T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1253 - 2026/445 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1253 KARAR NO : 2026/445 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2026 Taraflar arasınd…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1253 - 2026/445 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1253 KARAR NO : 2026/445 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin vekilliğini üstlendiği dava dışı ........ Şti.'nin (....Merkezi) .....poliçe numarası ile dava dışı ...'in ise ....... poliçe numarası ile davalı şirketin sigortalısı olduğunu, müvekkilin vekilliğini üstlenmiş olduğu şirket ile Op. Dr. .....aleyhine ... tarafından 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat istemli olarak Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesinin 2019/354 E. sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiğini ve müvekkilinin vekillik görevinden dolayı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince toplamda 8.160,00 TL vekalet ücretine hak kazandığını, 16/03/2016 tarih ve 26110 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında yer alan kloz ile sigortacının sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede belirlenmiş mesleki faaliyetleri ifa ederken neden olduğu zarar dolayısıyla ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini poliçede yazılı limitler dahilinde temin edeceğinin hüküm altına alındığını, yine dava dilekçesinin ekinde sunulan Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/110 E., 2020/640 K. sayılı emsal karar ile poliçe kapsamında vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğine karar verildiğini, vekalet ücreti alacağının ödenmesi için davalı sigorta şirketine 09/07/2021 tarihinde yapılan başvurudan sonuç alınamadığını ileri sürerek; 8.160,00 TL'nın başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zamanaşımının dolduğunu, poliçe kapsamında vekalet ücreti talebinde bulunan davacı avukatın sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından talep hakkının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu avukatlık ücretinin ancak dava dışı sigortalı kişiler tarafından talep edilebileceğini, yargılama sonunda hükmolunan vekalet ücretinin bir yargılama gideri olduğunu ve taraf lehine hükmedildiğini, mesleki sorumluluk poliçeleri kapsamında Genel Şartlarda düzenlenen avukatlık ücretinin de sigortalının avukatlık ücreti ve yargılama giderini poliçe kapsamında teminat altına aldığını, davacının sigortalının vekilliğini yürütüyor olmasının bu poliçe kapsamında teminat altına alınmış vekalet ücretini doğrudan sigorta şirketinden talep edebileceği anlamına gelmeyeceğini, davacı avukat tarafından dava dışı sigortalılara kesilmiş herhangi bir serbest meslek makbuzunun dosyaya sunulmadığını, sigortalının ilam vekalet ücretini dosyaya ödemesi durumunda serbest meslek makbuzunun dosyaya ibrazının gerektiğini, davacı tarafından vekalet ücreti alacağına konu edilen davanın müvekkile ihbar edilmediğini, davacının talep ettiği ilamın vekalet ücretinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; sigortalıya sağlanan vekalet hizmeti nedeniyle doğan vekalet ücretinden sigortacının sorumluluğunun doğması için, sigorta sözleşmesindeki şartlarında gerçekleşmesi ve açıkça poliçede kararlaştırılması olması koşuluna bağlandığı, poliçe yer alan genel ve özel şartlarda bu hususta herhangi bir düzenleme bulunmadığından davacı avukatın bu poliçe kapsamında vekalet ücreti talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin ret gerekçelerinin Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin sigortalı aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde sigorta poliçesine dayanarak vekalet ücreti talep edebileceğine ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, müvekkiline yöneltilen tazminat talepleri ve ikame edilen mal praktis davasında avukatın emek ve mesaisinin poliçe kapsamında ödeme için yeterli olduğunu, poliçenin teminat altına aldığı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sigortalı müvekkillerine yöneltilen tazminat davasının yeterli bir koşul iken mahkemenin tazminata hükmedilmesi koşulunu olarak red gerekçesi yapmasının hatalı olduğunu, ayrıca müddeabbihin yarısına ulaşan yargılama giderleri ile müvekkilinin hukuki dinlenme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, dosyada iki ayrı bilirkişiden rapor alınmasına ve her iki olumlu rapora rağmen davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, dava dışı 3. kişilerce yaptırılan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk ve Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçeleri kapsamında vekalet ücreti istemine ilişkindir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Dava dışı vekil eden ....... ..... Noterliğinin ..... tarih ve ......yevmiye numaralı vekaletnamesi ile, ...... Tic. Ltd. Şti.'nin ise ...... tarih ve ......yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Av. 'ın vekil tayin edildiği, Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesinin 2019/354 E., 2021/413 K. sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalılar özel... Tic. Ltd. Şti.) ve...aleyhine açılan davada davalıların vekillerinin Av. ..... olduğu, davalılar aleyhinde açılan davanın 13/04/2021 tarihinde reddine karar verildiği, ►Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk poliçesinin (...... poliçe no) incelenmesinde; sigortacının........ Sigorta Şirketi, sigorta ettirenin...olduğu, poliçe başlangıcının 06/08/2017, bitiş tarihinin 06/08/2018 olduğu poliçe bedelinin olay başına 600,000,00 TL, poliçe süresince toplam 1.800,000,00 TL olduğu, Mesleki Sorumluluk Poliçesinin (....... poliçe no ) incelenmesinde; sigortacının Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi, sigorta ettirenin ...... Tic. Ltd. Şti. olduğu, poliçe başlangıcının 08/08/2018, bitiş tarihinin 08/08/2019 olduğu, poliçe bedelinin 500,000,00 TL olduğu, ►Avukatlık Kanunu Uyarınca Düzenlenen Ücret Sözleşmesinde iş sahibinin ...... Tic. Ltd. Şti. ve ....... vekilin Av. ......olduğu.......Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğüne hitaben gönderilen ihtarda sigortalı ...... ... Ltd. Şti.’ne karşı ikame edilen dava nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminat talebi nedeniyle 7.300,00 TL, 5.000,00 TL maddi tazminat talebi nedeni ile 2.040,00 TL olmak üzere toplam 9.340,00 TL, ........’e karşı ikame edilen dava nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminat talebi nedeniyle 7.300,00 TL, 5.000,00 TL maddi tazminat talebi nedeni ile 2.040,00 TL olmak üzere toplam 9.340,00 TL üzerinden avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığı, ►Dava dışı ....... Sağ. Hiz. Tic. Ltd. Şti. ve ....'in vekili ... tarafından 09/07/2021 tarihli dilekçeyle ... Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğüne hitaben gönderilen talep yazısında; müvekkilleri ..... Sağ. Hiz. Tic. Ltd. Şti.'ne karşı ikame edilen dava nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminat talebi nedeniyle 7.300,00 TL, 5.000,00 TL maddi tazminat talebi nedeni ile 2.040,00 TL olmak üzere toplam 9.340,00 TL, ...’e karşı ikame edilen dava nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminat talebi nedeniyle 7.300,00 TL, 5.000,00 TL maddi tazminat talebi nedeni ile 2.040,00 TL olmak üzere toplam 9.340,00 TL olmak üzere 18.680,00 TL’nin sigorta poliçesi kapsamında ödenmesinin talep edildiği, anlaşılmaktadır. Sigorta sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nun 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 saylı TTK'nun 1401. maddesine göre sigorta sözleşmesi "Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17). Dava dilekçesince davacı veya davalı olarak gösterilenler şeklî taraf kavramına göre o davanın tarafı olsalar da, bu her zaman davanın taraflarının taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Çünkü davacı olarak taraf sıfatına sahip olabilmek için dava konusu hakkın sahibi olmak gerekir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Medenî Usûl Hukuku Ders Kitabı, 6. Bası, İstanbul 2018, s. 148) Bu nedenle, Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Yargıtay HGK, 17/12/2019 tarihli ve 2015/10-3541 E., 2019/1383 K. sayılı kararı). 6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesi uyarınca; sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa, sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya aittir. Somut uyuşmazlıkta;......numaralı tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk poliçesinin incelenmesinde, sigortacının ....Sigorta Şirketi, sigorta ettirenin ve sigortalının...olduğu; ..... numaralı mesleki sorumluluk sigorta poliçesinin incelenmesinde, sigortacının ... Sigorta Şirketi sigortalının ...Hiz. Tic. Ltd. Şti. olduğu, adı geçen poliçelerde sigortalıların aleyhine açılan davalarda yaptıkları makul ve belgeli yargılama giderlerinin de sigorta kapsamına dahil edildiği, ancak eldeki davada sigortalılar tarafından değil sigortalıların avukatı tarafından yargılama gideri kapsamında vekalet ücreti talep edildiği, ancak davacı avukatın bahsi geçen sorumluluk sigorta poliçeleri sebebiyle vekalet ücreti talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesince, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçeyle karar verilmiş olması hatalı ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nun 353(1)-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi bu yönüyle düzeltilmek üzere kaldırılarak, yukarıdaki Dairemiz gerekçesine göre yeniden esas hakkında davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğinden; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin m. 7(2) hükmünde, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hâlinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı (maktu) miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı (nispi) avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlendiğinden; davacı aleyhine dava değerinin (8.160,00 TL) %16'sına göre hesaplanan 1.305,60 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden REDDİNE, II-) 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararın gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-) Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 139,36 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 592,64 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi m. 7(2) hükmü uyarınca hesap ve takdir edilen 1.305,60 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-) İlk derece yargılaması esnasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-) Davalı tarafından ilk derece yargılaması esnasında yapılan herhangi bir yargılama gideri tespit edilemediğinden, bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-) Beykoz Arabuluculuk Bürosunun ....büro, ....arabuluculuk numaralı dava şartı olan zorunlu arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince İCRASINA, 7-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, III-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 180,00 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 552,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, IV-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, V-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, VI-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (8.160,00 TL) davanın açıldığı 2021 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (78.630,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/04/2026