İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... markasının dünya çapında ve ülkemizde tanınmış marka statüsünde olup, müvekkili şirketin 100 yılı aşkın bir süredir moda konusunda dergi yayını ve diğer modaya ilişkin kültür ve eğlence alanında, başta menşe memleketi A…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1515 KARAR NO : 2025/1825 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/12/2022 NUMARASI : 2020/310 E. - 2022/219 K. BİRLEŞEN İSTANBUL 1.FSHHM 2021/164 ESAS SAYILI DOSYASINDA; BİRLEŞEN DAVA: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,Durdurulması, Önlenmesi, Unvan Terkini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... markasının dünya çapında ve ülkemizde tanınmış marka statüsünde olup, müvekkili şirketin 100 yılı aşkın bir süredir moda konusunda dergi yayını ve diğer modaya ilişkin kültür ve eğlence alanında, başta menşe memleketi Amerika’da ve eş zamanlı olarak dünya çapında pek çok ülkede faaliyet göstermekte olduğunu, ...’un, merkezi New York'ta bulunan moda, güzellik, kültür, yaşam ve pist gibi birçok konuyu kapsayan, 23 ulusal ve bölgesel edisyonda aylık olarak yayınlanan bir Amerikan moda ve yaşam tarzı dergisi olduğunu, 1894 yılında kurulan ...’un 1909 yılından itibaren yavaş yavaş kendisini ve yayın ağını büyüttüğünü, deniz aşırı ülkelere taşındığını, ilerleyen yıllarda derginin dünyanın bir numaralı moda dergisi haline geldiğini ve halen dünya çapında moda endüstrisini yönetmeye devam ettiğini, müvekkilinin ... markasının gerçek hak sahibi olduğunu, bu markanın çok tanınmış bir marka olduğunu, davalının müvekkilinin markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, dava konusu markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, bununla da kalmayıp 2020/40566 no.lu baskın olarak ... markasını içerir “... HOME” ibareli yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu, her ne kadar davalının markasında bazı ek öğeler olsa da müvekkil şirketin markasını aynen içermesi ve ... markasını birebir şekilde tescil ettirmiş oluşu, ilerleyen vakitte ise kademeli olarak bu sefer daha da müvekkili markasına iyice benzer ... markasını tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyeti gösterdiğini, davalının, müvekkilinin tanınmış ... markasıyla bire bir aynı olan işbu davaya konu markayı 2015 yılında tescil ettirdiğini ve ticari faaliyetlerinde kullanmaya başladığını, ek olarak ....com.tr alan adını ise 17.04.2014 tarihinde oluşturduğunu ve kullanmaya başladığını, 2020 tarihli marka başvurusuna karşı müvekkili şirketin itirazına ilişkin idari sürecin devam ettiğini, ancak davalı şirketin hem kendisine ait internet sitesinde hem de sosyal medya hesaplarında kullanmaya devam ettiğini, davalının müvekkili şirkete ait marka ismini internet ortamında kullanmasının yanı sıra ... markasını işletme ve tesislerinde de başta tabela olmak üzere tüm malzemelerinde kullandığının varsayılması gerektiğini, müvekkilinin markasının tekstil hizmetlerinin veya bağlantılı hizmetlerin verilmesi konusunda böylesi kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2014 18949 no.lu markasının öncelikle SMK m.9 ve 26/4 uyarınca iptalini, bu asıl talep kabul edilmezse markanın müvekkiline ait tanınmış “...” markasını birebir içermesi, markalar arasında iltibas riski bulunması, “...” markasının tanınmışlığından faydalanma gayesi olduğu ve dahi markanın ayırt edici karakterine zarar verme ihtimali olduğu ve son olarak kötü niyetle tescil edilmiş olduğu gerekçeleri ile hükümsüzlüğünü, davalının hizmet sunmak için tesis ettiği ve müvekkilinin itibarını zedeleyen ....com.tr alan adının iptalini, davalı şirketin henüz başvuru aşamasında olan ve yine müvekkili markasını birebir içeren ... ibareli kullanımı sebebiyle müvekkili şirketin önceki tarihli marka tescillerinden doğan haklarını ihlal ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini, davalının internet sitesi, “envoguehome” isimli facebook ve instagram hesapları dahil herhangi bir platformda tüm “...” kullanımlarının tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini, davalının müvekkilinin tanınmış “...” markasını içerir kullanımlarının bulunduğu tabela, iş evrakı, katalog vb. her türlü ürüne el koyularak muhafaza altına alınmasını ve imhasını talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin markasının, tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından marka sahibi bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığını, bunu gösterir 2015 yılından itibaren olan faturaları sunduklarını, davacı markasının dergi yayını alanında tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin ise tekstil firması olduğunu ve ev tekstil ürünlerinin satışını yaptığını, müvekkilinin kadın/ erkek giyim modası ile bir alakasının olmadığını, ... dergisi ile ilintili bir durumun söz konusu olmadığını, giyim sektöründe kullanılmayan markanın ... markasının serisi gibi algılanmayacağını, müvekkilinin markasının modaya yön veren bir sektöre ilişkin olmadığını, ... kelimesinin moda, popülarite, rağbet anlamlarına geldiğini, bu ibarenin ev tekstil ürünleri satan müvekkili tarafından da kullanılabileceğinin hayatın olağan akışına uygunluk gösterdiğini, müvekkilinin bu anlamları dolayısıyla dava konusu markayı kullanmak istediğini ve tescil ettirdiğini, müvekkilinin marka tescilinde kötü niyet bulunmadığını, 2020 tarihli tescil başvurusunun 2014 tarihli tescilli markasının devamı niteliğinde olduğunu, bu başvurunun müvekkilinin dürüstlük kuralına aykırı davranıp kötü niyetle hareket ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, Farklı sektörlerde olan, aralarında aynı/benzer/ilişki kurulabilecek nitelikte mal ve hizmet bulunmayan taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını, davacının sunduğu TPMK ve mahkeme kararlarının 25. sınıfa ilişkin olup, müvekkilinin markasının ise 24. sınıfta tescilli ve kullanılmakta olduğunu, 24. sınıfın giyim ya da moda sektörü ile ilgisinin bulunmadığını ve Tarafların tüketiciye ayrı sektörlerde ayrı mal/hizmet sunumu yaptıklarını, müvekkilinin marka kullanımının davacının marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil etmediğini, müvekkiline ait markanın Almanya’da da tescilli olduğunu, bunun da ortada herhangi bir ihlal olmadığını gösterdiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. MAHKEMENİN BİRLEŞEN 2021/164 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait "..." markasının, merkezi New York'ta bulunan moda, güzellik, kültür, yaşam ve pist gibi birçok konuyu kapsayan bir Amerikan aylık moda ve yaşam tarzı dergisi olduğunu, marka haklarının korunması kapsamında müvekkil tarafından yürütülen araştırmalar sırasında davalılar tarafından müvekkilin “...” markasını bire bir olarak içeren markasal kullanımı tespit ettiklerini, davalıların faaliyetlerinin Türkiye ile de sınırlı olmayıp aynı marka altında İsrail’e de ürün ihracatı yapmakta olduklarını anladıkları, davalı şirketin söz konusu mütecaviz eylemlerini başta https://www...com.tr/ uzantılı internet adresi üzerinden icra ettiklerini,bu nedenle davalı adına kayıtlı https://www...com.tr/ alan adlı internet adreslerinin varlığını, “...” markasını taşıyan ürünlerin https://www...com.tr/ web sitesi aracılığıyla tanıtılıp satıldığının, tek kanaldan yönetildiğinin ve kimler tarafından yürütüldüğünün tespitini, ayrıca aşağıdaki internet sitelerinde, "...” markasının yer alıp almadığını, Davalıların, davacı müvekkillerinin marka haklarının ihlâli ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesine, Davalı “...” isimli şirketin ticari unvanından “...” ibaresinin terkinine karar verilmesine ,Davalıların hizmet sunduğu ve internet siteleri ile sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine, https://www...com.tr/ https://www....https://www... Davalılar aleyhinde verilen mahkeme kararının, masrafları mütecaviz davalılar tarafından karşılanmak üzere ilgililere tebliğ edilmesi ve ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayın yoluyla kamuya duyurulmasına, Davalıların mütecaviz ürünleri yurtdışına da ihraç etmekte olması sebebiyle, davalılar aleyhinde verilen karara müteakip Türkiye Cumhuriyeti gümrüklerine müzekkere yazılmak suretiyle davalıların mütecaviz ürünlere ilişkin ihracat ve ithalat eylemlerine izin verilmesinin talep edilmesine karar verilmesi talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/310 E. sayılı dosyası ile müvekkili şirkete karşı 02.10.2020 tarihinde benzer nitelikte dava açılmış olduğunu ve bu davanın halen derdest olduğunu, bu sebeple derdestlik itirazlarının bulunduğunu, Davalının 2014/18949 sayı ile tescilli “en ...” isimli markanın sahibi olduğunu, tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi bir şekilde kullanıldığını, Davacı tarafından açılmış olan bu davanın, markanın kullanımının üzerinden 5 yılı aşkın sürenin geçmiş olması itibari ile hak düşürücü süre açısından imkansız hale geldiğini ve davacı tarafça sonraki tarihli tescile yönelik “köü niyetli olma haline” ilişkin de delil sunulamamış olduğunu, benzer durumlar için hükümsüzlük davası açma hakkının kaybedileceğinin Yargıtay kararları ile hükme bağlanmış olduğunu, asıl davadaki beyanları tekrar ile birleşen davanın esas yönünden de reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2020/130 esas, 2022/219 karar sayılı, 14/12/2022 tarihli kararı ile; "ASIL DAVADA: 1-Davalılardan ... İTHALAT İHRACAAT SAN VE TİC AŞ adına tescilli 2014/18949 tescil nolu markanın kötüniyetli tescil kapsamında HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 2-Karar kesinleştiğinde sicile işlenmesi için kararın TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU’na bildirilmesine,3-Davalı adına kayıtlı www...com.tr ibareli alan adının karar kesinleştiğinde iptaline,BİRLEŞEN DAVADA:1-DAVALI ... TEKSTİL SAN VE TİC AŞ’yönünden unvan terkini istemi ile açılan davanın kabulü ile davalı unvanının ticari sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde bağlı bulunduğu ticari sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,...2- Davalılardan ... İTHALAT İHRACAAT SAN VE TİC AŞ ‘nin eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğundan eylemlerin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, 3-https://www... https://... ibareli sayfalardan ihlal teşkil eden içeriklerin karar kesinleştiğinde çıkarılmasına, 4- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafları davalılar tarafından karşılanmak üzere ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez yayın yoluyla ilanına" karar vermiştir. İSTİNAF:Davalı/ birleşen dosyada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka, usule ve yasalara aykırı olduğunu, bu nedenle yasal süresi içinde istinaf yoluna taşıma zorunluluğu doğduğunu, aşamalardaki tüm yazılı beyan ve itirazlarını tekrarladığını, mahkemenin, SMK m.25'teki 5 yıllık hak düşürücü süreyi, müvekkil şirketin kötü niyetli olduğu varsayımıyla uygulamamasını kabul etmediğini, kötü niyet nitelendirmesinin, davacının tanınmışlığı karşısında davalının başvuru anında bu durumu bilmediğini ileri sürmesinin mümkün olmayacağı gibi varsayımlara dayandırıldığını, mahkemece her ne kadar şirketlerin faaliyet alanlarının birbirinden uzak olduğu belirtilse de bu duruma rağmen kötü niyetle tescil başvurulduğunun hiçbir delille kanıtlanmadığını, karıştırma nedeniyle hükümsüzlük incelemesinde müvekkile ait ... markasının görsel ve fonetik yapısı itibarıyla davacı markayla benzerlik bulunmadığını ve farklı pazar alanlarında faaliyet göstermeleri sebebiyle karıştırılma ihtimalinin olmadığını, markaların farklı sınıflarda tescil edilmesine rağmen karıştırma ihtimalinin sabit olduğu yönündeki kabulün gerekçeden yoksun olduğunu, iki markanın da kadınlara yönelik faaliyet göstermesi sebebiyle aralarında ilişki kurulmasının ticari hayatta olağan bir durum olduğunu ve bu durumun şirketlerin farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri gerçeğini değiştirmediğini, davacı markasının dünya çapında tanınmışlığının tüketicilerin müvekkil markanın ev tekstili gibi farklı ürün alanlarında hizmet vermediğini bilebileceklerini gösterdiğini, dolayısıyla markalar arasında iltibas ihtimali oluştuğu kanaatine varılmasının kabul edilemez olduğunu, İngilizce'de moda ve rağbet anlamına gelen "..." kelimesinin tekstil işiyle uğraşan müvekkil tarafından kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, kelimenin tek başına müvekkilin ihlale sebebiyet verdiğini veya kötü niyetli olduğunu kanıtlayamayacağını, müvekkil şirkete ait "... R" markasının sadece Türkiye'de değil Almanya'da da tescilli olmasının herhangi bir ihlal veya kötü niyet olmadığını kanıtladığını, müvekkilin 2020 tarihli "... Home" isimli yeni marka başvurusunun dürüstlük kurallarına aykırı olarak kötü niyetli yorumlanmaması gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre tek başına tanınmış bir markanın benzerinin tescil edilmesinin kötü niyetli tescil anlamına gelmeyeceğini ve kötü niyetin ispat yükünün bunu iddia eden davacı tarafta olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı/ birleşen dosyada davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ekinde sunulan fatura miktarlarının pazar ilişkilerini etkileyecek ve ayırt edicilik sağlayacak şekilde ciddi kullanıma tekabül etmeyeceğini, söz konusu markaların dava konusu ürünler için kullanıldığının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporu ekinde ... markasının tesis içerisinde kullanımına ilişkin belgeler sunulmuşsa da bu görsellerin kullanımının delil olarak kabul edilemeyeceğini, bu belgelerin üzerinde tarih bulunmadığını, kullanmamadan ötürü iptaline karar verilmesi yönündeki yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, davalının markasında bazı ek ögeler olsa da müvekkili şirketin markasını aynen içermesi ve ... markasını birebir şekilde tescil ettirmiş oluşunun ilerleyen vakitte ise kademeli olarak bu sefer daha da müvekkili markasına iyice benzer ... markasını tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyeti gösterdiğini, müvekkilinin davalının basiretli davranma yükümlülüğünü kapsamında hak düşürücü süreye tabi olmadığına dair pek çok bilirkişi raporu ve mahkeme kararı bulunduğunu, mahkeme kararının bu hususta yerinde olduğunu, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, bu marka tecavüzünün mahkemece tespit edilmesi ve durdurulması/önlenmesi gerektiğini, birleşen dava yönünden; mahkeme nezdinde haklılıklarının sübuta erdiğini, davalının marka başvurularında iyi niyetli olmadığını, davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin davacıya ait tanınmış markayı aynen içerdiğini, tesis olunan mahkeme kararının yerinde olduğunu, davalının zamanaşımı/hak düşürücü süre itirazının yerinde olmadığını, davalının markaların sektörlerinin farklı olduğu, bu nedenle markalar arasında iltibas riski bulunmadığı yönündeki iddialarının yersiz olduğunu, davalı şirketin Almanya'daki tescilinin herhangi bir hak doğurmadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; davalı adına tescilli 2014/18949 nolu "..." ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali, bu talep kabul edilmezse davacının tanınmış ... ibareli markası ile karıştırılma ihtimali ve kötüniyetli başvuru iddialarına dayalı olarak SMK'nın 6/4, 5 - 9. ve 25/1 hükümlerine göre hükümsüzlüğü ile davalı adına tescilli alan adının iptali istemlerine ilişkindir. Birleşen dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalının ticari ünvanından ... ibaresinin terkini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından asıl dava kapsamında davalı ... İTHALAT İHRACAAT SAN VE TİC LTD ŞTİ. adına tescilli 2014/18949 tescil nolu markanın kötüniyetli tescil kapsamında hükümsüzlüğüne karar verildiği, birleşen dava kapsamında davalı ... TEKSTİL SAN VE TİC A.Ş yönünden unvan terkini istemi ile açılan davanın kabulü ile davalı unvanının ticari sicilden terkinine, davalılardan ... İTHALAT İHRACAAT SAN VE TİC LTD ŞTİ.'nin eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğundan eylemlerin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına karar verildiği, asıl ve birleşen dosyada davalı ... İTHALAT İHRACAAT SAN VE TİC LTD ŞTİ. vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Asıl davada davalı şirketin istinaf sebepleri kapsamında 2014/18949 sayılı "..." markasının başvurusunda kötüniyetli kabul edilip edilemeyeceği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. İstikrar kazanan Yargıtay içtihatları kapsamında görüldüğü üzere; kötüniyetli marka başvurusu hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötüniyetin varlığında önem kazanmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve 2008/501 Esas, 2008/507 Karar ve 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-25 Esas, 2021/778 Karar sayılı kararları) Kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olup bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötüniyet iddiası yönünden TMK'nın 2. maddesi gereğince kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı/ istinaf eden şirket adına kayıtlı 2014/18949 sayılı ''...'' markasının 24, 35.sınıflar için 06.03.2014 tarihinde başvurusu yapılarak, tescilinin 16.04.2015 tarihinde yapıldığı, ... markasının ülkemizde 17.04.1992 yılında 16. sınıf için tescil edildiği, 102811, 2002/08940, 2005/52698, 2006/07931, 2007/52741, 2007/52742, 2009/11588, 2009/45947, 2010/38283, 2012/30512, 2012/111994, 2015/17789, 2018/14854, 2019/55268, 2020/89820 nolu ''...'' esas unsurlu markalarının bulunduğu, davacının T/02392 no ile ... markasının 09/10/2013 tarihinde tanınmış marka olarak kabul edilmesi müracaatı sonucunda markanın 11/08/2014 tarihinde “basılı yayın yayıncılık hizmetleri”nde tanınmış marka olduğuna karar verilerek sicile kaydının yapıldığı görülmüştür. Davacının ''...'' markasının davalıdan önce ülkemizde 16. sınıf kapsamında kullanılmaya başlandığı ve 2013 tarihinde tanınmış marka başvurusunun bulunduğu, davacı markasının dünyaca ünlü bir moda dergisinin aynı zamanda adı olduğu, 1894 yılından beri faaliyet gösterdiği, sadece "moda dergisi" sıfatı taşımadığı, dönemin modasını belirleyebilecek marka etkisinin sadece "dergi" emtiasında kalmadığı, ilişkili sınıfları da etkilediği, dolayısıyla 16. sınıf kapsamındaki kullanımın moda/ tekstil sektörü ile yakından bağlantılı olduğu, dolayısıyla ... markasının etkisinin sadece yayıncılıkla sınırlı kalmadığı, davalının faaliyet gösterdiği markasının tescilli sınıfı olan tekstil sektöründe de bu markanın etkisinin bilinmesi gerektiği, "...'' ibaresinin yabancı kelime olup yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip başvuru konusu yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı tarafça en ... ibaresinin ''en moda'' anlamında seçildiği ifade edilmiş ise de davalının markasal kullanımlarında ''...'' ibaresini baskın şekilde öne çıkarmak sureti ile en kelimesi ile bitişik olan tescilli halinden farklı şekilde kullanımlarına rastlanıldığı gibi moda tabirinin İngilizce fashion kelimesi ile örtüştüğü, ... kelimesinin öne çıkan anlamlarının popüler, rağbet gören olarak tercüme edildiği, davalının tacir olmakla basiretli hareket etmekle yükümlü olup davalının marka tescil başvurusu sırasında ''...'' markasının davacıya ait olduğunu bildiği sonucuna varılması gerektiğinden davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu kanaatine varılmıştır. (Emsal ilam: Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/5298 esas, 2022/9358 karar ve 22/12/2022 tarihli kararı) Birleşen dava kapsamında ise taraf markaları bütünsel olarak karşılaştırıldığında; davacı markalarının esas unsuru olan ... ibaresi olduğundan markalar arasında görsel, fonetik ve kavramsal benzerliğin olduğu, sınıfsal olarak benzer tüketici kesimlerine hitap ettikleri, davacının ... markası ve seri markaları altındaki faaliyetleri ve davalının ürün ve faaliyetlerinin orta düzeyde tüketiciye hitap eden mal ve hizmetler olduğu, davalının ... markasının orta düzeyde tüketiciler tarafından davacının seri markalarından biri olduğu şeklinde algılanabileceği ya da öncesinde tüketiciler tarafından bilinen ... markası ile tüketicilerin ilişki kurabileceği, dolayısıyla markalar arasında iltibas ihtimalinin meydana geldiği kabulüne varılarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet istemleri yönünden birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle; asıl ve birleşen dava yönünden davalı ... İthalat İhracaat San ve Tic Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/12/2022 tarih ve 2020/310 E., 2022/219 K. sayılı kararına karşı, asıl ve birleşen dosya davalısı ... tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dosya yönünden 615,40 TL, birleşen dosya yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 449,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 781,05 TL harcın asıl ve birleşen dosya davalısı ... Ltd. Şti.den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Asıl ve birleşen dosya davalısı ... Ltd. Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 25/12/2025 MUHALEFET ŞERHİ Davacı taraf, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.