T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1540 - 2025/1365 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1540 KARAR NO : 2025/1365 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derec…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1540 - 2025/1365 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1540 KARAR NO : 2025/1365 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı ve müvekkili şirket arasında ticari ilişki sonucu hizmet alımına ilişkin ......... TL bedelli fatura düzenlendiğini, uzunca bir süre cari hesap bakiye alacağı ödenmeyen müvekkilinin alacaklarının tahsili amacıyla, 04/03/2025 tarihinde Diyarbakır İcra Dairesinin 2025/21930 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya 05/03/2025 tarihinde UETS ile tebliğ edildiğini, davalı tarafından ise 10/03/2025 tarihinde icra dosyasına yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verildiğini, Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun...... nolu dosyası ile 28/03/2025 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, 6102 sayılı TTK m. 21 hükmüne göre 8 gün içerisinde itiraz edilmeyen fatura kesinleşmiş olup içeriğinin kabul edildiğini, davaya konu icra takibinin dayanağı ticari ilişki sonucu hizmet alımı bedeline ait faturalar olup davanın bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkin olduğunu, bu nedenle 6098 sayılı TBK m. 89/1 ve 6100 sayılı HMK m. 10 hükmü uyarınca alacaklı davacının yerleşim yerinin de yetkili olduğunu beyan ederek; davalı tarafından Diyarbakır İcra Dairesinin 2025/21930 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın yetkisiz olan Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açıldığını, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereği genel yetkili mahkemenin, davalı şirketin adresinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, müvekkili ..... A.Ş.'nin merkezinin ......ilçesinde olduğunu, bu nedenle genel yetkili mahkemenin Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı taraf 6100 sayılı HMK m. 10 hükmü uyarınca sözleşmenin ifa yerini ileri sürse de, dosyada bu hususu belgeleyen herhangi bir yazılı sözleşme veya açık ifa yeri bulunmadığını, dolayısıyla özel yetki kuralının da uygulanamayacağını, taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmadığı gibi, icra takibine konu edilen faturanın da tek taraflı düzenlendiğini, bu nedenle Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisi bulunmadığını, davacı tarafça ileri sürülen 728.218,82 TL bedelli faturanın dayanağı olan herhangi bir hizmet ifası, sözleşme ya da onaylı belge bulunmadığını, bu nedenle söz konusu fatura tek taraflı olarak düzenlenmiş olup borcun kesin, likit ve muayyen olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki mevcut olmadığını, sunulan faturanın gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça ifaya dair somut delil de sunulmadığını, davacı tarafın iddia ettiği 6102 sayılı TTK m. 21 hükmünün uygulanabilmesi için faturanın fiilen tebliğ edildiği tarihin açıkça ispatlanması gerektiğini, faturanın kim tarafından, hangi yolla, ne zaman teslim alındığına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığını, icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını, davacı tarafça müvekkili şirket temerrüde düşürülmediğinden, işletilen faize ve oranına itiraz ettiklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalının yerleşim yerinin Antalya olduğu, taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşmenin sunulmadığı ve sözleşmenin ifa yerinin Diyarbakır ili olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı, bu durumda, yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle; davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin “dava şartı yokluğu” gerekçesinin hukuken yanlış olduğunu, zira icra dairesinin yetkisinin bir dava şartı olmadığını, esasa girilmeden davanın reddinin adil yargılanma hakkını ve 6100 sayılı HMK m. 27’deki hukuki dinlenilme ilkesini ihlal eder nitelikte olduğunu, Diyarbakır İcra Dairesinin 6098 sayılı TBK m. 89 ve 6100 sayılı HMK m. 10 hükümleri gereğince özel yetkili icra dairesi olduğunu, takibe konu alacağın taraflar arasında gerçekleşen ticari hizmet ilişkisine dayalı fatura alacağı olduğunu 6098 sayılı TBK m. 89’a göre para borcunun “götürülecek borç” niteliğinde olduğunu, 6100 sayılı HMK m. 10 hükmü gereğince sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğunu, bu durumda, Diyarbakır'ın hem müvekkilinin ticari merkezi olduğunu hem de sözleşmenin fiilen ifa edildiği yer olduğunu, faturaya ilişkin hizmet Diyarbakır’da verilmiş olup fiili ifa yerinin Diyarbakır olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği gibi ortada “belirsiz bir sözleşme” veya “yazılı sözleşme yokluğu” bulunmasının ifa yerinin belirlenmesini engellemediğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığı, bunun sonucuna göre icra dairesinin yetkili olup olmadığı, buna göre itirazın iptali davasına özgü "yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunması" şeklindeki özel dava şartının dava konusu uyuşmazlıkta gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. UYAP üzerinden erişilen Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2025/21930 E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçlusu aleyhine 460.000,00 TL asıl alacak, 60.965,75 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 520.965,75 TL para alacağı için ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/takip borçlusuna 10/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlusu vekili tarafından 07/03/2025 tarihli dilekçe ile icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu; borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK m. 66 hükmü uyarınca durduğu, davanın da yasal (1) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya arasında mevcut belgelere göre; davacı taraf takibe dayanak ...TL bedelli faturadan kalan bakiye 460.000,00 TL alacağın ödenmediğini, davalı tarafa fatura konusu hizmeti sunduğunu, faturadan kaynaklanan alacağın ödenmediğini iddia ederek fatura bedelinin tahsili amaçlı takip başlatmıştır. Davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 ödeme emri gönderilmiştir. İlâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Davalı tarafça icra dairesine sunulan 07/03/2025 tarihli itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesinin Antalya Genel İcra Daireleri olduğu gerekçesiyle yetki itirazında bulunulmuş ve borca itiraz etmiştir. Ayrıca davalı taraf davaya cevap dilekçesinde, taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi olmadığını, davacının kendisinden alacaklı olmadığını, davacıya borcu olmadığını beyan ederek davacının iddia ettiği ilişkiyi inkâr etmiştir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nun, 28/03/2001, E. 2001/19-267, K. 2001/311; 20/03/2002, E. 2002/13-241, K. 2002/208 tarih ve sayılı kararları). Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay 11. HD'nin, 17/02/2016, E. 2015/14964, K. 2016/1643; 17/02/2016, E. 2015/14588, K. 2016/1642; Yargıtay 19. HD, 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141; 21/04/2010, E. 2009/6453, K. 2010/4868 tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. 2004 sayılı İİK'nın 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun m. 10 hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, 6098 sayılı TBK m. 89 hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay HGK'nın, 25/04/2018, E. 2017/19-902, K. 2018/973 tarih ve sayılı kararı). Yukarıda ifade edildiği ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere; taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6098 sayılı TBK m. 89 (818 sayılı BK. m. 73) uyarınca bir para alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi takipte yetkilidir (Yargıtay 11. HD'nin 26/04/2022 tarihli ve 2022/1921 E., 2022/3415 K. sayılı; Yargıtay 19. HD'nin 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141 tarih ve sayılı kararı). Yasal dayanakları ortaya koyularak yapılan bu açıklamalardan sonra, yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde: İlk Derece Mahkemesince, davalının akdi ilişkiyi inkar etmesi gerekçe gösterilerek yazılı şekilde icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın itirazın iptali davasına özgü dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmediği gibi, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığı hususu davacı yanca dayanılan deliller toplanarak yeterince incelenmemiştir. Oysa davacı yan, 728.218,82 TL'lik faturanın 460.000,00 TL'lik kısmının ödenmediğini iddia ederek takip yaptığı gibi, dava dilekçesinin deliller kısmının (4) nolu bendinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin ispatı bakımından tarafların ticari defterlerinin, cari hesap belgelerinin ve diğer ticari belgelerin bilirkişi marifetiyle incelenmesini istemiştir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince, tarafların ticari defterleri ve kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenerek, taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığının, faturanın davalının defterinde kayıtlı olup olmadığının, takipte talep edilen bakiye alacak haricindeki kısmın ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi, bu yönde tespitler yapılması halinde davalı akdi ilişkiyi kabul etmiş sayılacağından faturaya dayalı alacak için alacaklının ikametgahında da takip yapılabileceği gözetilerek işin esasına girilmesi, aksi takdirse ise takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gözetilerek şimdiki gibi davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir (Nitekim aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin 31/05/2021 tarih ve 2020/6377 E., 2021/4552 K. sayılı kararı). Zira, tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir (Yargıtay HGK'nun 01/07/2021 tarih ve 2017/(19)11-3085 E., 2021/902 K. sayılı kararı, § 23). Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince dava şartı (zorunlu) arabuluculuk ücreti ile ilgili sarf kararı yazılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, sarf kararı yazılmamış olması arabuluculuk ücretine hükmedilmesine engel değildir. Bu itibarla anlaşmama tutanağının düzenlendiği tarih itibarıyla yürürlükte olan Tarife hükümlerine göre arabuluculuk ücretinin haksız çıkan taraftan tahsili yerine, yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle arabuluculuk ücreti yönünden yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsiz olmuştur (Bkz. Ankara BAM 6. HD'nin 05/12/2024 tarih ve 2024/2057 E., 2024/3606 K. sayılı ilamı). Yukarıda anılan gerekçelerle; 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 ve 355 hükümleri uyarınca davacı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Ayrıca, davacı ... Ltd. Şti.'nin icranın geri bırakılması talebinin Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 05/0112025 tarih ve 2025/3527 D.İş, 2025/3486 D. İş K. sayılı kararı ile kabul edilerek Antalya Genel İcra Dairesinin 2025/102910 E. sayılı dosyasındaki ilamlı icranın geri bırakılmasına karar verildiği, Dairemizce davacı vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/09/2025 tarih ve 2025/460 E., 2025/931 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar karar verilmesi nedeniyle icranın geri bırakılması kararı için sunulan teminatın güvence fonksiyonu kalmadığı anlaşıldığından, davacının Antalya Genel İcra Dairesinin 2025/102910 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu teminatın davacıya iadesine de karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davacı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıya İADESİNE, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 6-) Kararın niteliğine göre, 2004 sayılı İİK’nın 36/5. maddesi uyarınca, Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 05/0112025 tarih ve 2025/3527 D.İş, 2025/3486 D. İş K. sayılı icranın geri bırakılması kararı uyarınca teminat olarak Antalya Genel İcra Dairesinin 2025/102910 E. sayılı icra dosyasına davacı Blue Safir Danışmanlık Turizm Otomotiv İnşaat Tahhüt Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan nakit teminatın icra dosyasına depo edene İADESİNE, 7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.