İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." ibareli markasını TPMK nezdinde tescil ettirerek kullanmış ve kullanmaya devam ettiğini, söz söz konusu marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin "...” markasının ilk tescil tarihinin 03.11.1993 olduğunu, dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1776 Esas KARAR NO : 2026/130 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 19/07/2023 NUMARASI : 2021/382 E. - 2023/129 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." ibareli markasını TPMK nezdinde tescil ettirerek kullanmış ve kullanmaya devam ettiğini, söz söz konusu marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin "...” markasının ilk tescil tarihinin 03.11.1993 olduğunu, davalı şirket yetkilileri her ne kadar 1985 yılında Esnaf ve Sanatkarlar siciline kayıt yaptırmışsa da "...” markasının kullanıldığına dair bir delil bulunmadığını, kaldı ki 1993 yılında markanın müvekkili şirket adına tescil edilmiş olup müvekkili şirketin üçüncü kişilere karşı marka hakkı sahipliği dolayısıyla tüm hak ve talepleri öne sürmekte hakkı bulunduğunu, eskiye dayalı kullanımın ancak ve ancak kanundaki şartlar sağlanmakla üçüncü kişilerin marka tescil başvurularına itiraz hakkı sağladığını, davalı tarafın müvekkili şirketin davaya konu markayı tescil ettirdiği tarihten önce kullanıldığına dair bir delil sunmadığı gibi marka tesciline itirazda da bulunmamış olduğunu, davalı şirketin dava konusu hakkında eskiye dayalı kullanım iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet göstermekte, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanmakta olduğunu, davalının "... ...” markasını 35. sınıfta tescil ettirdiği halde 29. ve 30. sınıflarda kullanmakta olup müvekkili şirketin marka hakkını ihlal ettiğini, aleyhine tespit istenen şirketin, müvekkilinin tescilli markasına son derece benzeyen "... ...” ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullanmakta olduğunu, her ne kadar davalı tarafın 05.11.2020 tarihli cevabi ihtarname ve cevap dilekçesi ile "... ...” ibaresi için 25.02.2020 tarihli tescil başvurusu yaptıklarını ve ibareyi tescile dayalı olarak kullanmaya devam ettiklerini belirttiyse de marka tescil başvurusunun kabulünün tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak başvuru sahibi lehine haksız avantaj sağlayacağı ve yine müvekkili markasının itibarına zarar verdiği ve markanın ayırt edici karakterini zedelediği açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket markalarına tecavüzünün önlenmesi ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkililerinden ...'in Aksaray Esnaf Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'ne ...sicil numarası ile 17/01/1985 tarihinde Değirmencilik mesleği ile kayıt yaptırmış olduğunu, söz konusu tarihten bu tarafa değirmencilik mesleğini yaparken "... ..." ibaresini ticaret unvanında kullanmakta olduğunu, sonrasında 30/11/2005 tarihinde Aksaray Ticaret ve Sanayi Odasına kayıt yaptırarak tacir sıfatını kazanmış olup Aksaray Esnaf Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'nde bulunan kaydın silinmiş olduğunu, ...'in 21/06/2011 tarihinde tekrardan "... ..." unvanı ile değirmencilik mesleğinden dolayı kayıt yaptırmış olup kaydın halen devam etmekte olduğunu, "... ..." ibaresinin ...numaralı 25/02/2020 tarihli usulüne uygun tescil başvurusu ile müvekkili şirket tarafından tescile dayalı olarak kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin, davacı taraftan çok önce "... ..." unvanını kullanmış olması durumu göz önüne alındığında davacı tarafın iddia ettiğinin aksine "bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullanım" iddiasının söz konusu dahi olmadığını, müvekkilinin "... ..." unvanını iyiniyetli olarak kullanmakta olduğunu, her iki taraf da tacir sıfatını haiz olup, tacir sıfatını haiz kişilerden ticari hayatta basiretli olma davranışı beklendiğini, SMK25/6.maddesine göre, marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, anılan madde hükmü olmasaydı dahi TMK dürüstlük kuralları başlıklı 2. maddesine göre aynı sonuca ulaşmanın mümkün olacağını, müvekkili şirketin "... ..." ibaresiyle satışlarını gerek Aksaray yöresinde gerekse internet aracılığı ile bir çok bölgede uzunca bir zamandır devam ettirmekte olduğunu, basiretli bir tacir olarak davacı tarafın, müvekkilinin iyi niyetli olarak söz konusu unvanı kullanması durumunu daha önce fark etmesi gerekirken, sessiz kalmasının; davanın hukuka aykırı şekilde açılmış olduğunun bir göstergesi olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Neticeten, taraf markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde: Markaların kavramsal ve sesçil yönden benzer olduğu, bu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği kanaatine varıldığından davanın kabulüne, davalının eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, men'ine, ref'ine, karar kesinleştiğinde: Davalı şirkete ait "..." ibaresinin bulunduğu tabelaların sökülmesine, "..." ibaresinin bulunduğu; reklam vasıtası, basılı evrak ve her türlü tanıtım araçlarının masrafı davalıdan alınmak suretiyle toplanarak imha edilmesine, davalı şirketin "..." ibaresini; sosyal medyada ve web sitelerinde kullanmasının, "..." ibareli ürünlerin tanıtımının ve satışının durdurulmasına, aksi takdirde (davacı tarafça; karar verildikten sonra davalı şirketin sosyal medyada ve internet sitelerinde "..." ibaresini içeren ürünlerin satış/tanıtımının yapıldığının bildirildiği ve kanıtlandığı takdirde) ilgili sosyal medya ve web sitelerine erişimin engellenmesine, bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne müzekkere yazılmasına" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili Firmanın, dava konusu markaları dava açılmasından evvel ve dava açıldığı sırada hiçbir şekilde kullanılmadığını, ticari kullanımlar incelendiğinde söz konusu delillerin hiç birisinin Müvekkili Firma'ya ait olmadığını, husumet itirazları olduğunu, Bilirkişi Heyetinin de inceleme konusu yaptığı delillerin tümünün ...'e ait olduğunu ve ...'in işbu davanın Davalısı bulunmadığını, ... Davalı Müvekkili Firma'nın ortaklarından birisi olduğu halde kendisi adına ticaret sicil kaydı bulunan tacir olarak faaliyette bulunduğundan, Müvekkili Firma aleyhine açılan işbu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, -işbu dosyada aleyhe delil olarak sunulan delillerde hak sahibi bulunan ...'in dava konusu markayı 1985 yılından itibaren fikri mülkiyet kapsamında kullandığı ve gerçek ve üstün hak sahibinin ... olduğu ve mahkemeye sunulan evrakta da bu hususun açık olduğu ve bu hususun Sayın İlk Derece Mahkemesi tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği halde, Davacı markalarından çok daha uzun yıllar evvel dava konusu markayı işletme adı-ticaret unvanı/marka olarak kullanan ...'e ilişkin bilgi ve belgelerin Sayın İlk Derece Mahkemesi ve Bilirkişi heyetince hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, dava konusu markanın ihdas ve istimal edeni dava dışı ... olduğundan Davacı'nın ... ibaresinin gerçek ve üstün hak sahibi olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığını, dilekçe ekinde sunulan ve dava dışı ...'e ait evrak incelendiğinde açıkça görüleceği üzere, ...'in, ... ibaresini ilk defa 17.01.1985 yılında, ...sicil numarası ile Aksaray Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Müdürlüğüne yaptırdığı kayıt ve tescil ile kullanmaya başladığını, söz konusu tarihten bugüne değin kesintisiz bir şekilde ... ... markasını kullanan ...'in, 30.11.2005 tarihinde Aksaray Ticaret ve Sanayi Odasına kayıt yaptırdığını ve ticaretine bu şekilde devam ettiğini, ...'in, 21.06.2011 tarihinde ... ... olan unvanını ... ... olarak değiştirdiğini ve ticaret odasına kayıt yaptırarak ... ... ticaret unvanı/markasını kullanmaya devam ettiğini, ...'in, Müvekkili Firma ortaklarından birisi olduğunu, her ne kadar tacir olarak işbu davada bizzat Davalı sıfatını taşımasa dahi dosyaya sunulan delillerin tamamının ...'e ait olduğu nazara alınarak işbu savunma yapılması mecburiyeti hasıl olduğunu, ... ibaresini ticari olarak ilk defa ihdas ve istimal eden kişinin ... olduğunu, bu hususun dava sırasında Sayın Mahkeme ve Bilirkişilere kayıt tarihini gösterir evrak ile sunulduğunu, bilirkişi heyetinin ... tarafından ... ibaresinin, Davacı Firma marka tescilinden yani 1993 yılından çok daha evvel 1985 yılında ilk defa kullanılmaya başlandığı açık gerçeğini göz ardı ederek bir değerlendirme yaptıklarını,-... tarafından sicile kayıt ile 1985 yılından itibaren kullanılan ... .../... ... ticaret unvanı/markasının varlığından haberdar olmadığının iddia edilmesinin hukuken dinlenebilir olmadığını, Ticaret sicilinin aleniliği gereğince ... tarafından 38 yıldır kullanılmakta olan ticaret unvanı/markanın Müvekkili tarafından kötüniyetle kullanıldığı iddiasının yerinde olmadığını, SMK'nun 25/6 maddesi bağlamında sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için, marka sahibinin, markasının kullanılmasına karşı harekete geçmemesi, dava açmaması, sessiz kalması gerekli olduğunu, somut durumda 1985 yılından itibaren markanın ihdas ve istimal edeni olarak ve tümüyle gerçek hak sahibi olarak ticaret unvanı/markayı kullanan ...'in marka tecavüz eyleminde bulunduğu iddiasında bulunulamayacağını, Davacı Firma'nın, 1985 yılında başlamış bir kullanıma, davanın açıldığı 2021 değin sessiz kalması, mahkemenin dahi re'sen dikkate alacağı açık bir sessiz kalma yoluyla hak kaybı örneği olduğunu, -Müvekkili Firma'nın herhangi bir marka kullanımı bulunmadığı Bilirkişi Raporları ile de sabit olduğundan, yargılamada esas alınan kişinin ... olduğu dikkate alındığında ise ...'in markanın gerçek ve üstün hak sahibi olduğu açık olduğundan işbu davanın tümüyle reddedilmesi gerekir iken aleyhe hüküm kurulmasının usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini,-18.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun, 3 kişilik bir heyet tarafından hazırlandığını, Bilirkişi Heyeti raporunda özetle; https://www ....com/... linki kontrol edildiğini, ... ... ibaresinin olduğu görüldüğünü, Satıcı bilgilerinde; Firma Adı: ... olduğu, httpsi//www...com ... ... ibaresinin olduğu görüldüğünü, Satıcı bilgilerinde; Satıcı: ... ..., Satıcı Ünvanı: ... olduğu, linki kontrol edilmiş, ... ... ibaresinin olduğu görülmüş, Satıcı bilgilerinde; İşletme Adı: ... ..., Şirket Ünvanı: ... Olduğu, linki kontrol httpsi//www....com/un/...-...-m-... linki kontrol edilmiş, ... ... ibaresinin olduğu görülmüş, Satıcı bilgilerinde; Satıcı: ... ..., Satıcı Ünvanı: ... olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, kavramsal ve sesçil yönden benzer olmalarının ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği kanaatiyle, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz edildiği kabul edilebileceği yönünde kanaat belirttiklerini, aynı heyetten alınan 23.03.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda da heyet, "Davacı ve davalı tarafların kök rapordaki açıklamalarına karşı beyan ve itirazlarının değerlendirildiği, söz konusu beyan ve itirazların kök raporda varılan sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı” kanaatini Sayın Mahkemeye sunduklarını, Bilirkişi Heyeti raporu incelendiğinde görüleceği üzere, 22 sayfalık raporun sadece 21. Sayfasında ... tarafından ticaret unvanı/markanın 1985 yılından itibaren kullanıldığına ilişkin evrak ve kullanım hiçbir şekilde dikkate alınmamış ve yine sadece 1.5 satırlık bir değerlendirme ile rapor tamamlanmış olduğunu, 22 sayfalık raporun ekseriyetinin ise Davacı Firma tarafından bildirilen web sitelerindeki marka görsellerine yer verilmekle tamamlandığını, raporlarda markayı kullanan kişinin Müvekkili Firma değil ve fakat markanın gerçek hak sahibi olan ... olduğunun görüleceğini, Bilirkişi Heyetinin, dosyaya sunulan ve bizzat kendilerinin inceleme konusu ettikleri kullanımın Müvekkili Firma'ya ait olmadığını açık bir şekilde tespit ettiğini ve raporlarında bunu açıkça ortaya koyduklarını, Bilirkişi Heyetinin, dava konusu marka kullanımının Müvekkili Firma olmadığı yönünde açıkça tespitlerine aykırı olarak markayı kullanan ... olduğu halde, dosyadaki delillerin tümüyle Müvekkili Firma tarafından kullanımı ispatladığı yönünde açıkça hatalı bir inceleme ve görüşe yer verdiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davacıya ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesi, reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerin toplatılması ile bildirilen internet sitelerine erişimin engellenmesi istemine ilişkindir. TPMK nezdinde ... numaralı "..." markasının 30.sınıfta, ... numaralı "...+şekil" markasının 29,30, 31.sınıflarda ve ... numaralı "..." markasının 29, 30.sınıflarda davacı ... ...TİC. A.Ş. adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.TPMK nezdinde ...numaralı "... ... + şekil" markasının 35.sınıfta davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.Davacı şirket adına tescili; "..." ve "...+şekil" markaları, "..." ve "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Markalarda yardımcı veya tanımlayıcı başka bir ibare bulunmamaktadır. Markalardaki; "..." ve "..." ibareleri esas unsurdur.Davalı tarafın kullandığı, "... ... + şekil", "... ...", " ... ... 1975'den ..." markaları; kelime ve şekil unsurlarından oluşmaktadır. Markalarda kelime unsuru olarak ön plana çıkarılmak suretiyle esas unsur teşkil eden ibare "... ..." ibaresidir. Markadaki "..." ibaresi, "..." ibaresine nazaran, yem ve un gibi ürünlerde ayırt edici gücü zayıf bir ibaredir.Taraf markalarındaki ortak unsur "..." ibaresidir. Bu ibare 29 ve 30. sınıf emtialar yönünden ayırt edici gücü yüksek bir ibaredir. Davalı; "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu iddia etmiş ise de davalının, davacıya ait ilk "..." unsurlu markanın korunma tarihi olan 09/09/1993 tarihi öncesinde "..." ibaresini markasal olarak kullandığını gösterir delil sunulmamıştır. 18/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: https://www...com/... linkinin kontrol edildiği, ... ... ibaresinin olduğu, satıcı bilgilerinde, firma adının ..., kayıtlı e-posta adresinin: ....kep.tr, şehrin Aksaray, iletişim olarak satıcı firmanın ....com'a beyan ettiği, merkezi adresi ve onaylanmış olan telefon numarasının ....com kayıtlarında yer almaktadır şeklinde yazdığı, https://www...com/... linkinin kontrol edildiği, ... ... ibaresinin olduğu, satıcı bilgilerinde "..., iletişim bilgilerinde: Satıcının ... tarafından teyit edilmiş e-posta ve iletişim adresi kayıt altındadır, Şehir: Aksaray, Vergi Kimlik Numarası: ... yazdığı, https://www....com/... linkinin kontrol edildiği, ... ... ibaresinin olduğu, satıcı bilgilerinde; şirket unvanı: ..., işletme Adı: ... ..., tescilli marka: ... ..., KEP adresi: [email protected], Vergi No: ..., Mersis No: ... yazdığı, www...com/un/....html linkinin kontrol edildiğinde link içerisinde fiyat karşılaştırması olduğu, www...com, www...com, www...com, www....com, www...com web sitelerinde bulunan mağazalara bağlantı verildiği, linkte bulunan sayfa çıktısının sunulduğu, hakkımızda kısmında bulunan açıklamada "..., tüketiciyi doğru ürün, doğru satıcı ve doğru fiyatla buluşturan bir alışveriş platformudur. " yazdığı, https://www..../..kontrol edildiğinde iletişim bilgilerinde ... - www...com yazdığı, instagram hesabında bulunan paylaşımda/paylaşımlarda ... ... ibaresinin olduğu, https://www...com/... linkinin kontrol edildiğini, ... ... ibaresinin olduğu, mağaza detaylarında; kayıt tarihi: ..., Mersis No: -, Kep Adresi: [email protected] yazdığı, https://www....-...-un-...fiyatlari linkinin kontrol edildiğinde link içerisinde www...com, www...com.tr, www...com, www....com, www...com web sitelerinde bulunan mağazalara bağlantı verildiği, ....com alan adı kontrol edildiğinde alan adının 31.01.2020 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin ... A.Ş olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... A.Ş firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, web sitesinde bulunan iletişim bilgilerinde; firma adı: ... ..., firma resmi adı: ..., yetkili kişi: ..., telefon 1: ..., E-mail : [email protected], adres: Organize Sanayi Böl ... Mah. ... Bulv. ... Taşpınar /Aksaray 68100 Aksaray Merkez Aksaray Türkiye, vergi no: ..., vergi dairesi: Aksaray, Mersis No: ... yazdığı, ... numaralı "..." markasının 30. sınıfta, ... numaralı "... +şekil" markasının 29, 30, 31. sınıfta, ... numaralı "...” markasının 29, 30. sınıfta davacı adına tescil edilmiş olduğu; davalının "... ..." ibaresini, 29. ve 30. sınıf kapsamındaki ürünlerde tescilsiz olarak kullanmakta olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, kavramsal ve sesçil yönden benzer olmalarının ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz edildiğinin kabul edilebileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 23/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: Davacı ve davalı tarafların kök rapordaki açıklamalara karşı beyan ve itirazlarının değerlendirildiği, söz konusu beyan ve itirazların kök raporda varılan sonuçlarda değişiklik yapılmasını gerektirecek nitelik taşımadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkemece alınan raporlar incelendiğinde, ilgili marka tecavüzüne ilişkin linklerde, ... ... ibaresinin olduğu, satıcı bilgilerinde, firma adının ... olduğunun tespit edildiği, davalının husumet itirazı bulunduğu, davalının ticari defter ve kayıtları incelerek, ilgili satışların davalı şirket adına yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediği, husumet itirazına yönelik itirazının değerlendirilmediği gibi, sessiz kalma ve gerçek hak sahipliği iddialarının da değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle davalı vekillerinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararında işaret edilen hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/07/2023 tarih, 2021/382 E. 2023/129 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026