T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/439 - 2026/431 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/439 KARAR NO : 2026/431 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Ma…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/439 - 2026/431 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/439 KARAR NO : 2026/431 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince geçici hukukî koruma talebi hakkında verilen ara kararının istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında laboratuvar hizmet alım sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında müvekkili şirketin davalıya ait sağlık kuruluşu bünyesinde laboratuvar hizmetlerinin ifası kapsamında cihaz, kit, teknik destek ve sair hizmetleri sağladığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine ve verdiği hizmetleri faturalandırmasına rağmen davalı tarafça müvekkiline hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, bahse konu ödemelerin yapılmaması sebebiyle müvekkili şirket tarafından Diyarbakır İcra Dairesinin 2025/75059 E. sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu beyan ederek; davalı tarafın itirazının iptali ile takibin devamına, davalının bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalı adına kayıtlı banka hesapları, menkul ve gayrimenkul mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada verilen 11/02/2026 tarihli ara kararda özetle; talep dilekçesi ekinde bir kısım e-fatura suretinin ibraz edildiği, salt faturanın muaccel bir alacağın varlığını kanıtlar nitelikte belge vasfını taşımadığı, dolayısıyla ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, ihtiyati haciz talep edenin iddiasını destekler nitelikte başkaca belge ve delil de sunulmadığı, talebin bu haliyle yargılamayı gerektirdiği 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Ara kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği iddia edilmişse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinin ekinde taraflar arasında imzalanan laboratuvar hizmet alım sözleşmesinin de faturalarla birlikte sunulduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafın itiraz etmediğini, sadece bu hususun yaklaşık ispat şartı için yeterli olmadığını, davalı tarafın, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ile böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup; talep ise 2004 sayılı İİK m. 257 vd. hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, somut olayda 2004 sayılı İİK'nın m. 257 vd. hükümleri uyarınca ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamına göre; Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2025/75059 E. sayılı dosyasında alacaklının davacı ... Ltd. Şti., borçlunun davalı .... A.Ş. olduğu, takip konusu alacağın 2.418.292,42 TL olduğu, takip dayanağının fatura olarak gösterildiği, davalı borçlunun takibe süresinde itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava dilekçesinin ekinde faturaların bulunduğu anlaşılmıştır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. 2004 sayılı İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması aranmaktadır. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dosya mevcuduna göre alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edilemediği, bu nedenle 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesindeki koşulların oluşmadığı, davacı tarafın faturalara ve sözleşmeye dayandığı, tarafların ticari defter ve kayıtları ile sundukları ve sunacakları diğer deliller incelendikten sonra fatura konusu mal veya hizmetin teslim edilip edilmediğinin ve teslim edilmişse alacağın varlığının ve miktarının yargılama neticesinde belirleneceği, zira faturaya itiraz edilmemesinin tek başına malların teslim edildiği/hizmetin yerine getirildiği anlamına gelmeyeceği, ayrıca davalının belli bir adresinin olmadığına veya taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına yahut kaçtığına ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair somut herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle eldeki uyuşmazlıkta 2004 sayılı İİK m. 257 vd. hükümlerinde öngörülen koşulların oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğu, ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı (ihtiyati haciz isteyen) vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan 11/02/2026 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar harçlacının davacı tarafından yatırılan peşin harçtan mahsubu ile harcın yeterli olması nedeniyle başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) Dairemiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/04/2026 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.