlenme eser” niteliğinde olduğu, davacının da FSEK m.11’deki karine uyarınca bu işlenme eserin sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının belgeselden ve gerçek olaydan hareketle diyalog, dramatik kurgu ve sinemasal anlatı düzeyinde özgünleştirdiği ve böylece işlenme eser niteliğini haiz bir senaryo meydana getirdiği gözetildiğinde davalı tarafın , hikayenin kaynağının ... belgeseli ve ...’nin gerçek hayat hikayesi olduğu yönündeki istinaf sebeplerinin senaryonun eser niteliğini ortadan kaldıracak hususlar olmadığı , zira FSEK m.6 gereğince, işlenme eserin korunması için kaynağının da eser olması ve işleyen kişinin esere kişisel hususiyetini katması yeterli olup, işlenme eser sahipliği sonucunu bertaraf etmeyeceğinden bu itiraz sebepleri yerinde değildir. Dosyaya sunulan tarihsiz, tek sayfalık sözleşme metni, davacının imzalayıp davalıya gönderdiği 24.07.2015 tarihli taslak, davalı şirketin 28.02.2017 tarihli cevabi ihtarı, 01.07.2021 tarihli teknik bilirkişi raporundaki e-posta incelemeleri ile 01.09.2022 tarihli ek bilirkişi raporundaki değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde; senaryo bedeli olarak 150.000 TL’nin ödenmesi yanında, filmin gişe/seyirci sayısına göre 4.4–4.6 maddelerinde öngörülen kademeli ek telif ücretine dair hükümlerin taraflarca müzakere edilip kabul edildiği, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmadığı, ek raporda farklı olarak e-posta yazışmaları , ihtarname içeriği ve taraf edimlerinin ifasının yorumlanması sonucu taraf iradelerinin fiilen birleştiği sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Davalının imzasını taşıyan sözleşme dosyaya sunulmamış ise de, senaryonun teslimi, filmin çekilip vizyona sokulması, temel telif bedelinin ödenmesi, şeklindeki fiili davranışlarıyla sözleşmeyi benimsedikleri, ek telif ücreti maddelerinin sözleşmenin esaslı unsurlarına ilişkin olmadığı, esaslı noktalarda çekişme bulunmadığı ve tarafların bu kapsamdaki sözleşmesel yükümlülüklerini ifa ettikleri dikkate alındığında sözleşmenin müzakere edildiği ve karşılıklı iradelerinin birleştiği halde sırf imza edilmemiş olması nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin TMK 2. Maddesine göre iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı anlaşılmıştır. Box Office verilerine göre filmin 5.589.037 seyirciye ulaştığı çekişmesiz olduğundan, 4.4–4.6 maddelerine göre hesaplanan toplam 75.000 TL ek telif alacağına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Manevi tazminat yönünden; davacının, senaryonun işlenme eser sahibi ve bu bağlamda sinema eserinin ortak eser sahiplerinden olması nedeniyle, FSEK m.15 uyarınca adının eserde ve umuma arz sırasında hakkaniyete uygun biçimde belirtilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Dosyadaki bilirkişi incelemesinde, “...” filminin jenerik, afiş ve tanıtım materyallerinde davacının adının yer aldığı, ancak yönetmen, yapımcı ve diğer başlıca yaratıcıların isimlerinin öne çıkarıldığı, senaristin ve başrol oyuncularının isimlerinin ise kayan yazılarda daha geri planda verildiği, eser sahibi olarak senaristin görünürlüğünün ve vurgusunun yeterli seviyede olmadığı, bu nedenle FSEK m.15 anlamında manevi hakkın zedelendiği tespiti yapılmıştır. Eser sahibinin kamu nezdinde ki tanınma ve anılma hakkı, özellikle başarılı ve yüksek gişeli bir yapımda önem arz edeceğinden davalının yaptığı tercihle davacının ismini geri plana alması ile davacının eser sahibi olarak manevi hakkının ihlal edildiği, ihlalin şekli ve filmin elde ettiği gelir dikkate alındığında mahkemece 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olduğu görülmüştür. Diğer yandan davalının “proje sahibi” olarak kendini göstermesi sebebiyle TBK m.58 uyarınca hükmedilen manevi tazminat yönünden de; davalının basına yansıyan röportaj ve açıklamalarında projenin ortaya çıkışında davacının katkısını ve adını anmamasının kişilik haklarını ihlal niteliğinde olduğu takdir edilen 10.000 TL manevi tazminatın da dosya kapsamı ve hakkaniyetle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalının, davacının ... belgesel yapımcısı ...’den ve merhum ...’nden izin almadan sunum dosyası oluşturduğu yönündeki beyanların taraflar arasında gelişen sözleşmesel süreç karşısında yukarıda varılan sonucu değiştirmeyeceği açıktır. Tüm bu nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının, maddi olguların ve uyuşmazlığın tespiti ve hukuk kurallarının uygulanması yönlerinden usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmış olup, davalı ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1. gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih ve 2021/122 E., 2022/178 K. sayılı kararına karşı taraflarca yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025