İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şirketin kurucusu ...’ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık ... olan ve ... A.Ş. Tarafından kurulmuş olan "... ..." isimli ticari işletmeyi Beşiktaş 3. Noterliği'nin 29.07.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... A.Ş.'den devir aldığını daha …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/43 KARAR NO : 2026/372 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 22/02/2023 NUMARASI : 2021/380 E. - 2023/47 K. DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Önlenmesi, Men'i, Durdurulması, Kaldırılması İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şirketin kurucusu ...’ın ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık ... olan ve ... A.Ş. Tarafından kurulmuş olan "... ..." isimli ticari işletmeyi Beşiktaş 3. Noterliği'nin 29.07.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... A.Ş.'den devir aldığını daha sonra zamanla 140 şubeye ulaştığını, ..., eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında ... A.Ş.' yi, 2005 yılında ise müvekkil .... A.Ş. 'yi kurduğunu ve müvekkil şirketinin dava dilekçesinde bahsettiği tescilli markalara sahip olduğunu, devamında ... ... esaslı unsur markaları devraldıktan sonra tanınmış marka haline getirdiğini belirtmiş söz konusu işaretlerin ... ... ... ve ... ibarelerinin tüm baskılı evrak ve tabelalarında kullanıldığını şu anda Müvekkil şirketinin adına kayıtlı olan "... ..." markaları benzer isimleriyle veya aynen İstanbul ve Türkiye çapında haksız olarak başkaları İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/380 E. tarafından kullanıldığını daha önceki dava kararlarını emsal göstererek kendi işaretleri ve sembollerinin davalı tarafça kullanıldığını davalı tarafça bulunulan bu eylemlerin Medeni Kanunun 3. maddesi gereğince meslekten olarak bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen, kötü niyetli olarak birebir aynısını haksız ve hukuka aykırı surette kullanarak müvekkilinin marka haklarını ihlal etmekte olduğunu davacı müvekkilinin itibarından haksız bir biçimde yararlandığını usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğunu, Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün .... E. Saylı dosyası açılmıştır. İşbu sebeple ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini ve Davacı müvekkilinin..., .... sayı ile tescilli ve tescilsiz marka haklarına, tescilli ticaret unvanı ve işletme adına karşı gerçekleştirilen vaki tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, men’ine, durdurulmasına, kaldırılmasına, tecavüz ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, davalı aleyhine verilecek kararın 6769 Sayılı SMK madde 149/1(g). Hükmü gereğince masrafın davalı tarafından karşılanması kaydı ile kesinleştiğinde tirajı en yüksek üç gazeteden birinde tamamen veya mümkün değilse özet olarak yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Öncelikle işbu dosyanın, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/380 E. Sayılı dosyası ile taraflarının ve maddi vakıaların aynı olması nedeniyle BİRLEŞTİRİLMESİNEİ, Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/47 D. İş sayılı dosyası ile verilen İHTİYATİ TEDBİR KARARININ DEVAMINI, Davalı yanın, davacının tescilli ve tescilsiz marka haklarına, tescilli ticaret unvanı ve işletme adına karşı gerçekleştirdiği vaki tecavüz nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, alacak belirsiz olduğundan şimdilik 5.000-TL maddi tazminat ve 10.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 15.000-TL tazminatın, 6769 Sayılı Kanunun 151/2-C maddesi ile Türk Ticaret Kanununun 56. Maddesi uyarınca hesap edilmek suretiyle tespiti ile ilk eylem tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesini, Davalı aleyhine verilecek kararın 6769 Sayılı SMK madde 149/1(g). Hükmü gereğince masrafın davalı tarafından karşılanması kaydı ile, kesinleştiğinde tirajı en yüksek üç gazeteden birinde tamamen veya mümkün değilse özet olarak yayınlanmasını talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen dava dosyasında dava dilekçesinin usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edildiği, herhangi bir cevap ve beyan sunulmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, denetime elverişli bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, tecavüz eylemi aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden hükmün ilanına, Asıl davanın KABULÜ İLE davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bunun önlenmesini, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçlara el konularak toplatılmasına, kararın kesinleşmesine müteakip imhasına, -Birleşen İstanbul 1.FSHHM'nin 2021/366 esas sayılı davası yönünden davanın KABULÜ İLE, a)111.000,00 TL maddi tazminatın 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine, b)10.000,00 TL manevi tazminatın 09/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine, -Hüküm özetinin kararın kesinleşmesine müteakip Türkiye de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeten birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -tarafınca 2019 yılında 15.000,00 TL bedelle ... ... KURUMLARI ile isim hakkı konusunda sözleşme akdedildiğini, lakin daha sonra davacı ... ... ... KURUMU tarafından açılan işbu asılsız davanın reddi gerekirken İstanbul 4. Fikri Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu kararı kabul etmediklerini, 3 yıl öncesinde ... ... ile sözleşme imzaladığını ve daha sonra Mardin Kızıltepe ilçesinde bulunan bir tabelacıdan tabela yaptırdığını, daha sonra ise ... EĞİTİM KURUMUNCA marka haklarına tecavüz edildiği iddiası ile kendisine karşı dava açıldığını ancak söz konusu dönemde ... ... ile sözleşmeyi yaptığını, tüm yasal koşulları yerine getirdiğini, daha sonra kurumu faaliyete geçirdiğini, tüm bu hususların celbini isteyecekleri sözleşmenin aslı ve söz konusu dönemde isim hakkı için ... ...'ne yaptığı ödeme dekontlarıyla da ortaya çıkacağını, somut olay kapsamında kast ve kusurla hareket etmediğini, -Marka hukukunda markaya tecavüz sayılan bir fiilin tazminata yol açması için kusur şart olmakla birlikte kusurun kasıt veya ihmal şeklinde olması, tazminat yükümlülüğünün doğmasında değil, miktarın belirlenmesinde rol oynayacağını, somut olay kapsamında ise ... ... ... KURUMLARININ isim hakkına veyahut sair bir tescilli markasına müdahalesinin asla söz konusu olmadığını, ... ve ... EĞİTİM KURUMLARININ isim ve tescilli markalarının birbirine aşırı benzerlik içerdiği bu hususun tabelayı yaptırdıkları firma tarafından gözden kaçırıldığını ancak daha sonra söz konusu tabela ve resimleri kullanmadıklarını, kurum açma niyetinin olduğu ilk günden itibaren tamamen iyi niyetle hareket ettiğini, ... Bilimleriyle hemen bedeli karşılığında sözleşme imzaladıklarını, başka kurumların isim veya tescilli markalarına saldırı niyetinin asla söz konusu olmadığını, mahkemenin aleyhine vermiş olduğu maddi tazminat hükmünün kabulünün mümkün olmadığını, -somut olay kapsamında davacı tarafa ilişkin herhangi bir eyleminin olmadığı açıkça aleyhine hükmedilen manevi tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını, somut olay kapsamında yine manevi tazminata hükmedilmesi için var olması gereken hiçbir şartın gerçekleşmediğini, davacıya yönelik kasti veya ihmal sonucu hiçbir eylemi olmadığını, Kurumunda söz konusu asılı olan tabelalar tamamen yasal olup ... İLİMLERİ KURUMUYLA sözleşme akdettikten sonra asıldığını. -HMK m. 355 hükmü gereğince re'sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava konusu uyuşmazlık,davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti ile, tespit halinde bunun durudurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, birleşen dava yönünden ise, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı yana ait ... nolu ... ... okulları şekil (bilim adamı görselleri ve kırmızı tık işareti) 16 ve 41. Sınıf için 29.6.2016 tarihinde, ... kod numaralı ... ... ... Dershaneleri, ...kod numaralı "... ... ... dershaneleri dershanede doğru şıkkınız eğitim ciddi kurumları işidir şekil”, ... kod numaralı "... ... dergisi dershaneleri dershanede doğru şıkkınız eğitim ciddi kurumların İşidir şekil”, ... kod numaralı "... ... ... Okulları şekil", ... kod numaralı özel eğitim FBM dershanede doğru şıkkınız eğitim ciddi kurumların işidir şekil, ... kod numaralı "... ... dünyası eğitim ciddi kurumların işidir şekil", ... nolu kırmızı tık işareti şekil, tescil nolu markalarının bulunduğu, yine davacının ... kod numaralı “... ... dershaneleri", ... ... ... şekil, ... nolu ... şekil ibareli marka başvurularını gösterir marka tescil belgelerine göre davacının 16 ve 41. Sınıfta 2008 yılından beri muhtelif tarihlerde marka tescili bulunduğu halen de seri marka kapsamında başvurularının bulunduğu Türk Patent ve marka kurumun 24.1.2017 tarihli yazıları kapsamından ve marka tescil belgelerinden anlaşılmıştır. Mahkemeye sunulan 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davalı kullanımının SMK 29/1 maddesi gereğince “marka hakkına tecavüz” oluşturduğu, marka hakkına tecavüz oluşturan bu durumun ayrıca tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-A-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı, bu tespitler karşısında davacı tarafça SMK 149/1 maddesi gereğince anılan tedbirlerin talep edilebileceği, davacının Smk 151-2-c kapsamında davalı ile lisans sözleşmesini Anaokul+İlkokul+Ortaokul eğitimi kapsamında 10 yıl süre imzalaması durumunda hak ihlal süresine göre 68.534,95 TL lisans bedeli talep edebileceği, 5- Davacının Smk 151-2-c kapsamında davalı ile lisans sözleşmesini Belirli Bir Ders Grubu eğitimi kapsamında 3 yıl süre ile imzalaması durumunda hak ihlal süresine göre 158.741,46 TL lisans bedeli talep edebileceği, 6- Davalının hangi eğitim kapsamında tecavüzü hususunda dava dosyasında yeterli bir bilgi olmadığından yapılan her iki yöndeki hesaplamada takdirin mahkememize ait olduğu, görüş ve kanaati bildirilmiştir. Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/47 D.iş sayılı dosyasından yapılan tespitlerde, davacıya ait 2016-53091 tescil nolu “... ...” ibareli markanın ve bu ibareyi içeren türevlerinin eğitim ve öğretim hizmetlerinin de de dâhil olduğu 16 ve 41 emtia sınıflarında davacı adına tescilli olduğu ve halen geçerli olduğu, davalı tarafın “... ...” ibaresini Kızıltepe ilçesinde açmış olduğu, resmi adı ... Seçme Sınavına Hazırlık Kursu olan kursun bina dışı tabelasında ve iç kısmında kullandığı, tarafların faaliyet konusunun eğitim ve öğretim hizmeti olarak aynı olduğu, markaların kelime unsurlarının aynı olduğu, aynı hizmet türünde davacı markasının iktibas suretiyle kullanılarak SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz edildiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin 23/01/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talep sonucunu 111.000 TL'ye çıkardığı görülmüştür. 6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir. Somut olayda, mahkemece toplanan tüm deliller, bilirkişi raporları ile davacıya ait 2016-53091 tescil nolu “... ...” ibareli markanın ve bu ibareyi içeren türevlerinin eğitim ve öğretim hizmetlerininde de dâhil olduğu 16 ve 41 emtia sınıflarında davacı adına tescilli olduğu ve davalı tarafın “... ...” ibaresini Kızıltepe ilçesinde açmış olduğu, resmi adı... Seçme Sınavına Hazırlık kursu olan kursun bina dışı tabelasında ve iç kısmında şekil unsuru da aynı olacak şekilde kullandığı, tarafların faaliyet konusunun eğitim ve öğretim hizmeti olarak aynı olduğu, markaların kelime unsurlarının aynı olduğu, aynı hizmet türünde davacı markasının iktibas suretiyle kullanılarak SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz edildiği, kasıt, kusur ve ihmali bulunmadığı gerekçesiyle istinaf edilmiş ise de; davalının işletme adı ve tabelası ile faaliyet gösterdiği, aynı sektörde faaliyet gösteren davacının markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, SMK'nın 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını talebinde bulunabileceği düzenlendiği, Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu, kusurun varlığı ve derecesi tazminat hesabında dikkate alınması gereken bir unsur olup, somut olayda, davalının davacının tescilli markasının esas unsurunu, aynı sektörde işletme adı ve unvanında, sosyal medya hesaplarında markasal olarak kullandığı, bu kullanımın ticari hayatın olağan akışı içinde adın gösterilmesi, belirtilmesi niteliğinde dürüst bir kullanım olmadığı da tespit edilmiş olup, tacir olan davalının, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü (TTK m.18/2) gözetildiğinde, iltibasa sebebiyet veren tescilsiz marka kullanımı yönünden kusurlu olduğu, mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının BİRLEŞEN DAVAYA yönelik istinafının İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/12/2023 tarihli 2021/380 Esas, 2023/47 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, bu nedenle birleşen davaya yönelik tazminat istinaf istemlerinin incelenemeyeceği anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde ASIL DAVAYA YÖNELİK davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2021/380 E., 2023/47 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından asıl davaya yönelik yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, birleşen davaya yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine yer olmadığına, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026