İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı adına ... numara ile tescilli endüstriyel tasarımların davalıya ait ... ... tarafından davalıya ait “www...net” internet sitesinde haksız ve izinsiz olarak aynı locarno sınıfındaki ürünlerde aynen kullanıldığını, sitede “...” markası altında satı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1849 Esas KARAR NO: 2026/135 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 28/03/2023 NUMARASI: 2021/189 E. - 2023/91 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (TecavüzünGiderilmesi İstemli)|Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı adına ... numara ile tescilli endüstriyel tasarımların davalıya ait ... ... tarafından davalıya ait “www...net” internet sitesinde haksız ve izinsiz olarak aynı locarno sınıfındaki ürünlerde aynen kullanıldığını, sitede “...” markası altında satışa sunulduğunu, bu şekilde tasarım hakkına tecavüz edildiğini, Kadıköy 20. Noterliği, 06.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ve Kadıköy 20. Noterliği 09.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı ile haksız kullanımların tespit edildiğini, ayrıca davalı şirket yetkilisi ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/48347 soruşturma sayılı dosyası ile marka hakkına tecavüz suçu sebebiyle şikayette bulunulduğunu, tescilli bir tasarımın sahibine münhasır bir hak sağladığını ve üçüncü kişiler tarafından tasarımın izinsiz kullanımını önleme yetkisi verdiğini, davalı kullanımlarının SMK 81. maddede sayılan tecavüz fiilleri kapsamında kaldığını, önlenmesi ve kaldırılması gerektiğini ileri sürerek davacının tasarımına tecavüzün önlenmesi adına davalıya ait tasarım hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin işlendiği “www.....net” internet sitesine erişimin engellenmesini, davalı fiilinin Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, tasarım hakkına tecavüzün kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının İtalya'da kurulu, başta İtalya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde e-ticaret faaliyeti gösteren sektöründe tanınır bir firma olduğunu ve e-ticaret faaliyetlerini “www...net” ibareli domain üzerinden gerçekleştirdiğini, ülkemiz sınırları içerisinde herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, davacının davalı ile 2013 yılından beri ticari faaliyetleri bulunduğu halde, davalı ticari adresini Türkiye olarak belirttiğini, davacı ile olan ticari faaliyeti sakladığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davalının "www...net” internet sitesi üzerinden çeşitli mobilya, aydınlatma ürünleri, dekorasyon ve ev tekstil ürünlerinin online satışını gerçekleştirdiğini, davacının davalı şirketin 2013 tarihinden itibaren ürün tedarikçisi olduğunu, davacının bünyesinde gerçekleşen ortak değişikliği sonucunda, Ocak 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı ile yeniden tedarik sözleşmesi imzaladığını, davalının işbu davanın konusunu oluşturan ve fatura karşılığında, sözleşmeye, hukuka uygun olarak satın aldığı ürünleri satmak istediğinde davacının herhangi bir haklı gerekçe ileri sürmeden, davalının satış yapamayacağını ihtar ettiğini, davalının bu nedenle ürünleri daha önceden online olarak satın alan müşterilere teslim edemediğini ve maddi olarak kayba uğradığını ve ticari itibarının sarsıldığını, davacıya ait ihlal oluşturduğu iddia edilen tasarımların ülkemizde tescilli olduğunu, ancak, ihlal oluştuğu iddia edilen ve ticari etkilerin görüldüğü yerin ise ülkemiz olmadığını, davalıya ait olan ....net ibareli sitesinin ülkemizde ticari faaliyet göstermediğini, satışa kapalı olduğunu, dolayısıyla hiçbir şekilde ticari bir etki oluşturmadığını, buna karşılık, 6769 Sayılı SMK Hükümleri uyarınca, tasarım tescilleri bakımından ülkesellik esasının benimsenmiş olduğunu, her tasarımın tescil edildiği ülke bakımından hüküm ifade ettiğini, bu sebeple, ülkemizde tescilli olan bir tasarım tescil belgesinin, ülkemiz dışında (hukuka Uygun ve sözleşmeye dayalı olarak) gerçekleşen bir ürünün satışının engellenmesi için başvuru konusu yapılmasının ülkesellik esasına aykırı olduğunu, kaldı ki, belirtildiği gibi, davalının satmış olduğu ürünleri sözleşmeye göre gerçekleşen bir tedarik sonunda, bedeli ödenerek fatura karşılında teslim alınan ve satılan ürünler olduğunu, bu sebeple, davacının tasarım hakkının da tükendiğini, kabul etmemekle birlikte bir an kanaat oluşsa dahi, sözleşmeye dayalı olarak ve fatura karşılığında, hukuka uygun bir şekilde satın alınan bir ürünün satışının da hukuka uygun olduğunu, ürün tedarik sözleşmesi uyarınca davalının sözleşmede belirtilen ürünlerin üretimini ve satışı gerçekleştire lerin ... markası ile satılacağını, davalının sözleşme hükümleri uyarınca başta İtalya olmak üzere, Almanya, Avustuya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya, Hollanda ülkelerinde "....net" ibareli site üzerinden online satışını gerçekleştireceğini, emsal teşkil etmesi bakımından davalı aleyhine aynı koşullarda davalı tarafından ikame edilen bir başka davada muhtemel tazminat talepleri doğrultusunda arabuluculuk kurumuna başvuruda bulunulduğunu ve Arabuluculuk başvurularının da yetkisizlik sebebiyle reddedildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde mevcut 2020/48347 Soruşturma numaralı dosyanın ise halen soruşturma aşamasında olduğunu, davalının tüm eylemlerinin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. .İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Somut olayda taraflar arasında imzalanan 01.01.2017 tarihli sözleşmeye göre alıcı konumunda bulunan davalının, davacıdan satın aldığı ürünleri Almanya, Avusturalya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya, Polonya, Romanya ve Hollanda'yı kapsayan bölge içerisinde satışa sunabileceğinin kararlaştırıldığı, davalıya ait web sitesinin güncel içeriğinin “...” başlıklı bölümünde, davalının satışını yaptığı ürünlerin teslim edileceğini duyurduğu ülkeler arasında “Türkiye” nin bulunmadığı, davacı tarafından davalı www...net internet sitesinde Kadıköy 20. Noterliği vasıtasıyla 06.03.2020 ve 09.03.2020 tarihlerinde yapılan E tespit tutanakları incelendiğinde ürünlerin Euro para birimi ile İngilizce dilinde satışa sunulduğu, davalı www...net web sitesinde yer alan “... Politikası” başlıklı bölümde tüketicinin satın aldığı ürünü dilerse 14 gün içinde ....., .., 164 - ... (...) Italy, adresine iade edebileceği, iade politikasına ilişkin uyarı ve bilgilendirmenin Avrupa Birliği'nin Tüketici Haklarına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ve direktiflerine uygun olarak hazırlandığı tespit edildiğinden ve dosya kapsamında davalının, davacıya ait tasarımlara haiz ürünleri Türkiye'de ticari etki yaratacak şekilde kullandığını kanıtlar bir delil bulunmadığından, davalı kullanımlarının Türkiye'deki tüketiciyi hedeflemediği ve Türkiye sınırları içerisinde ticari etki yaratan bir kullanım olmadığı ve dolayısıyla davacı tasarım hakkına tecavüz oluşturmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde sübut bulmayan davanın reddine" dair karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davaya konu somut olayda; müvekkili adına ... numaraları ile tescilli endüstriyel tasarımların, davalı ... ...'ye ait "www...net" internet sitesinde haksız ve izinsiz olarak aynı locarno sınıfındaki ürünlerde aynen kullanıldığını, bahsi geçen internet sitesinde müvekkili şirkete ait "..." markası altında bu tasarımların aynen kullanıldığı ürünler satışa sunulduğunu, söz konusu haksız kullanımların 06.03.2020 ve 09.03.2020 tarihlerinde Türkiye Noterler Birliği Bilişim Sistemi üzerinden ... ve ... başvuru numaralı içerikler tespit edilerek Kadıköy 20. Noterliği'nin 06.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ve Kadıköy 20. Noterliği'nin 09.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı E-tespit tutanağı ile tespit edildiğini, ayrıca; davalı şirket yetkilisi ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/48347 soruşturma sayılı dosyası üzerinden marka hakkına tecavüz suçu sebebiyle 10.03.2020 tarihinde şikayette bulunulduğunu, müvekkili şirketin hak sahibi olduğu ... markasını haksız ve izinsiz olarak internet sitesinde aynen kullanmak ve ... markası altında ürün satışa sunmak suretiyle marka hakkına tecavüz eden davalı hakkında, hak sahibi konumundaki müvekkilinin muhtemel zararlarının önüne geçilmesi amacı ile İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/314 E. Sayılı dosyası nezdinde ihtiyati tedbir talepli dava görüldüğünü, davalı tarafından "www...net" internet sitesinde hemde "..." ve "..." siteleri üzerinden müvekkiline ait markaların kullanıldığı ve markalar altında müvekkiline ait tescil tasarımların da kullanıldığı tespit edilmiş olup işbu tasarımların 3. kişilere yaptırılmak suretiyle satışa sunulduğu anlaşıldığını, işbu davada tasarım hakkına tecavüz fillerinin tespiti, önlenmesi ve ayrıca ihtiyati tedbir talepli dava açıldığını,-bilirkişiler tarafından eksik inceleme yapıldığını, yeni bilirkişi taleplerinin ek rapor ile karşılanmaya çalışıldığını, Ara karar neticesinde düzenlenen 31.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporundan özetle; Bilişim kaynakları yönünden yapılan incelemede bilirkişilik tespit incelemelerinde inceleme tarihi itibari ile güncel bulgulara dayandırılmış olup bunun hayatın olağan akışına uygun olduğu, umuma satış halinde olan hiçbir ürüne rastlanamadığı, iddia konusu içeriğin arşiv kayıtlarında bulunamamasının hiç yayınlanmamış olduğu anlamına gelmediği, Servis Sağlayıcı talebi üzerine arşiv kayıtlarının kısmen veya tamamen kaldırılabileceği, tarafımızca sunulan E-Tespit tutanaklarının güncel bilişim kayıtları ile uyuşma zorunluluğu bulunmadığı, sunulan E-Tespit Tutanaklarının Türkiye'de yapılan bir satışın varlığını kanıtlamadığı, geçmiş arşiv kayıtlarında iddia konusu içeriklere yönelik somut taraf tespitleri sunulmadığı sebebi ile Kök Rapor'dan farklı değerlendirme yapılamayacağı; Taraflar arasında yapılan Tedarik Sözleşmesi yönünden yapılan incelemede 2 yıllık ara periyotun sözleşmenin sona erdirilmesi için değil, hükümlere ekleme veya çıkarma yapmak için konulmuş bir “tazelenme” süresi olduğu, bu durumda sözleşme 2 yılın sonunda kendiliğinden sona ermeyeceği, şu halde sözleşmenin süresi otomatik olarak 01.01.2021 tarihine kadar uzayacağı, ancak sözleşmenin olağan süresinde sona ereceği gibi taraflarca “fesih” yoluyla herhangi bir nedenle süre dolmadan da sona erdirileceği, müvekkili şirketin aslında sözleşmeyi feshettiğini, ancak dosyada feshe dair herhangi bir beyan görülmediğini, buna karşılık davalı vekilince sunulan beyanlarda satışın durdurulmasının talep edildiği, dolayısıyla davalının da sözleşmenin sona erdiğine dair bilgisi olduğu ve bu konuda bir hukuki yola başvurulmadığı, şu halde sözleşmenin davacının feshiyle sona erdiğini kabul etmek gerektiği, bu sebeple taraflarının 06.07.2021 tarihli dilekçe ekinde sunduğu “...” başlıklı tek sayfa İngilizce belgede “Başlangıç tarihi : 01.01.2017” ve “Sona Erme Tarihi : 31.12.2018” yazılı olduğu; Taraflar arasında sözleşmenin sona ermesi diğer ifadeyle yeni mal tedarikinin sona ermesinin eldeki malların iadesi anlamına gelmediği, müvekkili şirketin yazılı bir fesih beyanı ve eldeki ürünlerin iadesi talebi de bulunmadığı, bu sebeple davalının müvekkile ait ürünlerin orijinallerini satmaya devam etmesi halinde bu husus bir sınai mülkiyet hakkı ihlali olmayıp, “tükenme ilkesi kapsamında” ancak taraflar arasındaki sözleşmenin ihlali olduğu, 2018-2019 gibi tarihlerde de fatura kesildiği gözlendiğine göre; davacı bu ürünlerin satışına 31.12.2018 tarihinden sonra da muvafakat gösterdiği, 3.Sözleşmenin 13.3 (b) hükmünde fesih halinde satıcının alıcının ticari markalarına son vereceği belirtilse de söz konusu madde de marka ibaresi olması sebebi ile tasarım hakkına tecavüz konusu davada ileri sürülemeyeceği, taraflarınca web sitesinde satışa sunulan ürünlerin başkalarına ürettirildiği iddia edilse de, ürünlerin birebir incelenmesi söz konusu olmadığından bu hususun da saptanması mümkün olmadığı, kaldı ki sözleşme sözleşmenin feshedildiği belirtilen tarihten sonra da taraflar arasında fatura ilişkisi olması sebebi ile müvekkilinin işbu satışa muvafakati olduğu, satışı yapılan ürünlerin elde kalan ürünler mi yoksa başkasına ürettirilen ürünler mi olduğunun tespit edilemediği, tasarım hakkının da parçası olduğu sınai mülkiyet haklarında “ülkesellik” ilkesi geçerli olduğu, Davacının endüstriyel tasarım haklarının ülkemizde tescilli olduğu, Türkiye dışında satışına müvekkilin müdahil olamayacağı, söz konusu web sitesinde ülkemize satış imkanı olsa dahi bu tür bir satış fiilen gerçekleşmiş midir bilinmediğinden, tecavüzün önlenmesi yönünde karar verilmesinde takdirin mahkemeye ait olduğu, şeklinde tespitlerde bulunarak kök raporda değişikliğe gidilmediğini, yeni rapor taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu,-davalı şirket tarafından davaya konu eylemlerin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği hususu bilindiğinden, bilirkişi tarafından yapılan incelemede tecavüz eylemlerinin tespitinin önüne geçilmesi adına müvekkiline ait tescilli tasarımların görsellerinin bilirkişi incelemesinden önce siteden kaldırıldığını, bilirkişi tarafından da alınan kök raporda servis sağlayıcı talebi üzerine arşiv kayıtlarının tamamen kaldırılabileceği, arşiv kaydına rastlanmamasının internet sitesinde müvekkiline ait tasarımların yer almadığı anlamı taşımadığı anlamına gelmediğinin belirtildiğini, bunun ikrar niteliği taşıdığını, Kadıköy 20. Noterliği’nin 09.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı E-Tespit tutanağı ile de bu tasarım hakkına tecavüz niteliğindeki fiiller tespit edildiğini, 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde 22.07.2022 tarihli rapordan farklı olarak davalıya ait web sitede yapılan araştırmaların arşiv kayıtlarının bulunamaması ile ilgili bilirkişiliğin dosya içeriğinden sorumlu olduğu dava taraflarının leh ya da aleyhlerine delil elde etmek amacıyla araştırma kurumu olmadığından bahsedildiğini, inceleme konusu olan web site kayıtlarının 2020 yılına ait arşiv kayıtları incelenmediği, 2019 yılı kayıtlarında müvekkile ait markaya rastlanmasına rağmen arşiv kaydının bulunamaması, incelemenin yapıldığı 2022 yılında da müvekkiline ait kaydın bulunmaması, sunulan E-tespit tutanakları incelenmeksizin rapor oluşturulması tam olarak davaya konu uyuşmazlık hususunda dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmeksizin rapor oluşturulmasına sebebiyet verdiğini,-müvekkili şirket adına 2011/02441, 2011/02445, 2011/06972, 2011/06973, 2012/00060, 2015/09003, 2015/09004 numaraları ile tescilli endüstriyel tasarımların, davalı ... ... tarafından, davalıya ait “www...net” internet sitesinde haksız ve izinsiz olarak aynı locarno sınıfındaki ürünlerde aynen kullanmakta ve yine internet sitesinde üstelik müvekkiline ait “...” markası altında bu tasarımların aynen kullanıldığı ürünler satışa sunulmakta olup, söz konusu kullanımlar Kadıköy 20. Noterliği’nin 06.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ve Kadıköy 20. Noterliği’nin 09.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı E-Tespit tutanağı ile tespit edildiğini,31.01.2023 tarihli raporda da E-tespit tutanakları ile ilgili olarak anılan içeriklerin, bilirkişilikçe güncelde bilişim kanalıyla teyit edilmesinin mümkün olmadığı gibi sunum şekli itibariyle adı geçen içerikler artık matbu halde dosyaya sunulmuş, noter onaylı birer doküman durumunda olduklarından, bilişim yönünden inceleme konusu olmadığı, noter e-tespit tutanaklarının hiçbirinde Türkiye'de satışı gösterir bir içerik bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olduğunu, bilirkişi tarafından arşiv kayıtlarının Servis Sağlayıcı tarafından tamamen silinebileceği ihtimalinin varlığının tespit edilmesine rağmen kök raporda değişiklik yapılmaksızın e tespit tutanaklarında tasarım görsellerinin yer aldığına ilişkin rapor oluşturulmamasının taraflarınca anlaşılamadığını, -davanın ikame edildiği ve beyan dilekçesinin yazıldığı tarihte dünyanın her yerinden erişime açık olan, “...” ve “...” gibi internet sitelerinden Türkiye'ye satışın yapılıp yapılmadığı, Türkiye'deki herhangi bir IP adresinden, “...” ve “...” gibi internet sitelerine girişin yapılıp yapılamayacağı hususu tespit edilmeksizin salt inceleme yapıldığı tarihte görsellerin ve müvekkiline ait markanın davalıya ait “www...net” internet sitesinde sergilenip sergilenmediği hususu incelendiğini ve eksik inceleme neticesinde hatalı rapor tanzim edildiğini, yeni bir bilirkişiye gönderilmeksizin hüküm kurulmuş olduğunu, -bilirkişi tarafından 22.07.2022 tarihinde düzenlenen raporda "19/09/2019 tarihli arşiv kaydında, dosya konusu markanın umuma yayınlandığının gözlendiği;" hususuna yer verildiğini, işbu tespit doğrultusunda davalı ile aralarındaki tedarik sözleşmesinin 31.12.2018 yılında kendiliğinden sona ermesi davalıya ait internet sitesinde 19.09.2019 yılında müvekkiline ait markanın halen yer alıyor olduğunun anlaşılması ile kayıt içeriğine rastlanmasa dahi tecavüzün oluştuğunu kanıtladığını, 2019 yılında markanın halihazırda davalı internet sitesinde yer aldığının bilirkişiler tarafından tespit edilmesine rağmen sonuç ve kanaat kısmında her iki raporda da bu hususa yer verilmeksizin rapor düzenlenmesinin taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, -davalı şirketin müvekkili şirkete ait tescilli tasarımlarını kullanmış olduğu hususunun Kadıköy 20. Noterliği’nin 06.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ve Kadıköy 20. Noterliği’nin 09.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı E-Tespit tutanağı ile tespit edildiğini, “...” ve “...” gibi internet sitelerinden Türkiye'ye satışın yapılıp yapılmadığı, Türkiye'deki herhangi bir IP adresinden, “...” ve “...” gibi internet sitelerine girişin yapılıp yapılamayacağı hususu tespit edilmeksizin salt inceleme yapıldığı tarihte görsellerin ve müvekkiline ait markanın davalıya ait “www...net” internet sitesinde sergilenip sergilenmediği hususu açıklığa kavuşturulmadığını,-Taraflar arasında imzalanmış bulunan 01.01.2017 tarihli tedarik sözleşmesine bakıldığında, işbu sözleşmenin 31.12.2018 tarihinde kendiliğinden sona erdiği açıkça görüldüğünü, bu husus bilirkişi raporu ile de tespit edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi tarafından sözleşmenin geçerli olduğunun kabul edilmesi ile davanın reddine karar verildiğini, sözleşmenin ilgili maddesinde "2. Yılın sonunda gözden geçirilecek ve 4 yıllık sürenin geri kalan kısmına yönelik olarak bu hususlar üzerinde her iki tarafça mutabakata varılacaktır." şeklinde düzenleme mevcut olup taraflarca mutabakata varılamaması sebebi ile 2 yılın sonunda sözleşme tarafların mutabakata varamaması sebebi ile yenilenmediğini, bu sebeple davalının işbu sona erme tarihinden sonra müvekkiline ait tescilli tasarımı kullandığı, satışını yaptığı her fiili tasarım hakkına tecavüz niteliği oluşmasına sebebiyet verdiğini, 31.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda taraflar arasındaki tedarik sözleşmesinin 2 yıllık sürenin bir tazeleme süresi olduğu, fesih hakkı vermediği, tarafların iradesi nedeni ile işbu madde haricinde müvekkilinin sözleşmeyi feshettiği yönünde kanaat oluşturulduğunu, sözleşmenin ilgili maddesinde "2. Yılın sonunda gözden geçirilecek ve 4 yıllık sürenin geri kalan kısmına yönelik olarak bu hususlar üzerinde her iki tarafça mutabakata varılacaktır." şeklinde bir düzenleme mevcut olup düzenlemeye göre sözleşmenin 2.yılında şartların gözden geçirilmesi ile mutabakata varılmaması veyahut anlaşılamaması halinde 4 yıllık sürenin kalan kısmı için sözleşmenin geçerli olmayacağının açık olduğunu, işbu sözleşmenin 13.1. Maddesi "İşbu Anlaşma, imza tarihi itibariyle yürürlüğe girer ve imza tarihini takip eden 4 yıl boyunca geçerliliğini korur. İşbu anlaşmanın tüm hususları 2. Yılın sonunda gözden geçirilecek ve 4 yıllık sürenin geri kalan kısmına yönelik olarak bu hususlar üzerinde her iki tarafça mutabakata varılacaktır." 13.2: İşbu Anlaşmanın herhangi bir yükümlülüğünün ihlali veya adem-i ifası halinde başvurulması söz konusu olabilecek diğer çözüm yollarına halel getirmeksizin, Taraflardan her biri, diğer tarafın, olabilecek diğer çözüm yollarına halel getirmeksizin, Taraflardan her biri, diğer tarafın, a) Başta Madde 2.1, 2.2, 2.3, 2.4, 9.1, 3.5, 4.3, 4.4, 5.1, 6.1, ve 6.3 kapsamlarıyla ilgili olmak üzere, yükümlülüklerinden herhangi biri hususunda anlaşmanın esasına yönelik bir ihlalde bulunur, ve bu ihlalin düzeltilebilir nitelikte olması halinde, kendisine bildirimde bulunulmasını takip eden 15 (onbeş) iş günü içinde ihlali ortadan kalkmazsa;...... B) Madde 12.9 kapsamında öngörülen şekilde, işbu Anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerinin ifasını kayda değer biçimde engelleyen mücbir sebep durumuna maruz kalırsa, Ek2 Kalem2 kapsamında belirtilen yollarla yazılı bildirimde bulunmak suretiyle, her zaman için, derhal yürürlüğe girmek üzere işbu Anlaşmayı feshetme yetkisine sahiptir." hükümlerinin yer aldığını, sözleşmenin 2. yılının sonunda uzaması için taraflarca karşılıklı mutabakata varılamaması durumunda, sözleşme kendiliğinde sona ereceğini, sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Ek-2' nin 1. maddesinde sözleşmenin sona erme tarihinin 31.12.2018 olarak açıkça belirtildiğini, davalının iddia ettiği söz konusu sözleşme, eğer ki 2 yılın sonunda her iki tarafça da 4 yıla uzatılmak istenir ve bu konuda yazılı mutabakata varılırsa 4 yıl için geçerli olacağını, aksi takdirde 2 yılın dolması ile kendiliğinden sona ereceğini, işbu nedenle, taraflarca sözleşmenin uzatılmasına ilişkin mutabakat sağlanamadığından söz konusu 2 yıl dolduktan sonra, bahsi geçen tedarik sözleşmesi 31.12.2018 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, raporda da bu hususun tespit edildiğini, davalı tarafın 17.05.2021 tarihli delil beyanında, buna ilişkin delil olarak öne sürdüğü tedarik sözleşmesine bakıldığında, sözleşme bitim tarihi 31.12.2018 olarak açıkça belirtmiş olduğunu, sözleşmenin devamına ilişkin hususta taraflar arasında bir mutabakata varılmadığını, davalı tarafından işbu hususu ispat edecek herhangi bir delil sunulmadığını, İtalya'da gerçekleştirilen denetim sonucunda ... ... ile ilgili bilgi alınması adına 18.05.2020 tarihinde taraflarıyla iletişime geçildiğini 25.05.2020 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmenin 31.12.2018 tarihinde sona erdiğine ilişkin cevap verildiğini, sona ermesi ihtar şekil koşuluna bağlanmayan bir sözleşmenin feshi için ihtarname gönderilmesinin beklenmesi hayatın olağan akışına aykırı olacağını, işbu sözleşmenin 31.12.2018 tarihinde sona erdiğine ilişkin cevap verilmemiş olsaydı dahi, sözleşme hükümleri uyarınca ihtar çekme yükümlülükleri bulunmadığını, 31.12.2018 tarihinde sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini,İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/316 E. Numaralı dosyası nezdinde yapılan yargılamada davalı ... tarafından sunulan Whatsapp yazışmalarından görüleceği üzere, ... LTD. ŞTİ.'nin bir diğer ortağı ve aynı zamanda işbu davanın tarafı... ...'nin kurucusu ...'ya "... ile sözleşmenin devam etmesini sen istemedin, sözleşme sizin yüzünüzden sona erdi." şeklinde beyanlarda bulunduğunu, davalı tarafın bahsi geçen sözleşmenin sona ermediği iddiasını ispatlar herhangi bir delil bulunmadığını sözleşmenin 4 yıl geçerli olduğunun kabulü ile hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğunu, -Müvekkil şirkete ait tescilli tasarımların, davalıya ait "www...net" internet sitesinin yanında dünyanın her yerinden erişime açık olan, “...” ve “...” gibi internet sitelerinde "... by ..." adı altında satışa sunulması sonucunda, davalı tarafından müvekkili şirkete ait tasarım hakkına tecavüz fiilleri gerçekleştirildiğini, 22.07.2022 tarihli bilirkişi raporu tarafından tasarım hakkına tecavüz tespit edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından Türkiye'de satış tespit edilemediğinden tecavüzün varlığına karar verilemediğini, ülkesellik prensibi gereği Türkiye'de tescil edilmiş bir tasarımın sadece Türkiye sınırları içerisinde korunduğunu, Türkiye'de tescilli bir tasarıma karşı SMK 81. maddede sayılan tasarım hakkına tecavüz teşkil eden fiiller ancak Türkiye sınırları dahilinde ticari etki yaratması halinde hak sahibi tarafından tecavüzün tespiti ve durdurulması talep edilebileceğini, internetin doğası gereği internet üzerinde gerçekleştirilen kullanımlara dünyanın herhangi bir yerinden anında erişilebildiğini, ürünlerin dünyanın her yerinden erişime açık olan, “...” ve “...” gibi internet sitelerinde satışa sunulduğunu, bilirkişi raporunda da internet sitesinde yayınlanan tasarımların müvekkiline ait tescilli tasarımla benzer algılandıkları da tespit edildiğini, 22.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkile ait tasarımların incelenmesi ile tasarım hakkında tecavüz niteliği taşıyıp taşımadığının incelenmesi yönünden; Davacı tarafa ait 2015/09003 – 2, 6, 9, 11, 25 ve 27 numaralı yenilenmemiş tasarım tescilleri ile Dava dilekçesi ekinde yer alan 08.03.2020 tarihli Noter tespit belgesinde yer alan ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, Davacı tarafa ait 2011/02441 –2 numaralı yenilenmemiş tasarım tescili ile Dava dilekçesi ekinde yer alan 08.03.2020 tarihli Noter tespit belgesinde yer alan ürün görseli arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, şeklinde tespitte bulunulduğunu, 31.01.2023 tarihli ek raporda ise Tasarım hakkının da parçası olduğu sınai mülkiyet haklarında “ülkesellik” ilkesi geçerli olduğu, Davacının endüstriyel tasarım haklarının ülkemizde tescilli olduğu, Türkiye dışında satışına müvekkilin müdahil olamayacağı,Eğer ülkemize girişi mümkünse o halde ülkemize girişi gümrükte saptandıysa buna dair bir delil dosyada görülemediği, zira tecavüzün varlığına ancak ülkemize giriş yapıldığı saptanabilirse karar verileceği, söz konusu web sitesinde ülkemize satış imkanı olsa dahi bu tür bir satış fiilen gerçekleşmiş midir bilinmediğinden, tecavüzün önlenmesi yönünde karar verilmesinde takdirin mahkemeye ait olduğu şeklinde rapor düzenlendiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete ait tescilli tasarımların, dünyanın her yerinden erişime açık olan, “...” ve “...” gibi internet sitelerinde satışa sunulduğunu, aynı zamanda davalı tarafından müvekkilimize ait olan "..." markasının kullanıldığı ve ayrıca “...” sitesinin “tr” uzantılı adresinden de müvekkilimize ait olan “...” markası altında satışa sunulan ürünlerden bir kısmı tasarımı müvekkil şirkete ait ürünler olduğunun tespit edildiğini, e- tespitlerdeki görseller incelendiğinde davalının müvekkiline ait tescilli tasarım hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun da tespit edildiği görüldüğünü, ancak 31.01.2023 tarihli ek raporda Türkiye'de satışın kanıtlanmaması sebebi ile tecavüzün varlığından bahsedilemeyeceğine yönelik tespitte bulunulduğunu, davalının müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz niteliğindeki ürün görsellerini satışa sunduğu açık olup Türkiye'den işbu tasarımların satın alınma imkanı bulunduğunu, -davalı şirtket tarafından müvekkili şirkete ait "..." markasnın da haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanılmakta olup, söz konusu kullanımların tespiti adına İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/243 E. Sayılı dosyasına haiz 30.07.2020 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirket tarafından, müvekkili şirkete ait ... markasının haksız ve izinsiz olarak kullanıldığı tespit edildiğini, bilirkişi raporunda özetle; müvekkili şirkete ait ... markası ile davalı tarafından kullanılan ... ibaresinde yer alan ve yazıyı oluşturan harfler ile yazıdaki grafik kompozisyonu oluşturan çizgi/boşluk gibi yapısal ögelerin birbiri ile ayniyet derecesinde benzer olmak suretiyle iltibasa sebebiyet verdiği ve davalının fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ifade edilmiş olup, davalının marka hakkına tecavüz fiilini işlediği sabit hale geldiğini, -davalı şirket tarafından, müvekkiline ait birçok tasarım 3. Kişilere ürettirilmiş olup, bahsi geçen internet sitelerinde satışa sunulduğunu, tescilli tasarımlar haksız ve izinsiz olarak aynen kullanılarak ürettirilmiş olup, internet sitesi üzerinden satışa sunmak suretiyle davacı şirket tarafından tasarım hakkına tecavüz fiili gerçekleştirildiğini, bahsi geçen internet sitelerinin tamamına Türkiye'den erişim mümkün olup, zaten işbu sitelerin birçoğu da söz konusu tasarım hakkına tecavüz teşkil eden ürünleri Türkiye'de satışa sunduğunu, dolayısı ile herhangi bir internet kullanımının söz konusu ülke sınırları içerisinde korunan bir hakkı ihlal etmesi için o ülke sınırları içerisinde kullanım teşkil edip etmediğinin belirlenmesi hususunda yeterli görüldüğünü, satış yapılmaksızın salt ürünlerin görüntülerinin sergilenmesi bile tasarım hakkına tecavüz teşkil etmekte olduğundan bilirkişi tarafından 22.07.2022 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan tespitler de dikkate alındığında tasarım hakkına tecavüz fiilinin gerçekleştiğini, noter tespit tutanaklarından görüleceği üzere, davacının Türkiye'de faaliyeti bulunmakla birlikte, kendisine ait "www...net" internet sitesinin yanında; ... Türkiye, ... İngiltere, ... Hollanda, ... Kanada, ... İspanya, ... Fransa, ... Almanya, ... ABD, ..., The ..., ..., ... gibi platformlarda da, tasarımı müvekkili şirkete ait ürünlerin davalı şirket bünyesinde satışının yapıldığının da taraflarınca tespit edildiğini, 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporu tarafından da tespit edildiği üzere 31.12.2018 tarihinde taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi sona ermiş olup bu tarihten sonra yapılan satışlara müvekkilinin muvafakati olmamasının yanı sıra müvekkili tarafından davalıya ürün de gönderilmediğini, bu bakımdan tescili müvekkili şirkete ait ürünler ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerleri başka bir üreticiye üretilmiş olup, dünyanın her yerinden erişime açık olan internet sitelerinde satışa sunulmak sureti ile davalı şirket tarafından tasarım hakkına tecavüz fiili işlendiğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlali olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından fesih talebi ve ürün iadesi talebi olmadığı, fatura kesilmesi sebebi ile satışa müvekkili tarafından onay verildiği şeklinde bir kanaat oluşturulmuşsa da, taraflar arasında bulunan "..." sistemi dolayısıyla davalı ürün stoklayamamakta, kendisine gelen sipariş kadar müvekkili şirketten ürün tedarik edebildiğini, bu hususta 17.05.2021 tarihli delil listesine bakıldığında davalı tarafın bir takım faturalar sunmuş olduğunu, söz konusu faturaların 2019 yılı öncesi döneme ait olduğunu, işbu faturaların 31.12.2018 tarihinde sözleşmenin sona ermesinden önce gerçekleşen satışlara ilişkin olduğunu, 31.12.2018 tarihinde taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş olup, bu tarihten sonra davalı şirket tarafından tescili müvekkil şirkete ait tasarımlar üçüncü kişilere yaptırılmak suretiyle satıldığını, "..." sisteminde davalı şirkete müşteriler tarafından verilen siparişlerin sisteme düşmekte ve aynı anda da müvekkili şirketin sipariş ekranına düştüğünü, müvekkili şirket tarafından üretilerek davalıya teslim edilen ürünler doğrudan davalıya gelen siparişleri karşıladığını, söz konusu ürünlerin belirli bir sipariş için üretilmekte olup, davalı taraf ürün stoklamamakta, kendisine gelen sipariş kadar müvekkili şirketten ürün tedarik edilmekte olduğunu, tedarik ilişkisinin sona ermesinden sonra geçen yaklaşık iki yıllık süre boyunca, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ürün teslim edilmediğini, taraflar arasında yaklaşık 2 yıl önce sona eren sözleşme ilişkisi süresince müvekkili şirket tarafından teslim edilen ürünlerin, davalının müşterilerine teslim edildiğini, davalı tarafından stoklanmadığını, yeni bir bilirkişi heyeti seçilerek yeni bir rapor düzenlenmesine karar verilmesi gerektiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ülkemiz sınırları içinde herhangi bir ticari faaliyeti, ürün satışı bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve davalı müvekkiline ürün üretmiş olup müvekkili tarafından belirtilen ürünler sözleşme ve fatura karşılığında satın alınmış ve Yurt dışında da satılmış olduğunu, davalının, müvekkili şirket ile sözleşmeye aykırı olacak şekilde çalışmak istemediğini belirtmiş ve hukuka aykırı olarak sözleşmeyi feshetmiş olduğunu, Davalının herhangi bir ürün iadesi talebinde bulunmaksızın ve ücretleri de iade etmeksizin müvekkili tarafından sözleşmeye göre satın alınan ve Yurt dışında satışı gerçekleşen ürünlerin üretim ve satışının marka haklarını ihlal ettiğini iddia ettiğini, müvekkilinin ticari faaliyetlerinin ülkemizde herhangi bir ticari etki yaratmadığını. Davalı müvekkilinin "www...net" internet sitesi üzerinden çeşitli mobilya, aydınlatma ürünleri, dekorasyon ve ev tekstil ürünleri olmak üzere online satışlar gerçekleştirildiğini, Davacı ... ...Tic. Ltd. Şti.'nin, müvekkili şirketin 2013 tarihinden itibaren ürün tedarikçisi olduğunu Davacı, bünyesinde gerçekleşen ortak değişikliği sonucunda, Ocak 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkili ile yeniden ürün tedarik sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin müvekkili ile geçerli olan sözleşmesini hiçbir haklı gerekçe göstermeden tek taraflı ve hukuka aykırı olarak 2020 yılı başlarında feshettiğini, müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 22.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda inceleme tarihi itibariyle (15/03/2022), dosya konusu “...” marka ve benzeri ibarenin kullanımına ve/veya iddia olunan markayı taşıyan ürünlerin içerikte yer aldığına yönelik bir olguya rastlanmadığını,25/03/2021 tarihli kopyada her ne kadar “Markalarımızı Keşfedin” kısmı gözlenmiş ise de burada dosya konusu markaya rastlanmadığı,“...” markasına, işbu bilirkişilik inceleme tarihi itibari ile ulaşılmamış olmasının, adı geçen web sitesinde markanın geçmişte kullanılmadığı olarak yorumlanmadığı; zira web sitesi ana sayfasının erişilebilen 19/09/2019 tarihli arşiv kaydında, dosya konusu markanın umuma yayınlandığının gözlendiği; arşiv içeriklerinin tam olmaması nedeniyle, detay ürün görsellerine erişilemediği, her ne kadar inceleme konusu web sitesi içeriği bünyesinde geçmişte, yukarıda tespit edilmiş marka görseli ile ilişkili “....._en/...” alt internet adresi ile erişim sağlanan bir bağlantı olduğu tespit edilmiş ise de tüm zamanlarda anılan bağlantının içeriğine arşiv kayıtlarından erişim imkanının bulunmadığı, davalıya atfedilen web sitesinin güncel içeriğinin “...” başlıklı bölümünde, satışını yaptığı ürünleri ulaştırıldığını umuma duyurduğu ülkelerin aşağıdaki şekilde gözlendiği ve “Türkiye” adına, anılan liste içinde rastlanmadığı; Dosya sunumlarında atıfta bulunulmuş e-ticaret siteleri üzerinde, işbu bilirkişilik inceleme tarihi itibariyle (16/03/2022) yapılan araştırma sonucunda, işaret edilen “....com.tr”, “....com” ve “....com” (davacı dilekçesinde “...” olarak zikredilen internet alan adında benzer bir web sitesine erişilmemiş olmakla maddi hata olabileceği değerlendirilmiştir) internet alan adresli e-ticaret sitelerinde, dava konusu “...” markası ile uyumlu kategoride bir içeriğe erişilemediği; “....com” internet alan adlı e-ticaret sitesinin sevk alanı içinde “Türkiye” adına rastlanmadığı;" şeklinde değerlendirme yapıldığını. müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan sözleşme 2019 yılında geçerliliğini sürdürmeye devam ettiğinden 19/09/2019 tarihli arşiv kaydında, dosya konusu markanın umuma yayınlandığının gözlenmesi hukuka aykırı bir eylem teşkil etmediğini, ayrıca kararda ve raporda " davacı tarafından davalı www...net internet sitesinde Kadıköy 20. Noterliği vasıtasıyla 06.03.2020 ve 09.03.2020 tarihlerinde yapılan E tespit tutanakları incelendiğinde ürünlerin Euro para birimi ile İngilizce dilinde satışa sunulduğu,..." şeklinde olup, davacının noter onaylı tespit tutanağı değerlendirmeye alındığını, bilirkişi raporunda “....com.tr”, “....com” ve “....com” sitelerine dair"Dosya sunumlarında atıfta bulunulmuş e-ticaret siteleri üzerinde, işbu bilirkişilik inceleme tarihi itibariyle (16/03/2022) yapılan araştırma sonucunda, işaret edilen “....com.tr”, “....com” ve “....com” (davacı dilekçesinde “...” olarak zikredilen internet alan adında benzer bir web sitesine erişilmemiş olmakla maddi hata olabileceği değerlendirilmiştir) internet alan adresli e-ticaret sitelerinde, dava konusu “...” markası ile uyumlu kategoride bir içeriğe erişilemediği; “....com” internet alan adlı e-ticaret sitesinin sevk alanı içinde “Türkiye” adına rastlanmadığı;.." şeklinde değerlendirme yapıldığını, hem bilirkişi raporlarında hem de Sayın Mahkeme nezdinde yapılan değerlendirme sonucunda ülkesellik ilkesinin somut olayın koşullarına göre yorumlandığını, Sözleşmenin "Münhasır Haklar ve Sorumluluklar" başlıklı 9. Madde 4.Fıkra hükmü ile, "Alıcının talebi ve geri bildirimi doğrultusunda geliştirilmiş olan ürünler sözleşmenin sona ermesini takip eden 1 yıllık süre boyunca münhasıran Alıcı ("... ....") tarafından satılmaya devam edeceklerdir." denildiğini, fesih halinde, fesih ihbarından önce verilen tüm siparişlerle ilgili gerekliliklere mezkur sözleşme kapsamındaki hükümlerin devam edeceğinin kararlaştırıldığını, bu itibarla, hukuka uygun olarak olarak satın alınan "..." ibareli ürünlerin, müvekkili tarafından satışa sunulmasının hukuka aykırılık arz eden hiçbir yönü olmadığını, bilirkişi raporlarında da tespiti yapıldığı üzere davacı taraf ın eldeki ürünlerin iadesi talebinde bulunmadığını, sözleşme sona erse dahi davalı müvekkil 1 yıl boyunca elinde kalan ürünlerin satışını yapma yetkisine sahip olduğunu, işbu sözleşme maddesinde "marka" ibaresi yer almakta olup tasarım hakkına tecavüz konusu davada ileri sürülemeyeceğini, Davacı tarafından davalı şirket yetkilisi ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/48347 soruşturma sayılı dosyası üzerinden marka hakkına tecavüz suçu sebebiyle 10.03.2020 tarihinde şikayette bulunulmuş olup bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporunda da müvekkilinin gerçekleştirmiş olduğu faaliyetleri hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin sözleşme hükümlerine uygun olarak hareket ettiğini, taraflar arasındaki tedarik sözleşmesinin feshinin gerçekleşmediğini, müvekkilden ürün iadesi alınmadığını, müvekkili şirketin ülkemizde ticari faaliyetlerinin olmadığı ve bu sebeple, marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı şeklide kanaat bildirildiğini ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosuna ait 2020/48347 Sor, 2021/94051 K. No ile takipsizlik kararı verildiğini, davacının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, verilen kararda ise "... Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Tedarik Sözleşmesi, İstanbul Ticaret Odası kaydı, faturalar, mail kayıtları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde dava dışı ... ... şirketi ile davacı şirket arasında 01.01.2017 yılında 4 yıl süreli tedarik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre ... ... şirketi ile yasal ticari ortağı ... Limited Şirketinin sözleşmede alıcı olarak anılacağı, taraflar arasında bu sözleşmeyle ilgili olarak meydana gelebilecek tüm ihtilaflarda münhasıran Brescia Mahkemelerinin yetkili kılındığı hususlarının düzenlendiği, icra dosyasına sunulan dava konusu faturaların tarihlerinin tedarik sözleşmesinin süresini kapsayan 2018-2019 yıllarına ilişkin olduğu, tedarik sözleşmesine göre taraflar arasında EK-1'in konusu olan ürünlerin tedarik edilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, tedarik sözleşmesi, EK-1 konusu ürün listesi, mail kayıtları değerlendirildiğinde faturaların sözleşme süresi içerisinde düzenlendiği ve tedarik sözleşmesine konu ürünlere ilişkin olduğunun değerlendirildiği, söz konusu faturaların tedarik sözleşmesinden kaynaklandığının davalı tarafça ispatlandığı, davacı tarafça da bu durumun aksinin ispat edilemediği, somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp tedarik sözleşmesinden kaynaklandığı, yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Brescia Mahkemesinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletler arası yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini,( Ek: Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/311 Esas,2021/283 Karar no'lu yetkisizlik kararı. ) davacının istinaf başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık, davalı kullanımlarının davacıya ait tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti ile bunun men'i, ref'i istemine ilişkindir.Davacı şirket ile ... ... şirketi arasında 01.01.2017 yılında 4 yıl süreli tedarik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre ... ... şirketi ile yasal ticari ortağı ... Limited Şirketinin sözleşmede alıcı olarak anılacağının kararlaştırıldığı, Sözleşme uyarınca davacı, davalıya sözleşmede belirtilen ürünlerin üretimini ve satışını gerçekleştireceği, bu ürünlerin ... markası altında satılacağı, davalının sözleşme hükümleri uyarınca başta İtalya olmak üzere, Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Romanya, Hollanda ülkelerinde iş bu ürünlerin online satışını "....net" ibareli site üzerinden sağlayacağının kararlaştırıldığı, Taraflar arasında yapılan Tedarik Sözleşmesinin sona erme tarihi ile ilgili olarak iş bu dava konusunda sözleşme devam etmediği gerekçesi ile tecavüzün oluştuğunun ileri sürüldüğü, sözleşme incelendiğinde, 2 yıllık periyotlar öngörüldüğü, periyotların sözleşmenin kendiliğinden devamı sonucunu doğurup doğurmayacağına yönelik olarak yapılan incelemede, davacı tarafça sunulan 06.07.2021 tarihli dilekçe ekinde “...” başlıklı tek sayfa İngilizce belgede “Başlangıç tarihi : 01.01.2017” ve “Sona Erme Tarihi : 31.12.2018” yazılı olduğu,", buna göre belirlenen 2 yıllık sürelerin sözleşmenin devam etmesi halinde uzatma sürelerini düzenlediğinin kabulünün gerektiği, bu yönüyle Mahkeme gerekçesinin hukuka uygun olmadığı ancak sözleşme devam etmemekle birlikte davalı eylemlerinin tasarım tecavüzü oluşturup oluşturmadığının sözleşmenin devamından ayrı olarak incelenmesi gerektiği, sözleşmenin devam etmemesinin tek başına tasarıma tecavüz sonucunu doğurmayacağı anlaşılmıştır.Davaya somut olayın 2020 yılında gerçekleştiği ve davacı tarafça Kadıköy 20. Noterliği’nin 09.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı E-Tespit tutanağı ile de, bu tasarım hakkına tecavüz niteliğindeki fiillerin tespit edildiği, bilirkişilerce düzenlenen raporda arşiv kayıtlarına ulaşılamadığı belirtilmiş ise de, alınan ek raporla, iddia konusu içeriğin arşiv kayıtlarında bulunamamasının hiç yayınlanmamış olduğu anlamına gelmediği, Servis Sağlayıcı talebi üzerine arşiv kayıtlarının kısmen veya tamamen kaldırılabileceğinin belirtildiği, bu nedenle e-tespit tutanaklarının geçerli bir delil olarak dikkate alınması gerektiği ancak bu hususun da tek başına tasarıma tecavüz için kesin delil olmadığı, Davacı tarafça web sitesinde satışa sunulan ürünlerin başkalarına ürettirildiği iddia edilmiş olup, alınan raporda ürünlerin birebir incelenmesinin yapılamadığı, satışı yapılan ürünlerin elde kalan ürünler mi yoksa başkasına ürettirilen ürünler mi olduğunun tespit edilemediği, davacı tarafça her ne kadar stok yapılamadığı, fatura ilişkisi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, tasarımların başkasına ürettirilen tasarım olduğunun kesin olarak kanıtlanması gerektiği, bu noktada ürünlerin Türkiye'de satışının bulunup bulunmadığının da tespitinin gerekmediği, ayrıca davacı tarafça internet üzerindeki satışların ticari etki yarattığı ileri sürülmüş ise de, ticari faaliyetlerinin ülkemizde gerçekleşmediğinin sabit olduğu, internet üzerinden yapılan satışların ise ülkemizde herhangi bir ticari etki yaratıp yaratmadığının somut olarak ispatının gerektiği, gerek tasarımların başkasına ürettirilen tasarımlar olup olmadığı yönünde kesin delil niteliğinde delil bulunmadığı, gerek ticari etki konusunda kesin delil bulunmaması nedeniyle tasarım tecavüzü yönünden verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne, sözleşmenin sona erdiği tarihe ilişkin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiş olmakla düzeltilmiş gerekçe ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/03/2023 tarih, 2021/189 E., 2023/91 K. Sayılı kararının düzeltilmiş gerekçe ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davanın REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 108,80 TL'nin mahsubu ile 623,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 150,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 888,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026