T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1128 KARAR NO : 2026/447 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/184 KARAR NO : 2023/183 DAVA TARİHİ : 26/02/2022 KARAR TARİHİ : 07/03/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02.04.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 02.04.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.03.2023 tarih v…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1128 KARAR NO : 2026/447 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/184 KARAR NO : 2023/183 DAVA TARİHİ : 26/02/2022 KARAR TARİHİ : 07/03/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02.04.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 02.04.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.03.2023 tarih ve 2022/184 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Ödemiş merkezli işletmesinde süt sağım sistemleri üretimi ve montajı yaptığını, davalı ise Efeler ilçesinde küçükbaş hayvancılık yaptığını, müvekkilinin davalıyla işyerinde yaptığı sözleşmeye istinaden fatura konusu mal ve sistemleri davalı ile anlaştıkları adrese götürüp montajını yapmak suretiyle eksiksiz ve çalışır bir şekilde davalıya teslim etmiş olup davalıdan para alacağı bulunmadığını, bu alacak karşılığı bir kambiyo senedi verilmediğini, TBK’nun 89/1 maddesi gereğince para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, ödenmesi gerektiği kuralı göz önüne alındığında, yetkili icra dairesinin ve mahkemenin alacaklı müvekkilinsı ikametgahı olan Ödemiş İcra Dairesi olduğunu, tarafların, takip konusu sözleşme, fatura, irsaliye ve dayanak belgelerden anlaşılacağı üzere, müvekkili davalıyla yaptığı sözleşmeye istinaden fatura konusu mal ve sistemleri davalı ile anlaştıkları adrese götürüp montajını yapmak suretiyle eksiksiz ve çalışır bir şekilde davalıya teslim etmiş olup davalıdan para alacağı bulunduğunu, müvekkilinin edimini yerine getirmiş olup, karşılığında alacağını alamamış ve bu alacak karşılığı bir kambiyo senedi verilmediğini, davalının aldığı ürünlerin toplam bedeli olan 28.730,09 TL'yi ödemediği için, ödenmeyen fatura ve irsaliye örnekleri eklenmek suretiyle davalı aleyhine, Ödemiş İcra Müdürlüğünün 2021/5000 E. sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve fatura-irsaliye içeriklerine itiraz etmemiş olup, borca itirazı neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının icra takibindeki itirazlarının iptali ile, asıl alacağımız olan 28.730,09 TL ile asıl alacağımıza icra takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilecek şekilde takibin devamına, müvekkils alacağının fatura ve irsaliyeler ve cari hesap özeti ile likit olduğu sabit olduğundan ve davalı takibi uzatmak maksadı ile kötü niyetle itiraz ettiğinden asıl alacağımızın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini, bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davanın reddine, davacının icra takibi konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARINNI ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 07.03.2023 tarih ve 2022/184 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Her ne kadar davacı tarafça düzenlenen 6 adet fatura içeriğinin davalıya sağlandığı ileri sürülmüş ve bu hususta düzenlenen faturalarla birlikte bir kısım imzalı teslimat formları dosyaya sunulmuş ise de teslimat formlarının o mal veya hizmetin fatura bedeline istinaden verildiği hususunda davalı tarafın bir kabulü olmadığı gibi düzenlenen faturalarla aynı gün ve bedelli iade faturaları düzenlendiği, iade faturaların davacı tarafça vergi dairesine Form Ba olarak bildirilmiş olduğu hususları dikkate alındığında davacı tarafça düzenlenen faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği değerlendirilmiştir. Takipte alacağın 24.493,13-TL dışındaki 4.236,96-TL'lik kısmı açık hesap ilişkisinde devreden bakiye alacak olup bu hususta davacı tarafça dosyaya bir fatura sunulmadığı gibi tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarıyla da 4.236,96-TL alacak bulunduğu ispat edilemediğinden davanın bu yönden de reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça gerçekleştirilen ürün bakım ve sair hizmetlerinin garanti kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine yönelik anlaşmazlıktan kaynaklandığı yargılama sırasındaki beyanlardan anlaşılmış olup davacının takip ve davada kötü niyetle hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmadığı gözetilerek kötü niyet tazminatı talebinin reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davalı vekili tarafından verilen 21.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Yargıtay'a göre alacaklının icra takibinin haksız olması ve alacaklının takibe geçmede kötü niyetli olması gerektiğini, dosyadaki muhasebe bilirkişisi raporuna göre davacının alacağının bulunmadığını, davaya konusu faturaya ilişkin malların davacı tarafından davalıya satılmadığını, davacının, davalı müvekkilinden alacaklı değilken icra takibine geçtiğini, itirazları üzerine duran takibe karşı iş bu davayı açtığını, davacının takipte haksız ve kötüniyetli olduğunu, lehlerine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin temin için iş bu istinaf başvurusunu yapma zorunluluğu hasıl olduğunu, Yukarıda arz edilen sebepler ile istinaf incelemesi esnasında re'sen tespit buyurulacak sair sebepler de göz önüne alınarak İzmir 2.Asliye Ticaret mahkemesinin 07/03/2023 tarih ve 2022/184 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararının kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin reddine ilişkin 2 numaralı hükmünün bozulmasına, lehlerine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Davacı vekili tarafından verilen 02.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davacı müvekkili şirketin nizalı mallarının davalının adresine kurduğunu ve teslim ettiğini, istinafa konu İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/184 Esas ve 2023/183 Karar sayılı dosyası kapsamında davalı vekilinin 11/11/2022 tarihli keşifteki ikrarı, yapılan keşif ve tanzim edilen 26.12.2022 havale tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, dava konusu edilen fatura konusu malların davalı tarafa teslim edildiğini, yerinde de bilirkişi marifetiyle görüldüğünü, sistemlerin ilk kuruluşu yerel mahkeme dosyasında yer alan faturalardan da görüldüğü üzere 2014 ve 2015 yıllarında 2x10 ve 1x12 lik süt sağım üniteleri ve ekipmanları şeklinde kurulduğunu, 8-9 yıldır davalı tarafça kullanıldığını, davacı müvekkilinin, davalıyla yaptığı sözleşmeye istinaden anlaştıkları mal ve sistemleri eksiksiz ve çalışır bir şekilde davalıya teslim ettiğini, bu teslim tarihinden bu yana davalı tarafça kendilerine bir ayıp ihbarı yapılmadığını, açık havada çalışan, üstü örtülü olmasına rağmen 4 mevsim koşulunda ve uzun yıllardır çalışan süt sağım sistemlerinin zamanla bir kısım parçalarını aşınması ve değişmesinin olağan olduğunu, bu sistemlerin işin doğası gereği olağan bakımları yapılarak bir kısım parçalarının değiştiğini, taraflar arasındaki alacağın cari hesaba dayalı olup, alacaklarının likit olduğunu, -Taraflarınca kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davalı vekilinin yerel mahkeme dosyasında yapılan keşif esnasında verdiği beyanında da 6-7 ay süre ile sistemi kullandıklarını kabul ettiğini, davalının söz konusu makina ve sistemleri çalışır bir şekilde teslim aldığını, garanti süresinin bitimi sonrası, kendi hatalı kullanımından doğan arızalar veya yıllarca kullanımdan kaynaklanan bakım ihtiyacı sonrasında davalının talepleri üzerine malların gerekli bakımları/ekipman sağlama işlemlerinin de yapıldığını, söz konusu makina/sistem/ekipmanların garanti süresinin bittiğini, garanti süresi dışında talep üzerine yapılan ekipman sağlama ve bakım işlemlerinin ücretsiz yapılamayacağını, davalının itirazının haksız ve de kötü niyetli olduğunu, özellikle icra itiraz dilekçesinde genel olarak borca itiraz edip, cevap dilekçesinde "hizmet almadığı" yönünde beyanda bulunması, yapılan keşifte ise müvekkilden sistemin 2014 yılında ilk kurulması sonrası yapılan periyodik bakımlar ve ek parçaların alındığının kabul edilmesinin baştan sona kötü niyet göstergesi olduğunu ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekçesi olduğunu, davacı müvekkilinin davalıya karşı edimini yerine getirdiğini, ancak karşılığında alacağını alamadığını, davalının borcunu yerine getirmekten kaçındığını ve kötü niyetli olduğunu, -Kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davalının iddia ettiği üzere söz konusu mal ve sistemleri yeterince randımanlı, istediği gibi kullanamaması söz konusu olsa dahi, ihbar süresi içinde davalı tarafından müvekkili şirkete yapılan herhangi bir ayıp ihbarının da bulunmadığını, TTK'nun 23. Maddesine göre yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmayan davalının iddialarının dinlenebilirliğinin bulunmadığını, -Davalının, söz konusu makina, sistem ve ekipmanlarını garanti süresi dışında kendi kullanımından doğan arızalar ve olağan periyodik bakımlar nedeniyle, müvekkili şirketten bakım ve ekipman sağlanması talepleri üzerine mahalline gidilerek her türlü bakım ve ekipman sağlanması taleplerinin yerine getirildiğini, -Yerel mahkemece 6 adet fatura içeriği ürünün davalıya sağlandığı hususunda yapılan keşifte kesin bir delil elde edilememiş olduğu belirtilmişse de dava konusu mal, sistem ve ekipmanlarının işletmede bulunduğunun tespit edildiği gibi, bu durumun davalı vekilince de ikrar edildiğini, bu hususta herhangi bir tereddüt de bulunmadığını, davalının, davacı müvekkili tarafından aldığı hizmet/ekipmanlara ilişkin iade faturaları düzenlemesi ve davacı müvekkili tarafından vergi dairesine Form Ba olarak bildirilmiş olması nedeniyle davacı müvekkilinin alacağını ispat edemediği ve davalıdan alacağının bulunmadığına yönelik kanaate varılmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, Açıkladıkları nedenlerle, yerel mahkemece davalının icra takibindeki itirazlarının iptali ile, asıl alacakları olan 28.730,09 TL ile asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilecek şekilde takibin devamına karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bir karar olup kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı vekili, davacı şirketin süt sağım sistemleri üretimi ve montajı işini gerçekleştirdiğini, davalının küçükbaş hayvancılık işi yaptığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden davacı şirketin fatura konusu mal ve sistemleri götürüp montajını yaptığını, ancak davalının sözkonusu konusu fatura bedellerini ödenmediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Somut olayda Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor aldırıldığı, ardından mahallinde makine mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişi marifetiyle keşif yapılıp denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor aldırıldığı, davacı yüklenicinin dava ve takibe konu ettiği 6 adet faturanın davalı iş sahibi tarafından iade edildiği, davacı yüklenicinin ise bu iade faturalarını vergi dairesine bildirildiği, davacı tarafça faturalarla birlikte sunulan teslimat formlarının dava ve takibe konu faturalara istinaden düzenlendiğinin anlaşılamadığı, düzenlenen raporlar ve tüm dosya kapsamına göre davacının sözkonusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi, davacının icra takibinde kötü niyetle hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmaması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.03.2023 tarih ve 2022/184 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 1.962,55 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 1.782,65 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.