İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili'nin Kayseri ilinde 2001 yılından itibaren "... YATAK" adı altında mobilya üretimi yaptığı bu ürünlerin yurt içi ve yurt dışına satışını yaptığı yurtiçi ve yurtdışı bir çok bayiliği olan tanınmış bir firma olduğu, müvekkilinin bahse konu markayı 08.05.2012 / tarih…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/765 KARAR NO : 2025/1475 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 11/10/2022 NUMARASI : 2019/320 E. - 2022/160 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili'nin Kayseri ilinde 2001 yılından itibaren "... YATAK" adı altında mobilya üretimi yaptığı bu ürünlerin yurt içi ve yurt dışına satışını yaptığı yurtiçi ve yurtdışı bir çok bayiliği olan tanınmış bir firma olduğu, müvekkilinin bahse konu markayı 08.05.2012 / tarihinde 2012/42427 başvuru numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil ettirdiği, Müvekkili şirket tarafından yürütülen yaygın pazarlama ve tanıtım ağı sonucunda "... YATAK" markası yurtiçi ve yurtdışı mobilya pazarında tanınmış ve güvenilir bir firma haline ulaştığı, davalı ... Mobilya ... ile bayilik/... sözleşmesi imzalandığı. Ancak imzalanan sözleşme sonrası "... YATAK" markasını kullanarak ticari faaliyet yürüten davalı sözleşmede kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmediği ve sözleşmenin müvekkili tarafından feshine sebep olduğu. Taraflar arasında akdedilen sözleşme müvekkili şirkete fesih hakkı tanımış buna istinaden Kayseri. 13. Noterliğinin 02.10.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşme feshedildiği, fesih bildirimi 10.10.2019. tarihinde davalıya ulaştığı, davalı ise fesih bildirimine rağmen bayiliğe müvekkilinin onayı olmaksızın devam ettiği hatta müvekkili adına satış yaptığı parasını aldığı ancak ürün teslimi yapmayarak müvekkili şirketi mağdur ettiği ve müvekkilinin marka hakkını kullanarak ticari faaliyetlerine devam ettiği. Davalının müşterilere ücretini aldıktan sonra teslim etmesi gereken ürünleri teslim etmeyerek müvekkili ve müşterilerin mağduriyetine yol açmıştır. Müvekkilin kalite ve güvenilirlikle bilinen marka değeri global pazarda insanların en çok araştırma yaptığı internet ortamında bir çok şikayet almış ve marka değeri çok ciddi şekilde zedelenmiş maddi zarara yol açtığı, Davalının söz konusu ürünleri sözleşme uyarınca alış bedelleri karşılığında firmaya teslim etme yükümlülüğü bulunduğu halde söz konusu ürünler müvekkile teslim edilmediği ve firmanın markası kullanılarak satış yapmaya devam ettiği. marka hakkı müvekkile ait olan ürünlerin davalıya ait işyeri ve depoları aranıp, toplatılarak müvekkile teslim edilmesi zorunluluğu hâsıl olduğu. Marka hakkı müvekkile ait olan mobilyaların marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, Davalının bu şekilde yarattığı haksız rekabetin men'ine karar verilmesine, Marka hakkı müvekkile ait olan ürünlerin toplatılması, ürünlerin davalı tarafından piyasaya satılarak daha fazla mağduriyete sebep vermemesi açısından ihtiyati tedbir kararı alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı taraf noter aracılığıyla sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini ... sözleşmesi incelendiği takdirde sözleşmenin 13 numaralı maddesinin 9 numaralı bendinde; ”... Bayiinin işbu sözleşmede düzenlenen yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi ve/veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ... Yatak sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etme hakkına sahiptir.” demektedir. Sözleşmeye irade serbestisi ilkesi gereği konulan bu sözleşme hükmünde uyuşmazlığımıza uyar haklı sebeple fesih bulunmadığını. Müvekkilinin, bayilik sözleşmesi gereği ticari hayatında gereken tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olup basiretli bir tacir olarak hareket ettiğini, kendilerine teslim edildiği iddia edilen fesih namenin ise haklı sebebe dayanmadığını. müvekkilinden kaynaklanan bir sıkıntı bulunmadığını bu sözleşme maddesine binaen bayilik sözleşmesi feshedilemeyeceğini. Müvekkilinin bu doğrultuda bayilik sözleşmesine devam ettiğini. Bilirkişi raporunda da tasdik edildiği üzere; müvekkili ..., sadece ... marka ürünleri satmakta olup fikri sınai haklar; ihlal etmediğini. Satılan ürünlerin davacı tarafa ait olup haksız rekabet yaratacak bir duruma da vücut verdiğini. Ürünlerin bizzat ... markaları olduğunu. Borçlar hukukunda yer almamakta olan bayilik sözleşmesi gereği müvekkilinin ürünleri mağazasında barındırmakta olup müşterilerine gereği gibi hizmet verdiğini. Haklı sebeple feshe dayanıldığı iddia edilen sözleşme, haklı sebebe dayanmadığını. Sözleşmenin hukuken ayakta olduğu, Aksi iddialar tespit davası ile izahata muhtaç olduğu. İlgili fesih name müvekkilimizin sözleşmeye binaen yaptığı satışlardan alacağı prim borcunu ödememek niyetiyle yapılan haksız ve kötü niyetli bir bildirim olduğunu. Satışı yapılıp ürünün teslimi yapılmadığı iddiaları mesnetsiz olduğunu. Sunulan faturalar açıklayıcı nitelikte olmayıp bir başkaca bayinin satmakta olduğu faturalar olabilecek olup iddialarını destekler nitelikte olmadığını. Keza sözleşme yükümlülüklerini aksatan taraf müvekkili olmayıp ürün tedarikini gecikmeli olarak yapan davacı taraf kendi marka değerini zedeleyici şikayetlere konu olduğunu. Müvekkilinin cevap dilekçesinde beyan ettiği üzere ürünlere dair verilmiş olan sipariş formlarına kayıtsız kalınmış olup ticari hayatına basiretli bir tacir sorumluluğuyla devam etmekte olan müvekkilimizin ticari kimliğine zarar vermiş, müşterilerinin mağduriyetlerine yol açtığını. Noter aracılığıyla fesih namenin tebliğ olduğunun dosyaya sunulmasının ardından ihtiyati tedbir kararının devamına karar verildiğini. Feshin haksız olması, yukarıda arz ve izah olunan ve hakimin resen tespit edeceği gerekçelerle ihtiyati tedbirin kabulü için gereken yaklaşık ispat koşulları sağlanamadığını. Bu sebeple verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ediyor ve ayrıca muhafaza altına alınan malların tarafımıza iadesini arz ve talep ederek haksız davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili, davacı şirketin 2012/42427 numaralı ... markasının tescilli sahibi olduğunu. 2001 yılından beri ... YATAK adı altında mobilya ürettiğini. Davalı ile aralarında françhise sözleşmesi düzenlendiğini. Davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile sözleşmenin fesih edildiğini. Buna rağmen davalının ... markasını kullanmaya devam ettiğini. Bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durumun tespiti ve meni ile ... markalı ürünlere el konularak, davacıya teslimine karar verilmesini talep ettiği. Davalı tarafından, davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirilmediği belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir. Mahkememizce ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi amacı ile davalı iş yerinde yaptırılan tespit ve neticesi aldırılan bilirkişi raporu ile davalının iş yerindeki bütün ürünlerin ... ibareli olduğu. Davalı kullanımlarının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi sebebi ile olduğunu. Bu sebeple tecavüz iddiası yönünden görüş bildirilmediği, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra davacının ticari defterlerinin de incelenmesi ve taraflar arasındaki sözleşmenin feshi hususlarının değerlendirilmesi bakımından talimat yolu ile aldırılan 08/04/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının, davacıya 2019 yılı itibari ile 285.422,91 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu yönünde görüş bildirildiği, dinlenen davacı tanıklarından ...'ın alınan beyanında, davalının davacıya 11 ay boyunca ödeme yapmadığını bu nedenle sözleşmenin fesih edildiğini fakat fesihten sonra davalının ürün satışan devam ettiği. Müşterilerin paralarını aldığını fakat ürünleri teslim etmediği, bu yönde bir çok mağdurun kendilerine başvuruda bulunduklarını, diğer tanık ...'ın da benzer mahiyette beyanda bulunduğu. Buna göre de; davacının 2012/42427 numaralı ... markasının 20,24 ve 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu. Davacı şirket ile davalı arasında davalıya ait iş yerinde ... markalı ürünlerin satışına dair bayilik sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından davalının ödemelerini yapmadığı gerekçesi ile sözleşmenin Kayseri 13. Noterliğinin 02/10/2019 tarih ... numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin fesih edildiği, yine Kayseri 13. Noterliğinin 18/10/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de davacıya ait markaların kullanılmaması yönünde ihtar gönderildiği, talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporuna göre de, davalının, davacıya 285.422,91 TL borçlu olduğu. Yine ihtarname tarihi itibari ile de davacının davalıdan alacaklı olduğu. Buna göre taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında sözleşmenin 13/9 ve 13/10. Maddeleri uyarınca davacının sözleşmeyi fesih etmesinin haklı bir nedene dayandığı, yine dosya içerisindeki tanık beyanlarından ve dosyaya eklenen dava dışı müşteri şikayetlerinden davalının sözleşmenin feshine rağmen davacıya ait ... markasını kullandığı ve ... markalı ürün satışına devam ettiği. Yine dosya içerisindeki belgelerden ... markalı ürünlerin davacı şirketçe üretilip davalıya teslim edilip ve satışın bu şekilde gerçekleştirildiği. Buna göre de davalının iş yerinde bulunan ... markalı ürünlerin davacıya ait olduğu davalının sözleşmenin feshinden sonraki kullanımlarının SMK. nın 7.ve 29. Maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve TTK nın 55/1a 4. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği anlaşıldığından neticeten Davanın KABULÜ ile, davalının, davacının marka tescilinden doğan haklarına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, men'ine, davalıda bulunan davacı markasını taşıyan ... YATAK markalı ürünlere El konulmasına, Toplatılmasına ve Hüküm kesinleştiğinde davacıya teslimine, hükmün günlük gazetelerden birinde ilanına, " karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesi'nin 30.03.2021 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı ile "Davalı vekilinin tanık dinletme talebinin süresi içerisinde bildirilmediğinden reddine" denilmek sureti ile tanık dinletilme talebimiz usule ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesi'nin 02.07.2020 tarihli ön inceleme duruşmasının 2 numaralı ara kararında "HMK 140/5 maddesi uyarınca hazır bulunan taraflara dilekçelerinde belirttikleri ve halen dosyaya sunmadıkları delillerini dosyaya sunmak, başka yerden getirilecek bilgi varsa bu hususta gerekli açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilmesine..." denildiğini, 3 numaralı ara kararında ise "HMK 240. Maddesi uyarınca DAVACIYA tanık deliline dayanmaları durumunda tanık isim ve adreslerini ayrıca her bir tanığı hangi olaya ilişkin dinletmek istedikleri hususunda somutlaştırmaları için 2 haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen sürede somutlaştırma yapılmaması, tanık isim ve adreslerinin bildirilmemesi ya da yanlış çıkması durumunda tanık dinletme hakkında vazgeçmiş sayılacaklarının ihtarına...." denildiğini, verilen kararda açıkça görüleceği üzere davalı müvekkiline değil yalnızca davacıya tanık bildirimi için süre verildiğini, sonrasında da tanık bildirebilmek için süre istemelerine rağmen taraflarına süre verilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığını,-Davacı yan ile davalı müvekkili arasında bayilik/ ... sözleşmesi imzalandığını, davacı yanın davalı müvekkilinin sözleşmede kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmediğini bu sebeple haklı nedenle fesih hakkı doğduğunu iddia ederek noter aracılığı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, Sözleşmenin 13 numaralı maddesinin 9 numaralı bendinde; "... Bayii'nin işbu sözleşmede düzenlenen yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi ve/veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ... Yatak sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etme hakkına sahiptir." dendiğini. Müvekkilinin, bayilik sözleşmesi gereği ticari hayatında gereken tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, Sistem ve Satış Koşulları Tebliğinde belirtilen kurallara uygun olarak müşterilerden gelen sipariş taleplerini davacı yana bildirdiğini ancak davacı yanın hiçbir gerekçe göstermeksizin siparişleri teslim etmediğini, davacı yan tarafından teslim edilmeyen siparişlerden dolayı müşterilere mağdur olduğunu, fesih haklı bir nedene dayanmadığını, rapora göre de müvekkilinin sadece ... marka ürünleri satmakla beraber taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesine uygun davrandığını, marka hakkına tecavüz ya da TTK nın 55/1a 4. maddesi uyarınca haksız rekabet yaratacak bir duruma sebebiyet vermediğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın yerinde olduğunu, ancak teminat iadesi hakkında bir karar verilmediğini, davalının iş yerinde bulunan ... markalı ürünlerin davacıya ait olduğunu, davalının sözleşmenin feshinden sonraki kullanımlarının SMK. nIn 7.ve 29. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının tespit tarihi olan 22.11.2019 tarihi itibariyle davacının hak sahibi olduğu "... " markasını kullanma izni olmadığını, buna karşın tespit tarihi itibariyle davalıya ait iş yeri tabelasında , yataklar ve tekstil ürünleri üzerinde , iş yeri içerisinde yer alan tanıtım evraklarında " ... " markasını kullandığını, bu haliyle davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca marka hakkının ihlal edildiğini, aynı eylemin, tüketiciler tarafından davalı işyerinin davacı firmanın şubesi olarak algılanabileceği ve bu haliyle iltibasa sebep olabileceği göz önüne alındığında 6102 sayılı TTK madde 55 ve sair hükümler gereği haksız rekabet oluştuğunu, davalı tarafından süresinde bildirilmeyen, 3 celse geçtikten sonra dahi hiçbir beyanda bulunmayan davalının tanık dinletilmesi taleplerinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, Davalının söz konusu ürünleri sözleşme uyarınca alış bedelleri karşılığında firmaya teslim etme yükümlülüğü bulunduğu halde söz konusu ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini ve firmanın markası kullanılarak satış yapmaya devam etmesi nedeniyle müvekkil şirketi maddi ve ticari itibar olarak olumsuz ve yüksek meblağda zarara uğratmış olduğunu, Davalının iddialarının asılsız olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, Mahkemece aldırılan 08/04/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda da sabit olduğu üzere davacı yanın iddialarının doğru olduğunu , davalı ...'in 285.422,91 TL borçlu olduğunu , taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, asıl haksız ve mesnetsiz olan davalının istinaf kanun yoluna başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davanın davacının 2012/42427 tescil nolu ... markası adı altında davalı tarafından taraflar arasında akdedilen Franchising sözleşmesinin davacı tarafından fesh edilmesine rağmen markanın kullanılmaya devam edildiği iddiası ile davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, durdurulması, kararın ilanı olup, davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasıdır. Davacı ile davalı ... Mobilya ... arasında bayilik/... sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davacı şirket tarafından Kayseri. 13. Noterliğinin 02.10.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği, fesih bildiriminin 10.10.2019 tarihinde davalıya ulaştığı anlaşılmıştır. 10 günlük sürenin 20/10/2019 tarihinde dolduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça her ne kadar, taraflar arasındaki bayilik/... sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiği iddia edilmiş ise de, sözleşmesinin haksız olduğuna ilişkin iddianın işbu dava konusu olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 13 numaralı maddesine göre ; "... Bayii'nin işbu sözleşmede düzenlenen yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi ve/veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ... Yatak sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etme hakkına sahiptir." hükmü gereği davacının sözleşmede bulunan yasal hakkını kullandığı, ve 02.10.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği, fesih bildiriminin 10.10.2019 tarihinde davalıya ulaştığı, 10 günlük sürenin 20/10/2019 tarihinde dolduğu, 22.11.2019 tarihinde tespitin yapılmış olduğu gözetilerek tabelanın kaldırılması için yeterli sürenin bulunmasına rağmen tabelanın kaldırılmadığı, bu nedenle somut olayda markaya tecavüzün şartlarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'ın 140. Maddesine göre taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorunda olup, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamalarının gerektiği, davalının verilen sürede tanık isimlerini bildirmediği, ayrıca tanıkla ispatı gereken bir durum da bulunmadığından savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, buna göre kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih ve 2019/320 E. 2022/160 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025