İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 200 yıllık tanınmış bir firma olduğunu, müvekkiline ait ... markasının ABD ve bir çok ülkede tescilli olduğunu, Dünyada özellikle ... da bilinen tanınmış marka olduğunu, davaya konu müvekkil ürününün tüm dün…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1623 Esas KARAR NO : 2026/81 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 12/07/2023 NUMARASI : 2022/300 E.- 2023/211 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 200 yıllık tanınmış bir firma olduğunu, müvekkiline ait ... markasının ABD ve bir çok ülkede tescilli olduğunu, Dünyada özellikle ... da bilinen tanınmış marka olduğunu, davaya konu müvekkil ürününün tüm dünyada dağıtım ağına sahip olduğu gibi Türkiye de de yıllardır internet üzerinden satılmakta olduğunu, davalı şirketin ortaklarının ... olup çok iyi bildikleri davacı müvekkiline ait markayı aynı yazım karakteri ve aynı anda Latin ve Arap alfabesi ile müvekkili tescilini birebir kopyalayarak aynı şekilde tescil ettirdiklerini, davalı firmanın Mart 2021 de kurulduğunu, Nisan 2021 den itibaren 52 adet marka başvurusu yaptığını, davalının taklit markalı ürün üretmeyi ve bilinen markaları kendi adına tescil almayı meslek edindiğini, davalının internet sayfasının taklit markalara yönelik onlarca tanıtım içerdiğini, davalı ve tüzel kişi arkasındaki gerçek kişilerin tümünün açıkça ve belgeli olarak kötü niyetli olduklarını, açıklanan nedenlerle, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil numaralı markanın SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlüğü ile sicilden terkin edilmesini, talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili şirketin 2021 yılında çikolata ve gıda sektöründe faaliyette bulunmak amacıyla kurulduğunu, dava konusu ... tescil numaralı markanın müvekkili adına tescil edildiğini, ... ibaresinin Arapça karşılığının "..." olduğunu, kolaylıkla seçilip bulunacak mahiyette bir kelime olduğunu, davacıya ait ürünlerin ülkemizdeki satışına dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığını, satılsa dahi müvekkilinin iş bu ürün satışlarını bilecek durumda olmadığını, ülkemizde gerçekleştirilen reklamlar, kampanyalar yahut markaya yapılan yatırıma dair hiçbir delil olmadığını bu sebeple, müvekkilinin iş bu satışları bilecek durumda olmadığını, davacı markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olmadığını, davalı müvekkilinin marka ticareti yapmadığından bahisle kötüniyetinin söz konusu olmadığını açıklanan nedenlerle, davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacının davasının REDDİNE karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin Türkiye de tescili olmadığını, ancak müvekkili ürünlerinin Türkiye de satıldığını, tescil yaptırmak istendiğinde davalının tescilinin engel olduğunu, davalının kötü niyetini ispatlar onlarca delil bulunduğunu, davaya konu ... isimli çikolata ürününün dünyada sadece müvekkili tarafından üretildiğini, yıllar içinde Lübnan 'a ait dünyada meşhur bir çikolata olarak tanındığını, davalı şirketin müvekkilini yakınen bildiğini ve takip ettiğini, müvekkilinin markasının özellikle seçilip taklit edildiğini, davalının müvekkilinin sadece tek bir markasını değil üç ayrı markasını ve ticari ünvanını tescil almak için başvuru yaptığı iddialarının incelenmediğini, davalının yalnızca taklit marka almak üzere kurulduğunu, bu durum web sayfasındaki tanıtımlarından ve TPMK sayfasında bir yılda yaptığı 53 tescil başvurusuyla ispatlı olduğunu, bunun ne bilirkişi tarafından nede mahkeme hakimi tarafından incelenmediğini, İstanbul Anadolu 20.Sulh Hukuk Mahkemesinin delil tespiti raporu incelenmeden karar verildiğini, davalının haksız tescil ile haksız kazanç elde etmek amacında olduğunu, müvekkilinin dünyada tanınmış olduğu ve ... markasının da müvekkili ile özdeş olduğu iddialarının incelenmediğini, sektörel bilirkişi heyet içinde olmadığı halde teknik değerlendirmeyi mahkeme hakiminin yaptığını, bilirkişinin davalının davaya konu tescilinin ve kullanım görselinin birebir aynı olduğunu açıkça tespit etmiş olduğu halde tanınmışlık konusunda araştırma ve değerlendirme yapmadığını, konu teknik bir konu olup sektörel bir bilirkişiden rapor alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2.celsede UYAP ta yaşanan sorun sebebi ile duruşma fiilen yapılmadığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğini, beyanla davalının 2021 yılında taklit marka tescili toplamak üzere kurulduğuna ilişkin TPMK ye yaptığı bir yıl içindeki 53 ayrı tescil başvurusu / tescilden feragatlerinin de dikkate alınması ile müvekkilin en son 200 yıllık aile ismi/ünvanı /üst markası olan "..." markasını dahi tescil aldığı ve bu tescile de dava açtıklarına yönelik Bakırköy 2 FSHHM 2023/ 95 E. Sayılı dosyasının UYAP üzerinden celbine, davalının TPMK ye yaptığı 2021/159945 nolu ... markalı müvekkil markasının davalı adına tesciline itirazlarının kabulüne ilişkin TPMK dosyasının celbine, davalının ihracatının olup olmadığına ilişkin ihracat bilgilerinin celbine karar verilmesini, mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, ... tescil sayılı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. Davacı vekili, müvekkilinin ... markasının tanınmış nitelikte olduğunu, markanın ABD ve çeşitli ülkelerde tescilli bulunduğunu, Türkiye’de de uzun süredir internet üzerinden satış yapıldığını, davalı şirket ortaklarının ... kökenli olması nedeniyle markayı yakından bildikleri halde, aynı yazım karakterini kullanarak hem Latin hem Arap harfleriyle markayı birebir kopyaladıklarını, davalının 2021 yılında kurulduktan hemen sonra 52 adet marka başvurusu yaparak tanınmış markaları yedekleme yönünde sistematik şekilde hareket ettiğini, internet sitesindeki çok sayıda taklit markalı ürün tanıtımının da kötüniyeti gösterdiğini beyanla davalı adına tescilli ... numaralı markanın SMK m.6/9 uyarınca kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin çikolata ve gıda sektöründe faaliyet gösterme amacıyla 2021 yılında kurulduğunu, ... kelimesinin Arapça “...” anlamına gelen kolay seçilebilir bir ibare olduğunu, davacının markasını Türkiye’de kullandığına veya tanınmışlığına ilişkin somut belge sunmadığını, davacının markasından haberdar olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin marka ticareti yapmadığını ve kötüniyet bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu markalar arasında işaretsel ve sınıfsal benzerlikler bulunduğu, ancak tanınmışlık iddiasının dosyadaki belgelerle doğrulanamadığı , ispatlanamayan kötüniyet iddiası nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili karara karşı istinaf talep etmiştir. 10.11.2021başvuru tarihli ... tescil no.lu “...” markası 30 / 35. sınıfta 08.04.2022 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir. "... -..." ibareli eski tarihli markaların özellikle Arap ülkelerinde davacı adına tescilli oldukları görülmektedir. 31/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda, taraf markalarının görsel ve sınıfsal açıdan benzerlik gösterdiği davacı markasının tanınmışlığına ilişkin dosyada yeterli veri bulunmadığı , davalı markasının kötüniyetle tescil edildiğine dair taktirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. SMK m.6/9 hükmü uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının korunmayacağı açıktır. Yargıtay HGK’nın 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E., 2008/507 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, marka tescilinde kötüniyet, TMK m.2’nin özel bir görünümüdür ve açıkça kötü niyetle yapıldığı belirlenen tescillerin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki TMK'nın 2. maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından, öğreti ve uygulamada "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden ( resen ) nazara alınacağı ilkeleri kabul edilmiştir. Bu itibarla yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının göz önünde tutulması gerektiğinden, kötüniyet iddiası ; yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşım ile değil bu yönde tüm delillerin toplanıp irdelenmesi ve değerlendirilmesini gerektirir. Hangi davranışların kötüniyet teşkil edeceği kanunda sayılmamış olup her somut olayın özellikleri esas alınmalıdır. Kötü niyetli marka tescilinden söz edilebilmesi için, başvurunun markayı dürüst ticari kullanım amacıyla değil, dürüstlükle bağdaşmayan saiklerle yapılması gerekir. Başkalarının ticaretine engel olmak, tanınmış olsun yada olmasının başkasının markasını ele geçirmek, markadan haksız kazanç elde etmek, yedekleme amacı, tescili bir baskı aracı olarak kullanmak, engelleme saiki veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak öğretide ve uygulamada kötüniyetin tipik görünümleri kabul edilmektedir.Kötüniyetin tescil anında mevcut olması gerekir ancak kötüniyet tespit edilirken somut olayın özelliği çerçevesinde başvuru sahibinin tescil öncesi ve sonrasındaki tutum ve davranışları bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Bu nedenle davacı şirketin 2021 yılında kurulduktan itibaren yalnızca dava konusu markayı değil, davacının ticaret unvanının çekirdek unsurunu teşkil eden aynı zamanda markası olan ... ibaresi dahil çok sayıda markayı 30-35 sınıflarda kendi adına tescil ettirdiği ve bir kısmı tanınmış markalara benzer tescil başvurularını geri çektiği bu haliyle davalının bir marka portföyü oluşturma yönünde davranış sergilemesi , yedekleme ve haksız kazanç saikini göstermesi bakımından kötü niyet göstergesi olarak dikkate alınmalıdır. Ayrıca hükümsüzlüğü talep olunan markanın kötüniyet iddiasında bulunan tarafa ait işaretle birebir aynı olup olmadığı gibi unsurlar da kötü niyetin önemli bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Öte yandan, marka korunmasında hakim olan bir diğer ilke ise ülkesellik prensibidir. Buna göre, tescilli marka sadece tescilli olduğu ülkede koruma altında bulunmakta olup her ne kadar davacının yurtdışında tescilli markaları davalının Türkiye’de tescilli markasıyla aynı ibare ve aynı sınıf hizmetleri taşısa da “markaların ülkeselliği” ilkesi gereği davalının dava konusu markayı Türkiye’de tescil ettirmesine engel değildir. Ancak kötüniyet hukuken himaye edilemeyeceğinden kötüniyetli tescil hali ülkesellik prensibinin de bir istisnasını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde , davacının yurtdışında tescilli markasının Latin harfleri ile yazılmış ... ... kelimeleri ve bunun Arapça yazımı ile O harfinin üstünde yer alan ... şeklinden ibaret olduğu, davalının markasındaki tek farkın O harfinin üzerindeki ... şeklinin yer almaması olduğu, markaların yazı karakteri, formu, genel görünümü ve dizaynı nazara alındığında taraf markaları ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu gibi davalının fiili kullanımında davacı markasındaki ... şekline de yer verildiği görülmektedir. Davalının davacıya ait ... ibareli markayı aynen kopyalayarak benzer sınıfta tescil ettirdiği, marka başvuru tarihi ve sonrasında davalının başkaca bir kısmı tanınmış çok sayıda markayı da Türkiye'de tescilli olmamalarından istifade ile adına tescil ettirmek istediği, kuruluşu ile birlikte kısa sürede aynı sınıftaki çok sayıda tescilleri ile bir marka portföyü oluşturduğu, markanın Türkçe anlamı olmayan ayırt edici bir ibare olduğu , davalının bu ibareyi tesadüfen seçip tescil ettirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair yeterli delil bulunmamakla birlikte kötüniyetli tescil iddiasının sadece tanınmış markalara tanınan bir hükümsüzlük nedeni olmadığı, tanınmış marka olmamakla birlikte davalının davacı markasının yurtdışındaki kullanımlarından haberdar olduğunun anlaşıldığı, Türkiye’de henüz tescil edilmemiş bulunan aynı ibareyi kendi adına tescil ettirerek davacının ticaretini engelleme, marka yedekleme sonucunu doğuran bu davranışının TMK m.2’de düzenlenen dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı başvurusunun kötüniyetli olduğu ve SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığından davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü gerektiği halde , eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile davanın reddi kararı yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne davalı adına tescilli ... tescil sayılı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar kesinleştiğinde TPMK ya bildirilmesine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/07/2023 tarih, 2022/300 E. 2023/211 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-DAVANIN KABULÜ İLE, davalı adına tescilli ... tescil sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde TPMK ya bildirilmesine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken hükümsüzlük talebi yönünden 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 219,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.891,90 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 40,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 778,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026