İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2013/31357 sayılı "..." markanın sahibi olduğunu, davalı yanın ise müvekkiline ait markayı taklit etmek ve bu markayı müvekkili gibi ıslak mendiller üzerinde aynı renk, resen ve ambalajlarda üretme ve piyasaya sürmek suretiyle müvekkilinin …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/648 Esas KARAR NO : 2025/1355 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 26/12/2019 NUMARASI : 2017/286 E. - 2019/471 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2013/31357 sayılı "..." markanın sahibi olduğunu, davalı yanın ise müvekkiline ait markayı taklit etmek ve bu markayı müvekkili gibi ıslak mendiller üzerinde aynı renk, resen ve ambalajlarda üretme ve piyasaya sürmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve bu durumun müvekkilini aynı zamanda maddi ve manevi zararlara uğrattığını iddia ederek, müvekkilinin marka ve tasarım haklarına tecavüzün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, bu suretle üretilen ve ithal edilen ürünler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan makine ve teçhizata el konularak imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını ve hukuki yarar bulunmadığını, uyuşmazlığa konu davacının herhangi bir tescilli tasarımının bulunmadığını, anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilli markaları belli olup, davacının tescilli markasıyla ayniyet ya da iltibas içerecek herhangi bir unsur ihtiva etmediğini ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı adına tescilli 2013/31357 sayılı "..." markası ile davalı tarafça kullanılan 2015/23052 sayılı "... ..." ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı, yine dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli herhangi bir ambalaj tasarımı bulunmadığı anlaşılmakla, davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin talebi yerinde görülmemiştir. Ancak, davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımına, davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... ..." adını verdiği ambalaj tasarımı, yine davalının "... ..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımına benzetmek-yakınlaştırmak suretiyle kullanımının TTK 54.mdsi anlamında haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davanın kabulü ile, haksız rekabetin tespitine, bu şekildeki ürünlerin üretiminin ve kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, bu ürünlerdeki ambalajlara el konularak imhasına karar vermek gerekmiştir. Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan bilirkişi incelemesine göre, davacı tarafın yukarıda değinilen ürün satışlarından elde ettiği faaliyet karırın davalının haksız rekabeti sebebiyle önemli ölçüde düştüğü, ancak zarar miktarının tam olarak tespiti mümkün olmadığı anlaşılmakla TBK 50 ve 51. Maddeleri uyarınca haksız rekabetin niteliği, süresi, tarafların ekonomik durumları ve davacının satışlarından meydana gelen düşüş miktarı gözetilerek, 50.000,00 TL olarak takdir edilmiştir. Davacı aynı zamanda manevi tazminat da talep etmiş ise de, TTK'nın 55 maddesi atfı ile uygulanması gereken TBK'nın 58. Maddesi anlamında kabul edilen davalının eylemi manevi tazminat gerektirmediğinden ve böylece manevi tazminat koşulları oluşmadığından, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir" gerekçesi ile karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; -50.000,00TL tutarındaki maddi tazminatın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili firmanın davacı tarafın hakkını ihlal edecek kusurlu bir harekette bulunmadığını, davacıyı bir zarara uğratmadığını, müvekkili firmanın ticari defterleri ve gümrük beyannamelerinin incelendiğini, dava konusu ürünleri üretmediğinin açıkça görüldüğünü, müvekkili firmanın davacının muhtemel gelirini etkileyecek bir üretim yapmadığını, zira dava konusu ürünleri o tarihlerde üretmediğini, davacı tarafça aksini gösterecek tek bir delil dahi ileri sürülmediğini, -işbu dava sürecinde alınan bilirkişi raporları neticesinde ortada bir marka hakkına tecavüz olmadığını, dava tarihinden önce tescilli bir tasarımı olmayan davacı aleyhinde tasarım hakkına tecavüzden de bahsedilemeyeceğini ve tasarım olduğunu iddia ettiği paket üstü süslemelerinin de sadece ambalaj desenleri olduğunun tespit edildiğini, alınan son mali bilirkişi raporuyla da müvekkili firmanın dava tarihinden geriye dönük olarak iki yıllık tüm fatura ve gümrük beyannamelerinin incelendiğini, dava konusu ürünlerden bir tane dahi üretmediğinin tespit edildiğini, davacının ne zararını ne de müvekkilinin kusurunu ispat ettiğini, -davacının işbu davayı ikame ederken asıl iddiasının tasarım ihlali olduğunu, daha sonra iddiaların genişletilmesi yasağını ihlal ederek marka hakkını ileri sürdüklerini, marka hakkına tecavüz iddiası ile başlattıkları davada taleplerinin bir noktadan sonra tasarım hakkına tecavüze döndüğünü, en sonunda tazminat taleplerinin tasarım hakkından yola çıkarak hesaplanmasını talep ettiklerini, her iki marka arasında iltibas teşkil edecek bir benzerlik bulunmadığını, davacının tasarım hakkı ihlali iddialarının da asılsız olduğunu, davacının tescilli bir tasarımı bulunmadığını, müvekkili firmanın ticari kayıtları incelendiğinde, dava konusu edilen ürünlerin dava tarihinden önce üretilmediğinin açıkça tespit edildiğini, davacının olmayan bir ürüne dayanarak herhangi bir kayıp yaşadığını iddia etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üretimine daha başlamadığı ürünlerden dolayı davacının 2015 yılındaki gelirini etkilemesinin mümkün olmadığını, en son yapılan mali bilirkişi incelemesinde de müvekkilinin 2 yıllık satış faturaları ve gümrük beyannameleri incelendiğini, satılan her bir ıslak mendilin hangi marka ürünü olduğu ve ne kadar satıldığının kolaylıkla tespit edilebildiğini, Müvekkili firmanın inceleme konusu tarihlerde, yani davacının müvekkilinin "yoğun haksız rekabet" eylemlerinde bulunduğunu iddia ettiği tarihlerde ... ... markası altında "...", "..." ve "... ..." alt ürün gruplarını üretmediğini, müvekkilinin bu ürünleri ürettiğine dair delil olmadığını, -gazetede ilana ilişkin hükmün de açıkça hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dairemiz 05/02/2024 tarih ve 2020/2329 Esas 2024/329 sayılı kararı ile; "Tasarım Tecavüzü iddiası yönünden dosya kapsamı ve raporlar incelendiğinde; davacının tasarımlarının tescilli olmadığı, davacı tarafın tescilsiz tasarım hakkına dayalı olarak TTK 54. Maddesine göre haksız rekabet isteminde bulunduğu anlaşılıyorsa da; davacının bu tasarımları ilk kez kendisinin piyasaya sunduğunu, bu tasarımlar üzerinde hak sahibi olduğuna dair dosya kapsamına delil sunulmadığı gibi, davalı tarafça ürünler üzerinde kendi markasının kullanılarak satış yapıldığı, davalı ürün tasarımlarının ayırt edici hale getirildiği, haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı, kaldı ki davacı tarafça tazminat taleplerinin 556 Sayılı KHK 64. Madde ve 554 Sayılı KHK 50,52. Maddelerine dayandırıldığı, ilk derece mahkemesince haksız rekabet hükümlerine dayanılarak tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuş olup, davacının yukarıdaki gerekçelerle istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine" karar verilmiştir.Dairemizin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2025 tarih ve 2024/2413 Esas 2025/862 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece, 19.12.2016 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında uyuşmazlık konusu, hem marka hakkına tecavüz bulunup bulunmadığı hem de haksız rekabet oluşup oluşmadığı şeklinde saptanmıştır. Davacı da dava dilekçesinde; tescilli markasını kullandığı ürün görselinin tasarım olarak davalı tarafından kullanıldığını ileri sürmüştür. Ürün görselindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava tarihinden önce ve dava tarihi itibariyle davacının tescilli tasarımı bulunmamaktaysa da, kendisine ait olan ambalaj görseli (tasarım) davalı tarafından kullanıldığından mahkemece, davacının tescilsiz tasarım nedeniyle haksız rekabete yönelik talebi olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenip, davalının tasarım kullanımının 6102 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamıştır." gerekçesiyle, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına karşı beyanda bulunmamış, davalı vekili önceki kararda direnilmesini talep etmiştir. Usul ve yasaya uygun görülmekle bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, yargılamaya devam olunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davacı tarafça, davalının ..., ... ve ... ... isimli ambalaj tasarımının, müvekkilinin ..., Japenese, ... ve ... isimli ambalaj tasarımına benzetilerek taklit edildiğini, aynı renk, desen ve ambalajlarda üretmek ve piyasaya sürmek suretiyle marka ve tasarımdan doğan haklarına tecavüzde bulunduğunu ve bu durumun aynı zamanda maddi ve manevi zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürmüş, davalı ise anonimleşmiş tasarımlar üzerinde tescil başvurusunun mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davacı vekiline neticei talebini açıklaması için süre verilmiş, davacı vekilinin ibraz ettiği 09/09/2025 tarihli dilekçesinde; " müvekkili şirketin ticari takdim şeklini oluşturan desen, renk, motif gibi müvekkil şirket ile özdeşleşen ve müşteri bakımından müvekkil şirket ürünü olduğu kanısını oluşturan unsurların ayırt edilemeyecek şekilde aynısının, davalı şirket tarafından aynı mal ve hizmet ürününde kullanılmasının haksız rekabet eylemi teşkil ettiği ve müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini, bu nedenle haksız rekabet sebebiyle maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini" beyan etmiştir.İlk derece yargılaması sırasında ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlık konusunun, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşup oluşmadığı şeklinde tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacının ürün ambalaj tasarımlarının tescilsiz olduğu ve dava tarihinde yürürlükte olan 554 Sayılı KHK kapsamında koruma altında olmadığı anlaşılmıştır.Markaya Tecavüz iddiası yönünden dosya kapsamı ve raporlar incelendiğinde, davacı adına tescilli 2013/31357 sayılı "..." markası ile davalı tarafça kullanılan 2015/23052 sayılı "... ..." ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı bu nedenle markaya tecavüz yönündeki istemlerin reddinin gerektiği yönündeki Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Tescilsiz ambalaj tasarımı ve haksız rekabete dayalı dava yönünden yapılan incelemede; davalı tarafça davacının görsellerini sunduğu ambalaj tasarımlarının kendisine ait olmadığını, bu ambalaj ve markaları kullanmadığını ileri sürmüşse de, dava açılışında mahkemece tespit mahiyetinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan 21/04/2016 havale tarihli raporda, davalı adresinde "..." , "Temizlig ..." ve "..." ibareli ıslak mendil ürün ambalajları bulunduğu, ambalaj üzerindeki renk-desen seçiminin iltibas yaratacak derecede benzer olduğu ve haksız rekabet yarattığının tespit edildiği görülmüştür.Davalı tarafça ıslak mendil ürün ambalajlarının davacı ürün ambalajlarına benzetilerek, ayrıca ürünler üzerine konulan markanın da davacının tescilli "..." markası ile çağrışım yapacak şekilde "..." ibareli kullanılarak, 6098 Sayılı TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince, davacının malları ve iş ürünleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alarak haksız rekabet fiilini işlediği, davacı tarafça haksız rekabete dayalı olarak tazminat talebinde bulunulabileceği anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki faturaların, 29/03/2016 dava tarihinden sonraki tarihli olduğu, mahkemece alınan 24/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu desenlerin, toplam ürün satışı içerisinde 1/5 (%20) seviyesinde olduğu, tasarımın kazançtan payının %20 olacağı, en erken davacı markasının koruma tarihi olan 18/03/2015- dava tarihi 29/03/2016 tarihine kadar davalının toplam net kazancının 522.633,77 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda, ... ... ürününden 2 adet fatura tespit edildiği beyan edilmişse de, fatura tarihlerinin 29/11/2016 ve 06/09/2016 tarihli olduğunun tespit edildiği, ... ibareli 3 adet faturanın 13/10/2016 (iki adet) ve 23/12/2016 tarihli olup dava tarihinden sonraki tarihli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece alınan 21/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalının dava tarihinden önce ne kadar satışının olduğu, ne kadar satış yapılarak, ne kadar kazanç elde edildiğinin tespit edilemediği, davacının faaliyet karının bir önceki yıla göre 617.712,84 TL düşüş yaşamışsa da, davalı satışlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının anlaşılamadığı beyan edilmiştir.Davacı vekilinin 20/09/2019 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 50.000 TL'ye yükselttiği anlaşılmıştır. Davalı kullanımının hangi tarihte başladığı yönünde somut delil bulunmadığı anlaşılıyorsa da, davacı şirket tarafından davalıya Beşiktaş 25. Noterliğinin 22 Şubat 2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek kullanımlarına son vermesini talep ettiği anlaşılmakla, ihlalin bu tarihte başladığının kabulü halinde ihlal süresinin 1 Ay 8 gün olduğu, ihlal süresine göre talep edilen 50.000 TL maddi tazminatın yüksek olduğu, TBK 50-51. Maddeleri gereğince 10.000 TL maddi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gözetilerek davanın kısmen kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.Mahkemece manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmadığı, bu durumda verilen red kararının davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının haksız rekabet yönünden KISMEN KABULÜNE, Davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımına, davalının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "... ..." adını verdiği ambalaj tasarımı, yine davalının " ..." ismini verdiği ambalaj tasarımı ile davacının "..." ismini verdiği ambalaj tasarımına benzetmek-yakınlaştırmak suretiyle kullanımının TTK 54.mdsi anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu şekildeki ürünlerin üretiminin ve kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, ambalajlara el konularak imhasına,Haksız rekabet nedeniyle toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat koşulları oluşmadığından reddine, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, 2-Davacının marka ve tasarım haklarına tecavüze ilişkin davasının reddine,3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;3/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan, haksız rekabet yönünden, 615,40 TL maktu karar ve ilam harcı, maddi tazminat yönünden 683,10 TL, manevi tazminat davası yönünden 615,40 TL maktu karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 1.013,90 TL karar ve ilam harcından, 29,20 TL peşin, 910,00 TL tamamlama ve 769,00 TL ıslah harcının mahsubu ile, 205,70 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3/b-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince haksız rekabet davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, maddi tazminat yönünden 10.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3/c-Davanın kısmen reddi sebebiyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3/d-Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3/e-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru, 29,20 TL peşin harç ile davanın kabul edilen kısmı yönünden bakiye harç tutarı olan 1.268,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3/f-Davacı tarafından yapılan 633,50 TL tebligat-tezkere ve 4.650,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.283,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre (1/4 oranında) 1.320,88 TL'sının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, 4- İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,4/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 854,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 85,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 939,50-TL'nin davacıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma yapıldığından 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,4/d-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.107,80 TL temyiz başvuru harcı ve 545,50 TL gider avansı olmak üzere toplam 2.653,30 TL temyiz yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2025