T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1304 KARAR NO: 2026/404 KARAR TARİHİ: 26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/02/2023 NUMARASI: 2020/530 Esas 2023/75 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali ( Ödünç İlişkisinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesind…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1304 KARAR NO: 2026/404 KARAR TARİHİ: 26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/02/2023 NUMARASI: 2020/530 Esas 2023/75 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali ( Ödünç İlişkisinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı ... A.Ş.'nin ortağı olduğunu, davalı şirketler arasında 2013 yılında adi ortaklık kurulduğunu, daha sonra İstanbul ... Noterliğinin 29/09/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı Adi Ortaklık Sözleşmesi ve adi ortaklık ile ... İnş. .. A.Ş. arasında İş Ortaklığı ve Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığını, adi ortaklık tarafından yapılacak projelerin finansmanı amacıyla müvekkili tarafından adi ortaklığa banka havalesiyle toplam 4.300.141 TL borç verildiğini, borcun 1.016.940 TL'sinin ödendiğini ancak, bakiye 3.283.201 TL alacağın ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Eldeki davanın adi ortaklığa karşı açılması gerektiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini; davanın zamanaşımına uğradığını; borç olarak gönderildiği ileri sürülen havalelerin, adi ortaklardan ... adına gönderilen ödemeler olduğunu, havalelerde "borç" açıklamasının bulunmadığını, davacının müvekkili şirketlerden alacağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; "davacının davaya dayanak yaptığı adi ortaklık hesabına gönderilen ödeme dekontlarının incelenmesinden; çoğunlukla "... adına" veya "hesaba aktarılan" açıklamalarıyla gönderilen ödemeler olduğu, havalelerde "borç (ödünç)" açıklamalarının bulunmadığı görülmüş olup; bu durumda yapılan ödemelerin, davacının kendi adına adi ortaklığa vermiş olduğunu ileri sürdüğü borç (ödünç) değil; davacının da ortağı olduğu adi ortaklardan ... ... A.Ş.adına adi ortaklığa konulan sermaye payı olduğunun kabulü gerekmiş ve aksi yöndeki bilirkişi raporlarına mahkemece değer verilmediğini, adi ortaklığa konulan sermaye payının ortaklar tarafından talebi için öncelikle ortaklığın tasfiyesinin gerekli ve zorunlu olduğu; somut olay bakımından da dava tarihi itibariyle tasfiye henüz gerçekleşmediği anlaşıldığından ve bu nedenle talebi mümkün bir alacaktan bahsedilemeyeceğinden, yerinde görülmeyen davanın reddi" gerekçesi ile,"Davanın reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı takip borçlularından ... A.Ş. ile diğer takip borçlusu .... Şti arasında 2013 yılı başlarında, İstanbul,Gaziosmanpaşa, ...Mahallesinde kain, tapuda ...-... ve ... ada üzerinde inşa edilen ... Projesinin inşası için adi ortaklık kurulduğunu, projenin finansmanı amacıyla müvekkili tarafından adi ortaklığa muhtelif banka havaleleri yoluyla 4.300.141,00 TL borç verildiği ve bu borcun, 1.016.940,00 TL'lık kısmının adi ortaklık tarafından geri ödendiğini, bakiye 3.283.201,00 TL alacağımızın tahsili için İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla 3.283.201,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığını, davalıların borca itiraz dilekçelerinde her ne kadar cari hesap borcu bulunmadığını öne sürmüş olsalar dahi gerek takibe dayanak olarak sunulan cari hesap tablosunda ve gerekse dilekçe ekinde sunulan dekontlarda, ...-... adi ortaklığına müvekkili tarafından gönderilen ve borçlular tarafından müvekkiline gönderilen paraların tarihleriyle beraber açıkça görüldüğünü, müvekkili tarafından gönderilen bu kadar yüklü miktarda paranın, aynı tarihlerde inşaatın devam ediyor olması da dikkate alındığında, adi ortaklığın mali ihtiyaçlarının karşılanmasından, bir diğer ifade ile borç olarak verilmesinden başka bir amaçla gönderilmesinin mümkün olamayacağını, adi ortaklığın müvekkiline aldığı borcun karşılığı olarak kısmi ödemelerde bulunmasının taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin tartışmasız surette ortaya koyduğunun belirtildiğini, davalıların verdikleri cevap dilekçesine bakıldığında, müvekkili tarafından gönderilen ve davanın konusunu oluşturan paraların veriliş amacı hakkında hiçbir açıklamada bulunulmadığını, yuvarlak ifadelerle herhangi bir borç yoktur denildiğini, dekontlarda yazılı açıklamalar tekrarlanarak bir kısım dekontlarda ... Ortaklığı tarafından gönderilen ibaresinin yazılı olduğunu ve paranın ... adına değil ... Ortaklığı adına yapıldığını, bir kısım dekontlarda hesaba aktarılan ibaresinin bulunduğunun yazıldığını, borç olarak gönderilen ibaresinin bulunduğu dekontlarla gönderilen paraların ise müvekkilinin oğlunun vekalet yoluyla sattığı dairelerden aldığını ve zimmetine geçirdiği para olduğuna dair mesnetsiz iddiaların yer aldığının görüldüğünü, davalılar ne cevap dilekçelerinde, ne de yargılama boyunca verdikleri dilekçelerin hiçbirisinde gönderilen paraların "müvekkilinin de ortağı olduğu adi ortaklardan ... ... A.Ş. adına adi ortaklığa konulan sermaye payı olduğunu söylemediğini, böyle bir savunma yapmadığını, müvekkilinin ... adına ödeme yaptığına dair iddianın, ticari hayatın mantığı, teamülleri ve gerekleri ile taban tabana ters düşeceğini, eğer müvekkilinin, sözleşmeyi kendi adına imzalamış olsaydı, adi ortakların iş gereği gerekli sermaye payını her zaman karşılamak zorunda olduğuna göre, kendi sermaye borcunu ödemek yerine ...'nın borcunu ödemesinin mantığının olmadığını, müvekkilinin iradesinin sermaye payı olarak ... A.Ş. adına para göndermek olsaydı, paranın doğrudan adi ortaklığa gönderilmesinin söz konusu olamayacağını, önce ...'ya ve sonrasında adi ortaklığa gönderilmesi gerektiğinin muhakkak olduğunu, keza hiçbir banka dekontunda ... adına para gönderildiğine dair ibare bulunmadığını, işin yapılabilmesi için para gerektiğinden ve adi ortaklığın diğer ortakları para ödemeye yanaşmadığından müvekkilinin adi ortaklığa borç verdiğini, adi ortaklığın aldığı borcun bir kısmını ödediğini, ödenmeyen kısmın takip ve dava konusu edildiğini, yapılan inceleme neticesinde, müvekkilinin alacağının ticari defterlerde kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ... A.Ş.'de mevcut ortaklığı dışında, yine ... A.Ş.'nin ortaklarından ... A.Ş.'nin de hissedarı olduğunu, nitekim ... A.Ş.nin de gerek ... A.Ş.'ye ve gerek adi ortaklığa borç para verdiğini, ... A.Ş.'ye verdiği borç paranın tahsili amacıyla İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/559 E. Sayılı dosyasıyla, adi ortaklığa verdiği borç paranın tahsili amacıyla İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/497 E. Sayılı dosyaları ile davalar açıldığını, bu davaların kabul edildiğini ve verilen kararların kesinleştiğini, müvekkili tarafından ... A.Ş.'nin sermaye borcunun ödenmiş olsaydı, yapılan ödemelerin adi ortaklığın ticari defterlerinde, ... A.Ş.'ye ait hesaplara alacak olarak kaydedilmesi gerekecek olduğunu, adi ortaklığın müvekkilinden borç aldığı için ticari defterlere müvekkilinin alacaklı olarak kaydedildiğini ve yapılan bu kaydın, defterlerin resmi niteliği uyarınca aynı zamanda borç ikrarı anlamına geldiğinde tereddüt olmadığını, bu kayıtların delil niteliğini bertaraf eden her yorumun, ticari defterlerin sahibi aleyhine kayıt içerse dahi lehine delil olabileceğine dair hukuksal garabetin yolunu açacak olduğunu, müvekkili ile adi ortaklık arasındaki para akışının ... A.Ş. ile ilgisi bulunmayan ayrı hesaplarda izlenmesinin, müvekkili tarafından gönderilen toplam 4.300.141,00 TL'nın bu hesaplarda yine ... A.Ş. ile herhangi bir ilgi kurulmaksızın, münhasıran müvekkili ile mevcut cari borç ilişkisi kapsamında ve müvekkili lehine alacak olarak kaydedilmesinin, adi ortaklığın müvekkiline olan borcunun 1.016.940,00 TL'lık kısmının muhtelif terminlerde müvekkiline ödenmesini ve bu ödemelerin yine aynı hesaplarda kaydı, taraflar arasında gerçekleşen ilişkinin tam anlamı ile tüketim ödüncü kapsamında olduğunu tartışmasız surette ortaya koyduğunu, mahkeme kararında yer alanın, para makbuzlarının bazılarında hiçbir açıklamanın bulunmamasının ... adına sermaye payı ödemesinin varlığına delalet ettiğine ilişkin çıkarımın da maddi ve hukuki dayanağı olmadığını, makbuzlarda gönderilen paraların borç olarak gönderildiğine ilişkin meşruhatın bulunmaması nedeniyle mevcut borcun ödendiğine dair karinenin varlığından söz edilmesinin de mümkün olmadığını, zira, müvekkilinin adi ortaklığa herhangi bir borcu bulunsa idi, bu borcun müstenidatını oluşturan belge ve kayıtların da mevcut olması gerekecek olduğunu, ki, böyle hiçbir kayıt ve borç olmadığından, mevcut bir borcun ödendiğinin de varsayılamayacağını, kaldı ki, müvekkili tarafından borç olarak gönderildiğinin açıkça tasrih edildiğini, bulunan ödemelerin yok sayıldığının bir başka vakıa olduğunu, yerel mahkeme tarafından, tüm bu maddi ve hukuki gerçekler hilafına yapılan yorumun son derece zorlayıcı olduğunu ve müvekkilinin alacağının ancak adi ortaklığın tasfiyesi halinde tasfiye sonucuna bağlanmasının, müvekkilinin haklarının ağır surette haleldar edilmesinden başka bir anlam taşımayacağını, adi ortaklığın alacaklılarına karşı adi ortakların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarının bir başka hukuksal gerçek olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararın, tüm yönleri ile yasaya, usule ve hakkaniyete aykırı karar niteliğinde olduğunu, kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;Dava, ödünç ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67.maddesine göre iptali ile icra inkar tazminatı istemlidir.Davacı dava dilekçesinde; davacı tarafından adi ortaklığa banka havalesiyle toplam 4.300.141 TL borç verildiğini, borcun 1.016.940 TL'sinin ödendiğini ancak, bakiye 3.283.201 TL alacağın ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasından başlatılan takibe de itiraz edildiğininden bahisle itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş davalılar ise; borç olarak gönderildiği ileri sürülen havalelerin, davacı tarafından adi ortaklardan ... adına gönderilen ödemeler olduğunu, havalelerde "borç" açıklamasının bulunmadığını, davacının davalı şirketlerden alacağı bulunmadığını savunmuşlardır.Mahkemesince; gönderilen ödemelerde borç açıklamasının bulunmadığı, ödemelerin davacının da ortağı olduğu adi ortaklardan ... ... A.Ş.adına adi ortaklığa konulan sermaye payı olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Havale kavramı hakkında geniş bilgi için bknz: Prof. Dr. Arif B. Kocaman. Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001) (Yargıtay’ın bu konudaki uygulamasına örnek olarak da bknz. Yargıtay 11.H.D.’nin 28.9.1992 Tarih ve 1991/1956 Esas- 1992/9316 Karar, Yargıtay 3. H.D.’nin, 18/12/2019 Tarih ve 2018/7661 Esas-2019/10265 Karar sayılı kararları).Yine aynı Kanun'un 102. maddesi ise; "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır" hükmüne yer vermiş olup, dava konusu icra takibine dayanak banka dekontunda borç/ödünç olarak verildiğine ilişkin hiçbir açıklama ve şerh bulunmaması halinde banka havalesi ile gönderilen paranın 6098 Sayılı TBK m. 102 hükmü uyarınca bir borcun ödemesi olarak gönderildiği kanuni karine olarak kabul edilmiştir.Bu düzenleme karşısında ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca açıklamasız EFT muaccel bir borç için yapılmış olup, EFT nin açıklama içermesi halinde ise bu açıklamaya itibar edilmeli ve aksine ispat yükü iddia eden tarafa düşmektedir. Davalı takip borçlularından ... A.Ş. ile diğer takip borçlusu .... Şti arasında 2013 yılı başlarında, İstanbul, Gaziosmanpaşa, ...Mahallesinde kain, tapuda ...-... ve ... ada üzerinde inşa edilen ... Projesinin inşası için adi ortaklık kurulmuştur. Davacı; adi ortaklardan ... A.Ş.'nin aynı zamanda hissedarlarında olmakla birlikte, projenin finansmanı amacıyla adi ortaklığa ait muhtelif banka hesaplarına havale/EFT yoluyla 4.300.141,00 TL borç verdiğini ve bu borcun, 1.016.940,00 TL'lık kısmının adi ortaklık tarafından geri ödendiğini iddia etmiştir. Ancak Mahkeme; ödemelerin davacının da ortağı olduğu adi ortaklardan ... ... A.Ş.adına adi ortaklığa konulan sermaye payı olduğunu kabul etmişse de bu kabul isabetli değildir.Zira; adi ortaklığı oluşturanlar ayrı bir tüzel kişiliği olan davalı şirketlerdir. Mahkemenin tespitinin aksine davacı, adi ortaklığın ortaklarından biri değildir. TBK'nun 642 ve devam eden maddelerindeki düzenlemeler; adi ortaklığın ortaklarını oluşturan davalı şirketlerin ortaklık payı alacakları bakımından hüküm ifade etmektedir. Yargılama sırasında adi ortaklığın ticari defterleri ve banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde düzenlenen 24/11/2021 ve 14/09/2022 tarihli raporların incelenmesinde; davacı ile adi ortaklık arasındaki cari hesap ilişkisinin adi ortaklığın ticari defterlerinde ... A.Ş. ile ilgisi bulunmayan ayrı hesaplarda izlendiği, davacı tarafından toplam 4.300.141,00 TL para gönderildiği ve münhasıra davacı ile adi ortaklık arasındaki cari borç ilişkisi kapsamında ve davacı lehine "alacak olarak kaydedildiği", adi ortaklığın borcunun 1.016.940,00 TL'lık kısmını ödediği ve bu ödemelerin yine aynı hesaplarda adi ortaklık lehine "alacak olarak kaydedildiği", sonuç itibarı ile davacının davalı adi ortaklık şirketlerinden 2.955.946 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Adi ortaklığın ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmadığı, ortaklığı oluşturan şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri ile adi ortaklık kurabildikleri, adi ortaklığın; şahıs ve şirketlerde alacak ve borç ilişkisine girebildiği, bu anlamda adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ortakları oluşturanların tamamının alacak-borç ilişkisinde müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, nitekim istinaf dilekçesi ekinde aynı davalı adi ortaklara verilen borç (ödünç) için açılan davaların yapılan yargılaması neticesinde;tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, icra takibine konu alacağın davacı defterlerinde alacak davalı defterlerinde ise borç olarak kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defter kayıtları dikkate alındığında davacı tarafın takip konusu alacak miktarı kadar davalıdan alacaklı olduğunu ispat edildiği sonucuna varılarak davaların kabulüne karar verilmiştir. Şu halde; dekontlarda açıkça "borç" açıklaması bulunmadığından havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı düşünülse bile, bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren davacının havaleci (muhil), bu iddiasını davalıların ticari defter ve kayıtları ile ispatladığının kabulü gerekmiştir.Davalı şirketlerin adi ortaklığına ait ticari defterlerinin incelenmesinde davacı yana ait kayıtların iki ayrı hesapta takip edildiği, bu hesaplardan birinin 131.01.005 nolu ortaklardan alacaklar hesabı, diğerinin ise 336 nolu diğer çeşitli borçlar hesabı olduğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda heyet görüşünü değiştirmemiştir. Tüm cari hesap ilişkisinin incelenmesi neticesinde davacının, bakiye alacağının 2.955.946,00 TL olarak hesaplandığı, tarafların itirazının ticari defter kayıtlarına uygun olmadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı adına alacak kaydedilerek oluşturulan cari hesap ilişkisine göre davacının, 2.955.946,00 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmış, HMK 353/1-b-2 maddesi gereği ilk derece mahkemesi kararının kaldırarak; "Davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalıların, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasına vaki itirazının 2.955.946,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın % 20'sine karşılık gelen 591.189,20 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine" oy birliği ile karar aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A.Davacının İstinaf Başvurusu Yönünden; 1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK 353/1-b-2 maddesi gereği, İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 02/02/2023 tarihli ve 2020/530 Esas 2023/75 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Davacının yatırdığı 179,90 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, B.Davanın Esası Yönünden; 1.Davanın kısmen kabul kısmen reddine, -Davalıların, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı icra dosyasına vaki itirazının 2.955.946,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, -Asıl alacağın % 20'sine karşılık gelen 591.189,20 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2.Alınması gereken 201.920,67 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 39.652,87 TL harçtan mahsubu ile bakiye162.267,8 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacının yatırdığı 39.652,87 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 uyarınca hesaplanan 426.272,98 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 uyarınca hesaplanan 52.360,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine (reddedilen dava değerine göre hesaplanan), 6-Davacının yaptığı 5.523,75 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 4.973,16 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,Dair, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtayın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere HMK 361/1 maddesi gereğince temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.26/02/2026