T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/441 KARAR NO : 2025/1686 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/433 KARAR NO : 2022/669 DAVA TARİHİ : 15/10/2020 KARAR TARİHİ : 14/10/2022 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.12.2025 KARARIN YAZ. TARİHİ : 25.12.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2022 tarih…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/441 KARAR NO : 2025/1686 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/433 KARAR NO : 2022/669 DAVA TARİHİ : 15/10/2020 KARAR TARİHİ : 14/10/2022 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.12.2025 KARARIN YAZ. TARİHİ : 25.12.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2022 tarih ve 2020/433 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya ait araçların lastik kaplama işleminin yapıldığını, davalı tarafa gönderilen e-faturaları iade edilmediğini ve ödenmediğini, ödenmemesi üzerine müvekkilinin alacağını tahsili istemiyle Aliağa İcra Müdürlüğü 2020/2133 Esas sayılı E. Sayılı icra takip dosyası ile takibine başlatıldığını, davalının süresi içerisinde takibe itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına takip konusu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, müvekkili aleyhine, Aliağa İcra Müdürlüğü 2020/2133 E sayılı dosyası ile icra takibine başlanmış ise de müvekkili tarafından haksız takibinden ötürü taraflarınca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkilimizce ödenen borçların ödenmemiş gibi gösterilerek, müvekkilden kötü niyetli olarak mükerrer tahsilat yapılmaya çalışıldığını, taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişki olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirketten alınan her mal ve hizmetin karşılığı ödendiğinini, bunların çek ile ödendiğini, 0011694 seri numaralı, 25.215,00 TL bedelli; 0012566 seri numaralı, 30.000,00 TL bedelli 30/04/2020 vade tarihli; 0011700 seri numaralı 20.000,00 TL bedelli 15/03/2020 vade tarihli; 025411 seri numaralı 16.400,00 TL bedelli 25/04/2020 vade tarihli çeklerden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin, davacı ait olan borçlarının tamamını ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 14.10.2022 tarih ve 2020/433 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında 2020 döneminde ticari bir ilişkinin var olduğu,davacı tarafından davalıya 10.02.2020 ve 10.03.2020 tarihlerinde düzenlenen 2 adet veresiye fişlerinin içeriklerinin 315/80 K.Kaplama Olduğu, veresiye fişlerinin 17.500,00.-TL. Toplam tutarında olduğu, ancak 10.03.2020 tarih 3587 nolu veresiye fişinde "3 tane iade olarak lastik getirdi" denildiği görüldüğünden (3 adet * 875,00= 2.625,00.-TL tutarın mahsup edilerek) 17.500,00.-TL - 2.625,00.-TL = 14.875,00.-TL + %18 KDV 2.677,50.-TL = 17.552,50.-TL toplam tutarında e-arşiv faturası düzenlendiği, teslim alan hanelerinde ...'ın isim ve imzaların olduğu, SGK cevabi yazısına göre, ...'ın 02/2020 ve 03/2020 dönemlerinde davalı işyerinde SGK lı olarak 30'ar gün çalıştığı,davaya ve takibe konu e-arşiv fatura ile dayanağı veresiye fişlerinin içeriğinde teslim alanların isim ve imzası olduğundan,e-arşiv faturanın ve dayanağı veresiye fişleri içeriğindeki ürünlerin davalıya teslim edildiği,davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davaya konu 02.07.2020 tarihli, 17.552-TL tutarlı faturanın ticari defterlere işlenmiş olduğu, tanzim edilen faturaya konu lastik kaplama işi yapıldıktan sonra veresiye fişleri düzenlenmiş, bu fişlere yapılan işin ne olduğu, tarihi ve bedeli yazılarak işi yaptıran şirketin çalışanınca imzalandığı, bir sözleşme niteliğinde olan bu evraka davalı şirket çalışanı ... imza atarak yapılan işi kabul edildiği, ...'ın işin yapıldığı tarihte davalı şirket çalışanı olduğunun SGK kayıtları ile ispatlandığı, davaya ve takibe konu fatura tutarı olan 17.552,50.-TL tutara karşılık davalının verdiğini iddia ettiği 4 adet 91.615,00.-TL toplam tutarlı vadeli çek tutarlarının davacının düzenlediği faturanın 5 katından da fazla olduğu ,91.615,00.-TL toplam tutarlı vadeli çeklerin hiçbirisinin direkt olarak davalı tarafından davacıya verilmediği dava konusu 17.552,50 TL toplam tutarındaki fatura karşılığında verildiğine dair her iki taraf defterlerinde de anılan çeklerin kayıtlarının olmadıkları çeklerin ile fatura ilişiklendirilemediği, takip tarihi itibariyle davlının davacıya 17.552,50 TL borçlu olduğu alacağın likit olduğu göz önüne alınarak davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 28.11.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -İcra İflas Kanunu'na göre genel haciz yoluyla yapılan takiplerde açıkça yetki kuralı öngörülmediğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıf yaptığını, nitekim 2004 kanun sayılı İcra İflas Kanunu 50. Maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." hükmüne göre yetkili icra dairesinin belirleneceğini, borçlunun Türk Medeni Kanunu'na göre ikametgahı sayılan yer icra dairesinin; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre yetkili icra dairesi olduğunu, yani, her ilamsız takip hakkında borçlunun takip tarihindeki ikametgahının bulunduğu yer icra dairesinin yetkili olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yapmış olduğu atıf neticesinde takibin müvekkili şirketin adresinin bulunduğu yer icra dairesinde başlatılmasının gerektiğini, bu açıklamaları doğrultusunda Sivas Mahkemelerinin ve İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu sebeple yetki itirazlarının kabulüne ve dava hakkında verilen kararın bozulmasını talep ettiklerini, -Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi işbu dava dosyası için 31/05/2022 celse tarihli duruşmasında "dosyanın ek rapor düzenlenilmesi için ...'a tevdiine" karar vermişken herhangi bir ek rapor sunulmadan 14/10/2022 tarihli duruşmada işbu dosya için karar verdiğini, nitekim bu kararın hukuka uygun olmadığını, öyle ki Türk hukuk sistemi ilkelerine göre dosyaya karar verilebilmesi için yeterli araştırma ve delil olmasının gerektiğini, bu halde müvekkilinin borcu ödediğine dair sundukları deliller tamken bilirkişinin eksik araştırması ve bankalardan gelecek yazıların beklenmemesi neticesinde eksik araştırma meydana geldiğini, bu eksik araştırma sonucu müvekkilinin hak kaybına uğradığını ve aleyhine karar verildiğini, bilirkişilerin dosyanın gidişatı için mahkemenin takdiri denilse de mahkeme bilirkişi raporunu değerlendirme gereğinde bulunmadan bilirkişinin "çekler ve faturalar ilişkilendirilememiştir." lafzına binaen karar verdiğini, bu halde mahkeme toplanan delilleri değerlendirmeden bilirkişinin lafzı doğrultusunda yeterli araştırma yapmadan karar verdiğini, nitekim ilk derece mahkemesinin, sundukları çeklerin asıllarının bile dosyaya kazandırılması için herhangi bir istemde bulunmadığını, -Bilirkişi ...'ün sunduğu bilirkişi raporunda davalının davacıya 17.552,50 TL borcu olduğu, ancak davalının ise 4 adet çek ile davacıya ödeme yaptığı iddiasının ilgili bankalara müzekkere yazılarak anlaşılabileceğinin sunulduğunu, bilirkişi ...'un sunduğu bilirkişi raporunda 17.552,50 TL tutara karşılık davalının verdiğini iddia ettiği 4 adet 91.615,00 TL toplam tutarlı çek olduğu ve çek vadeleri ile veresiye fişlerinin tarihleri arasında uyumsuzluk bulunmadığının sunulduğunu, -...Bankası 33/33 sayı numaralı beyanında "0011694 seri numaralı 25.215 TL tutarlı ve 0011700 seri numaralı 16.400 TL çekler bankamıza ibraz edilmemiş olup Diğer Banka Takas Sistemi üzerinden ödenmiştir. 0012556 seri nolu 9062 TL tutarlı çek 18.12.2019 tarihinde şubemize ibraz edilmiş olup çeke ait fotokopi ve ödemeye ilişkin dekont yazımız ekinde sunulmuştur." -....A.Ş Genel Müdürlüğü 2022-1163103 numaralı beyanında "... Bankasına ait, 001694 numaralı ve 25.215,00 TL'lik çek .... veri kimlik numaralı ....A.Ş. Tarafından tahsil edilmiştir." dendiğini, ancak bilirkişi raporunda da sunulduğu gibi çekin arka yüzünün müvekkilinde bulunmadığı bu yüzden ciro zincirinin bilinemeyeceğinin sabit olduğunu, nitekim mahkemenin doğru ve hakkaniyete uygun kanaate varması için işbu çekin arka yüzünün dosyaya kazandırılmasının gerektiğini, bu halde işbu dosyada delil eksikliği mevcutken kararın verilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olacağını, -... Bankası'nın 20.02.2022 tarihli bilgi talebi konulu beyanında " Muhatabı .... Bankası olan, 0012566 seri nolu çek ile ilgili olarak; 30/04/2020 tarihinde bankamız Pendik E5 Şubesine ibraz edildiği ve elektronik ortamda TAKAS ODASI ARACILIĞI ile ...vergi kimlik numarasına kayıtlı... Şti. 'ye ödemesinin yapıldığı ibraz edilmiştir." dendiğini, nitekim bilirkişi ...'un sunduğu raporda bahsedildiği üzere işbu çekin ... adına düzenlenmiş olup, bahse konu çekin .... tarafından davacıya cirolandığı ardından davacının ...'a ciroladıktan sonra ... Şti.'ye cirolandığının görüleceğini, -...Bankası 15/02/2022 tarihli beyanında "011700 seri numaralı 15.03.2020 tarihli 20.000,00 TL bedelli .... Bankası'na ait çek 16.03.2020 tarihinde ... vergi kimlik numaralı .... A.Ş. Tarafından ibraz edilmiş. Çek ödenmiştir." dendiğini, nitekim bilirkişi ....'un dava dosyasına sunduğu bilirkişi raporunda da görüleceği gibi işbu çekin .... adına düzenlendiği çekin arka kısmında ciro edilenler bölümünde davacıya ciro edildiği ve davacının .... A.Ş.'ye ciroladığı ve ciroda son zincirde ise ....A.Ş.'ne ciro edildiğinin sabit olduğunu, -Ancak dava dosyasına sunulan bu beyanların eksik olduğunu, nitekim bankalardan alınacak bu çek örneklerine göre bahse konu çeklerin ciro silsilesinin kim tarafından başladığı ve devam ettiği hakkında herhangi bir bilginin tam olarak sunulmadığını, bu doğrultuda mahkemenin ciro silsilesinin araştırılmasını talep etmeden karar vermesinin hakkaniyete uygun olmadığını, ayrıca dava dosyasına sundukları çek fotokopilerinden 025411 seri numaralı 16.400,00 TL bedelli 25/04/2020 vade tarihli çek için yine yeterli delil araştırılmasına gidilmediğini, eksik araştırma yapıldığını, sunulan çeklerin vade tarihlerinin 30/04/2020, 15/03/2020, 25/04/2020 olup borcun oluştuğu tarihten sonraki tarih için düzenlendiğini, nitekim çeklerin her ne kadar vadesi olmayan kıymetli evrak olarak bilinse de çeklerin günümüzde ödeme aracı olarak değil kredi aracı olarak kullanıldığını, nitekim, tacirlerin çeke düzenlenme tarihini ödeme yapılmasını istediği tarih yazarak çeki vadeli hale getirdiğini, bu durumun da tacirlerin ticari hayatı kolaylaştırdığını, -Bahsettikleri bilgiler doğrultusunda müvekkili şirketin, davacı şirkete 17.552,50 TL borcu için vadeli çek yazdığını ve ödemenin takas odaları sayesinde yapıldığını, ilk derece mahkemesinin ise düzenlenen çeklerin toplam tutarının 91.615,00 TL olmasından dolayı borcun ödenmediğine kanaat getirdiğini, bu kanaatin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, - Davacı ve müvekkilinin tacir olup aralarında ticari iş ilişkisinin bulunmadığını, daha önceki borçlarına istinaden yapılan ödemeler ile birlikte davaya konu borcun 17.552,50 TL'nin ödemesi bulunabilecekken mahkeme bunların araştırılmasını ve incelenmesini talep etmediği gibi taleplerinin giderilmesi aksine karar vermekte ısrarcı olunduğunu, bu halde müvekkilinin aleyhine karar verildiğini, nitekim dosyaya yeni bir ek rapor alınmasının gerekli olduğunun mahkemece kanaat oluşması ancak bir sonraki duruşmada rapor alınmadan karar verilmesi hukuka uygun olmadığını, yine, bankalarda bulunan çek örneklerinin ciro silsilesinin eksiksiz bir şekilde görülmesi için defaatle mahkemeden istemde bulunmalarına rağmen bankalara gerekli evrakların dosyaya kazandırılması için mahkemenin herhangi bir istemde bulunmadığını, - Müvekkilinin tacir olup basiretli bir şirket olduğunu, bu halde davacı şirkete borcu olmadan 91.615,00 TL ödeme yapmasının ihtimal dahilinde olmayacağını, aynı zamanda ödemesi yapılan çeklerin düzenlenme tarihi ile davacı şirkete olan 17.552,50 TL borcun oluşma zaman aralığı 5 gün ile başladığını, bu hususun bilirkişi raporunda da sabit olduğunu, bu durumda verilen çekin davaya konu borcun ödenmesi için verilmesinin ihtimali çok çok yüksek olduğunu, ancak mahkemenin ticari hayatta olabilecek bu ilişkileri göz ardı ederek müvekkili aleyhine karar verdiğini, Belirterek Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu 2020/433 E., 2022/669 K. sayılı, 14.10.2022 tarihli kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yetkili mahkemeye gönderilmesine, yetkili mahkemeden alınacak yeni bilirkişi raporunda davacı şirkete ciro edilen veya davacı şirket adına düzenlenen çeklerin bedelleri ve bu çeklerin hangi borç için verildiğinin araştırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında davalıya ait araçların lastik kaplamalarının yapılması konusunda sözlü eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı yüklenici eser sözleşmesi kapsamında iş bedelinin ödenmediğini belirterek düzenlediği 17.552,50 TL bedelli faturanın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalı iş sahibi ise, davacı tarafa ödeme yapıldığını, ödemenin toplam 91.615,00 TL bedelli 4 adet çekle yapıldığını, sözkonusu çeklerin davacı şirketin yetkilisi ... adına düzenlendiğini, davacıya borcun bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 15.H.D.2019/2763 2019/3958 K) İtirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir ilamsız genel icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davası açılamaz. (HGK 26.11.1997 Tarih 19728/998) Davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden dava şartının bulunup bulunmadığı yönünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmektedir. Eldeki davada uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığından, icra takibinin davalının yerleşim yeri veya sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairelerinden birinde açılması gerektiği; davacı yüklenici tarafından sözleşmenin ifa edildiği Aliağa ilçesinde icra takibi başlatıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Somut olayda davacı iş sahibi tarafından dava ve takibe konu e-arşiv fatura ve dayanağı veresiye fişlerine göre faturaya konu ürünlerin davalı şirketin SGK'lı çalışanı ...'a teslim edildiği; davalı iş sahibinin ise söz konusu fatura bedelinin toplam 91.615,00 TL bedelli 4 adet çekle ödendiğini, çeklerin davacı şirketin yetkilisi .... adına düzenlendiğini savunduğundan ödeme iddiasını davalı iş sahibinin ispatla yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli 25.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça düzenlenen fatura bedelinin 5 katından da fazla olan vadeli çeklerle dava ve takibe konu faturanın ödendiğine dair kayıt bulunmadığı, çeklerin fatura ile ilişkilendirilemediğinin belirtildiği; fatura bedelinin 5 katından da fazla olan 4 adet çekin ayrı tüzel kişiliği bulunan davacı şirket yerine davacı şirketin yetkilisi .... . adına düzenlenmesi veya ....'a ciro edilmesinden sonra davacı şirkete ciro edilmesinin dava ve takibe konu faturanın ödenmesi için yapıldığını ispatlayamadığından Mahkemece ek rapor alınmasına ilişkin ara karardan vazgeçilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı; Yargıtay 11.HD 2023/4960 Esas ve 2024/7046 Karar ve Yargıtay 11.HD 2022/195 Esas ve 2023/3715 Karar sayılı emsal kararlarında belirtildiği üzere, HMK'nın 355/1 maddesine göre istinaf incelemesinin istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılabileceği, davalı tarafın istinaf sebebi olarak yemin hakkının hatırlatılmamasına dayanmadığı, mahkemece yemin deliline dayanan davalıya yemin delilinin hatırlatılmamış olmasının kamu düzenine aykırılık da teşkil etmediğinden davalının ödeme iddiasını ispatlayamaması nedeniyle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.10.2022 tarih ve 2020/433 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.199,01 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan toplam (80,70 TL + 199,05 TL) 279,75 TL'nin mahsubu ile kalan 919,26 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.