T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1737 KARAR NO : 2025/1708 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/953 DAVA TARİHİ : 07.10.2025 ARA KARAR TARİHİ : 10.10.2025 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 30.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 30.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/953 Es…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1737 KARAR NO : 2025/1708 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/953 DAVA TARİHİ : 07.10.2025 ARA KARAR TARİHİ : 10.10.2025 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 30.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 30.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/953 Esas sayılı dosyasından verilen 10.10.2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili 07.10.2025 tarihli ihtiyati haciz istemli dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket arasında inşaat yapım konusunda sözleşme yaptıklarını, iki tarafında tacir olduğunu, davacı tarafın alacağına karşılık davalı şirket aleyhine İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2025/7739 Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini, itirazın hukuka aykırı olduğunu, icra takibinde teslim edilmeyen inşaatın yaklaşık bir ay sonrasına iş günü bazında ise 20 günü aşan süreler doğrultusunda talep edildiğini, icra takibi 13.09.2025 tarihinde ikame edildiğini, 15.08.2025 tarihinde işleyen ilk 10 iş günü adına İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2025/7388 Esas sayılı dosyasında talep edildiğini, haksız itirazın iptali adına İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/906 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davalı tarafın 15.08.2025 tarihine kadar ruhsat başvurusu yapılacağını ve anahtar teslim aşamasından teslim edeceğini taahhüdü verdiğini, ancak davalı tarafın söz konusu taşınmazın teslimini gerçekleştiremediğini, temerrüte düştüğünü, davacı ile davalı arasında Menderes 2. Noterliği'nin 05.04.2024 tarih ve 04296 yevmiye numarasına kayıtlı inşaat sözleşmesinin 13. maddesine göre gecikme tazminatı ve gecikme cezası başlıklı maddeyle düzenlendiğini, sözleşmenin Menderes 2. Noterliği'nin 07.07.2025 tarih 09162 yevmiye numaralı sözleşme ile tadil edildiğini, sözleşme gereği gecikme tazminatı ve gecikme cezasının her 10 iş günü için 600.000,00 TL taahhüt edildiğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline ve davacı lehine takip konusu alacağın %20'si oranından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına ve borcun rehinle temin edilmediği, vadesinin geçtiği ve yaklaşık ispat koşulunu sağlaması doğrultusunda davalının 600.000,00 TL borcuna yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının haczi caiz olan kısmımın teminat olarak ihtiyati haczine, mahkeme aksi kanaatte ise uygun teminat alınmak kaydıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 2025/953 Esas sayılı dosyasından verilen 10.10.2025 tarihli ara kararında özetle; Alacağın varlığı ve ödenmesi hususlarının karşı tarafın bu hususta ki beyan ve savunmaları alınmaksızın doğrudan ihtiyati haciz kararına konu edilemeyeceği, istemin yargılamayı gerektirir hususlar içerdiği, İİK'nın 257. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz isteminin kabulünü gerektirir yaklaşık ispat kuralının varlığını gösterir delillerin tam tespit edilemediği, bu hali ile istemin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili 20.10.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Somut olayda yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştirildiğini, Müvekkilinin Şirinyer Vergi Dairesi'ne... Vergi Kimlik Numarası ile kayıtlı olup unvanı .... olan gerçek kişilere ait ticari işletme olduğunu, kendisinin aktifinde bulunan adına kayıtlı taşınmazı ticari menfaat ve ticari faaliyetler adına Menderes 2. Noterliği'nin 05.04.2024 tarih 04296 yevmiye numarasına kayıtlı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile taraflar arasında borç ilişkisi ticari iş olgusu doğrultusunda kurulduğunu, Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde yüklenicinin özen borcunun gereği olarak inşaatı sözleşme ve ekleri, tasdikli projesi, yapı ruhsatı ve imara uygun olarak yapıp süresi içinde teslim etmekle yükümlü olduğunu, yüklenicinin edimini zamanında, tam ve eksiksiz olarak ifa etmemesi hâlinde, arsa sahibi TBK'nın 125. maddesine göre gecikme sebebiyle uğradığı zararlarına karşılık gecikme tazminatı isteyebileceğini, gecikme tazminatı istenebilmesi için yüklenicinin borcunu ifada temerrüte düşmesi, arsa sahibinin ifanın gecikmesinden kaynaklanan zararının gerçekleşmesi ve zararın doğmasında yüklenicinin kusurlu olması gerektiğini, somut olayda TBK'nın 117, 118 ve 179 maddeleri ve sair amir hükümler uyarınca gecikme tazminatı mevcut olup hiçbir kusur şartının gereksiz bulunacağının sabit olduğunu, zira iki tarafın da basiretli tacir olarak, bulunmasa dahi cezai şartı kabul eden tarafın salt basiretli tacir olması olgusu ışığında da kusur aranmayacağının bariz olduğunu, temerrüt halinin somut olayda 15.08.2025 tarihinden itibaren işleyecek belirlenen sürede de inşaatın hiçbir işlem gerektirmeksizin teslim edilmediği müddetçe gecikme tazminatı ve cezai şartın istenebileceğinin sabit olduğunu, Ancak yine de izah edilmek üzere ikame edilen davaya konu olayda ise söz konusu tüm yaklaşık ispat koşullarının karşılandığını, davalı tarafından 15.08.2025 tarihine kadar ruhsat başvurusu yapılacağı ve anahtar teslim aşamasından teslim edileceği taahhüdünün verildiğini, ancak davalı şirketin söz konusu teslimi gerçekleştirmeyerek temerrüte düştüğünü, somut olayda ve sözleşmede kesin vade bulunduğu için davalının temerrüte düştüğünün bariz şekilde ortada olduğunu, aksi anlama gelmemekle birlikte, söz konusu zarar gerçekleşmese dahi basiretli tacir sıfatıyla sözleşmede özel bir madde altında gecikme tazminatı ve cezası başlığıyla gecikme cezasının düzenlendiğini, söz konusu davalı şirketin ise kusuru bulunduğu bariz olup basiretli bir tacir olarak işlemlerini gerçekleştirmekle de mükellef bulunduğu gibi; ülkemizde ve bölgesel anlamda bir mücbir sebep olgusu ya da kusursuzluğa atfedilebilecek bir olgunun mevcut olmadığını, izah edildiği üzere aleyhe anlamda olmamak kaydıyla; hiçbir surette kusur olmasa dahi basiretli tacir sıfatına haiz davalının söz konusu borcunu süresinde ifa etmediğinden dolayı hiçbir şarta gerek kalmaksızın cezai şart/gecikme tazminatı/gecikme cezasını talep etme hakkı mevcut olduğu gibi ihtiyati haciz taleplerinde haklılığının gözler önünde olduğunu, ancak somut olayda tacir olan davalının kusurunun mevcudiyetinin de ortada olduğunu, zira, 17 aylık sürede iki katlı iki yapıyı teslim edemeyen davalının basiretli sıfatından uzaklaştığının aşikar olduğunu,Somut olayda, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen Menderes 2. Noterliği'nin 05.04.2024 tarih 04296 yevmiye numarasına kayıtlı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin 13. maddesinde "Gecikme Tazminatı ve Gecikme Cezası" başlıklı maddeyle düzenlendiğini, ayriyeten belirtmek gerekir ki iş bu sözleşmenin Menderes 2. Noterliği'nin 07.07.2025 tarih 09162 yevmiye numaralı sözleşme ile tadil edildiğini, anılı sözleşmelerde gecikme tazminatı ve cezası kesin vadeli şekilde ve net bir bedel olarak belirlendiğini, İş bu Menderes 2. Noterliği'nin 07.07.2025 tarih 09162 yevmiye numaralı tadil sözleşmesi ile 13. madde düzenlenmiş olup iş bu gecikme tazminatı ve gecikme cezası " Yüklenici tarafından İşbu 15/08/2025 tarihinden itibaren yüklenicinin teslim etmediği her 10 iş günü gün için 600.000,00-TL. (ALTIYÜZBİN TÜRK LİRASI) gecikme cezası ödeme yüklenici tarafından kabul, beyan ve taahhüt edilmektedir. " diyerek sözlerini bitirdiler." maddesiyle tadil edilmiş olup ana sözleşmedeki borç olgusunun yani inşaatların teslim edilmediği her 10 iş günü için 600.000,00 TL gecikme cezası ödeneceği davalı tarafından noterde düzenleme şeklindeki sözleşme ile kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, İş bu bedel ve teslim tarihi tarafların basiretli tacir bulunduğu olguyla birlikte tarafların rızası ile düzenlendiğini, davalı tarafın süresinde teslim edememesi doğrultusunda kendisince teklif edilmiş olup imza altına alındığını, tarafların hür ve açık iradeleriyle anlaşılan bu bedel doğrultusunda inşaatın teslim süresinin de doğrudan tarafların rızası doğrultusunda 4 ay uzatılmasına rağmen ve ikinci 10 iş günü adına gecikme tazminatının talebi süresi ile birlikte, davalının 17 ayı aşan süredir görüntüdeki şekilde inşaatın teslimini sağlamaması, ruhsat başvurusu bulunmaması ve işlem, inşai faaliyet, eksiksiz, ayıpsız inşaat işlemleri görmeyecek şekilde teslim etmemesi olgusu dürüstlük kuralına ve iyiniyetten aykırı tutumlarını gösterdiğini, Sözleşmeye göre teslim oturma iznine (iskân ruhsatı) bağlanmış olup da daha önce fiilî teslim yoksa, gecikme tazminatının iskân ruhsatının alındığı tarihe kadar hesaplanacağını, zira yapı kullanma izin belgesinin, ufak çapta eksiklikler bulunsa bile bağımsız bölümün oturmaya elverişli olduğunun kanıtı olduğunu ve binanın tamamlandığını gösterdiğini, ancak somut olayda gerek tapu gerek de belediye kayıtlarında hiçbir surette yapı kullanma izin belgesi/ruhsatı başvurusunun dahi mevcut olmadığını, gecikme cezasının bedeli de sözleşmede kesin vade ile net olarak belirlendiği ölçütte 600.000,00 TL olarak baki olduğunu, dosya kapsamında sunulan USB flash bellekte yer alan video kaydının, fotoğraf ve görüntü kayıtlarıyla birlikte söz konusu taşınmazın inşaatında oturmaya, ikamet etmeye hazır olmadığının açık olduğunu, ilk bakışta dahi eksik tuvalet kabinleri, eksik boya, merdivenin başlı başına dahi sadece demir parçası bulunduğu vaziyette oturma ruhsatına ve sair şekilde yaşama uygun bir alan bulunmadığı açık barizken ilk derece mahkemesince iş bu olgunun gözardı edilerek ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, borçlunun defaatle 2 aydır teslim olgusunu gerçekleştirmediği gibi işlemlerin ilerlemediğini, borçlunun malvarlığını kaçırdığına yönelik emareler bulunduğu gibi maddi zarara düşmesinden dolayı da iş bu haklı alacaklarına ulaşamama konusunda da değerlendirme yapılabileceğinin bariz olduğunu, davalının halihazırda 2 aylık süreçte hiçbir ödeme gerçekleştirmediği gibi inşaatı teslim etmediğini, 2. Noterde imza altına alınan düzenleme şeklindeki sözleşme ile imzanın kendisine ait olup yaklaşık ispattan öte kesin delil mahiyeti mevcut olup tarihi gözükür şekilde kayıt alınan video görüntüleriyle ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili .... ile davalı.... Şirketi arasında akdedilen Menderes 2. Noterliği'nin 05.04.2024 tarih 04296 yevmiye numarasına kayıtlı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve Menderes 2. Noterliği'nin 07.07.2025 tarih 09162 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Tadili uyarınca davalı şirketin tek yetkilisi olan ...'ın, Noter huzurunda açıkça şirket yetkili sıfatı, imza sirküleri, kimlik tespiti ve kontrolü yapılmak suretiyle imza altına alındığını, iş bu doğrultuda davalı şirket tarafından imza, yetki ve husumet açısından itiraz etmesi mümkün bulunmayıp böyle bir tabir veyahut savunma bulunması hali salt kötü niyet barındırmakla birlikte haksız ve hukuka aykırı bulunacağının açık olduğunu, iş bu doğrultuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinde: "İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar. İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." denilmek suretiyle kesin delil niteliğinde olup haklı davalarına dayanak olan sözleşmeler uyarınca davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kanunun gereği olduğunu, halihazırda uygulamada yer alan şekilde noter senetleri ile imza incelemesi yapılamayacağının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.2019 tarih ve 2017/2692 Esas, 2019/1003 Karar sayılı ilamıyla da sabit olduğunu, 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü uyarınca Menderes 2. Noterliği'nin 05.04.2024 tarih 04296 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı-İnşaat Sözleşmesi ve Menderes 2. Noterliği'nin 07.07.2025 tarih 09162 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Tadilinde alacaklı olan müvekkili tacir ....'ın alacağını güvence altına almak için borçlu ...Şirketi menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiklerini (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2025 tarih ve 2025/955 Esas, 2025/1101 Karar sayılı istinaf ilamı.), Somut olayda sözleşmede 15.08.2025 tarihinden itibaren işleyecek her 10 iş günü adına gecikme tazminatı belirlenmekle birlikte haklı taleplerine haksız olarak itiraz edilerek sürüncemede bırakılmak istenildiğini, ikame edilen icra takibi süresinde olup borcun muacceliyet konusunda şüphe bulunmadığı gibi alacaklarının rehinle temin edilmemesi doğrultusunda İİK'nın 257. maddesi uyarınca tüm şartların sağlandığını, ayrıca belirtmekte fayda bulunduğu üzere işbu dava dilekçeleriyle aynı gün sunulan USB flash bellekte yer alan videoda gün ve saat olgularını net şekilde göstermek kaydıyla söz konusu tarihte sözleşme şartlarının sağlanamadığını, herhangi bir ruhsat başvuru mevcut olmadığı gibi inşaat işlemlerinin bitmesinin söz konusu olmadığını, iş bu olgu ve 16 aylık süreç içerisinde inşaatın bitmemesinin taraflarınca davalı ve borçlu şirketin maddi açıdan güçlük yaşayıp yaşamadığı, mallarını kaçırıp kaçırmadığı konusunda şüphe oluşturduğunu ve ihtiyati haciz taleplerinin haklılığını bir kez daha gün yüzüne çıkarttığını, halihazırda ekte sunulan noter sözleşmeleri, ekran görüntüleri, video kaydı ve sair delillerle birlikte yaklaşık ispat koşulu da borçlu/davalının para borcu ikrar ve kabul eden noterde düzenleme şeklindeki sözleşmesiyle de sabit olduğunu (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2018 tarih ve 2016/18235 Esas, 2018/731 Karar sayılı ilamları.), Öncelikle sunulan delil ve noter huzurunda düzenlenen sözleşme gereği İİK uyarınca teminatsız şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi; aksi kanaat hasıl olması halinde uygun görülecek teminat karşılığı, borca yeter miktarda ..... . Şirketi'nin menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, ikame edilen davada noterde düzenlenmesi doğrultusunda teminat aranmayabileceği olgusunu sunduklarını, İcra İflas Kanunu'nun 259. maddesinin amir hükmünde "Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder." denilmek suretiyle kural olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez ise de; kanunlarda teminat alınmayacağına ilişkin istisnai hükümlerin bulunması halinde, bu istisnaî hükümlerin amacı ve kapsamı ile sınırlı olarak teminat aranmaksızın ihtiyati haciz kararı verilebileceğini, amir hükmün burada İİK 38'e atıf yaparak "Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Bu maddedeki icra kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir." hallerinde hakimin takdiri uyarınca teminat aranmayacağını da belirttiğini (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2009/11811 E., 2010/1632 K., 07.02.2010 tarihli içtihadı), Özetle; müvekkili .... ile davalı şirket arasında akdedilen Menderes 2. Noterliği'nin 05.04.2024 tarih 04296 yevmiye numarasına kayıtlı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin 13. Maddesinde "Gecikme Tazminatı ve Gecikme Cezası" başlıklı maddesi ve Menderes 2. Noterliği'nin 07/07/2025 tarih 09162 yevmiye numaralı tadil sözleşmesi'nin ilgili 13. Maddesi uyarınca gecikme tazminatı ve gecikme cezası düzenlenmiş olup iş bu bedelin 600.000,00 TL olarak likit alacak sınıfında olduğunu, müvekkilinin sözleşmelerde tarafının gerektirdiği şekilde yükümlülüklerini yerine getirmiş olup davalı şirket tarafından sözleşmesel yükümlülüklerinden süresinde ifa etmemesinden kaynaklı olarak ifaya eklenecek şekilde cezai şart/gecikme tazminatı üzerine icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafça haksız şekilde itiraz edilmesi üzerine sözleşmede davalının temerrüte düşmesi doğrultusunda ödemesi gereken gecikme tazminatı ve gecikme cezası başlıklı gecikme cezasını talep edilme zaruretinin doğduğunu, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluklarını tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğinin sabit olduğunu, davalı şirketin ise iş bu inşaatı yapı kullanım izin belgesi adına başvuru yapılmadığı ve ekte belirtilen görüntü kayıtları doğrultusunda süresinde ifa etmemek suretiyle teslim etmediğinin bariz şekilde ortada olduğunu, izah edilen gecikme tazminatı ve cezasına ilişkin bedeli ödeme borcundan kaçınmakta olan davalı şirket, haksız şekilde ödeme emrine itiraz ettiğini, iş bu hususların dosya muhteviyatıyla da sabit olup davalı tarafça aksinin iddia edilmesinin, icra takibine itiraz edilmesi gibi açıkça kötü niyetli olduğunu, bununla beraber muacceliyet tarihinin 15.08.2025'den 2 aylık süreç geçmesine rağmen henüz teslim edilmeyen inşaatlar sebebiyle müvekkilinin zarara uğramakla birlikte davalının mal kaçırdığı, şirketini kötü idare etmesinden dolayı tahsil imkanı adına ihtiyati haciz talep etme zorunluluklarının hasıl olunduğunu belirterek; Yukarıda izah edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile borçlunun/davalının taşınır/taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına borca yetecek tutarda teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, bu kapsamda gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesine, aksi kanaatte ise istinaf taleplerinin kabulü ile borçlunun taşınır/taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına borca yetecek tutarda uygun teminat alınmak kaydıyla ihtiyati haciz konulmasına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin Mahkemenin 10.10.2025 tarihli ara kararıyla reddine karar verildiği, verilen ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince: Davacı vekili, taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, davalının sözleşme borcunu ifa etmediğini davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığını belirterek davacının alacağını elde etme imkânını ortadan kaldıracağından bahisle ihtiyatî haciz kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür. Somut olayda İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin "yaklaşık ispat" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği ayrıca İİK 257/2 maddesine göre davalının mallarını kaçırmaya hazırlandığı iddiasıyla ilgili olarak da yaklaşık ispata yarar dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin ara kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen 10.10.2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/953 Esas sayılı dosyasından verilen 10.10.2025 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekl 1.013,90 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile kalan 398,50 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.