İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 01/04/2026 YAZILDIĞI TARİH: 02/04/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/869 Esas 2024/1124 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve oğlunun ... tarihinde saat 22.10 civarında ... durağı yakınlarında karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarparak kaçtığını, a…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/217 KARAR NO: 2026/559 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/12/2024 NUMARASI: 2020/869 Esas 2024/1124 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 19/12/2020 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 01/04/2026 YAZILDIĞI TARİH: 02/04/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/869 Esas 2024/1124 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve oğlunun ... tarihinde saat 22.10 civarında ... durağı yakınlarında karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarparak kaçtığını, araç ve sürücüsünün tespit edilemediğini, bunun sonucu olarak da ...'in hayati tehlike geçirmesine, ağır yaralanmasına neden olduğunu, daha sonra savcılık tarafından yaptırılan tahkikat da failin bulunamadığını, müvekkilinin uzun bir süre tedavi altına alınarak bakıma muhtaç hale geldiğini, tedavilerinin bitmiş olmasına rağmen sağlık şikayetlerinin devam ettiğini ve sağlık olarak da eski haline dönemeyeceğini, mevcut halde de aksak olarak yürüdüğünü, bunun sonucu olarak 26.09.2018 tarihli raporda %17 engel oranının tespit edildiğini, müvekkilinin hala devam etmekte olan engelli hali ile geçimini sağlayamadığını, bu nedenle de müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı bedensel zarar ve bunun maddi sonuçları için ... başvurusu yaptığını, ancak ... tarafından takdir edilen bedelin eksik olduğunu, kaza nedeniyle mağdur olan müvekkili hakkında talep edilen tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başvuru şartı yerine tam olarak getirilmediğini, müvekkili kurum tarafından davacıya yapılan ödeme doğrultusunda müvekkili kurumun kaza nedeniyle sorumluluğu kalmadığını, davacı tarafından taleplerinin somutlaştırılması gerektiğini, kazanın oluşumunda kusur oranı tespit edilmesi gerektiğini, kaza nedeniyle davacı ...'in maluliyeti oluşup oluşmadığı ve oluşmuşsa bunun kaza nedeniyle olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, sosyal güvenlik kurumu tarafından kaza nedeniyle davacıya maddi tazminata mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması gerektiğini, müvekkili kurumun sorumluluğu teminat limitleri dahilinde olduğunu, sorumluluğu aşar nitelikte karar verilmemesi gerektiğini, müvekkili kurumun temerrüdü dava tarihi itibariyle oluşmuş olup müvekkil kurum ticari şirket olmadığından yasal faize hükmedilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davanın KABULÜ ile, 3.545,94-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 300.894,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.250,00-TL tedavi gideri tazminatı ve 724,33-TL bakıcı gideri tazminatı toplamı 306.414,27-TL' nin davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 20/05/2020 tarihinden (kısmi ödeme) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiliyle davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından başvuru şartlarının tam olarak yerine getirilmediğini, bu yüzden davanın reddi gerektiğini ayrıca müvekkili kurumun davacı tarafa ödeme yaptığını bu yüzden kaza nedeni ile sorumluluğunun kalmadığını, dava konusu kazada kazaya sebep olan aracın tespit edilemediğini, meydana geldiği kesin olarak tespit edilemeyen kazadan dolayı müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada ki maluliyet raporları arasında ki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini, maluliyet raporunda esas alınan yönetmeliğin hatalı olduğunu, bakıcı tutulduğuna dair kesin delil bulunmadığını, tedavi giderleri yönünden belge sunulmadığını, SGK tarafından davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, tespit edilen temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından kaza tarihi itibari ile teminat limitini aşar nitelikte karar verildiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat istemine ilişkindir. Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/12/2024 tarih, 2020/869 Esas 2024/1124 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı, yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir. Güvence Hesabı yönetmeliğinin 9. maddesinde b)Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, başvurulabileceği Güvence Hesabı yönetmeliğinin 16. maddesinde (1)Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle; a) Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere, b) Sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine, c) Zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine, ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine, d) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücû edilir." hükmüne haizdir. Bu halde Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar ...ndan talep edilebilir. Aynı yönetmeliğin “Rücû hakkının kullanılması” başlıklı 16. maddesi (a) bendi uyarınca da, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle, zorunlu sigortasını yaptırmayan kişilere veya zarardan sorumlu kişilere davacının rücu hakkı vardır. ...nın rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortasız araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. Bu halde, trafik sigortası olmayan araçlar yönünden tazminat ödeme yükümlülüğü olan ..., Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b ve 16/a. maddeleri uyarınca ödediği tazminatı, zorunlu trafik sigortasını yaptırmayan ve zarardan sorumlu olan kusurlu araç işleteninden isteyebilecektir. (Yargıtay 17. HD 2013/15017E., 2015/2703K.; 2016/8967E.,2016/7348 K.;2014/988 E., 2016/8870 K. ) Somut olayda, trafik kazasına sebebiyet vermiş olan plakası tespit edilemeyen aracın trafik kazasının meydana geldiği ... tarihi itibariyle ZMMS poliçesi de tespit edilemediğinden Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b. maddesi gereğince trafik kazası neticesinde zarara uğradığı dosya içerisindeki maluliyet raporuyla kanıtlanan davacının zararının tazminini ...ndan talep edebileceği, davalı ...vekilinin davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2)Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3)Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almakta olup, dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı Kanun'un HMK'nın 114 ile 115 inci maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir. 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı altında düzenlenen 18/A maddesinin (18) numaralı bendinde “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır. 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gereklidir.(Yargıtay 4.HD'nin 27/02/2024 tarih ve 2022/2982 E. 2024/2110 K.sayılı ilamı) 2918 sayılı KTK'nın 99. maddesine göre hak sahibince usulüne uygun olarak temin edilmiş belgelerin sigortaya iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemeyen sigorta temerrüte uğramış sayılır ve temerrüte uğramış olduğu tarihten itibaren hak sahibine faiz ödemelidir. Somut olayda, davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce davalı ...na yönelik 08/10/2019 tarihli başvuru dilekçesinin düzenlenmiş olduğu ve bu dilekçeye istinaden davalı ... tarafından davacı tarafa 20/05/2020 tarihinde 29.106,00 TL. ödemede bulunulduğu, yine davacı tarafça dava açılmadan önce 21/10/2020 tarihinde arabulucuğa başvurulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine 09/11/2020 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmakla; Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava öncesinde alternatif çözüm yollarından birisi olan tahkime ve arabuluculuğa başvurulması halinde, KTK'nın 97.maddesi uyarınca sigortaya başvuru şartının yerine getirilmiş sayılacağı, ancak dava öncesinde arabulucuya başvurulduğu takdirde, tarafların anlaşamaması halinde, arabulucuya başvurulması ile davalı sigortanın davaya konu edilen geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı giderleri bakımından, 21/10/2020 tarihinde sigorta arabuluculuğa başvuru yapılmış olması, arabulucuya başvurulması nedeniyle davalı ...na başvuru şartının ortadan kalktığı, arabuluculuğa başvurunun dava açılmasının alternatif çözüm yollarından birisi olduğu husus dikkate alınarak, 21/10/2020 arabulucuğa başvuru tarihi itibariyle davalı ...nın dava tarihinden önce temerrüte düştüğünün; yine 20/05/2020 tarihinde davalı ... tarafından davacıya kısmi ödemede bulunulduğu husus dikkate alınarak davalı ...'nın Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince 20/05/2020 tarihi itbariyle temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalı ... vekilinin dava tarihi itibariyle başvuru dava şartının yerine getirilmediği, davalı ...nın temerrüte düşürülmediği yönündeki istinafının yerinde olmadığı, davalı ...'nın kısmi ödeme tarihi olan 20/05/2020 tarihinde temerrüte düştüğü, dolayısıyla hükmedilen tazminata davalı ... yönünden 20/05/2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin isabetli olduğu kanaatine varılmış olup, davalı ... vekilinin, başvuru şartının yerine getirilmediği ve davalı ...nın temerrüte uğramadığı yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, 02/09/2013 tarihten itibaren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan davacı ...'in maluliyet oranının tespitine ilişkin olarak alınmış olan 07/08/2023 tarihli “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri” kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak ve maluliyetle trafik kazası arasında illiyet bağı kurulmak suretiyle hazırlanmış olup; özürlülük kavramı ile meslekte kazanma gücü kaybı kavramının farklı olduğu, tüzük ve yönetmeliklerin farklı bölümlerde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, bu sebeple ... Hastanesince kaza sonrası hazırlanmış olan ... tarihli "özürlülük raporu" ile ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanmış olan "maluliyet raporunun" mukayese edilemeyeceği, iki rapor arasındaki farklılığın çelişki olmadığı anlaşılmakla; maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olup, hüküm vermeye yeterli olmadığı, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulduğu yönündeki davalı ... vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava açılmadan önce tarafların sulh olması ve sigorta adına ibraname düzenlenmesi halinde, ibraname tarihi itibariyle hak sahibinin tazminat alacağı hesaplanacak, hesaplanan bedel hak sahibine sigorta tarafından ödenmiş olan bedelden fazla ise fahiş fark olmadığından, hak sahibinin tazminat alacağı olmadığı, hesaplanan bedel hak sahibine ödenen bedelden az ise ve bu fark da fahiş ise o takdirde bu kez aktüerya rapor tarihi itibariyle hak sahibinin hesaplanan tazminat alacağından, sigorta tarafından hak sahibine dava açılmadan önce ödenmiş olan tazminat rapor tarihi itibariyle güncellenecek ve güncellenen bu bedel, rapor tarihi itibariyle aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen bedelden düşülerek, hak sahibinin fark alacağı tespit edilecektir. Dava açıldıktan sonra 2918 sayılı Yasanın 111. maddesi gereğince ödenen tazminat ile aktüerya raporu ile belirlenen miktar arasında açık nispetsizliğin bulunmasına göre ibraname makbuz niteliğinde olup, belirlenen tazminattan, yapılan ödemenin güncellenmeksizin mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 05/06/2012 tarihi 2011/8559 E. 2012/7287 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17.HD'nin 20/10/2020 tarih ve 2019/5511 E. 2020/5853 K. sayılı ilamı) Dosya içerisinde davalı ... tarafından sunulan dava öncesinde 20/05/2020 tarihinde 29.106,00 TL. ödendiğine ilişkin ödeme belgesi bulunmaktadır ve bu ödeme davacı tarafça inkar edilmemiştir. Ödeme ve ibra borcu söndüren nedenler olup, ödeme belgesinin sunulması mahkemece savunmanın genişletilmesi şeklinde algılanmayıp Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava öncesinde davalı ... tarafından, 20/05/2020 tarihinde ödenmiş olan 29.106,00-TL. 2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi anlamında ibraname gereğince ödenmiş olmadığından, ödenme tarihi baz alınarak davacının sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplanmayıp, Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince aktüerya bilirkişisi tarafından rapor tarihi itibariyle ve güncel asgari ücret baz alınarak yapılan sürekli işgöremezlik bedelinden davalı ... tarafından ödenmiş olan 29.106,00 TL.'nin yasal faiz işletilmek suretiyle güncellenmesi neticesinde oluşan 42.452,50 TL'nin mahsubu neticesinde davacının 309.725,81 TL. sürekli işgöremezlik tazminatı alacağının olduğunun tespiti ile tespiti edilen 309.725,81 TL.'nin kalan poliçe limiti 300.894,00 TL.'nin üzerinde olması neticesinde, davacı lehine poliçe limiti olan 300.894,00 TL. sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Trafik kazası neticesinde yaralanan kişiye, trafik kazası nedeniyle SGK.veya başka Sosyal kurumlar tarafından ödenmiş olan peşin sermayenin aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerekir. Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, haksız eylemden zarar gören kişinin bedensel zarar uğradığının ispatlanması yeterli olup, bakıcı giderlerinin ödediğine ilişkin belgelerin sunulması gerekmediğinden ve SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin belgeye bağlanması bazı durumlarda mümkün olmadığından, davalı vekilinin davacıya fiilen bakıcı tutulmadığı gerekçesiyle bakıcı gideri ödenmesine karar verilmemesi gerektiği ve yine tedavi giderlerinin belgeye bağlanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Davacıya dava dışı SGK. tarafından geçici işgöremezlik ödeneği ödendiğine ilişkin bilgi ve belgenin mahkeme yazışmalarına rağmen dosya sunulmamış olduğu dikkate alınarak, mahkemece davacının aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan geçici işgöremezlik tazminatından SGK.tarafından yapılmış bir ödeme yapılmadığı gerekçesiyle indirim yapılmamış olması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Bedeni zararlara ilişkin teminat limiti ile tedavi giderlerine ilişkin teminat limiti birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalı sigortanın tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona ereceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılamak üzere talep edebilir.(Yargıtay 17.HD.’nin 2015/18540 E. 2017/7764 K. 14/09/2017 tarihli ilamı) . Poliçe limitinin belirlenmesinde zararın aslı olan tazminat dikkate alınmakta; faiz, vekalet ücreti, yargılama giderleri gibi feri nitelikte zararlar poliçe limiti haricinde tutulmaktadır. Somut olayda, mahkemece aktüerya bilirkişisi tarafından davacı için hesap edilen 309.715,81 TL. sürekli işgöremezlik tazminatının, bedeni zararlar klozu yönünden 330.000-TL. limitinden davacıya ödenmiş olan 229.106,00 TL.'nin mahsubu neticesinde kalan 300.894,00 TL.limitin üstünde olduğundan , davacı vekilinin talebi değerlendirilmek suretiyle poliçe limiti aşılmaksızın davacı lehine 300.894,00-TL. sürekli işgöremezlik tazminatına; yine 330.000-TL. tedavi giderleri klozunu aşmayacak şekilde 724,33 TL. bakıcı giderine, 1.250-TL. tedavi giderine ve 3.545,94 TL. Geçici işgöremezlik tazminatına ve poliçe limitleri gözetilerek davacı lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmiş olup, davalı ...vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 90. maddesinde “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E - 202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. T.C. Anayasası’nın 153./6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış olup Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği sabittir. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesinin gerekmesi, 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybının, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ile tedavi giderleri bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, bakıcı giderlerinin de bu kapsamda bulunması, sürücü ve işletenin, zarar görenin bakıcı giderlerinden sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve tedavi giderleri içerisinde olan bakıcı giderleri de 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının bakıcı giderleri tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, davalı sigorta şirketinden talep edilebilir. SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık-ölüm teminatı kapsamında olduğundan bahisle, üst limitin ödenmesiyle artık SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin talep edilemeyeceği yönündeki Sigorta Genel Şartlarına atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 31/01/2022 tarih ve 2021/8288 E. 2022/1147 K. sayılı ilamı) Somut olayda, trafik kazasından kaynaklı olarak yaralanan davacı ...'in SGK.tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin SGK'nın sorumluluğunda olan tedavi kapsamı içerisinde olmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Yukarıda izah edilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 20.931,15 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 5.233,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 15.698,15 TL istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 6-) Kararın kesin olmaması nedeni ile tebligat işlemlerinin dairemizce yerine getirilmesine, Dair,Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/04/2026