İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... İnşaat, başta Esenyurt bölgesi olmak üzere İstanbul ilinin pek çok bölgesinde inşaat, yapı ve toplu konut yapımı alanlarında faaliyet gösteren sektöründe öncü ve marka değeri olarak Türkiye'de ve yurt dışında pek çok ülkede…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1005 KARAR NO : 2025/1115 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 02/06/2025 ara karar NUMARASI : 2025/107 E. DAVANIN KONUSU: Tecavüzün Giderilmesi İstemli İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... İnşaat, başta Esenyurt bölgesi olmak üzere İstanbul ilinin pek çok bölgesinde inşaat, yapı ve toplu konut yapımı alanlarında faaliyet gösteren sektöründe öncü ve marka değeri olarak Türkiye'de ve yurt dışında pek çok ülkede "meşhur marka" statüsüne sahip bir firma olduğunu, "..." ismi ve logosu müvekkil firmanın uzun yıllar süresince piyasada kullandığı ve meşhur ettiği bir marka olduğunu, davalının, müvekkil firmanın ismini kullanması ve benzer logolarla faaliyet göstermesi sadece müvekkil için maddi zarara sebep olmamakta aynı zamanda ticari itibarını da sarsacak risklerle karşı karşıya kalmasına neden olduğunu, davalı tarafın haksız faaliyetleri müvekkili her açıdan potansiyel müşterilerine karşı ciddi derecede zor durumda bırakacak, tüketiciyi ise yukarıda açıklanan üzere yanıltacak ve hatta maddi zarara uğratacağını, davalı, müvekkilin markasına ait "......" ismini görsel ve işitsel açılardan ve okunuş/söyleniş itibari ile aynı isim ve benzer logoyu izinsiz şekilde kullanarak marka hakkına açıkça tecavüz ettiğini, bu kullanım; davalı karşı tarafça kullanılan tabela,sosyal medya aracılığıyla tespit edildiğini, davalının müvekkilin tescilli markasına yönelik ihlallerinin tespitine, tecavüz teşkil eden eylemlerin durdurulmasına, durumun aciliyetine binaen ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve müvekkile ait isim ve benzer logoyu kullanmasının durdurulmasına, marka hakkına tecavüz nedeniyle doğan maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi 02/06/2025 tarihli ara kararı ile; dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirildiğinde," Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili firma başta Esenyurt bölgesi olmak üzere İstanbul'un pek çok bölgesinde inşaat, yapı ve toplu konut yapımı alanlarında faaliyet gösteren sektöründe öncü ve marka değeri olarak Türkiye'de ve yurt dışında pek çok ülkede "meşhur marka" statüsüne sahip bir firma olduğunu, TPMK nezdinde tescilli olan "..." ibareli marka, 35 / 41 / 43 / 44 sınıfları Ticaret-Hizmet grubu kapsamında 14.05.2025 tarihinden itibaren korunduğunu, davalı müvekkilinin markasını ayırt edilemeyecek ölçüde benzer bir ibare ile ticari faaliyetlerinde kullandığını, bu durumun açıkça marka hakkına tecavüz olduğunu, ... No'lu Noter ihtarnamesinde müvekkili ile karşı tarafın markalarının görsel olarak benzerliği ortaya konduğunu, müvekkilinin markasının kullanım süresi, reklam faaliyetleri ve kamuoyundaki bilinirliği gözetildiğinde, 6769 Sayılı SMK m.6/4 ve m.29 kapsamında tanınmış marka korumasından faydalanması gerektiğini, mahkemeden ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını ve taleplerinin usulsüz olarak reddedildiğini, verilen ret kararında,"dosyada bilirkişi marifetiyle alınmış bir teknik rapor bulunmadığını bu yönde bir talep de olmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğinin ifade edildiğini, ihtiyati tedbirde aranan ispat standardı, kesin delil değil, yaklaşık ispattır ve dosyaya sundukları marka tescil belgeleri, kullanım örnekleri, markanın sektörel bilinirliğini gösterir kaynaklar yaklaşık ispatın oluşuna yeterli olduğunu, bilirkişi raporu gibi deliller esas yargılamaya ilişkin olduğunu, HMK, ihtiyati tedbirde böyle bir zorunluluk öngörmediğini, davalının markayı kullanım biçimi, faaliyet alanı,pazarlama dili ve görsel benzerliği dikkate alındığında, karışıklık ve iltibas riski son derece açık olduğunu, mahkeme açık belgelerle ortaya konan olguları yeterince değerlendirmediğini, Mahkemenin bilirkişi raporu yokluğunu tek gerekçe olarak göstererek tedbir talebini reddetmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkemenin 02/06/2025 tarihli ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararının kaldırılarak müvekkili markasının korunması amacıyla tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, müvekkilinin Türkiye'de ve yurt dışında pek çok ülkede "meşhur marka" statüsüne sahip bir firma olduğunu, "..." ismi ve logosu müvekkil firmanın uzun yıllar süresince piyasada kullandığı ve meşhur ettiği bir marka olduğunu, davalının, müvekkil firmanın ismini kullanması ve benzer logolarla faaliyet göstermesinin müvekkilini maddi zarara ve ticari itibarını sarstığını, potansiyel müşterilerine karşı ciddi derecede zor durumda bıraktığını, davalının müvekkilinin markasına ait "......" ismini görsel ve işitsel açılardan ve okunuş/söyleniş itibari ile aynı isim ve benzer logoyu izinsiz şekilde kullanarak marka hakkına açıkça tecavüz ettiğini, bu kullanımın davalı karşı tarafça kullanılan tabela,sosyal medya aracılığıyla tespit edildiğini belirterek davalının müvekkiline tescilli markasına yönelik ihlallerinin tespitine, tecavüz teşkil eden eylemlerin durdurulmasına, durumun aciliyetine binaen ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin TTK ve ilgili mevzuata uygun olarak “... Otelcilik Ve Turizm Ticaret Limited Şirketi” ticari unvanı ile kurulduğunu, ana sözleşmesindeki faaliyet konuları ile iştigal ettiğini, ticari unvanındaki “...” ibaresini tek başına herhangi bir mal veya hizmet için kullanmadığı gibi 556 Sayılı KHK'lere muhalefetinin de söz konusu olmadığını ileri sürmektedir. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Somut olayda toplanan tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından dava dilekçesi ile, TPMK nezdinde tescilli olan "..." ibareli markanın, 35 / 41 / 43 / 44 sınıfları Ticaret-Hizmet grubu kapsamında 14.05.2025 tarihinden itibaren korunduğunu, markanın kullanım süresi, reklam faaliyetleri ve kamuoyundaki bilinirliği gözetildiğinde, 6769 Sayılı SMK m.6/4 ve m.29 kapsamında tanınmış marka korumasından faydalanması gerektiğini, davalının müvekkilinin markasını ayırt edilemeyecek ölçüde benzer bir ibare ile ticari faaliyette bulunduğunu, bu durumun açıkça marka hakkına tecavüz ettiğini belirterek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiş ise de dosyada davalının davacının markasına tecavüz ettiğine dair bir tespit ve bilirkişi incelemesi bulunmadığı bu aşamada yaklaşık ispat yükümlülüğünün gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/06/2025 tarih ve 2025/107 E., sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2025