İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1991 yılında kurulduğunu ve ülkemizin önde gelen tıbbi flaster, ilkyardım bandı, yara bandı, göz bandı, enjeksiyon serisi, biyosidal ürünler (dezenfektan) ve romatizma yakısı ile tek kullanımlık cerrahi ürünler (maske vd.) üreticileri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1232 Esas KARAR NO : 2026/33 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 20/06/2025 NUMARASI : 2024/237 E. - 2025/144 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1991 yılında kurulduğunu ve ülkemizin önde gelen tıbbi flaster, ilkyardım bandı, yara bandı, göz bandı, enjeksiyon serisi, biyosidal ürünler (dezenfektan) ve romatizma yakısı ile tek kullanımlık cerrahi ürünler (maske vd.) üreticilerinden biri olduğunu, müvekkilin "..." ibaresini içeren tescilli bir çok markası bulunduğunu, müvekkilin sağlık ve medikal sektöründe 1999 yılından beri "..." markalarını kullandığını, müvekkilin sağlık ve medikal sektöründeki faaliyetleri kapsamında tek kullanımlık maske üretimi yaptığını, müvekkilinin üretimini yaptığı maskeyi... no.lu "... ..." markası ile arz ettiğini, davalının, müvekkili şirkete ihtarname göndererek, ... no.lu "..." markasını gerekçe göstererek maske emtiasının da dahil olduğu 10. ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler için müvekkilin "... ..." markasını kullanmamasını talep etmesi üzerinde davalı markasından haberdar olduklarını, davalıya gönderilen cevabi ihtarnamede, davalıya ait markanın kullanımına son verilmesi, aksi halde hukuki yollara başvurulacağı ihtarında bulunulduğunu, davalının markasının müvekkilin "... ..." markasının tescil edildiği 10. sınıftaki mal ve hizmet sınıflarında tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin yıllardır "..." markalı ürünlerini üretmekte ve piyasaya arz etmekte olduğunu, dava konusu "..." markası ile müvekkilinin tescilli "... ..." markasının hem tescil edildikleri sınıflar hem de tescil öncesi gerçek hak sahipliğine dayalı kullanımlar açısından çelişmekte olduğunu, dava konusu... no.lu "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin... no.lu "..." markasının usule uygun olarak tescil edilmiş olduğunu; müvekkilinin marka tescil başvurusunda iyiniyetli olmadığı yönündeki iddianın somut delillerle ispat edilemediği gibi sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayanmakta olunduğunu, tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kaldı ki, karıştırma ihtimali olsa dahi salt bu sebeple müvekkilin başvurusunun iptalinin mümkün olmadığını, müvekkili şirkete ait olan "..." markasının bütün halinde kullanılmakta olduğunu, davacı yanın iddiasının "... ..." markası ile "..." markasının benzerlik taşıdığı yönünde olduğunu, oysa davacının "..." ekini markaya son ek olarak kullanmakta ve asıl markası olan "..." markasına ek yapmış bulunmakta iken müvekkili şirket markasındaki "..." ifadesinin bir ek olmayıp birleşik bir şekilde "..." olarak kullanılmakta olduğunu, markaların piyasada karıştırılma ihtimali bulunmadığını, somut olayda, müvekkili markasında ayırt edici nitelikte farklı unsurlar yer almakta olduğunu, davacıya ait markanın ayırt edici gücünün ise düşük olduğunu, markaların görsel ve işitsel olarak bıraktığı izlenimdeki farklılıklar birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığının açık olduğunu, müvekkilin, Covid-19 pandemisi başından itibaren "..." markalı maskeleri üretmekte olup ne tüketici tarafından ne de davacı tarafından markanın karıştığına dair geri dönüş almamış olduğunu, davacının ise "..." veya "... ..." markalı maskeler üretmemiş olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. Dairemizin 17/10/2024 tarihli 2022/382 Esas 2024/1690 Karar Sayılı kararıyla; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/12/2021 tarih, 2021/468 E. 2021/266 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm bu nedenlerle, Mahkemece 24/12/2021 tarihli kararında yer alan gerekçelere atıfla ve taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde bir karıştırma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile,1-Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin davanın reddine dair kararının, dosyadaki uzman bilirkişi raporlarına, maddi gerçeklere ve Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamına aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin 1999 yılından bu yana sağlık sektöründe "..." ibaresini temel alan çok sayıda alt markayla ciddi bir ticari varlık gösterdiğini, "..." ibaresinin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını ve müvekkili lehine önceye dayalı gerçek hak sahipliği oluştuğunu, davalıya ait "..." markasındaki "..." ekinin tanımlayıcı ve zayıf bir unsur olması nedeniyle markalar arasında ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, mahkemenin sektörel gerçekleri ve düşük tüketici dikkat düzeyini saptayan bilirkişi tespitlerini gerekçesiz şekilde reddettiğini, "..." ibaresinin markanın asli unsuru olduğu yönündeki teknik görüşleri göz ardı ederek hatalı bir "serbest rekabet" yorumuyla haksız tescili koruduğunu, hatta davalının daha önce müvekkiline ihtarname çekerek markaların karıştığını ikrar ettiğini belirtip, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmektedir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının markasının müvekkili firma markası ile ilişkilendirilecek ve tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik içerdiği iddiasının haksız olup dava konusu markaların birbirine karıştırılamayacak ölçüde benzemediklerini Davacı, markasının tanınmış marka düzeyine ulaştığını iddia etiğini ancak bu yönde yeterli ve objektif delil sunamadığını, kullanımın kapsamı, reklam ve tanıtım faaliyetleri, toplum nezdinde yaygın bilinirlik davacı tarafından ispatlanmadığını, davacı yanca bilirkişi raporundaki lehe tespitlerin dikkate alınmadığı yönündeki itirazları yasaya uygun olmadığını, ileri sürerek Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğunu davacının haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/237 Esas ve 2025/144 Karar sayılı ve 20.06.2025 tarihli kararının onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli... no.lu "..." markasının hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kaydına göre, ... no.lu "..." markası 10,35 sınıflarda tarihinde davalı adına tesil edilmiştir.2013 /93245 ... ... markası davacı adına 24/11/2015 tarihinde 3,5,10,44 sınıflarda tescillidir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış marka vekil tarafından tanzim edilen 10/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davaya dayanak yapılan ... no.lu "... ... + şekil" markasının 03, 05, 10 ve 44. sınıflarda davacı adına tescil edilmiş olduğu, davacının ihtilaf konusu "..." ibaresini uzun yıllardır farklı tıbbi malzemelerde kullandığı, dosyaya sunulan en eski tarihli faturadan tespit edildiği üzere 14.07.2020 tarihi itibariyle "maske" emtiasında kullanmakta olduğu, Hükümsüzlüğü talep edilen ... nolu "..." markasının 10 ve 35. sınıflarda davalı adına tescil edilmiş olduğu, taraflar adına tescilli olan markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, taraf markalarının SMK m. 5/1/ç kapsamında değerlendirilebilecek şekilde aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, taraf markaları bir bütün olarak incelendiğinde, markaların esas unsurlarının aynı olmasının markalar arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek nitelikte olduğundan, dava konusu ... no.lu "..." markasının davacı markası ile aynı olduğu 10.sınıf mallar ve benzer olduğu 35. sınıf hizmetler yönünden SMK m. 6/1'deki hükümsüzlük koşullarını taşıdığı sonucuna varılabileceği, davacının marka tescili daha eski tarihli olmakla, karine olarak davacının "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafın, davacının ... nolu "... ... + şekil" markasının başvuru tarihinden önce "..." ibaresini maske ürününde markasal kullanımını gösterir bir delil dosyaya sunmamış olduğu göz önüne alınarak, dava konusu ... no.lu "..." markasının SMK m. 6/3'e dayalı olarak hükümsüzlük şartlarının olduğunun kabul edilebileceği, dosya kapsamında yapılan incelemede, davacının markasal kullanımı tespit edilmekle, birlikte, bu markasal kullanım neticesinde markanın belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığını ispata yeterlilikte delil bulunmadığı, dava konusu ... no.lu "..." markasının SMK m. 6/5 hükmü gereğince hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı takdirinin Mahkemeye ait olduğu"belirtilmiştir.Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/14-696 E. Ve 2019/778 K.sayılı kararı belirtilmek sureti ile markaların benzerliği, hükümsüzlük koşullarının değerlendirilmesi gibi hukuki konularda bilirkişi raporu ile bağlı olmadığı gerekçesi ile dava sübut bulmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Markaların karıştırılma ihtimali bulunması 6769 sayılı SMK'nun 25. maddesinde hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Dairemizin iade kararında; Somut olayda dava konusunun davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü davası olduğu, mahkemece, taraf markalarının tescilli olduğu emtialar bakımından özellikle 10.sınıfta 35.sınıfta belirtilen hizmet ve emtiaları yönünden hitap olunan tüketici kitlesinin söz konusu hizmet ve emtiaların tıbbi alanda sağlık ile ilgili ürünler olması; tamamı özel eğitime sahip doktor ve eczacı gibi kişilerden oluşmasa da bu hizmet ve ürünleri satın alırken ortalama tüketicinin normalde ayırdığı zaman ve dikkat seviyesinin ortalamasının üzerinde olacağı, daha fazla araştırıp bilgi sahibi olmaya çalışarak, eğitimi olan doktor veya eczacı görüşü ve tavsiyesinden faydalanarak ürün ve hizmet satın alacağı, taraf markalarını bir diğerinden farklı algılayacağı, herhangi bir bağlantı kurmayacağı bu itibarla hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda sektör bilirkişisi bulunmadığı anlaşılmakla öncelikle sektör bilirkişisinin de eklenmek sureti ile oluşturulacak bilirkişi heyetinden markaların tescil sınıfları bakımından hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespiti ile karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığının da araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği belirtilmiştir. Dairemizin iade kararından sonra mahkemece sektör bilirkişisi eklenmek sureti ile rapor aldırıldığı 16/04/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;"Dava konusu markanın SMK 6/1 Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 10. Sınıfında yer alan “Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar.” emtialarında ve 35. Sınıfında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinde kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, dava konusu markanın SMK 5/1-ç, 6/3 ve 6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı "belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafından, önceye dayalı hak iddiasında bulunularak ... ibareli emtiaların satışına ilişkin faturalar sunulduğu, fatura içeriklerinden 18/01/2017 ve 17/04/2019 tarihleri arasında 16 adet e-arşiv faturasında ... ibaresinin "Tıbbi Cihazlar" emtialarında kullanıldığının anlaşıldığı, bu faturaların tıbbi cihaz emtiasında ... ibaresini markasal kullanım yönünden, davalı başvurusundan önce davacı tarafça kullanıldığını ve gerçek hak sahipliğini ispatladığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça ... ibaresi üzerinde tescilden kaynaklı olarak öncelikli hak sahipliğini ispatladığı bilirkişi raporunda tespit edilen yukarıda aktarılan 10. sınıfta alt emtia grubu ile 35. Sınıfta alt hizmet sınıfı ile davacının gerçek hak sahipliğinin ispatlandığı 10. sınıfta "tıbbi cihazlar" emtiaları ile, markaların hitap ettiği tüketici nezdinde iltibas yaratacağı anlaşılan 35. sınıfta "tıbbi cihazlar emtiasının satışı yönünden mağazacılık hizmetlerinde" kısmen hükümsüzlük kararı verilmesi gerekirken mahkemece, marka benzerliği yönünden bilirkişi raporu ile bağlı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. dava konusu markanın, SMK 6/1 Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 10. Sınıfında yer alan “Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar.” emtialarında ve tıbbi cihaz emtialarında, 35. Sınıfında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinde ve tıbbi cihaz emtialarında, kısmen hükümsüzlüğün şartları oluştuğu sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiği anlaşılmakla dava konusu markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/06/2025 tarih, 2024/237 E., 2025/144 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KISMEN KABULÜ ile; - Davalı adına tescilli... no.lu "..." markasının 10. Sınıfında tescilli "Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar.” emtialarında ve tıbbi cihaz emtialarında", 35. Sınıfta tescilli "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. Tıbbi cihaz mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetlerinde" KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 127,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 322,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 15.322,60 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 7.661,30 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 4/e-Davacı vekiline kabul edilen kısmi hükümsüzlük davası yönünden davanın kabul edilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/f-Davalı vekiline reddedilen kısmi hükümsüzlük davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 300,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.983,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026