İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, başta ağda ürünleri ve türevleri olmak üzere, kozmetik ve parfümeri sektöründe 25 yıldır faaliyet göst…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/1460 Esas KARAR NO:2026/335 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 25/02/2022 NUMARASI: 2021/407 E. - 2022/26 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, başta ağda ürünleri ve türevleri olmak üzere, kozmetik ve parfümeri sektöründe 25 yıldır faaliyet gösteren, yıllık satış tutarları ve miktarları bazında Türkiye'nin ilk sıralarında yer alan ve başta "..." olmak üzere tescilli markaları ile yüksek tanınmışlık düzeyinde olan, sektörün öncü kuruluşlarından olduğunu, "..." markasının (... Tescil No., ... Tescil No. ve ... Tescil No.) hak sahibi olduğunu, "..." markasının 03 - 05 -16 Sınıflarda müvekkili şirket adına kayıtlı ve tescilli olduğunu, müvekkili şirketin markasının; kozmetik ve parfümeri sektöründe üretilen ürünlerde, süreklilik arz edecek şekilde, ciddi ve gerçek anlamda kullanılmakta olup marka kullanımının halihazırda devam ettiğini, ... markalı ağda ürünlerinin, Türkiye'ye yayılmış ulusal market zincirlerinde ve kozmetik satış noktalarında aktif bir şekilde satıldığını, davalılardan ...'ın, müvekkil şirket'in müşterisi konumunda olan .... Şti.'nin kurucusu ve ortağı ile Şirket'i temsil ve ilzama yetkili müdürü/yetkilisi olduğunu, kendisi ile ticaret yapıldığını, bu sebeple davacı markasından haberdar olduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı ve tescilli olduğu, davalılar tarafından açıkça bilinen "..." markasının benzeri niteliğindeki, tüketiciler ve halk nezdinde karışıklığa yol açabilecek nitelikte olan, ... Sınıfı'nda kullanılan, aynı yazı fontu, büyüklüğü ve rengi ile "..." markasının tescili için Kurum'a müracaat gerçekleştirildiğini, tüm bunlara ek olarak; "...- ..." markasının kullanımında faydalanılan sembolün, davalılar tarafından tescil ettirilen "..." markasının kullanımı aşamasında "..." harfinin tasarımında da birebir taklit edildiğini, işbu husus da hedef kitle olan tüketiciler nezdinde her iki markanın karıştırılma ihtimalini arttırmak amacı ile davalılar tarafından kötü niyet ile tercih edilmiş olduğunu, hedef kitle olan ortalama tüketici nezdinde, tüketiciyi; "...” markasının, "...” markasının yan ürünü olduğu veya benzer grup imalatından olduğu vb. düşüncelere sevk etme saiki güden davalıların dava konusu markayı kötü niyetle tescil ettirdiklerini, davalılar tarafından Kurum nezdinde gerçekleştirilen 06.06.2020 tarih ve ... numaralı müracaatın sonucunda; "...” markasının 03 sınıfta tescil edildiğini, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve karıştırılacaklarını aynı zamanda tescilin kötüniyetli olduğunu belirterek markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu markasının, ... sayılı "..." ibareli olduğunu, 03 sınıfta: tescil edildiğini, taraf markaları arasında ayırt edicilik bakımından değerlendirildiğinde markaların tamamen birbirlerinden farklı markalar olduklarını, davacı markaları ile müvekkillerinin markası arasında anlamsal, görsel ve sesçil olarak iltibasa yol açabilecek derecede bütünsel bir benzerlik bulunmadığını, bu çerçevede taraf markalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinden farklı anlama gelmeleri ve faklı çağrışımları ifade etmeleri nedeni ile benzer olmadıklarının açık olduğunu, taraf markaları arasında iltibas oluşacak kadar bir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının hitap ettiği alıcı gurubu ve bu alıcı kitlesinin sosyal ve ekonomik düzeyleri de dikkate alındığında taraf markaları arasında iltibasın oluşma ihtimali bulunmadığını, markaların kapsamındaki mallar ayn tür benzer emtialar olsa da markaların benzer olmaması nedeni ile karıştırılma ihtimalleri bulunmadığını, dava konusu "..." ibareli marka ile davacı taraf markalarının kelime markaları olduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi, davacıya ait markaların esas unsurunun ise "..." kelimesi olduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının son üç harflerinin aynı olduğunu, dava konusu markanın tescil belgeleri incelendiğinde farklı yazılış ve tarzlarda tescil edildiklerini, buna göre, her ne kadar müvekkillerin dava konusu markaları ile davacı taraf markalarının kapsamlarında aynı tür benzer mallar bulunsa da ve her ne kadar müvekkiller markası ile davacı markalarının son üç harfi aynı olsa da, müvekkillerin markasının başında "E" harfinin varlığı nedeniyle tüketicinin dava konusu ibareyi görsel ve işitsel olarak bütüncül algılayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerin dava konusu "..." ibareli marka ile davacı tarafın "..." esas unsurlu markaları arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, zira davacı taraf markalarının başında "..." ibaresi bulunmakta olup markaları kavramsal anlamsal ve şekilsel olarak farklılaştırdığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince;" Davacının davasının KABULÜ ile; Davalılara ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerin markası ile davacı taraf markası incelendiğinde halk arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkillere ait markanın asıl unsuru ise “...” ibaresi olduğunu, markalar bütüncül olarak incelendiğinde markaların görsel işitsel kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımında benzer markalar olmadığını, taraf markaların benzer markalar olmamaları nedeni ile markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeni ile ilişkilendirilme ihtimali de bulunmadığını, müvekkiller tarafından üretilmiş “...” markalı ürünler gerek hedef kitlesi bakımından gerekse tarafların hedef kitleleri ve dağıtım kanalları bakımından tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacı taraf markalar ile müvekkillere ait marka bir bütün olarak incelendiğinde aralarında herhangi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacıya ait markaları incelendiğinde bu markaların da müvekkilin markasından oldukça farklı olduğunu yerel mahkeme davacı taraf ile müvekkilin markası arasında biçim ve düzenlenme tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek bir benzerlik olmamasına rağmen markalar arasında iltibasa karıştırılmaya matuf benzerlik hatalı ve eksik değerlendirme nedeni ile hukuka aykırı karar verildiğini, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, İstinaf talebinin kabulü ile Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/407 E. 2022/26 K. Sayılı kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve davacı tarafın mesnetsiz davasının reddine karar karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalılar'dan ..., müvekkil şirket'in müşterisi konumunda olan .... Şti.'nin ("...") kurucusu ve ortağı ile Şirket'i temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğunu, müvekkil şirket adına kayıtlı tescilli olduğu davalılar tarafından açıkça bilinen "..." markasının benzeri niteliğindeki, tüketiciler ve halk nezdinde karışıklığa yol açabilecek nitelikte olan, ... Sınıfı’nda kullanılan, aynı yazı fontu, büyüklüğü ve rengi ile “...” markasının tescili için Kurum'a müracaat gerçekleştirildiğini, ... markasının kullanımında faydalanılan sembolün, davalılar tarafından tescil ettirilen "..." markasının kullanımı aşamasında "V" harfinin tasarımında da birebir taklit ettiklerini, tüketiciler nezdinde markanın karıştırılma ihtimalini arttırmak amacıyla davalılar tarafından kötü niyetli tercih edildiği ve kötü niyetle tescil ettirdiklerini, müvekkil Şirket'in ağda setlerini kullandığı ambalajın şeffaflığı, ambalajın dizaynı, ağda setindeki ürünlerin tasarımları ve fiziki kaplarının unsurları gibi fiziksel ve tasarımsal özelliklerin de davalılar tarafından kötü niyetle tescil edilen "..." markasının kullanıldığı ürünlerde kullanıldığını, davalılar'dan ...'a Beyoğlu ... Noterliği'nin 05.01.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, müvekkil şirket'i zarara uğratacak her türlü eyleme son verilmesi, davalılar adına tescil edilen "..." markası; müvekkil şirket'in hak sahibi olduğunu ve ... markası ile benzer olup, aynı mal ve hizmetlerde kullanılması sebebiyle halk nezdinde karıştırılmaya elverişli olduğunu, ayrıca davalı tarafın savunmalarının marka adında tek farklı unsur olan "E" harfi başlı başına ayırt edicilik vasfına sahip olması için yeterli olmayıp markaların asıl unsurlarında fark yarattığını, bilirkişi raporunda gerek mahkemenin gerekçesinde, müvekkil şirket markası nitelikleri itibarıyla aynı reyonlarda satışa sunulmakta olduğunu, sadece marka adı ile sınırlı olmamakla birlikte, ürünler arasında gerek ambalajlama gerek de ürün mahiyetleri arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, "..." markası ile "..." markası bir bütün olarak karşılaştırıldığını, müvekkil şirket markası ile davalılar adına tescilli dava konusu markanın logoları, bilhassa logolarda kullanılan işaret ve logoların ürünlerde kullanım şekli dahi birbirine benzediğini, sembolü, davalılar tarafından tescil ettirilen "..." markasının kullanımı aşamasında "V" harfinin tasarımında da birebir taklit edildiğini, kötü niyetli tescile ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, davalı ... markalı ürünleri müvekkil şirket'e ait ürünlerle birlikte aynı görsel içerisinde satılmasını sağlayarak, tüketiciyi yanıltma amacıyla hareket ettiğini, davalıların istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF KARAR;Dairemizin 05/12/2024 tarihli 2022/817 Esas- 2024/2008 Karar sayılı kararı ile; Somut olayda davacı tarafından markanın hükümsüzlüğünün talep ve dava edildiği mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Söz konusu markalar karşılaştırıldığında, “...”, “...” ve “...” açıdan kısmi nitelikte bir benzerlik olduğu, markaların genel görünümü ve dizaynı nazara alındığında ve yukarıda açıklanan nedenlerle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle, taraf markaları arasında bağlantı kurulabileceği ve bu açıdan genel anlamda iltibasın oluşacağı, tarafların emtialarının, faaliyet alanlarının ve müşteri kitlesinin benzerliği hususu da dikkate alındığında, markalar arasında bir ilişkilendirme, idari veya ekonomik bir bağ kurma ihtimalinin söz konusu olacağı, davacı markalarıyla karıştırılma riski doğuracağı ve genel anlamda iltibasın ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde ise de mahkemenin kötüniyete dayalı hükümsüzlük koşulunun oluştuğu gerekçesinin yerinde görülmediği gerekçeleriyle; davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne, davalılara ait ... tescil numaralı markanın Hükümsüzlüğüne, sicilden Terkinine, karar kesinleştiğinde TPMK'ya bildirilmesine, karar verilmiştir.Dairemizin kararına karşı davalılar ve davacı vekili katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunmuştur. YARGITAY BOZMA KARARI;Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2025 tarih 2025/1002 Esas 2025/5834 Karar sayılı kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde olmadığı, Davacı vekilinin kötü niyetli tescil bakımından yapılan katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesinde; tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davacının faaliyet gösterdiği söz konusu sektörde varlığının uzun yıllara dayandığı, hükümsüzlüğe dayanak en eski markasının 20 yıldan uzun süredir tescilli olduğu ve davacının aynı asli unsura sahip seri markalar kullanarak tescil ettirdiği, davacıya ait markalardan ve emtialardan dosya kapsamında ibraz edilen 03.04.2018 tarihli fatura ile sevk irsaliyelerinin .... Şti.’e düzenlendiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde mezkur şirketin ortağı, temsil ilzama yetkilisinin ise davalılardan ... olduğu, bu hali ile davalıların davacı markalarından haberdar oldukları ve tescillerinde iyi niyetli bulunmadıkları anlaşılmakla davalılara ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi gerekçesi yerinde olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince davalının kötüniyetli olması sebebi ile hükümsüzlük koşulunun oluştuğu gerekçesi yerinde görülmeyerek düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili önceki bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ise bozma ilamının hatalı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE:Davacı vekilince davada; davalılar adına ... tescil numaralı markanın davacı markaları ile iltibas yarattığı ve kötüniyetli tescil edildiği iddiasıyla hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Dairemizin 05/12/2024 tarihli 2022/817 Esas- 2024/2008 Karar sayılı kararı ile, taraf markalarının benzer olduğu, tüketici zihninde taraf markaları arasında bağlantı kurulabileceği ve bu açıdan genel anlamda iltibasın oluşacağı, genel anlamda iltibasın ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ancak kötüniyetli tescil koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalılar adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerinin temyiz başvurusu üzerine yapılan temyiz incelemesi neticesinde, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma ilamı doğrultusunda yapılan incelemede, bozma kararında da işaret edildiği üzere; tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davacının faaliyet gösterdiği söz konusu sektörde varlığının uzun yıllara dayandığı, hükümsüzlüğe dayanak en eski markasının 20 yıldan uzun süredir tescilli olduğu ve davacının aynı asli unsura sahip seri markalar kullanarak tescil ettirdiği, davacıya ait markalardan ve emtialardan dosya kapsamında ibraz edilen 03.04.2018 tarihli fatura ile sevk irsaliyelerinin .... Şti.’e düzenlendiği, Ticaret Sicil Gazetesinde şirketin ortağı, temsil ilzama yetkilisinin ise davalılardan ... olduğu, bu hali ile davalıların davacı markalarından haberdar oldukları ve tescillerinde iyi niyetli bulunmadıkları, taraf markalarının benzerliği nedeniyle 6769 Sayılı SMK 6/1 ve kötüniyetli tescil nedeniyle SMK 6/9 maddesi gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmakla, davanın kabulü ile, davalılar adına tescilli ... başvuru numaralı markanın, SMK 6/1 maddesi ve SMK 6/9 maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne, 2-Davaya konu ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine 3-Karar kesinleştiğinde TPMK'ya bildirilmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70-TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 201,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.328,60 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/b-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-İstinaf incelemesinde bir duruşmaya katıldığından 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5/d-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 3.033,70 TL temyiz başvuru harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5/e-Temyiz yargılaması için davalılar tarafından yapılan temyiz giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026