İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılından bu yana TürkPatent nezdinde tescil ettirdiği ... ve ... uzantılı markaları bulunduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı firma tarafından müvekkiline ait gerek marka, gerekse de ticari unvan …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1576 Esas KARAR NO: 2026/38 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/07/2023 NUMARASI: 2021/524 E. - 2023/219 K. DAVA: Unvan Terkini DAVA TARİHİ: 28/07/2021 Birleşen Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/296 Esas Sayılı Dosyası BİRLEŞEN DAVA: Markaya Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi-Manevi Tazminat BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 16/12/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılından bu yana TürkPatent nezdinde tescil ettirdiği ... ve ... uzantılı markaları bulunduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı firma tarafından müvekkiline ait gerek marka, gerekse de ticari unvan olarak tescilli olan ... ibaresi taklit edilerek ... ibaresini ticari unvan olarak tescil ettirdiğini, dava aşamasından önce gönderilen ihtarnameye rağmen terkin işlemi gerçekleştirilmediğini, mahkemenin davaya bakmakta görevli olduğunu, belirterek davalıya ait ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine ve değiştirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iltibas ve haksız rekabet iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin ismini, kurucusu ...'ın akrabası olan ve kendisinden yaşça büyük olması sebebi ile hayatının tüm aşamalarında akıl danışıp, fikir aldığı, şirketin fahri kurucusu ... ve aile bireylerinin baş harfleriyle oluşturduğunu, markalara arasında birden fazla ayırt edici özellik bulunduğunu, ortalama tüketici yanıltacak nitelik bulunmadığını, beyan ederek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan işbu davanın tüm yönleri ile reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen bakırköy 1. FSHHM 2021/296 Esas sayılı dosyadasında: Davacı vekili Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/296 esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1971 yılında mutfak eşyaları üretmek için kurulan "..." markası ile mutfak eşyaları sektöründe öncü firmalardan birisi olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli TPMK nezdinde birçok tasarım ve marka tescili bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalının müvekkilinin markalarının iltibas yaratacak nitelikte benzerlini çeşitli mutfak ürünleri, tabela, tanıtım evrakı gibi unsurlarda kullandığını, bu eylemleri sonlandırması talepli ihtarname gönderildiğini ancak herhangi bir sonuç alamadıklarını, bunun akabinde Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/209 değişik iş sayılı dosyasında delil tespiti ikame edildiğini, aynı zamanda davalı aleyhinde Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/524 Esas sayılı dosyasında ticaret unvanı terkini talepli dava açtıklarını, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, öncelikle işbu dava dosyasının Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/524 Esas sayılı dosyayı ile birleştirilmesini, davanın esasına ilişkin ise, davalının tecavüzünün tespitini, tabela ve muhtelif evrakında yer alan "..." ibarelerinin kaldırılmasını, diğer tüm platformlarda yapılan tecavüzün durdurulmasını, men'ini, ref'ini, şimdilik 500,00 TL maddi tazminat (belirsiz alacak) ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 15/06/2023 tarihli dilekçesi ile, işbu davadaki taleplerinden 500 TL maddi tazminat taleplerini, mevcut bilirkişi raporu ve TBK uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel belirlenebilecek olması da dikkate alınarak 119.500,00 TL tutarında artırarak davalı aleyhine toplam 120.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davaya cevap vermediği görülmekle, davanın reddini istediği kabul edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Dosyaya sunulan tüm deliller çerçevesinde, davacı yanın tercih ettiği tazminat hesaplama yöntemine göre maddi tazminatın tam ve eksiksiz bir şekilde hesabının yapılmasının mümkün olmadığı, davalının defterlerini sunmadığı, ancak davacının ticari hacmi, tecavüz fiillerinin boyutu hep birlikte nazara alındığında BK 50-51.maddeleri çerçevesinde talep olunan 60.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır.İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak talep edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşıldığı gerekçesi ile, ASIL DAVADA : 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; -Davalının ticari unvanında "..." ibaresinin terkinine, BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. FSHHM'NİN 2021/296 ESAS SAYILI DOSYASINDA : 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;-Davalının davacıya ait "..." ortak ve esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün ref ve men'ine; davalı yana ait tabelalarda ve basılı evraklarda "..." ibaresinin çıkarılmasına, -10.000 TL manevi ve TBK 50 ve 51. Maddeleri nazara alınarak 60.000 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,-Hüküm özetinin masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilli ve tanınmış ... markasının ve ticaret unvanının asıl unsurunun davalı tarafından taklit edilerek haksız kullanılması nedeniyle açılan asıl davada, davalı ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkini; birleşen dosyada ise tecavüzün tespiti, men'i, ref'i, 10.000,00-TL manevi tazminat ve şimdilik 500 TL belirsiz alacak olarak maddi tazminat talep ettiğini, yerel mahkemenin asıl davayı kabul ederek unvan terkinine, birleşen davayı ise kısmen kabul ederek marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile 10.000,00-TL manevi tazminat ve TBK m.50-51 uyarınca takdir hakkı kullanarak 60.000,00-TL maddi tazminata hükmettiğini, ancak hükmedilen bu maddi tazminat tutarının, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınması ve tecavüzün boyutu dikkate alındığında oldukça düşük ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle sunulan talep artırım dilekçesindeki 120.000,00-TL'nin kabul edilmeyerek kısmen red kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu, ayrıca yerel mahkemenin TBK m.50 uyarınca takdir hakkı kullanmasına rağmen, kısmen reddedilen maddi tazminat talebi üzerinden müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle öncelikli olarak maddi tazminat talebinin kısmen reddine dair hükmün kaldırılarak 120.000,00-TL maddi tazminata hükmedilmesini; aksi bir kanaat oluşması halinde ise kararın müvekkili aleyhine hükmedilen 15.000,00-TL vekalet ücreti yönünden kaldırılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ..., tel metal banyo ve mutfak eşyaları sektöründe faaliyet göstertiğini, ürün standartlarını dünya standardına getirmek için çalışmalarına ara vermeden devam eden müvekkili şirketin ürünleri bugün Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine ihraç edildiğini davacı tarafın bu konuda faaliyeti bulunmadığını, davacı tarafın iltibas ve haksı rekabet iddiasının da gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketin marka hakkını ihlal ettiği ve haksız rekabet hükümlerinin doğmuş olduğunu ileri sürülmüşse de iddialarının maddi hakikat ile ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin şirket sicil kayıtlarının incelenmesinde şirketin unvanının ... Ltd. Şti. olduğu, davacı şirketin ise ... A.Ş. adı altında faaliyet gösterdiği anlaşılaceğını, Şirket unvanlarında takip eden kelime gruplarının farklı olduğunu ve somut olayda davacının ticaret unvanı veya tescilli markası ile iltibasa yol açabilecek nitelikte herhangi bir husus bulunmadığını, müvekkili şirketin isminin kurucu aile bireylerinin baş harfinden aldığını, davacı taraf, müvekkili şirketin markasının kendi markasından esinlenerek, kötüniyetli bir şekilde tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verilme gayesiyle kurulduğunu ileri sürmüşse de bu husus tamamen gerçek dışı olduğunu, ..., davacı şirket ile bilinçli olarak iltibasa sebebiyet verilmesi ve buradan haksız kazanç elde edilmesi amacıyla kurulmadığını, müvekkili şirket ismini, kurucusu ...'ın akrabası olan ve kendisinden yaşça büyük olması sebebi ile hayatının tüm aşamalarında akıl danışıp, fikir aldığı; şirketin fahri kurucusu ... ve aile bireylerinin baş harfleri oluşturduğunu, Şirket fahri kurucusu ve fikir danışmanı ..., kendi isminin baş harfi de dahil olmak üzere, kızı ... ve kardeşleri ... ile ...’in baş harflerini bir araya getirerek müvekkili şirkete isim verdiğini, müvekkili firmanın marka ismini oluştururken amacının davacı şirket üzerinden haksız menfaat elde etmek olmadığını, markalar arasında birden fazla ayıt edici özellik bulunmadığını, davacı şirketin web sitesi www.....com.tr iken, müvekkili şirketin URL adresinde dahi iltibasa sebebiyet vermeyecek ayırt edici unsur olan “metal” ibaresi bulunduğunu, ...’nın URL adresi olan www.....com incelendiğinde, müvekkili şirketin logosunun, sloganının, fiyat yelpazesinin davacı şirketten son derece farklı olduğu ve ortalama düzeyde bir tüketiciyi yanıltacak nitelik taşımadığının görüleceğini, davacı şirket ile müvekkili şirketin markalarının logolarında yer alan yazı tipleri dahi tamamen ayırt edici olduğunu, Müvekkili şirketin markasında e harfinin üzerinde işaret bulunmakta olup (é), logonun hemen altında “metale şekil verdik” sloganı yer aldığını müvekkili şirketin tüm ambalajlarında “émsa- metale şekil verdik” logosunu ve tüm etiketlerinde de émsa adını kullandığını, Müvekkili şirket ile davacı şirketin; logo, slogan, logo yazı tipi, marka adı, fiyat yelpazesi, web sitesi domain ismi gibi hususların birbirinden tamamen farklı olduğunu Bu doğrultuda, ortalama tüketici olarak kabul edilen vatandaşların müvekkili şirket ile davacı şirket ürünlerini karıştırma, bu hususta hataya düşme ihtimalleri bulunmadığını ileri sürerek davacı şirket ile müvekkili şirketin markalarının iltibasa sebebiyet verecek nitelikte olmadığını ve markalar arasında birden fazla ayırt edici özellik bulunduğunu, bilirkişi raporu müvekkilinin ticari kayıtlarının incelenmeden düzenlendiğini ve maddi hata içerdiğini dolayısıyla karara esas alınamayacağını, bilirkişi raporunda müvekkili firmaya ulaşılamadığından bahisle müvekkili kayıtlarının incelenmediği kayıt altına alındığını, mahkemenin ticari müvekkili defterlerinin de incelenerek ek rapor alması gerekirken bu şekilde dosyayı karara bağlaması eksik ve hatalı yargılama yapılmasına sebebiyet verdiğini beyan ederek, istinaf başvurusunun kabulü ile; Yerel mahkemenin 14.07.2023 tarihli 2023/219 Karar numaralı gerekçeli kararında asıl dava ve birleşen dava yönünden davanın kabul edilen hükümleri kaldırılarak, davanın tüm yönleri ile REDDİNE, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile aynı sınıflarda faaliyet gösteren davalının ticaret unvanında, işletmenin tüm ürünlerinde, ürün ambalajlarında, tanıtım materyallerinde vs işletmenin tüm unsurlarında gerçekleştirilen büyük çaplı bir ihlal bulunduğunu, Davalı tüm ticari faaliyetini taklit bir marka üzerine inşa ettiğini ve yapılan tüm ihtarlara, yürütülen arabuluculuk sürecine, ihtiyati tedbir kararına, bilirkişi raporlarına rağmen ısrarla tecavüz niteliğindeki eylemlerini sürdürdüğünü, tüm bunların yanı sıra tazminat hesabı için delil olarak dayandığı ticari defterlerini de ibraz etmekten kaçınarak ihlalin ve müvekkilin zararının boyutunun üstünü örtmeye çalıştığını, Gelinen aşamada ise mahkemenin ara kararının gereğini yerine getirmeyerek yargılamayı uzatmaya çalışan davalı, tüm bu kötü niyetli eylemlerinden kendisine istinaf gerekçesi yaratma gayretiyle hareket etmekte ve kararın kesinleşmesini geciktirmeye çalıştığını, davalı tarafın işbu beyanlarının tamamı hukuki dayanaktan yoksun, temel usul kurallarına aykırı iddialardan oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak üzere; davalının istinaf talebinin ve diğer tüm taleplerinin REDDİNE, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkemenini maddi tazminat taleplerinin kısmen reddine ilişkin kararının kaldılmasına ve 120.000,00- TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Maddi tazminat talepleri yönünden başkanlık nezdinde aksi yönde kanaat hasıl olması halinde ise davalı tarafça ticari defterler kesin süre içerisinde ibraz edilmediğinden yerel mahkemece takdir hakkı kullanılmak suretiyle verilen kısmen red kararına bağlı olarak müvekkili aleyhine hükmedilen toplam 15.000,00-TL tutarındaki vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının hükümden tamamen çıkarılmasına karar verilmesini talep emiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davada dava, davalının ticaret unvanını terkini talebine; birleşen davada dava, davalının, davacı adına tescilli markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Ana Dosya Bakımından; tarafların faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, davalının ünvanındaki ek’in gerek davacı markaları gerekse de ünvanı arasında benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, aynı faaliyet alanlarında benzer çekirdek unsur ihtiva eden ticaret unvanlarının karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m52/1 uyarınca terkin şartlarının mevcudiyeti ve terkinine ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Birleşen Dosya Bakımından; Tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüzünün mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacı tarafça emsal lisans sözleşmesi sunulmadığı, bu nedenle maddi tazminat talebi doğrultusunda hesaplama yapılamadığı, emsal lisans sözleşmesinin incelemeye sunulması halinde bu yönde ek rapor hazırlanabileceği, aksi halde davacı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olacağı" belirtilmiştir. 18/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalı vekilinin, itirazlarının kök raporda ayrıntılı şekilde değerlendirilmiş olması nedeniyle, kök raporda ulaşılan sonuçlardan dönülmesini gerektirecek bir durum olmadığı, İstanbul Ticaret Odası tarafından, dava dosyasına gönderilen cevap yazısı kapsamında hesaplama yapabilmek için, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği, ancak davalı tarafından, raporun hazırlandığı bu tarihe kadar, ticari defter ve belgelerin incelemeye sunulmadığı, baro levhasında davalı vekiline ait görülen iletişim numarasında ulaşılamadığı, bu nedenle davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, bir an için davacı tarafın dava konusu markaya yönelik satış hasılatları üzerinden lisans bedelinin hesaplanmasının istenmesi halinde, davacı tarafın mali tablolarında görülen net satışları üzerinde yapılan hesaba göre yıllık lisans bedelinin 46.490.270,21 TL olarak hesap edildiği, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir. Ana Dava Yönünden Değerlendirme; 6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebileceği belirtilmiştir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir.Somut olayda, Davacının, gerek markasındaki asıl ve ayırtedici unsur olan ve davacının marka ibaresini oluşturan gerekse de ünvanın ek kısmında kullanılan ve ayırt edici nitelik taşıyan/ vurgu /kök kılavuz unsur olan “...” ibaresi ile Davalının ticaret ünvanında yer alan “...” ibaresi de benzerlik teşkil ettiği, “...” harfinin olmaması farklılık ve ayırt edicilik sağlamadığı, mal veya hizmet aynılığı/benzerliği ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, ayrıca Davacının “...” markasının tanınmışlığı iltibas olasılığını kuvvetlendirdiği, tarafların faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, aynı faaliyet alanlarında benzer çekirdek unsur ihtiva eden ticaret unvanlarının karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu anlaşılmış olmakla, davalıya ait ticaret unvanının TTK.m52/1 uyarınca terkin şartlarının gerçekleşmiş olduğu, anlaşılmakla mahkemece ticaret unvanının terkinine karar verilmesi dosya kapsamına göre yerindedir. Birleşen Dava Yönünden Değerlendirme; 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.Davacının davaya dayanak markalarından ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı markaları münhasıran "..." ibaresinden; ... ve ... tescil numaralı markaları ise farklı kelime ve şekil kombinasyonlarını içermekle birlikte asli ve ayırdedici unsur olarak "..." ibaresinden oluştuğu, davalının fiili markasal kullanımlarının ise "..." şeklinde ve "e" harfinin üzerinde yer alan küçük ayraç çizgisi görsel ve fonetik olarak markaya ayırdedicilik katmadığı, ve davalı markasında yalnızca kelimenin sonunda ".." harfinin bulunmamasının markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütüncül bakış açısıyla benzer olarak algılanmasına engel olmadığı anlaşılmştır.Davacının seri nitelikteki markalarında asıl ve ayırtedici unsurun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin kimi zaman büyük kimi zaman küçük harflerle yazıldığı, kimi zaman şekil unsurları içerdiği görülmekle birlikte, öne çıkan, vurgulanan, baskın olan ve dikkati çeken ibarenin “...” olduğu, Davacı markasının tanınmış marka olduğu ve ulaştığı tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında genişletilmiş bir korumadan faydalanacağı, Ortalama veya ilgili alıcıların, tanınmış markaya olan benzerlikten dolayı, bunun tanınmış markaca sunulduğunu zannederek bu malı tercih etme ihtimali bulunduğu, davalı tarafın markanın kullanım şekli dikkate alındığında, ortalama tüketicinin, bu markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiği ya da bunların üreticileri arasında işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünebileceğini, olduğunu düşünmesinin mümkün olduğu ve davalının faaliyet konusu ile fiili markasal kullanımlarının "Plastikten sofra, mutfak, banyoda kullanılan eşya (silikon kek kalıbı, leğen, tas, kova vb) ve diğer ev eşyası imalatı, metal, ahşap, cam, seramik, porselen, tas, mum, plastik, kağıt, polyester, bez ve deriden mamul olmak üzere her türlü ev gereçleri ve hediyelik eşya imalatı, alım satımı, ithalatı ve ihracatını yapmak, her türlü ev eşyaları ve aksesuarlarının alımı, satımı, imalatı, ithalatı ve ihracatını yapmak" alanlarında olduğu, bu emtia ve hizmetlerin davacının dayanak markalarının tescilli olduğu 21.sınıfta "değerli metalden olanlarda dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri" emtiaları bakımından benzer olduğu ve markaya tecavüzün sübut bulduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından SMK.nun 151/2 maddesinde sayılan seçimlik haklarından (c) bendinde geçen; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelini" talep ettiği, davacı tarafından, maddi tazminat talebine yönelik olarak, dava dosyasına emsal bir lisans sözleşmesi sunulmadığı, davalı tarafından ticari defter ve belgelerinin ibraz edilmesi için muhtıra tebliğ edilmesine rağmen ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği, maddi tazminat miktarının tespiti mümkün olmadığından mahkemece TBK 50-51 maddeye göre, olayların olağan akışı, zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenen 60.000,00 TL., maddi tazminat miktarı ve olayın oluş şekli, tarafların kusur durumuna göre hükmedilen 10.000,00 TL., manevi tazminat miktarı da dosya kapsamına göre yerindedir.Mahkemece, TBK 50-51 maddeye göre, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinden, hakkaniyete uygun olarak maddi tazminatın takdir edilmesi sebebi ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir iken mahkemenin (6) nolu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin bendi yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine ve davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/07/2023 tarih, 2021/524 E., 2023/219 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- ASIL DAVADA: 4/a- Davacının davasının KABULÜ İLE; 4/b- Davalının ticari unvanında "..." ibaresinin terkinine, 4/c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL ilam harcından, 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile 672,70 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/e- Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 59,30 TL peşin harç, 608,60 TL tebligat-tezkere ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.727,20 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. FSHHM'NİN 2021/296 ESAS SAYILI DOSYASINDA : 5/a- Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; 5/b- Davalının davacıya ait "..." ortak ve esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün ref ve men'ine; davalı yana ait tabelalarda ve basılı evraklarda "..." ibaresinin çıkarılmasına, 5/c- 10.000 TL manevi ve TBK 50 ve 51. Maddeleri nazara alınarak 60.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 5/d- Hüküm özetinin masrafı davalı yandan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan markaya tecavüz davası yönünden 732,00 TL, maddi ve manevi tazminat davaları yönünden 4.781,70 TL ilam harcından olmak üzere toplam 5.513,70 TL harçtan (tamamlama+peşin harç) 2.221,32 TL harcının mahsubu ile 3.292,38 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen Markaya tecavüzün tespiti davası yönünden hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat davası yönünden hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru, 97,70 TL peşin ve 2.042,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.199,00 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, 12- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 12/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 12/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 4.781,70 TL karar harcından peşin alınan 1.195,43 TL'nin mahsubu ile 3.586,27 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 12/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 12/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 221,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 959,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına, 12/a-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 13- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026