İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının TPMK nezdinde "..." ibareli, 25. Sınıfta... tescil nolu, ... tescil nolu ve "..." ibareli, 25, 35.Sınıfta te…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1125 Esas KARAR NO: 2025/1676 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/11/2019 NUMARASI: 2018/206 E. - 2019/436 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının TPMK nezdinde "..." ibareli, 25. Sınıfta... tescil nolu, ... tescil nolu ve "..." ibareli, 25, 35.Sınıfta tescilli, ...tescil nolu markalarının bulunduğunu, davalı aleyhine İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/23 D.iş sayılı tespit dosyasında; zemin katta mağaza girişinde "... ..." tabelalı bir iş yeri olduğu, dış cephesinde herkesin görebileceği şekilde "..." ve "... ..." tabelalarının yer aldığı, Mağazanın 2. Katında "... TESETTÜR İÇ GİYİM" ibarelerinin tabelada yer aldığını, Mağaza içerisinde teşhiri ve satışı gerçekleştirilen ürünlerin üzerinde "..., ... ..." fiyat etiketinin yer aldığının tespit edildiğini, Tespit esnasında davalı tarafından sunulan ve davalıya ait "HZND ..." ibareli, 2012/38731 tescil numaralı 35.Sınıfa ait, tescil belgesi kapsamındaki sınai hakların değerlendirilmesi neticesinde ise davalının 25.sınıf için tescilli markasının bulunmadığını, gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, 151/2 deki seçimlik haklardan (a) fıkrasının seçimi ile "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir"in belirlenerek şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminata, 5.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini, eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespit ve önlenmesini, Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasını, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere ele geçirilen tabela ve sair ürünlerin imhasını, hükmün özet olarak ilan edilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 22.09.2010 tarihinde, şahıs firması olarak kurulduğunu, o tarihten beri de, ... ... ad ve markası ile gelinlik perakende ticareti yapmakta olduğunu,. Bu ad ve markayı da, mevzuatın öngördüğü şekilde TPE nezdinde; "..." olarak 2012/38731 no ile 25.04.2012 koruma tarihine sahip, 11.03.2014 tarihinde tescil ettirdiğini,davacının ise "..." ibareli 25. Sınıfta tescilli, 2010/59915 tescil nolu ve 35. Sınıfta tescilli ... tescil nolu ve "..." ibareli, 25.,35. Sınıfta tescilli, 2016/72952 tescil nolu markaların sahibi olduğunu, oysa davalının 2012 yılında tescil ettirdikleri ... markasının, davacıya ait 2016 yılında tescil ettikleri ... markası ile birebir aynı olduğunu, kendilerince bir kullanım hakkı ya da lisans verilmeden haksız ve hukuka aykırı bir kullanım olduğunu, tüketici nezdinde karışıklığa yol açarak haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ettiğini, davalının işe başladığı tarihin 2010'dan beri bu markasını kullanması karşısında, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının bayan dış giyim üzerine üretim ve toptan satış faaliyeti gerçekleştirmekte davalının ise işe başladığı günden beri sadece gelinlik perakende ticareti faaliyeti ile iştigal etmekte olduğunu, karıştırılma ihtimali dahi bulunmadığını, gerçek hak sahibinin davalı olduğunu, davacının sessiz kaldığını ve kötüniyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince;"1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Marka hakkını ihlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 5000- TL maddi, 5000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline,3-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye'de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,4-Davanın etkinliğinin temini açısından HMK 389 vd. maddelerine göre masrafları davalıdan alınmak suretiyle değişik iş dosyası kapsamında tespit edilen ihlal teşkil eden tabela ve ürünler üzerinde davalının markasal kullanımın ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Avukatlık asgari ücret tarifesinin Manevi tazminat davalarında ücret başlıklı madde 10(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek olduğunu, tarifelerin üçüncü kısmına göre ücretin madde 13 (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin birinci fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlendiğini, işbu maddeden de görüleceği üzere vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanmasının gerekli olduğunu, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2006/7934 E. , 2007/10510 K. Kararından da görüleceği üzere özet: Mahkemece markaya tecavüzün varlığı kabul edildiğini, bu durumda mahkemece manevi tazminata hükmedilmesinin gerekli olduğunu, ayrıca karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri için belirlenen makro vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekli olduğunu, bunun yanında, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla karar veren mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, anılan mahkemeler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bu hale göre maddi ve manevi tazminat taleplerinde vekalet ücretlerinin maktu ücrete hükmedilmesi gerektiğini, verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle ilk derece mahkemesince kurulan kararda vekalet ücreti yönünden hatalı verilen kararın (maktu olması gerektiğini) istinafen incelenerek kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin faaliyetlerinden haberdar olan davacının, TPE kayıtlarında tespit edilen itirazının, davacının iş bu kadar süre müvekkilinin markasına sessiz kaldığının en bariz kanıtı olduğunu, davacının bu süre zarfında hiçbir tedbir almamasını ve ancak 2018 yılında dava açmış olmasını, 2010 yılından beri müvekkilinin markasının tanıtımı için harcadığı emek ve sermaye göz önüne alındığında, artık hakkın kötüye kullanılması olarak görülmesi gerektiğini, davacının müvekkilinin markasından haberdar olduğu halde uzun süre müdahalede bulunmayarak, bir hakkı varsa da bunu müvekkiline karşı ileri sürme yetkisini sessiz kalma suretiyle kaybettiğini, müvekkilinin 2010 yıllından itibaren fiilen gelinlik sattığını ve iyiniyetli olarak markasını kullandığını, davacının 2012 yılında müvekkilinin tescil başvurusuna, TPE'den gelen cevapla sabit olmakla, yapmış olduğu itirazın; 27.07.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde belirttiği müvekkilinin faaliyetinden müşterileri vasıtasıyla haberdar olduğu iddiası ile örtüşmemekte olduğunu, müvekkilinin söz konusu markayı kullanımından ve gelinlik ticareti faaliyetinde bulunduğundan başından beri haberdar olduğunu gösterdiğini, müvekkiline ait söz konusu markanın piyasada tanınmasının, önemli bir yer edinmesiyle, davacının da harekete geçmiş ve hiçbir hukuki dayanağı olmadan işbu davayı açtığını, bu dava ile, müvekkilinin yıllardır emek verdiği markasını elde etmeye çalıştığını, davacının ilk tecavüz davasını 2018 yılında açtığını, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranma ilkesi gereği kendi deyişleri ile, İstanbul'da, kendi sektörleri ile aynı yani giyim sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin söz konusu markayı kullanımdan başından beri haberdar olduğunu, davacının uzun süre bekledikten ve müvekkilinin söz konusu markasını piyasada tanınmış hale getirdikten sonra işbu davayı açmasının bunun en açık göstergesi olduğunu, yerel mahkemece davacının huzurdaki dava yönünden sessiz kalma yoluyla bir hak kaybının bulunmadığı yönündeki kanaatinin haksız ve hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde; ayrıntılı gerekçeli, karşılaştırmalı ve denetime elverişli teknik bir rapor tanzim etmeleri için dosyanın yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek yeniden yargılama yapılmasını, markayı uzun yıllar iyi niyetiyle kullanan, marka altında pek çok iş yapan, markanın tanıtımı için reklam harcamaları yapan, büyük bir emek ve sermaye yatırımı yapan müvekkili tarafından ... markası ayırt edici hale getirildiğini, kullanım yolu ile ayırt edici hale getirilmiş markaların ayırt edici olmadığı gerekçesiyle reddedilemeyeceğini düzenleyen SMK kapsamında, markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu, atrıca sessiz kalma ilkesi uyarınca davacının hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 06/06/2024 tarihli, 2021/1448 Esas, 2024/1066 Karar sayılı kararıyla; "Dosyaya sunulan işletme defteri ve faturalardan gelinlik ve abiye giysilerin satışı hizmetlerinin de 35. Sınıfta işletme adı olarak ... ... ibaresini markasal olarak kullandığını davalının ispat ettiği, TPMK'da celp edilen 15/02/2019 tarihli yazı cevabında davalının 2012/38731 sayılı ... ibareli 35. Sınıftaki marka başvurusuna davacı tarafça itiraz edildiği, itirazın TPMK tarafından kısmen kabul edilerek başvurulan 25. sınıfın tamamı ve 35. sınıfın 6. Bendinin çıkartıldığının tespit edildiği, bu durumda davacı tarafın basiretli tacir olarak davalı kullanımından haberdar olduğunun kabulü gerektiği, dava tarihi 07/05/2018 tarihine kadar davalı kullanımlarına sessiz kaldığı anlaşılmakla, TMK 2. maddesine göre davanın sessiz kalma nedeni ile reddi gerektiğinden davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1/b/2. maddesi uyarınca kabulüne, davacının istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2025 tarihli, 2024/4989 Esas- 2025/3453 Karar sayılı kararıyla: "Davacı tarafın "..." ibareli 25. sınıfta tescilli 2010/59915 tescil numaralı, "..." ibareli 35. sınıfta tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli 25. ve 35. sınıfta tescilli ... tescil numaralı markalarının bulunduğu, davalının ise, 2012/38731 sayılı "..." ibareli markasının olduğu, dolayısıyla davacının davalıdan önce ''...'' esas unsurlu markaya sahip bulunduğu, davalı tarafın 25.04.2012 tarihinde ... sayılı marka başvurusunda bulunduğu, davacı tarafından davalının marka başvurusuna yapılan itirazın kısmen kabul edilmesi sonrasında, söz konusu markanın 11.03.2014 tarihinde 35. sınıf hizmetler yönünden tescil edildiğinin anlaşıldığı, ancak; davacı tarafça, dava açılmadan önce 17.01.2018 tarihinde değişik iş dosyası ile davalının, davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerine ilişkin delil tespiti yaptırdığı, delil tespiti sonrası 07.05.2018 tarihinde işbu davayı açtığı, o halde, hem delil tespiti istenilen tarih hem de işbu dava tarihi itibariyle davalı markasının tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde açılmış olduğu gözetilip mahkemece işin esasına girilerek dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle, Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ise önceki kararımızda direnilmesini talep etmiştir. Usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE; Davanın konusu davacı adına tescilli ... ibareli 25. Sınfta tescilli 2010/59915 tescil numaralı, ... ibareli 35. Sınıfta tescilli ... tescil numaralı ... ibareli 25, 35. Sınıfta tescilli 2016/72952 tescil numaralı markalara davalının tecavüz ettiği iddiası ile markaya tecavüzün tespiti, davacı markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, muhtemel tecavüzlerin önlenmesi, durdurulması, şimdilik 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ilişkindir.İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/23 D. İş sayılı tespit dosyasında aldırılan 15/02/2018 tarihli raporda; karşı tarafa ait işyerinde çekilen fotoğraflarda tabela üzerinde, "...", gelinlikler üzerinden "... ... ..." olarak kullanıldığı belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 26/09/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraf markalarının işaretsel açıdan benzer olduğu, davalı markasının tescile aykırı kullanımı sebebiyle fiili kullanımına bakılması gerektiği, “giyim sektörü” bağlamında davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile davalının markayı kullandığı mal ve hizmetlerin benzer olduğu,davalı tarafın tescilli markasının, davacı tarafın tescilli markası ile benzer olması ve benzer ürünleri kapsayan faaliyetlerde bulunması sebebiyle hitap edilen tüketici nezdinde taraf markaları/işletmeleri arasında bağlantı bulunduğu yönünde iltibas yaratıldığı; bu kapsamda davalı kullanımlarının, davacının markasına tecavüz teşkil ettiği,tecavüz davaları kapsamında da sessiz kalma suretiyle hak kaybının gündeme gelebileceği, buna karşın somut olay çerçevesinde davacının “bilme veya bilmesi gerekme” şartını taşıdığı ispat edilemediği için sessiz kalma suretiyle hak kaybı definin kabul edilemeyeceği, taraf markalarının tescilli olması sebebiyle özel hükümlerden yararlanacağı ve bu sebeple genel hükümlerden olan haksız rekabet değerlendirmesinde bulunmaya lüzum olmadığı, bununla birlikte mahkemenin kümülatif uygulamaya yönelik bu görüşü benimsemesi durumunda haksız rekabetin de var olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun olarak tutulduğu, birbirini teyit eder nitelikte olduğu ve bu kapsamda işbu ticari defterlerin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının tazminatın hesaplanma yöntemi noktasında yoksun kalınan kazancın tazminini tercih ettiği, davacı tarafın mali tablolarında Faaliyet Kârında artış olduğunun tespit edilmesi ile yoksun kalınan kazancın hesaplanamadığı belirtilmiştir.TPMK kaydına göre; ... tescil numaralı ... markasının 25. Sınıfta 21/09/2010 tarihinde tescil edildiği, 2016/87436 tescil numaralı ... şekil markasının 35. Sınıfta 02/11/2016 tarihinde tescil edildiği, ... tescil numaralı ... şekil markasının 25. ve 35. Sınıflarda 08/09/2016 tarihinde davacı adına tescil edildiği görülmüştür.TPMK kaydına göre, "..." şekil 2012/38731 tescil numaralı şekil markasının 25. Sınıfta ve 35.sınıfta 25.04.2012 tarihinde davalı adına tescil başvurusunun yapıldığı, davacı tarafça başvuruya itiraz üzerine 25. Sınıfın tamamı ile 35. Sınıfın 25. alt sınıfta emtiaların satışı hizmetleri yönünden başvuru kapsamından çıkarılarak, 10/03/2014 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan işletme defteri ve faturalar ile mahkemece alınan bilirkişi heyet raporundan, davalı tarafça gelinlik ve abiye giysiler üzerinde ve bu ürünlerin satışı hizmetlerinde iş yeri tabelasında 35. Sınıfta işletme adı olarak ... ... ibaresini markasal olarak kullandığının sabit olduğu, davacı tarafça makul süre içerisinde delil tespiti yaptırıldığı ve davalının kullanımına karşı çıkıldığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı, davalı tarafın davacı markalarından ve tescil kapsamından haberdar olduğu anlaşılmakla, davalı fiilinin davacı markalarına tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin ise vekalet ücretlerine ilişkin istinaf sebebinde haklı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, davalının markaya tecavüzü ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve önlenmesine, davacı tarafça SMK 151/2-a maddesi kapsamında yoksun kalınan kara dayalı maddi tazminatın hesaplanması talep edilmekle birlikte, bilirkişilerce bu yönde net bir hesaplama yapılamadığından, dosya kapsamına göre talep edilen 5.000 TL maddi tazminat ile, 5.000 TL manevi tazminatın uygun olduğu kanaatine varılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜNE,2- Davalının, davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulması ve önlenmesine,3- Marka hakkının ihlali nedeniyle, TBK hükümlerine göre 5.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye'de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken, markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden 615,40 TL maktu, maddi tazminat yönünden 615,40 TL nispi ve manevi tazminat yönünden 615,40 TL nispi olmak üzere toplam 1.846,20TL karar harcından peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile 1.675,42 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinden olan 170,78 TL peşin harç, 35,90 TL başvuru harcı, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti ve 524 TL tebligat-müzekkere masrafı olmak üzere toplam 2.980,68 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5/c-Markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti yönünden; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince; 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5/ç-Maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince; 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5/d-Manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 30,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 192,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 171,00 TL'nin mahsubu ile 444,44 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/ç-İstinaf yargılama için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6/d-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.107,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 365,00 TL posta gideri, olmak üzere toplam 2.472,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6/e-İstinaf incelemesinde bir duruşmaya katıldığından 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025 MUHALEFET ŞERHİ: SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.