T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1039 KARAR NO : 2026/408 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/838 KARAR NO : 2023/129 DAVA TARİHİ : 28/06/2022 KARAR TARİHİ : 28/02/2023 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 26.03.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.02.2023 tarih ve 2022/838 Esas…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1039 KARAR NO : 2026/408 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/838 KARAR NO : 2023/129 DAVA TARİHİ : 28/06/2022 KARAR TARİHİ : 28/02/2023 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 26.03.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.02.2023 tarih ve 2022/838 Esas, 2023/129 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında davalıya ait ... İli, ... ilçesi ... Mah. ... ada ... parselde bulunan inşaat alanının hafriyat kazısı ve bu kazıdan çıkan işe yarar taşların kazı mahallinde bırakılarak geri kalan kısmın Büyükşehir Betediyesinin ...' da bulunan moloz döküm sahasına dökülmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin söz konusu anlaşma çerçevesinde edimlerini yerine getirip hafriyatı ve malzemesinin moloz döküm sahasına götürülmesi işini tamamlamasına rağmen davalı şirket kısmi ödemede bulunarak bakiye borcunu ödemediğini, bunun üzerine yapılan işin tespiti için Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat edildiğini ve 2017/163 D iş sayılı dosyası ile yapılan işin bedeli toplam KDV hariç 282.396,00 TL olarak tespit edildiğini, yapılan işlerin bedeline mahsuben davalı şirkete 28.07.2017 tarih 003935 numaralı 246.153,77 TL bedelli ve 27.08.2018 tarih 004030 numaralı 87.073,51.TI. bedelli iki adet fatura kesildiğini, kesilen ilk faturaya mahsuben kısmi ödeme yapılması üzerine davalı şirket aleyhine Bodrum 1. İcra Dairesinin 2017/8731 ve 2017/8734 E sayılı takip dosyaları ile takip açıldığını ve davalı şirketin 2017/8731 sayılı takip dosyasının 40.000.TL lik kısmına diğer dosyanın da tamamına itiraz ettiğini, yapılan işin tespitinden sonra davalı şirketi Bodrum 1. Noterliğinden keşide edilen, 05.10.2018 tarih 013990 yevmiye nolu ihtarname ve ihtar ekinde sunulan 004040 numaralı 27.08.2018 tarihli 87.073,51 TL bedelli fatura tebliğ edildiğini tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde, fatura bedelinin müvekkile ödenmesi istenildiğini, davalı taraf borcunu ödemediği gibi alacağa konu faturayı tarafımıza Bakırköy 15. Noterliğinden keşide edilen 12.10.2018 tarihli 25742 yevmiye nolu ihtarname ile geri gönderdiğini, 16/10/2019 tarihinde dava şartı olan arabuluculuk yoluna müracaat edildiğini ve 20/12/2019 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlenerek anlaşma sağlanamadığını, Bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi açısından davalı şirketin borca yeter miktardaki menkul ve gayrimenkul malları üzerine ihtiyati haciz mahiyetinde olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasına, yapılacak yargılama sonucunda fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 87.073,51 TL alacağın 05/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: İlk derece mahkemesince davalı şirkete dava dilekçesinde bildirilen adrese çıkarılan tebligatın tanınmadığı gerekçesi ile 01.08.2022 tarihinde iade edilmesi üzerine, davalının GİB adresine yeniden tebligat çıkartıldığı, davalıya çıkan bu tebligatın da 17.10.2022 tarihi itibari ile tanınmadığı gerekçesi ile iade edildiği, mahkemece 18.10.2022 tarihli duruşma ara kararı uyarınca davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresine TK 35'e göre tebligat çıkartıldığı 21.10.2022 tarihinde muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ edildiği ancak davalı şirketin davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 28.02.2023 tarih ve 2022/838 Esas, 2023/129 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Her ne kadar davalı dava konusu edilen borca itiraz etmiş ise de, davalının söz konusu faturaya karşı, iade, kusur vb. nedenlerle herhangi bir iptal veya iade talebinde bulunmadığı gibi fatura bedelini ödediğine ilişkin geçerli bir belgeyi de dosyamıza sunmadığı, ayrıca Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/163 Değişik iş sayılı dosyası ile mahallinde keşif yapıldığı, rapor alındığı anlaşılmıştır. HMK 222/3. maddesi gereğince davalıya ihtarat yapılarak defterlerinin ibrazı istenilmiş ise de verilen sürede defterler ibraz edilmemiştir. HMK 222. maddesine 22.07.2020 tarihinde eklenen 3.fıkra gereğince davalı taraf süresinde defterlerini ibraz etmediğinden usulüne uygun tutulan davacı tarafın defterleri davacı lehine değerlendirilerek bu defterlerdeki kayıtlara itibar edilmiştir. Buna göre taraflar arasındaki ticari ilişkisi neticesinde davalının davacıya ödenmemiş 87.073,51 TL borcunun bulunduğu tüm dosya kapsamına göre sabit olduğundan, davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 02.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Müvekkili firmaya çıkartılan ilk tebligat olan tensip zaptı ve dava dilekçesi tebligatının "... Mah. ... Mevkii.... Cad. No:... " adresine çıkartıldığını ve tebligatın "İade" döndüğünü, daha sonrasında "... Mah. ... Mevkii .. Cad. No:... ..." adresine dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğe çıkarıldığını ve bu tebligatta "tanınmıyor" "İade" şeklinde iade olduğunu, müvekkili firmanın "... Mah. ... Mevkii ... Cad. No:... " adresine çıkartılan tebliğ mazbatası incelendiğinde, PTT görevlisi tarafından "komşu ... tarafından tanınmadığı .... sözlü beyan ettiği, ... İmzadan imtina" şeklinde olduğunu, 18/10/2022 tarihli duruşma tutanağında "Davalıya yapılan tebligatın tanınmadığı gerekçesi ile 01.08.2022 tarihinde iade edildiği, bunun üzerine davalının GİB adresine yeniden tebligat çıkartıldığı uyap üzerinden yapılan sorgulamadan davalıya çıkan tebligatın 17.10.2022 tarihi itibarı ile yeniden tanınmadığı gerekçesi ile iade edildiği anlaşıldı." şeklinde tespit yapıldıktan sonra (1) nolu ara karar ile "Davalıya TK 35 maddesi gereğince dava dilekçesinin, tensip zaptının, ara karar ve duruşma zaptının tebliğine" karar verildiğini, sonrasında da "... Mah. ... Mevkii ... Cad. No:... " adresine dava dilekçesi ve tensip zaptı, TK md. 35'e göre yapıldığını, sonrasında bu defa "... Mah. ... Mevkii ... Cad. No:..." adresine duruşma zaptı tebliğinin TK md. 35'e göre yapıldığını, sonrasında bu defa "... Mah. ... Mevkii ... Cad. No:..." adresine bilirkişi raporu tebliğinin, TK md. 35'e göre yapıldığını, son olarak da gerekçeli kararın bu defa normal tebligat ile "... Mah. ... Mevkii ... Cad. No: ..." adresine yapıldığını ve ... imzasına tebliğ yapıldığını, -Müvekkili firmanın dava dosyasından son olarak yapılan gerekçeli karar tebliği ile haberdar olabildiğini, müvekkili firmaya çıkartılan ilk tebligatta PTT görevlisi tarafından her ne kadar komşu "...." tarafından tanınmıyor şeklinde şerh düşülerek iade işlemi yapılmış ise de, Bodrum ilçesinin çok küçük bir ilçe olduğu değerlendirildiğinde, ilk dava dilekçesi ve tensip zaptı tebligatını aslında ....'in beyanını almamasına rağmen ismini yazıp kendisinden habersiz bir şekilde imzadan imtina şeklinde şerh düşülüp iade işlemi yaptığını, zira gerekçeli kararın bu defa normal tebligat ile ...imzasına tebliğ edilmesinin de bu çelişkiyi ortaya koyduğunu ve tebligatın usulsüz yapıldığını gösterdiğini, sonraki TK 35.madde tebligatlarının da "muhatap adresi kapısına yapıştırma" şeklinde şerh edilmiş ise de TK 35 tebligatlarında kapı numaralarının farklılık göstermekte olduğu gibi müvekkili firma tarafından yapıştırılan herhangi bir tebligata da rastlanmadığını, zira gerekçeli karar tebligatının "...." tarafından imzalanarak teslim alındığını, PTT görevlisinin usulsüz işlemleri ve tebligatlardaki kapı numarası farklılıkları sebebiyle savunma haklarının kısıtlandığını, zira yapılan ilk tebligat ve devamındaki tebligatların usulsüz olduğunu, ayrıca her ne kadar duruşma zaptında GİB adresine yeniden tebligat çıkarıldığı belirtilmekte ise de, taraflarınca UYAP üzerinden herhangi bir sorgulama evrakına rastlanmadığını, ayrıca kapı numaraları bakımınndan da normal tebliğler ile TK 35'e göre yapılan tebligatlar arasında ve TK 35'e göre yapılan tebligatların kendi aralarında da farklılıklar bulunduğunu, bu sebeplerle müvekkili firmanın davaya cevap veremediği, delillerini sunamadığı gibi yargılamanın hiç bir aşamasında davada yer alamadığını, öncelikle belirttikleri bu sebeplerle, eksikliğin giderilerek davaya cevap verebilmelerinin, delil sunabilmelerinin sağlanabilmesi bakımınndan yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın geri çevrilmesini ve mahkemesine iadesini talep ettiklerini, -Aksi halde, dava dilekçesi ekinde yer alan ve dava şartı olan "arabuluculuk son tutanağı"nın da usulsüz olduğunu, dava dilekçesi ekindeki "Arabuluculuk Son Tutanağı" incelendiğinde davalı müvekkili ... Şti vekili olarak Av.... yazmakta ise de, tutanakta ismimin yanında "telekonferans yöntemi ile katıldı" şeklinde şerh düşüldüğünü, tutanakta başvurucu vekili olan Av....'nin imza kısmının boş bırakıldığını, başvurucu vekilinin ıslak imzası olmadığı gibi e-imza ile imzalandığına dair bir şerh de bulunmadığını, tarafı yönünden ise telekonferans ile katılmış isem e-imza ile imzalandığına dair bir şerhin de bulunmadığını, vekil olarak geçmiş maillerini araştırdığında arabulucudan gelen veya kendisinin göndermiş olduğu herhangi bir maile de rastlamadığını, tutanak tarihine göre üzerinden 2,5-3 yıl gibi bir süre geçmiş olması ve iş yoğunluğu sebebiyle de bu şekildeki bir arabuluculuk sürecini de hatırlayamadığını, mahkeme tarafından dava şartı olması sebebi ile arabuluculuk son tutanağındaki imza eksiklikleri bakımından araştırma yapması ve buna göre yargılamaya devam edilmesi gerekir iken eksik arabuluculuk son tutanağı ile yargılamaya devam ederek, karar yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu, belirttikleri bu sebeplerle, eksikliğin giderilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın geri çevrilmesini ve mahkemesine iadesine yada dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, -Bir diğer hususun da, her iki tarafın adresinin "Bodrum" olmasına ve dava konusu işin de adresinin "Bodrum" olmasına, ayrıca dava nitelendirmesinin "takibe itiraz edilmesi neticesinde açılan alacak davası" olarak yapılmasına ve takiplerin Bodrum İcra Müdürlüğü'nden açılmış olmasına, yani dava yetkisiz mahkemede açılmış olmasına rağmen, usulsüz tebliğler sebebiyle yetki itirazında bulunamadıklarından yetkisizlik kararı verilmeyerek yargılamaya devam edildiğini, yetkili mahkemenin Bodrum Mahkemeleri (asliye ticaret sıfatıyla) olduğunu, belirttikleri bu sebeplerle, eksikliğin giderilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın geri çevrilmesini ve mahkemesine iadesini talep ettiklerini, -Mahkemece gerekçeli kararında, "her ne kadar davalı dava konusu edilen borca itiraz etmiş ise de, davalının söz konusu faturaya karşı, iade, kusur vb. Nedenlerle herhangi bir iptal veya iade talebinde bulunmadığı gibi fatura bedelini ödediğine ilişkin geçerli bir belgeyi de dosyamıza sunmadığı" değerlendirmesi yapmakta ise de, davacı dahi dava dilekçesinin (4) nolu maddesinde davaya konu ettiği faturayı Bodrum 1.Noterliğinin 05/10/2018 tarih ve 013990 yevmiye nolu ihtarı ile göndermiş olduğunu ve müvekkili davalının Bakırköy 15. Noterliğinin 12/10/2018 tarih ve 25742 yevmiye nolu ihtarı ile iade ettiğini beyan ettiğini, davaya cevap verme imkanları usulsüz tebligatlar ile kısıtlanmış olduğundan beyan edemediklerini, fakat davacı vekili tarafından açıkça beyan edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından bu şekilde bir gerekçe ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının müvekkili davalı firmaya göndermiş olduğu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini ve ihtar ekinde iade edilmiş olduğundan müvekkili firma hesaplarında dava konusu edilen faturanın söz konusu olmadığını, -Davacı tarafından dava dilekçesinde hesaplar yönünden yanıltıcı beyanlarda bulunulduğunu, davacı tarafından "yapılan işin tespiti için Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden 2017/163 d.iş ile 282.000,00 TL tespit edildiği, sonrasında yapılan işin karşılığı 28/07/2017 tarih 246.153,77 TL bedelli fatura ve 27/08/2018 tarihli 87.073,51 TL bedelli iki adet fatura kesildiği" şeklinde beyanda bulunulduğunu, oysaki davacı tarafından yapılan işin karşılığı olarak öncelikle 28/06/2017 tarihli 246.153,77 TL Bedelli fatura kesilmiş, sonrasında 17/10/2017 tarihinde Bodrum 1.İcra Müdürlüğünün 2017/8731 esas dosyası ile asıl alacak 81.000,00 TL olan ve Bodrum 1.İcra Müdürlüğünün 2017/8734 esas dosyası ile asıl alacak 10.000,00 TL olan icra takipleri başlattığını, icra takiplerinin 28/06/2017 tarihli 246.153,77 TL'lik faturaya istinaden başlatıldığını, taraflarınca Bodrum 1.İcra Müdürlüğünün 2017/8731 esas dosyası ile asıl alacak 81.000,00 TL olan icra takip dosyasının 40.000,00 TL'lik kısmına itiraz edildiğini ve kalan bakiyenin icra dosyasına ödendiğini, diğer Bodrum 1.İcra Müdürlüğünün 2017/8734 esas dosyası ile asıl alacak 10.000,00 TL olan dosyanında tamamına itiraz edildiğini, davacının sonrasında tek taraflı olarak Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/163 D.iş dosyasından tespit yaptırdığını (zaten tespitteki rapor tarihinin de 2018 olduğunu) ve sonrasında 27/08/2018 tarihli 87.073,51 TL bedelli faturayı kestiğini, yukarıda izah ettikleri üzere müvekkiline gönderdiğini ve müvekkili tarafından iade edildiğini, yapılan işin, kesilen faturaların ve yapılan tespitin ve sonrasında kesilen faturaların tarihleri dikkate alındığında silsilenin bu şekilde olduğunu, -Tek taraflı yapılan mali bilirkişi incelemesi ile sadece davacının defter kayıtlarının incelendiğini ve davacının ek taraflı olarak kayıtlarına almış olduğu faturalar mucibince davacının davalıdan alacaklı olduğu tespitinin yapıldığını, raporda davalı yanın iadesine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığının belirtildiğini (yukarıda belirttikleri üzere defter ibrazları için TK 35.Maddesine göre gönderilen tebligatın usulsüz olduğunu), davacının önce yaptığı işin karşılığı olarak 246.153,77 TL bedelli fatura tanzim etmiş, sonrasında bakiye alacağı için asıl alacağı toplamda 91.000,00 TL olan 2 adet icra takibi başlattığını, (taraflarınca icra dosyasına asıl alacak bakımından 41.000 TL ve harçlar ile vekalet ücreti olmak üzere toplam 50.047,82 TL yatırıldığını) Sonrasında da yaptığı işin karşılığı olarak yaptırdığı tek taraflı tespitte 282.000,00 TL bedel olduğundan bahis ile bakiye olarak 87.073,51 TL fatura tanzim ederek dava konusu ettiğini, davacının 282.000,00 TL hak edişinin olduğunu iddia etse dahi önceki kestiği fatura bedeli olan 246.153,77 TL miktar düşüldüğünde yine davaya konu 87.073,51 TL'lik fatura bedelini vermediğini, -Ayrıca bilirkişi raporunun 5.sayfasında davacının cari hesabı incelendiğinde "icra ödemesi" olarak belirtilen rakamın da 36.533,00 TL olarak girildiğinin görüleceğini, oysaki müvekkili şirket tarafından icra dosyasına, icra dairesinin hesap raporuna göre asıl alacak bakımından 41.000,00 TL ve harçlar ile vekalet ücreti olmak üzere toplam 50.047,82 TL yatırıldığını, (EK-Tahsilat Makbuzu) icra ödemesinin dahi davacı tarafından eksik girildiğini, ayrıca davacının müvekkili aleyhine başlatmış olduğu icra takiplerinden feragat edilmediğini, sadece alacaklı tarafından takipsiz bırakıldığını ve kaydın kapandığını, bilirkişi raporunda icra takip dosyalarından bahsedildiğini, fakat takip dosyalarındaki bakiye alacak iddiası miktarların dikkate alınmadığını ve mahsup edilmediğini, zaten bu sebepledir ki, davacının raporun 5.sayfasındaki cari hesap tablosunda 141.694,28 TL alacak kaydının göründüğünü, yani madem ki davacı 282.000 TL yapılan işin karşılığı bakiyesi olarak 87.073,51 TL bakiye alacak iddiasıyla işbu davayı açtığını, icra takip dosyalarına konu edilen alacak miktarlarının mahsubu ile hesaplama yapılmasının gerektiğini, zira bu durumda mükerrer alacak iddiasına sebebiyet vereceğini, davacı tarafından dava konusu kesilen faturanın hiçbir yönden tutarlı bir yanının bulunmadığını, usulsüz tebligatlar sebebi ile bu hususların değerlendirmeye alınamamasına sebebiyet verildiğini, ayrıca mahkeme tarafından davanın nitelendirmesi olarak; takibe itiraz edilmesi neticesinde açılan alacak davası olarak belirtildiğini, fakat bilirkişi raporundaki genel geçer "davacının davalıdan alacaklı olduğu" beyanı ile yetinerek karar yoluna gidildiğini, -Bir diğer hususun da dava konusu gereği davacı tarafından yapılan işin ihtilaflı olması sebebiyle, sadece mali bilirkişiden defter incelemesi yapılmak suretiyle hüküm yoluna gidilmesinin de eksik ve hatalı olduğunu, davacı tarafından Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/163 D.İş sayılı dosyası ile tek taraflı olarak yapılan tespit ile hareket edilerek işbu yargılamaya sebebiyet verildiğini, davacının önce yapılan eksik işinin karşılığı olarak 246.153,77 TL'lik fatura kestiğini, hatta bakiye alacağı için icra takibine giriştiğini, sonrasında tek taraflı tespit ile alacak iddiasında bulunduğunu, davacı tarafından eksik iş yapılmış olmasının yanı sıra birçok eksikliklerin müvekkilinin kendisi tarafından yapıldığını, bunların da yapılan tek taraflı tespit ile davacı lehine yorumlandığını, zira davacının ilk kesmiş olduğu 246.153,77 TL'lik faturanın karşılığı işi dahi tamamlamadığını, ayrıca dava dosyasına Bodrum Belediyesinden davacının 2016-2017 yıllarındaki döküm bedeli olarak yaptığı ödemeler ve hangi iş kapsamında yapıldığı bilgisinin sorulduğunu, gelen cevaplarda davacıya ait tüm belgelerin gönderildiğini, müvekkili davalının işine ait olduğunu gösterir herhangi bir delil bulunmadığını, davacının yaptığı her işin müvekkili davalıya yükletilmesinin düşünülemeyeceğini, zira belgelerde sadece "hafriyat bertaraf bedeli" şeklinde yazdığını, bu hususların da ihtilaflı bulunduğunu, ki zaten mahkemece teknik bilirkişi incelemesi yapılmadığını, sadece mali inceleme yapılmakla yetinildiğini, davacı tarafından yapılan işin ihtilaflı olması, tek taraflı haksız tespit ile kendince fatura tanzim etmesi, dava konusunun ihtilaflı iş gereği kesilmiş ve taraflarınca da iade edilmiş faturaya dayanması, celp edilen belgelerden işin müvekkili için yapıldığının belirlenememesi sebepleri ile işin gereği teknik bilirkişiden de rapor alınması gerekir iken sadece mali bilirkişiden rapor alınarak hüküm yoluna gidilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, Yukarıda arz ve izah olunan ve resen nazara alınacak sair sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile, icranın geri bırakılmasına, öncelikle, usulsüz tebligatlar sebebiyle eksikliğin giderilerek davaya cevap verebilmelerinin, delil sunabilmelerinin sağlanabilmesi bakımınndan yeniden yargılama yapılmak üzere kararın kaldırılarak, dosyanın geri çevrilmesine ve mahkemesine iadesine, arabuluculuk yönünden, eksikliğin giderilerek yeniden yargılama yapılmak üzere kararın kaldırılmasına dosyanın geri çevrilmesine ve mahkemesine iadesine yada dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesine, yetkili mahkemeler Bodrum Mahkemeleri (Asliye Ticaret Sıfatıyla) olması sebebiyle, yetkinin değerlendirilerek ve kararın kaldırılmasına ve eksikliğin giderilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın geri çevrilmesine ve mahkemesine iadesine, aksi hallerde, usulsüz tebligatlar ile savunma hakları kısıtlanmış olduğundan ve esasa ilişkin itirazları sebebi ile kararın kaldırılarak öncelikle eksikliklerin giderilmesi için dosyasının mahkemesine iadesine veya kararın kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı vekili, taraflar arasında davalıya ait inşaat alanının hafriyat kazısı ve bu kazıdan çıkan işe yarar taşların kazı mahallinde bırakılarak geri kalanının moloz döküm sahasına dökülmesi konusunda anlaşma yapıldığını, davacının anlaşma çerçevesinde edimlerini yerine getirip işi tamamladığını, ancak davalının kısmi ödemede bulunarak bakiye borcu ödemediğini, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/163 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespitte yapılan işin bedelinin KDV hariç 282.396,00 TL olarak tespit edildiğini, davalı şirkete 28.07.2017 tarihli 246.153,77 TL bedelli faturanın ve 27.08.2018 tarihli 87.073,51 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, 246.153,77 TL bedelli ilk faturaya mahsuben kısmi ödeme yapılması üzerine davalı aleyhine iki ayrı takip başlatıldığını, davalının takip dosyasının 40.000 TL kısmına ve diğer takibin tamamına itiraz ettiğini, 87.073,51 TL bedelli faturanın ise noter ihtarnamesiyle davalıya tebliğ edilerek 10 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının söz konusu faturayı ödemediği gibi faturayı Bakırköy 15. Noterliği'nin 12.10.2018 tarihli 25742 yevmiye nolu ihtarnamesiyle geri gönderdiğini, 16.10.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, 20.12.2019 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlenerek anlaşmanın sağlanamadığı belirtilerek 87.073,51 TL bedelli faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. İlk derece Mahkemesi tarafından dava dilekçesinin davalı şirketin dava dilekçesinde bildirilen adresine tebliğe çıkarıldığı, davalının adreste tanınmadığından bahisle iade edilmesi üzerine, davalının ticaret sicil kaydındaki adresi olan "... Mahallesi ... Mevkii ... Caddesi No: ...." adresine yeniden tebligat çıkartıldığı, bu tebligatın da davalının adreste tanınmadığından bahisle iade edilmesi üzerine davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresine Tebligat Kanunu madde 35'e göre tebligat çıkarıldığı, tebligatın 21.10.2022 tarihinde muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ edildiği; davalı şirkete dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde davalı şirket tarafından davaya cevap verilmediği; yetki itirazının ilk itirazlardan olduğundan cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Somut olayda tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. Maddesi uyarınca ticari dava olduğu, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden 6102 sayılı yasanın 5/A maddesine göre dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının da dava şartı olduğu; davacı tarafça dava açılmadan önce 16.10.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve tarafların arabuluculukta anlaşamadığının belirtildiği; ancak davacı tarafça dava dilekçesine eklenen arabuluculuk son tutanağında imzaların bulunmadığı ve UYAP'ta kayıtlı arabuluculuk dosyasında da arabuluculuk başvuru formu dışında belge bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece davacı vekiline 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre arabuluculuk son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için bir hafta kesin süre verilmesi, aksi takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilerek hasıl olacak sonuca göre değerlendirme yapılmaması usule ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür. Davacı taraf dava dilekçesinde, dava konusu 87.073,51 TL bedelli faturanın noter ihtarnamesiyle davalıya tebliğ edilerek 10 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının söz konusu faturayı ödemediği gibi faturayı Bakırköy 15. Noterliği'nin 12.10.2018 tarihli 25742 yevmiye nolu ihtarnamesiyle geri gönderdiğini belirttiği halde Mahkemece davalının sözkonusu faturayı iade etmediği kabul edilerek sadece davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporu hükme esas almak suretiyle eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Bu durumda Mahkemece; davalı tarafın davaya konu faturayı iade ettiği belirtilen Bakırköy 15. Noterliği'nin 12.10.2018 tarihli 25742 yevmiye nolu ihtarnamesinin ilgili Noterlikten getirtilmesi; ilgili vergi dairesinden davalı şirketin davacı tarafça düzenlenen 28.07.2017 tarihli 246.153,77 TL bedelli faturayı ve 27.08.2018 tarihli 87.073,51 TL bedelli faturayı BA formları ile bildirip bildirmediği araştırılıp, sözkonusu faturaların vergi dairesine bildirilmesi halinde TTK 21/2 maddesi gereğince fatura içeriğinin kesinleşeceği; faturaların vergi dairesine bildirilmemesi halinde davacı yüklenicinin yaptığı iş bedelinin 6098 sayılı TBK 481. maddesi gereğince yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi (mahalli piyasa rayiçleri içinde yüklenici karı ve KDV olduğundan ayrıca eklenmemesi) gerektiğinden inşaat bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiden oluşacak heyetten davacı tarafça yaptırılan Bodrum 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/163 D.İş dosyasındaki tespitler, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığından gelen 10.10.2022 tarihli yazı ekindeki hafriyat döküm bedelleri, ilgili noterden ve vergi dairesinden temin edilecek kayıtlar ve düzenlenen faturaların yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirilerek davacı yüklenici tarafından yapılan işin bedeli belirlenip davalı tarafça yapılan ödemeler mahsup edilerek davacının davaya konu 87.073,51 TL bedelli fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.(Emsal Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2019 tarihli ve 2018/4238 esas ve 2019/3492Karar sayılı kararı) Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.02.2023 tarih ve 2022/838 Esas, 2023/129 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 1.487,00 TL) 1.666,90 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.