İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/106 Esas sayılı dosyası ile görülen davada davacıların 2/3 payına sahip oldukları ''... ve ...'' isimli markalara davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı tecavüz teşkil eden eylemlerin tespiti, te…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/153 KARAR NO:2026/394 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:17/07/2024 NUMARASI:2019/48 E. - 2024/199 K. DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan Maddi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/106 Esas sayılı dosyası ile görülen davada davacıların 2/3 payına sahip oldukları ''... ve ...'' isimli markalara davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı tecavüz teşkil eden eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması, davacıya ait markayı izinsiz kullanması sebebiyle 09.09.2014-13.05.2016 tarihleri arasındaki döneme ilişkin marka kullanım bedelinin tespit edilerek davacılara ödenmesi ve tesis edilecek ilamın Türkiye İletişim Kurumuna bildirilmesi istemiyle açılan ilk davada fazla ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsilinin talep edildiği, İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/106 Esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 09.09.2014-13.05.2016 tarihlerini kapsayan devre için Lisans Kullanım Bedelleri Alacağının toplam 101.187,29 TL olarak hesap edildiğini, bakiye lisans bedeli alacakları olan 91.187,29 TL'nin ilk dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte işlemiş ve işleyecek faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/106 esas sayılı dosyasında davanın konusuz kaldığını dile getirerek aktif husumet yönünden, pasif husumet yönünden, zamanaşımı yönünden usul ve esas yönünden beyanda bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2019/48 esas, 2024/199 karar sayılı, 17/07/2024 tarihli kararı ile; "Davanın, ek dava mahiyeti taşıması sebebiyle mahkememizin 2016/106 esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesi beklenmiş, yapılan tetkik ve incelemede ilgili dosyanın 28.02.2024 tarihinde kesinleştiği, ilk derece mahkemesince "Marka hakkını ihlal nedeniyle davalının ihlal içeren dönemler için ödemesi gereken lisans bedeli 101.187.29 TL olarak belirlenmişse de talep ile bağlı kalınarak 10.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına," şeklinde karar verildiği ancak Bam incelemesi neticesinde" Marka hakkını ihlal nedeniyle davalının ihlal içeren dönemler için ödemesi gereken lisans bedeli 43.470,18-TL olarak belirlenmiş ise de talep ile bağlı kalınarak 10.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına," şeklinde düzeltilerek esas hakkında hüküm verildiği, verilen hükmün Yargıtay tarafından onanması ile birlikte kararın 28.02.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kesinleşen mahkememizin 2016/106 esas sayılı dava dosyası ile davacıların davalıdan 43.470,18 TL alacaklı olduğu, davalı yanın sorumlu olduğu, davalı yanın aktif ve pasif husumet itirazları ile tahkim itirazlarının yerinde olmadığı kesinleşmiş olup, iş bu ek davanın süresinde ikame edildiği, asıl ve ek davanın açıldığı tarihler nazara alındığında zaman aşımının gerçekleşmediği mahkememizce değerlendirilmiş; iş bu davanın mahkememizin kesinleşen İstanbul 1.FSHMM 2016/106 esas sayılı dosyasında talep edilmeyen lisans kullanım bedeli alacağına ilişkin olması, kesinleşen dava dosyasında alacağın 43.470,18 TL olarak belirlenip, ilgili dosyada 10.000 TL üzerinden karar verilmiş olması sebebiyle bakiye kalan 33.470,18 TL maddi tazminat alacağının davalıdan 13.05.2016( kesinleşen dava dosyasındaki dava tarihi) tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili ile davacılar ... AŞ. Ve ...'ye ödenmesine karar verilmiş, Davacılar vekili tarafından alacağın devrine ilişkin noter belgesinde devir eden olarak sadece davacılardan ...'nin isminin bulunduğu, işbu davanın sadece ... tarafından ikame edilmediği, iki ayrı davacının bulunduğu, bu durumda sadece bir davacının devir eden sıfatının bulunduğu, alacağın devri belgesinin işbu dava yönünden geçerli olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm altına alınan tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine dair, Davacılar vekili tarafından alacağın devrine ilişkin noter belgesinde devir eden olarak sadece davacılardan ...'nin isminin bulunduğu, işbu davanın sadece ... tarafından ikame edilmediği, iki ayrı davacının bulunduğu, bu durumda sadece bir davacının devir eden sıfatının bulunduğu, alacağın devri belgesinin işbu dava yönünden geçerli olmadığının tespiti ile; Açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, 33.470,18 TL maddi tazminat alacağının davalıdan 13.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili ile davacılar ...'ye ödenmesine, Davalı yanın zaman aşımı ve husumet itirazlarının ayrı ayrı reddine " karar vermiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada davacı tarafın ıslah hakkını kaybetmesi üzerine açtığı ve sonrasında tefrik edilen ek davanın dayanağı olan asıl dosyanın, yapılan ıslah ve feragat nedenleriyle konusuz kaldığını ve kesinleşen bir hükme bağlanarak ortadan kalktığı, tefrik edilen bu yeni davanın netice-i talebi ile asıl davanın taleplerinin birbirinden tamamen farklı olduğundan ek davanın reddi gerektiğini, kesinleşmemiş bilirkişi raporlarının bu davaya esas alınamayacağını, davacılardan ...’nin marka devir işlemlerinin Noterlik Kanunu’na aykırı ve geçersiz belgelerle gerçekleştirildiğini, bu sebeple aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ve tek başına dava açma yetkisinin olmadığını, davanın aktif ve pasif husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ise markayı geçerli bir sözleşmeye dayanarak kullandığını ve tespit yapılan yerin şirket şubesi olması sebebiyle pasif husumet ehliyetinin de hatalı tayin edildiğini, haksız fiil sorumluluğuna dayanan taleplerin iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olup bu sürenin dolduğunu, davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerektiğini, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede yer alan tahkim şartının mahkemece göz ardı edildiğini, Mahkemenin 2016/106 E.sayılı dosyasındaki lisans ücreti hesabı yapılan ek bilirkişi raporu ve Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/65 D.iş sayılı delil tespiti davasının bilirkişi raporunun davaya dayanak olamayacağını, müstakil bir dava niteliğindeki bu dosyada ilk dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin usule aykırı olduğunu belirtilerek usul ve yasaya aykırı kısmen kabul kararının kaldırılarak reddedilen kısımların onanmasını talep etmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının dayandığı İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/206 Esas ve 2019/177 karar sayılı hükmüne esas alınan bilirkişi raporunda 09/09/2014 - 13/05/2016 tarihleri arası olan dönem için lisans bedeli toplamının 101.187,29-TL olduğu belirtildiğini, huzurdaki davada taleplerinde haklı olduklarını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı yanının istinaf gerekçelerinin hukuka aykırı olduğundan davalının istinaf isteminin reddi gerektiğini, müvekkiline ait "..." markasının haksız ve hukuka aykırı kullanımını perdelemek adına 12/06/2015 tarihli karar ile "...Bakırköy/İstanbul" adresindeki iş yeri dava dışı ... Şirketi'nin şubesi olarak gösterilmişse de, tüm bu süreç boyunca ve günümüzde halen işbu adreste davalı ... Şirketi ticari faaliyet gösterdiğini, davalı müvekkilinin markasını haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanılarak haksız menfaat elde ettiğini, bu durum tüketici nezdinde yanılgı yaratacağını davalı ...'in marka değeri üzerinden hukuka aykırı ve haksız şekilde gelir elde ettiğini, "..." markasının kullanım hakkının devredilemeyeceği, Teknik Yönetmelik ile belirlendiğini, Davalı ... Şirketi'nin ... Şirketi'nden aldığı bir yetki ile bu markayı kullanması da hukuken mümkün olmadığını, davalı herhangi bir yetki sözleşmesi veya yasala bir gerekçe olmadan müvekkiline ait markayı usulsüz bir şekilde kullandığını, davalının, 1874 yılından günümüze kadar müvekkilinin ailesine ait olup TPE nezdinde 1998 yılından beri aile şirketi adına tescilli bulunan "..." markası ile ticari faaliyet yürütüyor olması, müvekkillerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğundan davalının istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davalının istinaf dilekçesindeki beyanlarının hukuki bir geçerliliği bulunmadığını belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile, müvekkillerinin istinaf isteminin kabulüne mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı şirket tarafından 2/3 hissesi davacılara ait olan "..." ve "..." ibareli markalara tecavüz teşkil eden eylem nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Dosyanın tetkikinde; davanın, ilk derece mahkemesinin 2018/389 esas sayılı dosyası ile ikame edildiği, bilahare mahkemenin 2016/106 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirildiği, ancak 2016/106 esas sayılı dosyasının yargılamada geldiği aşama dikkate alınarak işbu dosyanın tefrik edildiği ve davanın, ek dava mahiyeti taşıması sebebiyle mahkemenin 2016/106 esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin beklendiği, kesinleşmesi bekletici mesele yapılan asıl dava dosyası olan 2016/106 esas sayılı dosya kapsamında, " Marka hakkını ihlal nedeniyle davalının ihlal içeren dönemler için ödemesi gereken lisans bedeli 101.187.29 TL olarak belirlenmişse de talep ile bağlı kalınarak 10.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, " şeklinde karar verildiği ancak istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde İstanbul BAM 16. HD'nin 2019/3048 esas, 2022/756 karar sayılı ilamı ile "Davacı taraf dava dilekçesinde tazminat hesabını elde edilen kazanç seçeneğine göre istemiş daha sonra verdiği, 13/10/2017 tarihli ıslah dilekçesinde ise lisans bedeline göre tazminat hesabı yapılmasını istediği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça 27/10/2017 tarihli dilekçede dava dilekçesinde belirttikleri şekilde gelir hesabı üzerinden tazminat hesaplaması yapılması istenilmiş ise de, mahkemece 13/10/2017 tarihli ıslah dilekçesine itibar edilerek lisans bedeline göre tazminat hesap edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Ne var ki davacı taraf davasını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla açmış olup, bilirkişi raporunda 09/09/2014 - 08/06/2015 arası dönem için istenebilecek tazminat miktarının 43.470,18-TL olduğu, 09/09/2014 - 13/05/2016 tarihleri arası olan dönem için lisans bedeli toplamının 101.187,29-TL olduğu belirtilmiştir. Davalı taraf savunmasında tespit işlemi yapılan yerin dava dışı ... firmasının ... Şubesi olduğunu belirtmiş olup, dosya içerisine yansıyan bilgi ve belgelerden bu yerin dava dışı ... şirketinin 05/06/2015 tarihli yönetim kurulu kararıyla şube olarak faaliyete geçirilmesine karar verildiği, bu kararın 12/06/2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, kararda tescil tarihinin 08/06/2015 olarak yer aldığı görülmüştür. Buna göre davacının isteyebileceği tazminat miktarının hesaplanmasında 09/09/2014 - 08/06/2015 arasının esas alınması gerekir. Zira söz konusu adreste 08/06/2015 ten itibaren dava dışı şirketin faaliyet gösterdiği ve bu hususun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının isteyebileceği tazminatın 43.470,18-TL olduğu halde hüküm fıkrasında davacının toplam isteyebileceği miktarın 101.187,29-TL olarak belirtilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu yönden davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, marka hakkını ihlal nedeniyle davalının ihlal içeren dönemler için ödemesi gereken lisans bedeli 43.470,18-TL olarak belirlenmiş ise de talep ile bağlı kalınarak 10.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına" şeklinde yeniden esas hakkında hüküm verildiği, Yargıtay 11. HD'nin 2022/5176 esas, 2024/1548 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmesi üzerine hükmün 28.02.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Kesinleşen 2016/106 esas sayılı dava dosyası kapsamında; davalı yanın aktif ve pasif husumet ile tahkim itirazları yerinde görülmeyerek davacıların davalı taraftan talep edebileceği tazminat miktarının 43.470,18-TL olarak kesinleşmesi ile birlikte markaya tecavüz eylemleri aynı zamanda suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıl olduğu nazara alındığında zamanaşımının sona ermediği ve TBK'nın 117. maddesi gereğince haksız eylem tarihi itibari ile temerrüt oluşmakta ise de ilk dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesi karşısında taleple bağlılık ilkesi gözetilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir. Dolayısıyla HMK'nın 109. maddesi ışığında ek dava yönünden davacılar vekili ile davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/07/2024 tarih ve 2019/48 E., 2024/199 K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.286,34 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.639,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.670,94 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026