İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 13.04.2007 tescil tarihli 2005/46813 tescil numaralı ... ibareli markasının bulunduğunu, markanın Türkiye çapında tanınmış bir marka olduğunu, www...com.tr internet adresinden hizmet verdiğini, yaptıkları araştırmada davalının www.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/860 KARAR NO : 2025/1199 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 23/01/2025 NUMARASI : 2024/111 E. - 2025/18 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 13.04.2007 tescil tarihli 2005/46813 tescil numaralı ... ibareli markasının bulunduğunu, markanın Türkiye çapında tanınmış bir marka olduğunu, www...com.tr internet adresinden hizmet verdiğini, yaptıkları araştırmada davalının www.pronetnakliyat.com internet adresinde müvekkilinin markasının isim, logo, resim ve şekil yönünden birebir ve türevi kalıplarının kullanılarak markaya tecavüz edildiğini tespit ettiklerini, davalı tarafa Beşiktaş 29. Noterliği vasıtasıyla 02.11.2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname çekilerek ihlale son verilmesini istediklerini ancak davalının ihtarnameye cevap vermediğini ve kullanıma aynen devam ettiğini, bu durumun müvekkilinin tanınmışlığından haksız olarak yararlanma olduğunu, müvekkilinin markasının itibarını sarstığını belirterek, markaya ve isme tecavüzün, haksız rekabetin tespitini, tecavüzün kaldırılmasını, ... ibaresinin davalının kullanımından çıkarılmasını, bu ibarenin bulunduğu eşyaların el konulup toplatılmasını ve imhasını hükmün ilanını talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı tarafın faaliyet alanının farklı olduğunu, müvekkili nakliye alanında faaliyette bulunurken, davacı tarafın ... atanında faaliyette bulunduğunu, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin fiilen imkansız olduğunu, müvekkillerinin "..." markasını 2016/58191 başvuru ve tescil numarası ile tescile bağlandığını, müvekkillerinin tescilli markasını kullanmasının herhangi bir hukuki yada cezai bir sorumluluğu bulunmadığını, ..." Unvanını içeren çok sayıda firmanın bulunduğunu, bu hususta örnekleri cevap dilekçesine sunduğunu, TPE kayıtlanna göre de çok sayıda "..." markası olduğunu, tarafların faaliyet alanının tamamen farklı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde sunduğu ... sayılı marka şekil markası olup, müvekkili şirketin kullanımı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkillerinin, davacı markasına yönelik herhangi bir zararlı eylem gerçekleştirmediğini, davacı taraf her ne kadar kendilerine ihtarname çekildiğini iddia etmiş ise de, ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkillerinin hem tescilli ticaret ünvanı hemde tescilli markası ile faaliyet gösterdiğini, davacı şirket ile müvekkilinin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafın markasının tanınmış marka olmadığını, davacı tarafın 39. Sınıf alanında herhangi bir tescilinin bulunmadığını, marka hakkına tecavüz ve tazminat taleplerinin yerinde olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 2018/597 Esas ve 2020/135 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, Dairemizin 2021/790 Esas 2024/671 Karar sayılı ilamıyla mahkemece verilen karar kaldırıldığını, mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; davacı markasının ülke genelinde belirli tanınırlık düzeyine ulaştığı, davacı tescilli markası ile davalı kullanımının karşılaştırıldığında, davacının “... ...” markasının esas ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı kullanımının “Türkiye'nin Her Yerinde ... EV OFİS TAŞIMA HİZMETLERİ” ibaresinde ise “...” kelimesiyle birlikte birden çok başka kelime olmakla birlikte, öne çıkan ibarenin “...” olduğu, esas unsur olarak “...” ibaresinin kullanıldığı, diğer ibarelerin ise tali unsur olarak kabul edilebileceği, davalı logosunun renkleri birebir davacı logosu ile aynı olmamakla birlikte, kullanılan renk kombinasyonlarının benzer olduğu, davalı tarafça oluşturulan logodaki renk benzerliğinin tesadüf olamayacağı, bu bağlamda davacı tescilli markası ile davalı kullanımı karşılaştırıldığında görsel, işitsel ve kelime anlamında benzerlik arz ettiği, bütünü itibari ile bakıldığında bıraktıkları görsel etki ve ortalama tüketici zihninde yarattıkları imaj bakımından benzer oldukları, ve kavramsal benzerlik taşıdıkları,markaların benzerliği ve davacı markasının tanınırlık düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, davacı markası ve davalı kullanımlarındaki bu çok yakın benzer isimlerin hizmet satın alanlarda aynı firma algısı zannedilmesinden doğan isim benzerliğinden çıkan kargaşanın mevcut olacağı, ortalama tüketici nezdinde seri marka imajı yaratabileceği, daha popüler olan aynı isimleri taşıyan firmanın biri diğeri üzerinde artı veya eksi olarak piyasadaki tanınmaya bağlı haksız fayda veya zarar sağlayabileceği ve ayırt edici karakterinin zedelenebileceği ve bu çerçevede SMK md. 7/2-c kapsamında marka hakkına tecavüz unsurlarının gerçekleştiği anlaşılmakla, 1-Marka hakkına tecavüz davasının kabulü ile, davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün kaldırılmasına, tecavüz oluşturan ve ... markasının isim ve şeklinin bulunduğu tüm yerlere el konulmasına, masrafı davalıya ait olmak üzere el konulan şeylerin üzerindeki markaların silinmesine ve imhasına, 2-Masrafı davalıdan alınmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde yayınlanmasına,3-Haksız rekabet davasının reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, dava tarihi olan 28.12.2018'den 2 yıl sonra, 13.01.2020 tarihinde sunduğu bir adet CD içeriği delil kabul edilerek kaldırma kararı sonrası bilirkişi raporuna esas alınan ve markanın tanınırlığına yönelik tespite dayanak olduğunu, bu durum, HMK'ye de aykırı olmakla tümüyle hatalı olduğunu, davacı delil sunma hakkının olmadığı bir aşamada delil sunduğunu ve muvafakatlerinin olmamasına rağmen bu CD hükme esas alındığını, CD içeriği tamamen kendisi tarafından hazırlandığını, somut ve objektif bir delil olarak değerlendirilemeyeceğini, bilirkişi raporunun 13.sayfasında alıntılanan WIPO tanınmışlık kriterlerinin hiçbirisi, davacının kendi kendine oluşturduğu bir reklam sunumu ile ispatlanmış sayılamayacağını, davacı tanınmışlık iddiasının ispatlayamadığını, bilirkişi heyetine BAM kararı sonrası eklenen, özel ... sektörü bilirkişisi ...'in ... markasını biliyor olması, ortalama tüketiciyi esas alması gereken Mahkeme nezdinde bir önem taşımadığını, ... hizmetlerinde kariyer yapmış bir kişinin ... ... şirketini tanımaması düşünülemeyeceğini, bu şekilde kararın hatalı olduğunu, davacının "... ..." markası 9 , 37 ve 45.sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin markası "..." ve "pro nakliyat" ise 39.sınıfta tescilli olduğunu, evden eve nakliyat hizmeti ile ... hizmetlerinin karıştırılma ihtimali mümkün olmadığını, iki marka sınıfı arasında hiçbir alaka olmamasına rağmen aynı firma zannedilmesi ihtimaline yönelik yapılan değerlendirme fahiş hatalı olduğunu, TPE kayıtlarında sayfalarca davacıya ait olmayan ... markası kaydı bulunduğunu, bilişim, tekstil, sigortacılık, medikal, otomotiv, turizm gibi bir çok sektörde faaliyet gösteren "..." adını kullanan diğer şirketler gibi taşımacılık / nakliyat sınıfında müvekkilin kullandığı ... markası da davacıyı zarara uğratmayacağını, davacının markası, iddia edildiği gibi başlı başına bir ayırt edici vasıf kazanmadığını, iki markanın faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, davacının benzer iddialarla açtığı davada İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2020 tarihli, 2018/597 Esas, 2020/135 sayılı kararıyla da reddedildiğini, davacının dava dilekçesinde 7 adet talepte bulunduğunu, tespit ve kaldırma talepleri aynı başlıkta yorumlansa dahi davacının yalnızca 1 talebi kabul edildiğini, davacının HMK 110.madde uyarınca dermeyan ettiği ve mahkemece reddedilen tüm talepler yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla dosyanın somut durumu ile re'sen göz önüne alınacak hususlar ışığında; davalı yanın istinaf talebinin reddine ve yasa ile usule uygun mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile, men ve ref'ine yöneliktirTaraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının ''...+şekil'' ve ''pro nakliyat+şekil'' ibareli markaları ile kullanımlarının, davacının ... no'lu ''... ...+şekil'' ibareli markasından doğan hakka tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyaya celbedilen TPMK kayıtları incelendiğinde; ... no'lu ''... ...+şekil'' ibareli markanın 9. 37. ve 45. sınıflarda 31.10.2005 tarihinde davacı adına koruma altına alındığı, 31.10.2015 tarihi itibari ile yenilemesi yapılarak 31.10.2025 tarihine kadar yenilendiği, davalı adına kayıtlı ''...+şekil'' markasının, 39. sınıfta 27.09.2017 yılında tescile bağlandığı, halen korumasının devam ettiği, yine davalı adına tescilli ''pro nakliyat+şekil'' markasının da 39. sınıfta 19.03.2019 tarihinde tescile bağlandığı ve halen korumasının devam ettiği anlaşılmıştır.Dairemizin iade kararında; "Mahkemece her ne kadar davalı markalarının tescilli olduğu sınıflar ile, davalı kullanımlarının davacı markası ile farklı sınıflarda gerçekleştiği ve davacı markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, davalı kullanımlarının tescile uygun olduğu gerekçeleriyle, 27.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelere esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edildiği, ... sektör bilirkişisinin bulunduğu heyetten yeniden rapor alınmasını talep ettiği, tanınmış marka iddialarını aşamalarda ısrarla ileri sürdüğü, mahkemece ileri sürülen iddia ve savunmalara göre, davacının ... sektöründe faaliyet göstermesi ve ''... ...+şekil'' ibareli markasının 9. 37. ve 45. sınıflarda tescilli olması dikkate alındığında, dosyaya rapor sunan bilirkişi heyetine, ... sektöründe uzman bir bilirkişi de eklenmek suretiyle, davacı markasının tanınmış marka olup olmadığının değerlendirilmesi, tanınmış marka olduğu kanaatine varılması halinde, SMK'nun 7/2-c maddesi dikkate alınarak varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmesine rağmen, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması kaldırmayı gerektirdiği" belirtilmiştir.İade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.25/10/2024 tarihli sektör bilirkişisi de eklenmek sureti ile alınan bilirkişi heyet raporunda özetle;"CD içeriğinde sunulan belgeler ve tüm deliller incelendiğinde, davacı markasının tanıtımı için reklam yatırımları yapıldığı, ülke genelinde tanınan büyük markalarla iş birlikleri yapıldığı, markaya ilişkin bir çok haber yayınlandığı vb. hususlar değerlendirildiğinde ve yine sektörel değerlendirme kapsamında, davacı markasının ülke genelinde belirli bir tanınırlık düzeyine ulaştığı kanaatine varıldığı, Tüm bu hususlar çerçevesinde, davacı markası ve davalı kullanımlarına bütünü itibari ile bakıldığında bıraktıkları görsel etki ve ortalama tüketici zihninde yarattıkları imaj bakımından benzer oldukları ve kavramsal benzerlik taşıdıkları, her ne kadar davalı kullanımları ile davacı marka sınıfları farklı olsa da, markaların benzerliği ve davacı markasının tanınırlık düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, davacı markası ve davalı kullanımlarındaki bu çok yakın benzer isimlerin hizmet satın alanlarda aynı firma algısı zannedilmesinden doğan isim benzerliğinden çıkan kargaşanın mevcut olacağı, ortalama tüketici nezdinde seri marka imajı yaratabileceği, daha popüler olan aynı isimleri taşıyan firmanın biri diğeri üzerinde artı veya eksi olarak piyasadaki tanınmaya bağlı haksız fayda veya zarar sağlayabileceği ve ayırt edici karakterinin zedelenebileceği ve bu çerçevede SMK md. 7/2-c kapsamında markaya tecavüz unsurlarının somut olay açısından oluştuğu " belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça sonradan tanınırlığa ilişkin süresinden sonra sunulan CD içerisindeki delillerin dikkate alınamayacağı anlaşılıyorsa da, mahkemece dairemizin iade kararında belirtildiği üzere heyete sektör bilirkişisi de eklenmek sureti ile ek rapor alındığı, alınan bilirkişi heyet raporunda, sektörel değerlendirme kapsamında davacı markasının ülke genelinde belirli bir tanınırlık düzeyine ulaştığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Markaların benzerlik karşılaştırmasında, çifte benzerlik üzerinde durulması gerektiği, davalı markasının da davacı markası ile aynı ... asıl unsurlu ibareden oluştuğu, davalı markasında ... ibaresinden sonra gelen "ev ofis taşıma hizmetleri ibaresinin" tali unsur olup benzerlik karşılaştırmasında dikkate alınamayacağı, davacı markasındaki logoda koyu mavi ve turuncu renk kullanımının davalı taraf markasında çok benzer şekil ve aynı renklerle kullanıldığı, gerek markalardaki asli unsurların ... ibaresinden oluşması, gerekse aynı/benzer renk ve şekil unsurlarının kullanılmasının taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali yarattığı anlaşılmaktadır.İkinci benzerlik karşılaştırmasının taraf markalarının tescil sınıfları itibarıyla yapılması gerekmektedir. Davacı markalarının 9/37/45. Sınıfta tescilli olduğu, davacı markasının ... hizmetlerinde sektörel bilinirliğinin bulunduğu, davacı markasının tescil başlangıç tarihi itibarıyla uzun süredir kullanıldığı, davalı markası 39. Sınıfta "ev, ofis taşımacılığı, kurye hizmetlerinde" tescilli ise de, yukarıda aktarılan taraf markalarındaki yüksek benzerlik ile davacı markasının bilinirliği dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde, davalı tarafça sunulan hizmetin davacı tarafça verildiği yada davacının taşımacılık hizmetine girdiği yani işletmesel bağlantı kurma ihtimali gerçekleşeceği, ortalama tüketici nezdinde seri marka imajı yaratabileceği, daha popüler olan aynı isimleri taşıyan firmanın biri diğeri üzerinde artı veya eksi olarak piyasadaki tanınmaya bağlı haksız fayda veya zarar sağlayabileceği ve ayırt edici karakterinin zedelenebileceği tespit edildiğinden mahkemece markaya tecavüz yönünden verilen kabul kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmış, davalı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekili istinafında davacı tarafından dava dilekçesi ile yedi talebi bulunduğunu, red edilen tüm talepler yönünden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, mahkemenin davanın reddine yönelik ilk kararında, davalı lehine tek vekalet ücretine hükmedildiği, davalı tarafça karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı, istinaf başvurusuna konu kararda reddine karar verilen haksız rekabete yönelik dava yönünden davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedildiği, mahkemece manevi tazminat talebine ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşılıyorsa da, davacı tarafça bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı, gerek ilk karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle davacı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmesi, gerekse son kararda manevi tazminat talebi yönünden olumlu olumsuz karar verilmemesi nedeniyle, HMK 326 maddeye göre vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/01/2025 tarih ve 2024/111 E., 2025/18 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025