İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Şubat 2020 ve devamı tarihlerinde tasarlanan, ancak müvekkili tarafından tasarım tescil başvurusunun yapılmadığını belirttiği SMK nezdinde Tescilsiz Tasarım Hükümlerine Göre Korunan müvekkiline ait "..." isimli tasarım çantaların …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2023/529 KARAR NO : 2025/1140 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/02/2023 NUMARASI : 2022/140 E. - 2023/33 K. DAVANIN KONUSU:Tescilsiz Tasarımdan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Meni ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Şubat 2020 ve devamı tarihlerinde tasarlanan, ancak müvekkili tarafından tasarım tescil başvurusunun yapılmadığını belirttiği SMK nezdinde Tescilsiz Tasarım Hükümlerine Göre Korunan müvekkiline ait "..." isimli tasarım çantaların ve müvekkili tarafından Mayıs 2020 ve devamı tarihlerinde tasarlanan, ancak müvekkili tarafından tasarım tescil başvurusunun yapılmadığını belirttiği SMK nezdinde Tescilsiz Tasarım Hükümlerine Göre Korunan müvekkiline ait "..." isimli tasarım çantaların, davalı şirkete ait ... isimli Instagram adresinde, davalı şirket merkez adresinde ve davalı şirkete ait "www...com" alan adresinde hukuka aykırı olarak pazarlanıp satışa sunulduğunun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/71 D. İş sayılı raporuyla tecavüz ve haksız rekabet durumunun ispatlanmış olduğunu, davalının bu eyleminin hem SMK nezdinde "Tescilsiz Tasarım Hükümlerine Tecavüz" hem de TTK nezdinde "Haksız Rekabet" hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, tarafların mal ve hizmetleri ile hedeflenen halk kitlesinin birebir aynı olduğunu ve davalının ihlallerinin kasıtlı eylem teşkil ettiğini belirterek, davalının müvekkiline ait henüz tescil başvurusu yapılmamış "..." ismini koyduğu tasarım çantalara ve müvekkili tarafından Mayıs 2020 ve devamı tarihlerinde tasarlandığı "..." ismini koyduğu tasarım çantalara davalı tarafından SMK nezdinde tescilsiz tasarıma tecavüz ve haksız rekabet gerçekleştirildiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, şimdilik 20.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere 25.000,00 TL tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu açıkça düzenlenmişken davacı tarafın 20.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği işbu huzurdaki davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması gerekirken arabulucuya başvurulmaması sebebiyle mahkemece re'sen gözetilecek hususlar doğrultusunda; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A ve HMK 115/2 uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yenilik kriterini sağlayamayan bir tasarımın ayrıca ayırt edicilik testine tabii tutulması gerekmediğini, keza tescilsiz tasarımın hukuki korumadan yararlanabilmesi için yenilik, ayırt edicilik, kamuya sunma ve mevzuatta belirtilen diğer kriterlerin tamamının bir arada kümülatif olarak bulunmasına ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle ancak yenilik niteliğini kazanan tasarımlar, ayırt edicilik testine tabi tutulabileceğini, davacı şirketin kamuya tasarımı sunmasından önce uluslararası e-ticaret platformlarında kamuya sunulduğunu, dünyanın pek çok ülkesinden birçok insanın bu tasarımlara sahip ürünleri satın aldığı "..." isimli tescilsiz tasarım; yenilik, ayırt edicilik ve ilk kez Türkiye'de kamuya sunulma şartlarını taşımadığından ve davacı şirkete ait bir tasarım olmadığından dolayı hukuken korunması mümkün olmayıp işbu davaya konu edilemeyeceğini, yine "..." isimli tasarım, yenilik, ayırt edicilik ve ilk kez Türkiye'de kamuya sunulma şartlarını sağlamadığını belirterek, davanın usulden reddine, Mahkeme davanın usulden reddedilmesine ilişkin aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davanın takibi için anlaşılan vekalet ücreti tutarında tazminatın davacı tarafından taraflarına ödenmesine ve davacı tarafın disiplin para cezası ödemesine hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin 2022/140 esas, 2023/33 karar, 03/02/2023 tarihli kararı ile; "Davacıya ait 09/06/2020 tarihli "..." isimli ürün ile 16/03/2020 tarihli "..." isimli ürünün dava dışı firmalar tarafından benzerlerinin 09/06/2020 tarih ve 16/03/2020 tarihinden önce kamuya sunulmuş olduğu, bu itibarla yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı anlaşılmakla; davacının davasının REDDİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından görseli sunulan çantaların birebir aynı olduğu iddia edildiğini, çantaların boyut farkı birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin çantasında tüm cep dikiş detayları körüklü olup, yan cepler düz değil körüklü geldiğini, bilirkişi tarafından yapılan incelemenin eksik yapıldığını ve kaldırılması gerektiğini, müvekkiline ait diğer tescilsiz tasarım olan ... ise diğer çantadan ziyade geçmiş kayıtları daha kısıtlı olduğunu, 11.05.2020 tarihli sipariş föyü dikkate alındığında ve ilgili çantaya ilişkin kesilen 02.07.2020 tarihli fatura dikkate alındığında müvekkilinin söz konusu tasarım çantayı 2020 yılından beri tescilsiz olarak pazarlayarak satışa sunduğu açıkça görüldüğünü, yapılan delil tespiti dosyasında davalı ihlali açıkça ortaya çıkarılmış olduğunu, Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 03.02.2023 tarih ve 2022/140 E. – 2023/33 K. sayılı ilamının kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması sebebiyle, dava şartı yokluğundan dolayı istinaf başvurusunun usulden reddine, mahkemenin davanın usulden reddedilmesine ilişkin aksi kanaatte ise istinaf başvurusunun ve davacı tarafın tüm taleplerinin reddine, açılan dava üzerine müvekkiline karşı kötü niyetli olarak hukuka aykırı olan işbu davanın açılmasından dolayı davacı hakkında; müvekkili ile anlaşılan işbu davanın takibi için anlaşılan vekalet ücreti tutarında tazminatın davacı tarafından tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; tescilsiz tasarımdan doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dilekçelerin tetkikinde; davacı tarafın "..." ve "..." isimli tescilsiz tasarım korumasından yararlandığını iddia ettiği ürünlerin davalı tarafça satışa sunulduğu iddiasına dayalı olarak tescilsiz tasarımdan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, davalı tarafın ise davanın zorunlu arabuluculuk başvuru yoluna gidilmeden ikame edilmesi nedeni ile usulden reddinin gerektiğini, ayrıca davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği tasarımların yenilik, ayırt edicilik ve ilk kez Türkiye'de kamuya sunulma şartlarını taşımadığından hukuken korunmasının mümkün olmadığını savunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı ve bilirkişi heyetinin 12/12/2022 tarihli raporunda özetle; "Davacı tarafa ait “...” isimli ürün ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait "..." isimli ürün ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait “...” isimli ürünün ilk kamuya sunum tarihi olan 16.03.2020 tarihinden önce kamuya sunulduğu ve yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, davacı tarafa ait "..." ürünün ilk kamuya sunum tarihi olan 09.06.2020 tarihinden önce kamuya sunulduğu ve yenmilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, davacı tarafa ait dava konusu tescilsiz tasarımların ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmamış oldukları, daha öncesinde kamuya arz edilmiş oldukları tespit edilmiş olmakla, işbu tespitler uyarınca “SMK m.81/1 a kapsamında tescilsiz tasarıma tecavüze ait şartların mevcudiyeti ve bağlantılı olarak TTK m.55/1a-4 kapsamında haksız rekabete ilişkin şartların mevcudiyetine dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğunu" rapor ettikleri, işbu rapora yönelik olarak yalnızca davalı vekilinin beyan dilekçesi sunduğu, davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davacıya ait 09/06/2020 tarihli "..." isimli ürün ile 16/03/2020 tarihli "..." isimli ürünün dava dışı firmalar tarafından benzerlerinin 09/06/2020 tarih ve 16/03/2020 tarihinden önce kamuya sunulmuş olduğu, bu itibarla yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı anlaşılmakla; davacının davasının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tescilsiz tasarımların hukuki koruma altında olduğunu iddia ederek istinaf kanun yoluna başvurmuş, davalı vekili ise istinafa cevap dilekçesinde davanın zorunlu arabuluculuk başvuru yolu tüketilmeden ikame edilmesi nedeni ile istinaf başvurusunun usulden reddinin gerektiğini aksi halde esastan reddini savunmuştur. Davalı vekilinin arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği yönündeki usuli itirazının tetkikinde; somut olayda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 110. maddesi ile düzenleme altına alınan “Davaların yığılması” durumu söz konusu olup davanın; tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti men ve refi istemleri ile maddi ve manevi tazminat olmak üzere birden fazla asli talebi içerdiği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat davası arabuluculuğa tâbi ise de tecavüzün tespiti, men ve refi istemlerine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tâbi olmadığı, bu hâli ile arabuluculuğa tâbi olmayan bir talep ile birlikteki tazmin istemi yönünden de davanın arabuluculuk zorunlu dava şartına tâbi tutulamayacağı anlaşılmakla; usuli itirazın yerinde olmadığı saptanmıştır.Dava tarihi itibari ile uygulanması gereken Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 55. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği üzere tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması hâlinde tescilsiz tasarım olarak korunmaktadır. Dolayısıyla hukuken korunabilmesi için davaya konu tescilsiz tasarımın ilk kez davacı tarafça kamuya sunulması gerekmektedir. Yine SMK'nın yenilik ve ayırt edicilik başlıklı 56. maddesinin; '' (1) Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.(2) Birleşik ürünün parçasının tasarımı, aşağıdaki şartları taşıyorsa yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir:a) Parça birleşik ürüne takıldığında, birleşik ürünün normal kullanımında görünür durumda olmalıdır.b) Parçanın görünür durumda olan özellikleri, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılamalıdır.(3) Bu maddede yer alan normal kullanım; bakım, servis veya onarım işleri hariç olmak üzere, son kullanıcı tarafından kullanımı ifade eder.(4) Bir tasarımın aynısı;a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.(5) Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim;a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.(6) Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.'' şeklinde, SMK'nın Kamuya sunma başlıklı 57. maddesinin ise; ''(1) Kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar. Tasarımın gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye açıklanması kamuya sunma sayılmaz. (2) Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez.'' şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Nitekim SMK'nın 81. maddesinin 4. fıkrası gereğince tescilsiz tasarımlar için, tasarım 57. maddeye göre kamuya sunulduğu takdirde, hak sahibi, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkilidir. Aksi halde tasarım daha önce kamuya sunulmuş ve 57. maddede belirtilen istisnai durumda mevcut değil ise bu durumda davacının hukuken korunması mümkün olmayacaktır. Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; incelemenin teknik bilgiyi gerekmesi nedeni ile icra edilen bilirkişi incelemesi neticesindeki hükme esas alınmaya elverişli tespitlerle birlikte davacı tarafa ait olduğu iddia edilen “...” isimli ürünün 16.03.2020 tarihinden önce kamuya sunulduğu, yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, yine "..." isimli ürünün 09.06.2020 tarihinden önce kamuya sunulduğu, yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, davacı tarafın hak iddia ettiği tescilsiz tasarımların ilk kez davacı tarafından kamuya sunulmamış oldukları, daha öncesinde kamuya arz edilmiş olduklarının saptandığı, bu tespitlerin aksini gösterir itiraz ve delillerin ilk derece yargılaması sırasında sunulmadıkları, böylece dosya kapsamında davaya konu tasarımların SMK'nın 57. maddesine uygun şekilde ilk kez kamuya sunulduğunu gösterir, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunduğunu gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla; tescilsiz tasarıma tecavüze ait şartların mevcut olmadığı, bununla bağlantılı olarak TTK kapsamında haksız rekabete ilişkin şartların da oluşmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/02/2023 tarih ve 2022/140 E. 2023/33 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025