İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin kendi hususiyeti ile "..." adlı bir televizyon program formatı yarattığını ve Bakırköy 31.Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile kendi adına tasdik ettirdiğini, müvekkilinin ... program müdürünün yaptığı görüşmelerd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/56 KARAR NO : 2026/286 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/10/2023 NUMARASI : 2021/238 E. - 2023/237 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin kendi hususiyeti ile "..." adlı bir televizyon program formatı yarattığını ve Bakırköy 31.Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile kendi adına tasdik ettirdiğini, müvekkilinin ... program müdürünün yaptığı görüşmelerde yarışma programı olarak oluşturulması ve yayınlanması yönünde sözlü olarak karara bağladıklarını, fakat bahsi geçen televizyon programının çeşitli sebeplerle yayınlanmadığını, daha sonra müvekkiline ait programın intihal yoluyla birebir aynı formatta "..." adlı yarışma programı olarak davalı televizyon kanalında yayınlanmaya başlandığını, müvekkilinin mali haklarını devretmediğini, bunun üzerine davalı kanala noterlik vasıtasıyla ihtarname gönderilerek taklit edilen televizyon programının yayınlandın kaldırılmasını talep ettiklerini, ancak davalı kanalın müvekkilinin bu ihtarına cevap vermediğini, davalıların müvekkilinin izni olmadan müvekkiline ait televizyon program formatını işleyerek birebir kullanmasının, televizyonda yayınlanmasının, çoğaltmasının, internet ortamında yayınlanmasının müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, FSEK'den doğan haklarına tecavüzün ref'ini, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Radyo vekili davaya cevaplarında özetle, davacının davasına dayanak yaptığı program formatının eser niteliğine haiz olmadığını, müvekkili şirkete ait "..." logolu televizyon kanalında yayınlanmakta olan "..." isimli yarışma formatı yapımının birçok açıdan hususiyet barındırdığını, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü "..." isimli formatla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin iddia olunan format benzerliğinden kaynaklı hiçbir şekilde sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin yayıncı konumunda bulunduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş.vekili cevap dilekçesi ile, davaya konu "..." isimli program format hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, müvekkilinin kendisine ait olan bu formatı ... yevmiye numarası ile noterlik nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkiline ait formatının özgün nitelikte olduğunu, benzer tüm yarışma programlarından bariz bir biçimde ayrıştığını, FSEK anlamında eser niteliğine haiz olduğunu, davacı formatının bu niteliklere haiz olmadığını ve davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın Reddine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." isimli özgün televizyon formatını yaratıp 2013 yılında noter huzurunda tasdik ettirdiğini, formatın tanıtımı için...Şirketi ile anlaşıp ...'nin sunumuyla bir demo kaydı hazırlayarak ... üzerinden kamuoyuna sunduğunu, ilgili demoyu değerlendirmesi için ... yönetimine teslim etmesinin ardından formatın izinsiz şekilde ... TV ve ... gibi kanallarda kullanılması üzerine ... TV'ye karşı 2015 yılında İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığını ancak davanın OHAL kapsamındaki yasal düzenlemeler nedeniyle usulden reddedildiğini, davalı kanalın "..." adlı programının müvekkiline ait formatın temel unsurlarını, özellikle "aşırılık" fikrini, aşırı kirli evlerin temizlenmesi konseptini, renkli anahtarlar yerine renkli topların kullanımı gibi küçük değişikliklerle kopyaladığını, hatta müvekkilinin formatındaki "çamaşır suyu takıntılı yarışmacı" profilinin davalı programda ...figürüyle sunucuya dönüştürüldüğünü, formatın Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında "eser" niteliği taşıdığını ve özgünlük/hususiyet kriterlerini karşıladığını, bilirkişi raporlarının bu teknik benzerlikleri ve "aşırı kirlilik" vurgusunu kavrayamadığını belirterek, yerel mahkemenin haksız kararının kaldırılmasını ve istinaf taleplerinin kabulünü talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; “...” isimli programın format dahil her türlü hakkı müvekkili ...’a ait olduğunu, müvekkilinin “...” isimli program üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunma hak ve yetkisini bulunduğunu, müvekkilinin kendisine ait olan bu formatı ... yevmiye numarası ile Beşiktaş 15. Noterliğinde kendi adına tasdik ettirdiğini, kök bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu ile davacının iddia ve taleplerinin asılsız olduğu somut bir şekilde ortaya konduğunu, Bilirkişi kök ve ek raporu mahkemenin ara kararlarına uygun olarak eksiksiz bir şekilde tüm tespitleri yapmış ve sayın bilirkişilerin kanaatleri de tartışmaya yer vermeyecek bir şekilde net olarak raporda sunulduğunu, ileri sürerek Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/238 E. 2023/237 K sayılı kararının onanmasına, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ek ve kök rapor neticesinde verilen kararda "..." adlı “televizyon program formatının” FSEK anlamında eser niteliğinde olmadığını, Davacı’nın hak sahibi olmadığı ve herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığını dolayısıyla maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı ve Davacı’nın davasının haksız olduğunu ileri sürerek Davacı’nın haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava 5846 sayılı FSEK’e dayalı “tecavüzün ref’i” ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkiline ait “...” adlı televizyon program formatının, davalılarca “...” adıyla kullanıldığını/işlendiğini, televizyonda ve internet ortamında yayınlanmak suretiyle mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini beyanla tecavüzün refi ve şimdilik 5.000,00 TL maddi + 15.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir. Dosyada alınan bilirkişi kök raporunda; her iki programda da sunucu ve beş yarışmacı bulunması, önceden belirlenen evlerin temizlenmesi, temizlik sonrası değerlendirme ve puanlama yapılması, yarışmacıların büyük ödül için yarışması gibi benzer unsurlar bulunduğu, temizlik yapılacak yarışmacının belirlenmesinde her iki programda da kura mantığı kullanıldığı, iki program arasındaki en temel farklılığın sunucunun program içindeki rolü olduğu, davacıya ait programda sunucunun temizlik sürecine fiilen katılmadığı, davalı programında ise sunucunun temizlik sürecine aktif olarak katıldığı, yarışmacı ile birlikte temizlik yaptığı ve programın eğlence unsuru yönünü güçlendirdiği, söz konusu programların yapısal olarak benzer yarışma programı mantığı ile oluşturulduğu , yemek, moda veya benzeri yarışma programları ile aynı temel kurguya sahip olduğu, bu nedenle genel yarışma formatı unsurlarının özgünlük taşımadığı, davalı programa ait sunucunun temizlik sürecine aktif katılımının programı zenginleştiren bir unsur olduğu ancak bunun dahi tek başına özgün bir eser niteliği kazandıracak seviyede olmadığı ,programlar arasında bazı benzerlikler bulunsa da, bunların genel yarışma programı yapısından kaynaklandığı, program sunumu ve içerik farklılıkları dikkate alındığında intihal bulunduğuna dair kanaat oluşmadığı , televizyon program formatlarının eser sayılabilmesi için programın tüm akışının ayrıntılı biçimde belirlenmiş olması, programın teknik ve sanatsal unsurlarının detaylı şekilde ortaya konulması, programın sahibinin hususiyetini yansıtması gerektiği, buna karşılık dava konusu formatın bu düzeyde ayrıntılı ve özgün bir kurgu içermediği, formatın hususiyet unsurunu taşımadığı, bu nedenle FSEK kapsamında eser olarak korunmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Rapora itiraz üzerine alınan ek raporda ise; İki programın benzer ve farklı yönleri olsa da, farklı konularla yapılmış benzer bir çok yarışma programlarıyla aynı mantıkla yapıldığı, uzun yıllar farklı isimlerle yayınlanan yemek programlarıyla aynı mantıkla, yemek yerine temizliğin yapıldığı, yarışmacıların diğer yarışmacıların yaptığı işi eleştirip değerlendirip puan verdiği, bir çok konuya adapte edilebilecek özgünlüğü olmayan programlar olduğu, özgün olmasa da davalıya ait programda sunucun işin içine girmesi, temizliğe şahsen katılmasıyla programı zenginleştirdiği, yarışma-eğlence formatına çevirdiği davacı formatı ile davalı program formatı arasında FSEK m.84 atfıyla TTK m.54 ve devamı kapsamında haksız rekabet oluşturacak bir benzerlik bulunmadığı belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince; davacı formatının FSEK kapsamında eser niteliği taşımadığı, bu nedenle FSEK’e dayalı tecavüz ve tazminat şartlarının oluşmadığı, ayrıca taraf formatları arasında haksız rekabet oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı taraf istinaf yoluna başvurmuştur. FSEK'in 1/B maddesine göre, Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eser olarak tanımlanmıştır. Tanımdan anlaşıldığı üzere , bir ürünün FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebilmesi için “sahibinin” hususiyetini taşıyan bir fikir ve sanat mahsulü bulunması ve bunun da "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması" gereklidir. Bu şartları taşıyan, (hususiyet barındıran) televizyon program formatları, FSEK m.2 anlamında dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eserleri olarak kabul edilmektedir. Bir televizyon programı formatı fikir aşamasını geçmiş başından sonuna kadar detaylandırılmış ise ve hususiyet taşıyorsa eser olarak kabul edilebilir. Sadece programa dair oluşturulan temel fikrin çerçeve taslağı niteliğinde yazıya dökülen bir formatın fikir aşamasında kaldığı eser olarak korunamayacağı sonucuna varılacağından somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapmak gerekmektedir. Dosya kapsamındaki deliller bilirkişi kök ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının ileri sürdüğü yarışma program formatının bilirkişi incelemelerinde, yarışma programlarına özgü genel akış unsurlarını ve herkesçe kullanılabilir nitelikte ögeleri içerdiği, bu haliyle hususiyet şartını taşımadığı ve FSEK anlamında eser niteliğinin bulunmadığı, ve eser korumasından yararlanamayacağı ayrıca taraflara ait programların temel mantık ve işleyişinde benzer yönler yanında özellikle davalı formatında sunucunun bizzat temizlik işine katılması ve yarışmanın akışı ve icra biçimi itibariyle farklılıkların bulunduğu , benzerliklerin yarışma programlarının genel yapısından kaynaklanan unsurlar olduğunun tespit edildiği ,ham fikirler için kopyalamadan söz edilemeyeceği, bu tür fikirlerin TTK md. 55/1 bent (c) anlamında "iş ürünü" olarak da kabul edilemeyecekleri, bu durumda FSEK m.84 atfıyla TTK m.54 ve devamı kapsamında davacıya ait ayırt edici bir iş ürününün davalı tarafından kullanılması veya davacı emeğinden haksız yararlanılması şeklindeki davalı eyleminin haksız rekabet de oluşturmadığı anlaşılmaktadır." davacı tarafa ait yarışma programı formatının FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı, taraflara ait yarışma programı formatlarının birebir aynı olmadığı, yalnızca yarışmanın üzerine kurgulandığı esas fikir olan, cevabın soru metninin içinde gizli olması fikri bakımından benzeştiği, TTK’nın haksız rekabet hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede ise; davalıya ait formatın davacının formatından alıntılandığı, kopyalandığı yönünde delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir... ONANMASINA "(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2799 - 2019/4180)"herkesçe bilinen bir genel yarışma formatının "altın günü" temasıyla çekilmesine ilişkin ham fikirlerden ibaret bulunduğu, bu metinlerin "e." niteliğinde olmadıkları, yapımı ve yayını davalılarca gerçekleştirilen "...." isimli TV Yarışma Programı ile davacı tarafından dosyaya sunulan metinlerde tarif edilen program arasında hususiyet taşıyan herhangi bir program unsuru açısından bir benzerlik bulunmadığı, ham fikirler için "kopyalamadan söz edilemeyeceği, bu tür fikirlerin TTK md. 55/1 bent (c) anlamında "iş ürünü" olarak da kabul edilemeyecekleri, davalı eyleminin haksız rekabet de oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir... ONANMASINA" (Yarg. 11. HD, 15.5.2015, 2015/443 E, 2015/7009 K.) Mahkemenin davanın reddine dair karar ve gerekçenin dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu , bu nedenle davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/10/2023 tarih ve 2021/238 E. 2023/237 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026