İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin icra takibine konu çekten tebliğ edilen ödeme emri ile haberdar olduğunu, çekinin ön ve arka sayfasında bulunan imza ve kaşenin müvekkiline ait olmadığını, İlk takibin İstanbul 23. İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosyası olup ... Bankası' na ait çalıntı çeklerl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2026/35 KARAR NO: 2026/348 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:14/10/2025 NUMARASI:2025/122 E. - 2025/613 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin icra takibine konu çekten tebliğ edilen ödeme emri ile haberdar olduğunu, çekinin ön ve arka sayfasında bulunan imza ve kaşenin müvekkiline ait olmadığını, İlk takibin İstanbul 23. İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosyası olup ... Bankası' na ait çalıntı çeklerle başlatılan bir takibi olduğunu, Bu takibe karşı İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/270 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası ve İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/251 E. sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açıldığını, imzaya itiraz davasında teminatsız olarak icra takibinin durdurulması kararı verildiğini, müvekkilinin icra takibinde yer alan borçlulardan hiçbirini tanımadığı gibi ne çekin keşidecisi olan .... Şti. ile ne de ciro silsilesinde kendisinden sonra yer alan .... Şti. ile hiçbir ticareti olmadığını,Daha önce müvekkili aleyhine başlatılan icra takiplerinin birinde de kargoda çalınan çeklerle işlem yapıldığı çeki gönderen banka tarafından verilen kayıp ve çeklerin sorguya kapatıldığına dair yazı ile de sabit olduğunu, davalı veya 3. kişiler tarafından kötüniyetli olarak sahte imzalarla çek düzenlediğini ve icra takibine konulduğunu, Bu hususla ilgili savcılığa suç duyurusunda da bulunulacağını, tüm bu sebeplerle; müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile daha önce de müvekkili sahte imza ve kaşeyle icra takipleri başlatıldığı ve daha evvel yine teminatsız olarak tedbir ve durdurma kararı verildiğini, imzanın ve yazıların müvekkiline ait olmadığının çıplak gözle dahi belli olan ve kötüniyetle başlatılan icra takibinin karşı tarafın farklı saiklerle hareket ediyor olması neticesinde dosya bedelinin ödenmesi durumunda istirdatının imkansız olacağından dolayı ve ticari hayatın zorluğu dolayısı ile teminat yatırmanın zorluğu ve müvekkilinin sürekli sahte kaşe ve imzalar nedeniyle bu şekilde takiplere maruz kaldığı gözetilerek öncelikle İstanbul 31. İcra Dairesinin .... Sayılı dosyasından başlatılan takibin teminatsız olarak durdurulmasına, aksi kararda uygun görülecek teminat oranında takibin durdurulmasına ve yatırılan teminat sonrasında icra dosyasında tahsil edilecek bedellerin alacaklı tarafa tedbiren ödenmemesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... Şirketi arasında imzalanan 15.12.2020 tarihli genel Faktoring Sözleşmesi kapsamında, ciro yoluyla tevdi alınan dava konusu çeke ilişkin müvekkili tarafından İstanbul 31. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, icra dosyası borçlularından ... Şirketi tarafından ödeme yapılması üzerine infaz edildiğini, davanın konusuz kaldığını, bu sebeple karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmekte olup davanın açıldığı tarih itibariyle müvekkili şirketin haklı olduğunu, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, söz konusu çekin, müvekkiline ciro yoluyla geçtiğini, müvekkilinin çekin yetkili ve iyi niyetli meşru hamili olduğunu, çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, icra takibi başlatmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından usulüne uygun faktoring işlemi yapıldığını, dava konusu çekte yer alan imza davacıya ait olmasa dahi işbu hususu müvekkili şirketin bilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin faktoring şirketi olup imzanın sıhhatini bilebilecek durumda olmadığını, nitekim usul ve yasa gereği de çekin üzerinde düzenleyene izafe edilebilecek bir imza şeklen mevcut olmasına rağmen bu imzanın sahte/taklit olması, imzaların bağımsızlığı ilkesi (TTK M. 677) gereği tedavül eden çekin geçerliliğine engel olmayacağını, dava konusu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığının kesin olarak anlaşılması halinde; müvekkili şirket dava konusu çekleri dava dışı faktoring müşterisinden alacağı tevsik eden belgelere binaen tevdi almış olduğundan çek üzerindeki imzanın sıhhatini bilebilecek durumda olmadığı nazara alınması gerektiğini, davacıyla doğrudan bir ilişkisi bulunmadığını, çekteki ciro silsilesinde, çeki veren kişinin, devralınan faturada alacaklı gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın da faturadaki borçlu ile aynı olduğunu, fatura ile kambiyo senedi arasındaki tutarların uyumlu olduğu hususlarında gerekli araştırmaları yaparak çeki iktisap ettiğini, davanın kabulüne karar verilse dahi müvekkilinin kötüniyetli olmadığını beyan ederek; fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafça dava konusu çekteki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle davacı şirket yetkililerinin alınan ıslak imza örnekleri, celbedilen davacı şirket yetkililerine ait imza asılları ile dava konusu çekteki imzanın karşılaştırılması suretiyle davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olup olmadığı hususunda yapılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen grafolog bilirkişi raporu ile dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmakla, davacı tarafın çekteki imzaya itirazının geçerli olduğu ve imza inkarı mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden, çekteki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşılması dava ve takip konusu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile, davanın kabulü ile, davacının İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı icra takibinden dolayı davalıya İİK 72. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine, çekte davacının lehdar ve 1. ciranta, davalının hamil olması, ciro zincirinde davacı ile davalı arasında farklı ciranta olması ve davalının çekteki imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda olmaması dikkate alınarak davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verildiği görülmüştür.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı faktoring müşterisiyle imzalanan sözleşme, alacak bildirim formu ve dayanak faturaya istinaden 33.500,00 TL bedelli çeki ciro yoluyla ve mevzuata uygun tüm araştırmaları yaparak usulünce devraldığını, faktoring şirketi olması hasebiyle imzanın sıhhatini bilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun Yargıtay’ın öngördüğü teknik donanım ve grafolojik yöntemlerden uzak, denetime elverişsiz ve hatalı olduğunu, cirantaların ticari defterleri incelenmeden ve çekin dayandığı gerçek ticari ilişki araştırılmadan eksik incelemeyle karar verildiğini, kötü niyetli borçluların çalışanlarına imza attırarak borçtan kurtulma yoluna gidebildikleri gözetilerek davacının bankalardaki eski çek örneklerinin getirtilmesi talebinin reddedildiğini, ayrıca davacının reddedilen kötü niyet tazminatı talebi yönünden müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin HMK’nın 326. maddesine açıkça aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, menfi tespit davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı faktoring şirketinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, işlemin usulüne uygun yapıldığı yönündeki iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, yerel mahkemenin grafolog bilirkişi incelemesi yaptırarak çekteki imzanın müvekkil şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit ettiğini, imza inkarının mutlak bir def'i olarak herkese karşı ileri sürülebileceğini ve bu nedenle borçsuzluk kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin ticari sicilinin temiz olduğunu, söz konusu çekten ancak ödeme emriyle haberdar olduğunu, çekin ne ön yüzündeki yazıların ne de arkasındaki imza ve kaşenin müvekkiline ait olmadığını, hatta çekin arkasında imza uyuşmazlığına dair şerh bulunduğunu, davalının iddialarının sadece süreci uzatmaya yönelik olduğunu belirterek usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanmasını ve davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı icra dosyasına konu ... Merkezefendi şubesine ait ... çek seri numaralı, 15/04/2021 keşide tarihli ve 33.500,00 TL bedelli çekteki kaşenin ve imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmektedir.Dava konusu çekin incelenmesinde, ... şubesine ait keşidecisi ... Şti olan 15/04/2021 tarihli ... seri numaralı 33.500,00 TL bedelli olduğu, ilk cirosunun lehdar olan davacı ... Şti adına atıldığı, çekin lehtar cirosu ile ... Şti'ye geçtiği, daha sonra çekin ... Şti'ye ciro atılmak suretiyle geçtiği, daha sonra çekin hamil ... A.Ş'ye ciro yoluyla geçtiği, çekin faktoring işlemi kapsamında son ciranta tarafından davalı factoring şirketine verildiği belirlenmiştir.Factoring sözleşmesinin davalı ile dava dışı ciranta ... Şti arasında düzenlendiği, faktoring borçlusunun çek cirantası olan ... Şti olan ticari ilişkisi kapsamında sunduğu satım faturasına istinaden aldığı çeki teslim bordrosuyla davalıya teslim ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece davanın reddine karar verildiği istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 30/01/2025 tarihli 2022/1284 Esas 2025/212 Karar sayılı ilamıyla " Davacı tarafından takibe konu çekteki lehdar imzası ve kaşesinin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olduğu herkese karşı ileri sürülebileceği, davalının iyi niyetli veya kötü niyetli olmasının sadece kötü niyet tazminatı yönünden değerlendirmede etkili olduğu mahkemece anılan gerekçe ile imzanın aidiyeti konusunda hiç bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın eksik inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/1109 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu getirtilerek, bilirkişi incelemesi yaptırılıp yaptırılmayacağının takdir edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.İade kararımız üzerine mahkemece grafolog bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "İnceleme konusu ... A.Ş.-... Şubesine ait, keşidecisi "... Şti.", keşide yeri İstanbul keşide tarihi 15.04.2021 olan, "33.500TL-OtuzÜçBinBeşYüzTürkLirası" tutarlı ... seri nolu çekte, "... Şirketi" adına atılmış l.ciro imzası ile ilgili şirkette imza atmaya yetkili ...'a ve ...'a ait mevcut mukayese imzalar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu çekte "... Şirketi" adına atılmış l.ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı ve ...'ın eli ürünü olmadığı" belirtilmiştir.İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin30/11/2022 gün, 2021/1109 esas, 2022/847 karar sayılı dosyasında, davacı tarafından dava konusu çeke ilişkin olarak imzaya itiraz davası açıldığı, alınan bilirkişi raporunda çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği ve davanın kabulü ile İstanbul 31.İcra Müdürlüğünün ... Sayılı takip dosyasında, davacı/borçlu yönünden İİK md. 170/3 gereği takibin durdurulmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmıştır.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, iade kararımız üzerine mahkemece grafolog bilirkişiden rapor aldırıldığı, alınan bilirkişi raporunun, yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde usulüne uygun yapıldığı, mukayese imzaların yeterli olduğu icra takibine konu çekteki lehtar imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olduğu herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli son hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceğinden, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.Davalı vekili, red edilen kötü niyet tazminatı yönünden, kendi lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, kötü niyet tazminatı fer'i hüküm olduğundan dolayı red edilmesi durumunda vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2025 tarih ve 2025/122 E., 2025/613 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.382,73 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 767,33 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026