İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sürekli teknoloji ve tasarım geliştirmeleri sonucu üretilen "..." markalı gözlükleri dünya çapında birçok ülkede satışa sunduğunu, bulunduğu her ülkede kendi kulvarında pazar lideri konumunda olduğunu, müvekkilinin bu bağlamda ülkemizde T…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1114 KARAR NO : 2025/1768 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 23/05/2023 NUMARASI : 2022/88 E. - 2023/116 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sürekli teknoloji ve tasarım geliştirmeleri sonucu üretilen "..." markalı gözlükleri dünya çapında birçok ülkede satışa sunduğunu, bulunduğu her ülkede kendi kulvarında pazar lideri konumunda olduğunu, müvekkilinin bu bağlamda ülkemizde TPMK nezdinde 2015/02675, 2020/10853 ve 2014/14661 tescil numaralı patent belgelerinin tescilli sahibi olduğunu, ancak hal böyle iken davalının müvekkilinin patentten doğan haklarına ihlal oluşturan ürünleri izinsiz olarak sattığını, dağıttığını veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak maksadıyla ticari amaçla elinde bulundurduğunu, davalının bu eyleminin müvekkilinin patentten doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı eylemlerinin müvekkilinin tescilli patent belgesinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men'ini ve ref'ini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin üretim yapmadığını, üretici firmalardan aldığı gözlüklerin ihlal teşkil edip etmediğini bilmesinin ya da bunu inceleyebilmesinin teknik anlamda imkansız olduğunu, dava dosyasındaki ürünü değişik modelleri üretici ... Medikal San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’den aldığını, satışa arz etmediğini, tespit raporunda da davacıya ait ürünlerin bulunmadığını, davalının basiretli tacir gibi davranarak sadece tek bir numune sattığını ve denemeli amaçlı sipariş verdiğini, müvekkilinin davacının patent hakkını ihlal etmediğini, davaya konu patentlere ilişkin ürünün gözlük piyasasında uzun yıllardır var olan ve herhangi bir ayırt edici özelliği bulunmayan, herkes tarafından satılan ve bilinen bir ürün olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının patent hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla, haksız rekabete dayalı isteminin de reddi gerekçesi ile,1-Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın reddine yönelik kararının eksik ve hatalı inceleme ile hukuki nitelendirme sonucu usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürdüğünü, öncelikle Mahkeme'nin gerekçeli kararında davalının dava konusu gözlük ürününü üretici veya ithalatçı firmalardan satın alıp perakende olarak sattığını kabul ettiğini, davalının cevap dilekçesinde de ihlal teşkil eden ürünleri "... MEDİKAL'den aldığını toplamda 5 adet ürün satın aldığını" belirterek ilgili ürünü sattığını ikrar ettiğini ve buna ilişkin fatura da sunduğunu, 10.05.2023 ve 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporlarında ilgili ürünlerin patent hakkı ihlali ve haksız rekabet yarattıklarının tespit edildiğini, bu tespitlere göre davanın kabulü gerekirken yerel mahkemece reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yerel mahkemece sektör bilirkişisinden hukuki bir görüş istendiğini, bu görüşün objektiflikten uzak, usule ve yasaya aykırı olduğunu, sektör bilirkişisinin "davalı optisyenin dava konusu ürünün patent durumunu bilmesinin mümkün olmadığı" yönündeki görüşünün de yanlı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının tacir ve optisyen olması sebebiyle TTK m.18/2 gereği basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi, Sınai Mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin kalitesiz ve düşük fiyatlı olmasının ilk bakışta anlaşılacağını, somut olayda davalıdan ihlal teşkil eden ürün satın alındığının ve faturasıyla satışın tespit edildiğini, Mahkeme'nin daha önce bilirkişi raporu almasına rağmen hukuka aykırı şekilde hukuki görüş talep ederek ısrarla ikinci bir rapor aldırdığını ve bu hukuki görüşü esas aldığını, oysa bu hususun Mahkeme'nin karar vermesi gereken bir konu olduğunu belirterek istinaf ettiğini, davalının sattığı ürünlerin patent hakkını haksız biçimde kullanarak üretilmiş taklit ürünler olduğunu ve haksız rekabet oluşturduğunu, yine yerel mahkemece patent hakkı ihlalinin yanında haksız rekabet açısından da hukuka aykırı olarak ret kararı verildiğini, oysa doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre kümülatif koruma ilkesi gereği Fikri Mülkiyet mevzuatıyla TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanabileceğini ve talep halinde her iki kanun gereğince ihlale hükmedildiğini, hatta tazminat davalarında SMK hükümlerine göre hesaplama yapılamayan durumlarda genel hükümlere göre tazminat miktarı belirlendiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sonuç olarak istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne veya dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; üretici firmalardan alınan gözlüklerin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ihlal teşkil edip etmediğinin Müvekkilİ tarafından tetkik edilebilmesinin mantığa uygun olmadığını ve bu çerçevede Davacı'nın istinaf iddiaları mesnetsiz olduğunu ileri sürerek usule ve kanunlara uygun olarak verilen 23/05/2023 tarihli Yerel Mahkeme kararının onanmasını ve Davacının vekili tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının, davacıya ait patent belgesinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve tecavüz teşkil eden ürünlere el konulması talebine yöneliktir.Türk Patent ve Marka Kurumu kaydına göre, 2020/10853, 2014/14661 ve 2015/02675 sayı ile tescilli patent belgelerinin davacı adına tescilli olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Davacının delil tespiti talebi üzerine dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 10/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle", tespit talep edilen adrese gidilerek “... ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi” mağazasında yapılan bilirkişi incelemesinde, mağaza içindeki raflar, çekmeceler, dolaplar ve depo bölümde yapılan incelemeler neticesinde, tespit talep edenin, 2014/14661, 2015/02675 ve 2020/10853 nolu patent tescillerinin koruma kapsamında kalan ürünlere rastlanılmadığı, dava dosyasına eklenmiş olan 1 adet gözlüğün, davacı ... From ... S.L. ait Türkiye’de bulunan TR 2014/14661, TR 2015/02675 ve TR 2020/10853 numaralı patentlerin koruma kapsamında kaldığı," belirtilmiştir. 03/02/2023 tarihli Bilirkişi Heyet raporunda özetle;" inceleme konusu ürünün (dava dosyasına sunulu olan 1 adet gözlüğün), davacının 2014/14661, 2015/02675 ve 2020/10853 nolu patent tescillerinin koruma kapsamında kaldığı, davalının dava konusu ürünün patent korumasında olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, davalının davacının patent haklarına tecavüzüne (SMK m.141/f.1-b) ilişkin nihai takdir ve kararın mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir. 6769 Sayılı SMK da patent hakkının kapsamı, sınırları ve tecavüz sayılan fiiller Madde 85 ve Madde 141 de düzenlenmiş olup, yazılı maddeler uyarınca patent hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin ileri sürebileceği talepler ve kapsamları yine 6769 Sayılı SMK Madde 149 da belirlenmiştir.MADDE 141- (1) Aşağıdaki fiiller, patent veya faydalı model hakkına tecavüz sayılır:"a) Patent veya faydalı model sahibinin izni olmaksızın buluş konusu ürünü kısmen veya tamamen üretme sonucu taklit etmek. b) Kısmen veya tamamen taklit suretiyle meydana getirildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak,c) Patent sahibinin izni olmaksızın buluş konusu usulü kullanmak veya bu usulün izinsiz olarak kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde buluş konusu usulle doğrudan doğruya elde edilen ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu lerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak." Düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalının dava konusu gözlük ürününü üretici veya ithalatçı firmalardan satın alıp perakende olarak satışını yaptığı, adresinde yapılan incelemede, hak ihlali oluşturacak düzeyde benzer olarak görülen gözlük tespit edilemediği, dava dosyasına eklenen bir adet gözlük üzerinde inceleme yapıldığı, davalının üretici değil satıcı olduğu, patent hukukunda tecavüzden bahsedilebilmesi için, 6769 Sayılı SMK 141/1-b maddesi gereğince davalı satıcının bu ürünün taklit olduğunu bildiği yahut bilmesi gerektiğinin tespiti gerektiği, dosya kapsamında davalının kusurlu olduğu ve sattığı ürünün patente tecavüz ettiğini bildiği yada bilmesi gerektiğinin ispatlanamadığı, davalının sattığı tüm ürünlerin patente konu olup olmadığını kontrol yükümlülüğünün bulunmadığı, TTK 18/2. Madde de düzenlenen basiretli tacir ilkesinin de davalıya bu yükümlülüğü yükleyemeyeceği, davalının kusurlu olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/05/2023 tarih ve 2022/88 E. 2023/116 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025