İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı 29/02/2016 tarihinde "..." ibaresini marka olarak 2016/18067 numara ile 10 yıl süreliğine tescil ettirdiğini, gerek adına açılmış internet sitesinde; https:/....com adlı web sayfasında gerekse facebook, instagram,…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1198 Esas KARAR NO: 2025/1689 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 05/04/2023 NUMARASI: 2021/197 E. - 2023/112 K. DAVANIN KONUSU: Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi ile Maddi ve Manevi Tazminat - BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2021/241 ESAS SAYILI DOSYASINDA - DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı 29/02/2016 tarihinde "..." ibaresini marka olarak 2016/18067 numara ile 10 yıl süreliğine tescil ettirdiğini, gerek adına açılmış internet sitesinde; https:/....com adlı web sayfasında gerekse facebook, instagram, twitter sayfalarında ayrıca diğer reklam görsel ve videoları barındıran araçlarda bu markayı kullanıldığını, hizmet kalitesi ve reklam ağının genişliği nedenleriyle Türkiye, Arabistan yarım adası ülkeleri, Avrupa, Kuzey Afrika önde olmak üzere birçok ekonomik-stratejik bölgelerde kısa sürede aranan ve bilinen bir marka haline geldiğini, davalı tarafın ise "... ..." adını kullandığını, müvekkilinin markasındaki benzerliği sebebiyle karışıklığa neden olduğunu, bu nedenle markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu ve haksız rekabete yol açtığını, davalıya ait https://....com ve http://www....com/ adlı web siteleri incelendiğinde markaların ve ibarelerin iltibas oluşturacak nitelikteki benzerliği açıkça görüleceğini, davalı tarafın marka benzerliği yanı sıra müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini ve müvekkiline ait markanın neredeyse aynısını müvekkilinin izni olmaksızın kullandığını, hizmetlerini bu isim üzerinden sunduğunu, hatta iki markanın birbirine o kadar benzediğini, www.....com sitesi üzerinden davalı şirketin müşterilerin yapmış olduğu şikayetlerin müvekkili şirketin yetkilisi ...'nun mail adresine gönderildiğini, bu nedenle, davalı tarafın müvekkili markasına olan tecavüzün tespiti ve önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak, yargılama içerisinde arttırmak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere; 10.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... ... vekili cevap dilekçesi ile, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan davanın reddi gerektiğini, "..." ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliği-öncelik hakkı, davalı müvekkili şirkete ait olduğunu, davanın bu sebeple dahi reddi gerektiğini, 6769 sayılı SMK’nın düzenlemesine göre tescil esas olmakla beraber, gerçek hak sahipliği ilkesi uyarınca, bir markayı ilk defa yaratan ve ilk defa ticaret hayatına sokan şahıs/şirket markanın gerçek hak sahibi olarak kabul edildiğini, davalı tarafından, davacı taraf adına tescilli ... ibareli markaların, eskiye dayalı kullanım hakkı sebebiyle hükümsüz kılınması için dava açıldığını, davanın, Bakırköy 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/55 esas numarası ile derdest olduğunu iddia ederek; huzurdaki davanın niteliği gereği zorunlu arabuluculuk usulüne tabi olduğunun kabulü ile; tüm talepler bakımından, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, talebin kabul edilmeme ihtimaline binaen, davadaki tazminat talepleri yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, davacı taraf aleyhine açılan, Bakırköy 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/55 esas sayılı dosyasının, bu dosya ile birleştirilmesine, davacı tarafın, bütünüyle suiniyete dayalı olan haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesi ile, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, talep ve davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin diğer davalı ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, husumet itirazlarının olduğunu, mağdur edildiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekiline dava dilekçesinde maddi tazminat talepleri konusunda seçimlik haklarının yer almaması ve davalılar için müteselsilen tazminat talep edilmesine rağmen müteselsil sorumluluğu gerektirecek hukuki ve fiili gerekçelerin açıklanmamış olması, müteselsil sorumluluk yoksa her bir davalı için maddi ve manevi tazminat taleplerini ayrıştırması ve bu hususlarda açık bir şekilde talep sonucunu sunması için 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili 06/05/2021 havale tarihli dilekçesi ile, ekte sundukları deliller içerisindeki internet sitesinde her iki davalının da adı geçtiğini, kullanılan bu internet sitesinde her iki davalının da adının geçiyor olmasının mahkemece takdir edileceği üzere kendiliğinden kurulmuş olduğunu, işletilen bir site olmadığını, bizzat davalılar tarafından birlikte kullanılıp kendi menfaatleri adına kurulmuş olan bir site olduğunu, ancak davalılar tarafından kurulmuş olan sitede kullanılan markanın, müvekkili şirkete ait bir marka olması dolayısıyla müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz edildiğini, aksi takdirde belirtilen internet sitesinin her iki davalının iradesi dışında kurulduğunun hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, maddi tazminat hususunda SMK 151/2-b maddesine göre hesaplama yapılmasını talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYADA DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı müvekkilinin ... ... ibaresini ticaret siciline tescil ettirdiği 2001 yılından bu yana ticaret hayatında kesintisiz, sürekli ve düzenli olarak "..." şeklinde hem internet sitelerinde hem işyeri tabelalarında hem de diğer tanıtım evraklarında kullandığını, davalı adına tescil edilen marka üzerinde eskiye dayalı kullanım hakkından kaynaklanan gerçek hak sahipliğinin mevcut olduğunu, tüm bu açıklamalar nezdinde somut olaya bakıldığında davalı tarafından aynı sektörde aynı ibarenin tesciline izin verilmesi halinde müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ... ibaresine yaptığı tüm yatırımların zora gireceğini, davalı şirketin ise müvekkilinin yıllardır piyasada tanıttığı ibarenin tanınmışlığından haksız yere kazanç elde edeceğini, açıklanan nedenlerle davalı adına kayıtlı 2016/18067, 2016/18077, 2019/35632 numaralı markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DOSYADA CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın gerçek şahıs adına açıldığını, dava dilekçesinin içeriğinden eskiye dayalı kullanım hakkını iddia eden davacı sıfatının tam olarak anlaşılmadığını, ... ibaresi ile hizmet sağlayan işletmenin dava dilekçesinde anlaşılamadığı gibi davacı olarak da görünmediğini, bu sebeple davacı sıfatının yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, ticaret unvanı ile marka arasında fark olduğunu, ticaret unvanında ... ibaresinin kullanılmasının markasal kullanım olmadığını, dava konusu müvekkiline ait markalar üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasında bulunan davacının marka kullanımlarına ilişkin deliller sunmasının gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu markaları sektörde bilinir hale getirdiğini, kendisine ait markaların davacı tarafından kullanıldığını, müşterilerinin müvekkili şirkete yaptıkları şikayetler üzerine öğrendiğini, bu sebeple müvekkiline ait markalara yönelik tecavüzün tespiti ve önlenmesi maksadıyla Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/353 esas kaydıyla dava açıldığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Asıl davada 1-Davacının davasının, davalı ... ... yönünden REDDİNE, 2-Davacının davasının, davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile; -Davalının, davacıya ait 2016/18067, 2016/18077 ve 2019/35632 tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, -TBK 50-51.maddeleri nazara alınarak 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen davada Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı-birleşen davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen karar yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ... ... haksız fiilden sorumlu olduğunu, verilen kararda çelişkiler olduğunu, davalı ...'ın marka hakkına tecavüz ettiği kabul edildiğini, marka hakkına tecavüz nternet sitesine dayanak gösterilerek ve davalı ...'ın kullanıma ilişkin kabulü ile ortaya konduğunu, anılan internet sitesinin "kayıt ettiren" kısmında ...'ın adı da yer almadığını, mahkeme buna rağmen ... yönünden tecavüz olduğuna karar verdiğini, mahkemece davalılar arasında sorumluluk tespitinde çelişkili karar verildiğini, internet sitesinin baş köşesinde adı bulunan davalı ...'ın sırf husumeti kabul etmemesi, sorumlu olmadığı anlamına gelmediğini, internet sitesinde markanın yanında adı bulunan davalının kim olduğunu bu aşamada ispat etmesi gereken taraf müvekkili şirket olmadığını, davalı ... ... internet sitesinde adının niçin yer aldığını açıklamadığını, yalnızca kendisinin ... ile ilişkisinin olmadığını iddia ettiğini, davalı ... ... yönünden ret kararı verilmesine dayanak gösterilen gerekçe yeterli olmadığını, gerçeğe aykırı olduğunu, davalıların kullanımında bulunan internet sitesinde "..." ibaresinin yanında davalının adı "Op.Dr.M. ... Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi" şeklinde yer aldığını, davalının bu kullanımdan sorumlu olduğunu, haksız marka kullanımından kazanç sağladığını, davalıların haksız fiilden beraber sorumlu olduklarını, mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının yeterli olmadığını, faizin başlangıç tarihinin haksız fiil tarihi olması gerektiğini, faiz başlangıcının davalıların haksız fiili işledikleri 28/03/2016 olması gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarında davalıların ticari kayıtlarından yalnızca ... ...'ın 2018-2019 yıllarına ait kayıtları incelendiğini, bu aşamaya kadar davalılarca markaya tecavüz devam ettiğini ve bu tecavüzden haksız kazanç sağladıklarını, 2023'e kadar davalıların kazancının ne olduğunun tespiti gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının aleyhe hususları yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı-birleşen davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Asıl dava yönünden, Davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, tarafların web sitelerinde yapılan incelemelerde dahi müvekkilin davaya konu ibare üzerinde gerçek hak sahipliği ortaya çıktığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporu itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, taraflar arasında uyuşmazlığın meydana geldiğinden bu yana ileri sürülen husus, müvekkilinin davaya konu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, zira müvekkilinin davaya konu ibareyi karşı yandan çok daha önce kullanmaya başladığını, müvekkilinin 2011 yılında "..." ibaresini internet alan adı olarak kullanmaya başladığını, alan adı kullanımının, bir markasal kullanım olduğunu, buna rağmen mahkemece karşı yanın 2016 tarihli marka başvurusundan kaynaklı hakların müvekkilin 2011 yılındaki kullanımlarının karşısında öncelikli olabileceği yönündeki değerlendirmeler marka hukukunun genel geçer kurallarına tam anlamıyla aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunun özenli bir şekilde hazarlanmadığını, ... ibaresi müvekkili tarafından davacı yandan çok önce, 2008 yılından bu yana kullanıldığını, hem ticaret unvanında, hem de internet alan adında müvekkili tarafından çok önceden bu yana kullanımın ortada olmasına rağmen müvekkilinin gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile kurulan hükmün hatalı olduğunu, müvekkilinin dava konusu edilen ibareyi karşı yandan önce kullandığına ilişkin delilleri usulüne uygun bir şekilde değerlendirilmediğini, müvekkilinin bahsi geçen ticari unvanlar üzerinden ve internet sitesindeki kullanımlarının markasal kullanım olarak değerlendirilmemesi hatalı olduğunu, Müvekkili "..." ibaresini saç ekimi sektöründe ilk kez kullanan, bu kullanımı hem markasal olarak gerçekleştiren, hem de alan adı, ticaret unvanı vs. tesciller yapan ilk müteşebbis olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahipliği görmezden gelinerek karar verildiğini, müvekkilinin ... ibareli markayı kullanması hukuka aykırı bir durum teşkil etmediğini, ortada marka tecavüzü olarak değerlendirilebilecek bir durum olmadığını, müvekkilinin gidermesi gereken bir zarardan bahsedilmesi söz konusu olmadığını, TBK m.50-51 hükmü uyarınca yapılan maddi tazminat ve manevi tazminat belirlemelerinin kabulü mümkün olmadığını, Karşı dava yönünden mahkemece verilen kararda, müvekkilin önceye dayalı fiili markasal kullanım iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddedildiğini, müvekkilinin ... ... ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini gösteren bilgi ve evraklar, delil olarak dava dosyasına sunulduğunu, müvekkili yıllardır kullandığı "... ..." ibaresini, ticaret hayatında, “...” şeklinde kullandığını, davalı tarafından aynı sektörde, aynı ibarenin tesciline izin verilmesi halinde, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ... ibaresine yaptığı tüm yatırımlar zora gireceğini, davalı şirket ise müvekkilinin yıllardır piyasada tanıttığı ... ibaresinin tanınmışlığından, haksız yere kazanç elde edeceğini, davalı tarafa ait ... markalarını gören tüketiciler, davalı şirketi müvekkili şahısa ait şirketin şubesi, yan işletmesi ve/veya müvekkilin bayisi olarak algılayabileceğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile asıl davanın reddine, birleşen davanın KABULÜ ile, birleşen dava davalısı adına tescilli ...tescil numaralı "... ...", ... tescil numaralı "... ... TURKEY" ve ...2 tescil numaralı ... markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin davalı ... ...(...) ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, doktor olan müvekkili ... ... diğer davalı ... tarafından ismi kullanılan bir kişi midir değil midir taraflarınca bilinmediğini, müvekkilinin mağdur edildiğini, müvekkili hiçbir marka hakkına tecavüzde bulunmadığını, kendisine ait olmayan hiçbir markayı veya isim hakkını kullanmadığını belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. Davalı-birleşen davacı ...vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; karşı yan belirlenen tazminatın eksik ve hatalı tespit edildiğini ileri sürdüğünün bunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin tazminat yaptırımı ile karşılaşmasını gerektirecek bir eylemi bulunmadığını, müvekkilinin ... ... ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliği mevcut olduğunu, kullanımlarının marka tecavüzü olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını davacı - birleşen dava davalısının istinaf taleplerinin esastan reddine, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl davanın reddini, birleşen davanın KABULÜ ile, birleşen dava davalısı adına tescilli 2016 18067 tescil numaralı "... ...", ...077 tescil numaralı "... ... TURKEY" ve ... tescil numaralı ... markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava, davalıların, davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise ,asıl davaya dayanak birleşen davalı adına kayıtlı markaların hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin “...” ibaresini 29/02/2016 tarihinde 2016/18067 numara ile marka olarak tescil ettirdiğini, bu markayı ....com internet sitesi, sosyal medya hesapları ve reklam mecralarında aktif olarak kullandığını, markanın bilinen bir marka haline geldiğini, davalının ise “... ...” adını kullanarak müvekkilinin markasıyla iltibas oluşturacak derecede benzer bir ibareyi aynı sektörde kullandığını, bu kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıya ait ....com, ...com internet sitelerinin de karışıklığı arttırdığını, şikayet sitelerinde davalıya ait müşteri şikayetlerinin müvekkilinin e-posta adresine yönlendirildiğini belirterek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile durdurulmasına, 10.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... vekili, “...” ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğinin davalı şirkete ait olduğunu, davacı markasının hükümsüzlüğü için Bakırköy 1. FSHHM’nin 2020/55 E. sayılı dosyasında dava açıldığını belirterek, huzurdaki davanın reddini istemiştir.Davalı ... ... vekili ise, müvekkilinin diğer davalıyla herhangi bir hukuki veya ticari bağlantısının bulunmadığını, bu sebeple husumet yönünden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Birleşen 2021/241 Esas sayılı davada, davacı vekili; müvekkilinin “... ...” ibaresini 2001 yılından beri ticaret siciline tescil ettirerek kesintisiz şekilde kullandığını, bu nedenle “...” ibaresi üzerindeki eskiye dayalı kullanım hakkı ve gerçek hak sahipliğinin kendisine ait olduğunu belirterek , davalıya ait 2016/18067, 2016/18077 ve 2019/35632 numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalısı vekili , davanın gerçek kişi adına açıldığını, markayı kullanan işletmenin kim olduğunun açıkça anlaşılmadığını, bu nedenle aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ticaret unvanı kullanımının marka kullanımıyla karıştırılamayacağını beyanla davanın reddini istemiştir.Bilirkişiler 09/12/2021 havale tarihli raporlarında; esas dosya açısından, davalı tarafın kullanımlarının SMK’nın 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve markalar arasında iltibasın mevcut olduğu, birleşen dosya açısından ise, SMK m.6/3 uyarınca hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir. 19/07/2022 havale tarihli ek raporda, kök raporda ulaşılan tespit ve sonuçlardan dönülmesini gerektiren bir durum bulunmadığı , www.....com alan adının 03.03.2016 tarihinde tescil edildiği, site içeriğinde “Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı ...” ibaresine yer verildiği, bu nedenle sitenin ... tarafından işletildiğinin hayatın olağan akışına aykırı olmayacağı, ayrıca sitenin diğer davalı ... ... tarafından işletildiğine dair açık bulguya ulaşılamamakla birlikte, bu kullanımın bilgisi dahilinde olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, dolayısıyla her iki davalının da marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımda sorumluluğunun bulunduğu , davalı ... ...’na ait ticari defterler ibraz edilmediğinden tazminat hesabı yapılamadığı belirtilmiştir. Ankara 2. FSHHM nin talimat dosyası ile alınan 22/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesi uyarınca, davalı ... ...’tan 27.966,82 TL tutarında maddi tazminat talep edilebileceği, davalı ...’ın 2016–2019 döneminde vergi mükellefiyeti bulunmadığı için defter ibrazının mümkün olmadığı, bu nedenle onun yönünden tazminat hesabı yapılamadığı belirtilmiştir. Davacı vekili, 01/03/2023 tarihli dilekçesiyle, davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edilen 10.000 TL maddi tazminat talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 27.966,82 TL’ye artırmıştır. Mahkemece asıl davada, davalı ...' a ait kullanımların 6769 sayılı SMK’nın 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacı markasına iltibas oluşturduğu, davalının markasal kullanımının davacı marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, ancak diğer davalı ... ... yönünden tecavüz fiilinin sübuta ermediği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüyle tecavüzün tespiti, önlenmesi ve 20.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminata, ... ... yönünden ise davanın reddine, birleşen hükümsüzlük davasında ise davacının önceye dayalı fiili markasal kullanım iddiasını ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.6769 sayılı SMK 27. Maddesi gereğince, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağından öncelikle birleşen marka hükümsüzlüğü davasının incelenmesi gerekmektedir. Birleşen davacı , “...” ibaresi üzerindeki eskiye dayalı kullanım hakkı ve gerçek hak sahipliğine ve kötüniyetli tescile dayalı olarak birleşen davalıya ait 2016/18067, 2016/18077 ve 2019/35632 numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. 29.02.2016 başvuru tarihli 2016/18067 başvuru numaralı “...” ibareli markanın ve 29.02.2016 başvuru tarihli 2016/18077 başvuru numaralı “... TURKEY” ibareli markanın 39. sınıfta ve 44. Sınıfta , 2019/35632 tescil no.lu “...” markasının 44. Sınıf ( davacının markalarının 44. Sınıfta ; Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri ) hizmetlerinde , asıl davacı- birleşen davalı ...Turizmi Danışmanlık ve Bilişim Teknolojileri Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Marka hakkının sağladığı koruma kural olarak tescil ile doğmakla birlikte istisnai olarak marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı ilkesi benimsenmiştir. Önceye dayalı kullanımla hak elde edilmesi gerçek hak sahipliği ilkesi olarak ifade edilir. Bu durumda marka hakkı tescilden önce doğar sonradan yapılan tescil kurucu değil açıklayıcı nitelikte olur. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, işaret üzerinde hak elde edilmiş olması için ise ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/6188- 2023/850, 15.2.2023 "Mahkemece, önceye dayalı alan adı hakkı nedeniyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de,.. dosya kapsamında hükümsüzlüğü istenen markanın tescilinden önce bu markayı piyasada ilgili sınıflarda tanıttığına ya da uzun yıllar kullandığına dair herhangi bir fatura, katalog ya da başkaca delilin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir... ONANMASINA,"Somut olayda, bilirkişiler tarafından incelenen , birleşen dosya davacısının, önceye dayalı/gerçek hak sahipliğini ispat açısından 29.02.2016 öncesi kullanıma ilişkin sunduğu ... Özel Saç Ekimi Hizmetleri Ltd.Şti’ne ilişkin sunulan Ticaret Sicil Gazetesinin 08 Mayıs 2002 tarihli olduğu, ...’ın ortak olarak gözüktüğü, ... Özel Saç Ekimi Hizmetleri Güzellik Merkezi Kozmetik Turizm Tic.Ltd.Şti’ne ilişkin sunulan Ticaret Sicil Gazetesinin 13 Ağustos 2002 tarihli olduğu, ... Özel Saç Ekimi Hizmetleri Ltd.Şti ünvanının değişikliğine ilişkin olduğu, ... Özel Saç Ekimi Hizmetleri Güzellik Merkezi Kozmetik Turizm Tic.Ltd.Şti’ne ilişkin sunulan Vergi Levhasının 2006 başlangıç yılına ilişkin olduğu, ...’a ilişkin sunulan ve Ticaret Ünvanı ... Saç ve Güzellik Salonu Ticaret ünvanının yer aldığı Vergi Levhasının 2009 başlangıç yılına ilişkin olduğu, www.....com alan adına ait 07.02.2011–10.05.2021 arasında 120 adet arşiv sürümü bulunduğu, www....com alan adına ait 04.06.2008–15.06.2021 arasında 108 adet arşiv sürümü bulunduğu tespit edilmiş olup, bu deliller "..." ibaresinin birleşen davacı tarafından asıl davacının 29.02.2016 marka başvuru tarihinden önce ticaret alanında , davacının markasının tescilli olduğu 44. sınıf kapsamına giren saç ekimi hizmetleri bakımından (Tıbbi ve Güzellik bakımı hizmetleri) kesintisiz devam ettiğini , birleşen davacının ibare üzerinde eskiye dayalı kullanım ile öncelik hakkının bulunduğunu göstermektedir. Birleşen davacının tescilsiz markasının hizmet markası olduğu, hizmet markalarının, emtia markalarında olduğu haliyle ürün üzerinde kullanımının söz konusu olamayacağı ancak ilgili hizmetin sunulması sırasında kullanılan işaretlerle (tabela, internet sitesi, işletme adı, alan adı vb.) ayırt edicilik kazandığı ve bu kullanımın markasal kullanım niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda, alan adındaki kullanımının da hizmetin sunulması için yapılan ticari faaliyetin tanıtım ve pazarlamasına yönelik markasal kullanım olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Diğer yandan davalının alan adı kullanımları, ortağı olduğu şirketlerin ticaret sicili kayıtları, bizzat davalı adına "... Saç ve Güzellik Salonu" unvan ve işletme adı kullanımları değerlendirildiğinde; davalının “... - ... Saç ve Güzellik ibarelerini içeren ticaret unvanı sahibi olduğu, bilirkişi raporunda bu deliller ünvansal kullanım olarak değerlendirilmiş ve markasal kullanım delili olarak dikkate alınmamış ise de, 6769 sayılı SMK 6/6 maddesi gereğince ticaret unvanının veya işletme adının marka ile iltibas yaratması halinde “markasal kullanım” şartının aranmayacağı, eski tarihli unvan ile sonradan tescil edilen marka arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olması durumunda sonraki tarihli markanın hükümsüzlüğü gerektiği açıktır. Yargıtay 11.H.D. 2024/6823-2025/4338 sayılı kararı; " öncelik hakkına sahip davacıya ait ticari unvanının çekirdek unsuru olan ... ibaresi ile karıştırma ihtimali doğuracak derecede benzer ibarenin marka olarak aynı ve benzer sınıflarda tescilinin SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca hükümsüzlüğü gerektirdiği, anılan Kanun hükmüne göre markanın ticaret unvanını içermesinin yeterli olduğu, ticaret unvanının markasal kullanımının ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen şirket faaliyet konusunda fiili faaliyette bulunmanın ayrıca aranmadığı gözetildiğinde... davacının ticaret unvanını markasal kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle karar verilmesi de hatalı olmuştur..." Sonuç olarak, davalı-birleşen davacının “... - ... ...” ibaresi üzerinde önceye dayalı tescilsiz olarak fiilen kesintisiz ciddi markasal kullanım nedeniyle işaret üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, taraf markalarının esas unsuru ve davalı-birleşen davacıya ait eski tarihli ticaret unvanının çekirdek unsuru itibariyle ayniyet bulunduğu ve aynı sınıfta kullanıldığı , faaliyet alanının örtüştüğü, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu anlaşıldığından karşı dava konusu davalıya ait 2016/18067, 2016/18077 ve 2019/35632 numaralı markaların SMK 6/3 ve 6/6 maddeleri gereğince kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu , kötüniyetli tescil iddiasının ise somut delillerle ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle birleşen davanın kabulü ile hükümsüzlük kararları geçmişe etkili olduğundan marka koruması baştan itibaren doğmamış sayıldığından asıl dava konusu markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasının hukuki dayanağı kalmayacağı gözetilerek asıl davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Asıl davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden asıl davanın reddine , birleşen davanın kısmen kabulü ile birleşen davalıya ait 2016/18067, 2016/18077 ve 2019/35632 numaralı markaların 44, Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Birleşen Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/04/2023 tarih, 2021/197 E., 2023/112 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4- Asıl davanın REDDİNE, birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile birleşen davalıya ait 2016/18067, 2016/18077 ve 2019/35632 numaralı markaların 44 sınıf " Tıbbi hizmetler, Güzellik bakımı hizmetleri," yönünden kısmi hükümsüzlüğüne,-Hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde TPMK ya bildirilmesine , 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;Asıl dava yönünden;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maddi tazminat, manevi tazminat ve markaya tecavüz davaları yönünden (615,40x3) 1.846,20 TL karar harcından peşin alınan 683,10 TL'nin mahsubu ile 1.163,10 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 1.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden davalılar lehine ayrı ayrı 55.000,00 TL vekalet ücreti taktirine davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden davalılar lehine ( 27.966,82 TL'nın 1/2'si oranında) ayrı ayrı 13.983,41 TL vekalet ücretine hükmedilerek davacıdan tahsiliyle davalılara ayrı ayrı verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden davalılar lehine ( 30.000,00 TL'nın 1/2'si oranında) ayrı ayrı 15.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilerek davacıdan tahsiliyle davalılara ayrı ayrı verilmesine, Birleşen dava yönünden;5/f-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/g-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 172,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 289,10 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davanın davalısından tahsiliyle birleşen davanın davacısına verilmesine, 5/ı- Dava kısmen kabul edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davanın davacısından tahsiliyle birleşen davanın davalısına verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden birleşen davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 685,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 69,60 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde asıl davacıya iadesine, 6/c-İstinaf yargılaması için birleşen davacı tarafından yapılan 984,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (asıl ve birleşen dava için harç yatırmış)6/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025