T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/630 KARAR NO:2026/397 KARAR TARİHİ:26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/06/2022 NUMARASI: 2021/879 Esas, 2022/566 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesind…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/630 KARAR NO:2026/397 KARAR TARİHİ:26/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/06/2022 NUMARASI: 2021/879 Esas, 2022/566 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalılar vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı .... Şirketinin dava dışı ... Bankası'nın ... Şubesinden kullandığı kredi nedeniyle kredi sözleşmesinin diğer davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsilen kefili olduğunu, ancak kredi borcu taksitlerinin asıl borçlu tarafından ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek işbu davanın taraflarına ihtarname tebliği üzerine müvekkili hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalılar hakkında da İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, müvekkili tarafından söz konusu takip borcuna istinaden borca mahsuben ödenen ....000,00 TL için asıl borçlu hakkında icra takibi başlattıklarını, davalı-borçlunun yetki itirazı ve itirazı kabul etmeleri üzerine dosyanın K.Çekmece 2. İcra Müdürlüğüne gönderilerek ... numarasına kaydedildiğini, davalı-borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, akabinde müvekkili tarafından dava dışı bankaya borca mahsuben yapılan 190.000,00 TL için kredi asıl borçlusu davalı aleyhine yetki itirazı ve itirazın kabulü üzerine dosyanın K.Çekmece 2. İcra Müdürlüğünün... aldığını, davalılar arasındaki iktisadi özdeşlik ile fiili ve hukuki irtibat bağlantısının saptanması üzerine belirtilen iki icra takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla toplam 200.000,00 TL bedel bakımından davalılar .... Şirketi ve ... hakkında Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, yine borçlu tarafça yapılan yetki itirazının kabulü üzerine dosyanın K.Çekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... numarasını aldığı, müvekkilinin toplamda 200.000,00 TL 'yi davalı kredi borçlusu adına ödeyerek dava dışı bankanın haklarına halef olduğunu, öte yandan davalılar ile davalı kredi borçlusunun adresleri, faaliyet sahaları, ortaklık yapısı, paydaşlarının aynı gerçek kişi ...'ın kontrolünde olmasından ötürü davalılar arasında iktisadi anlamda bir özdeşliğin olduğunun kabulünün gerektiğini, aksi yöndeki kabulü MK 2.maddesi gereğince dürüstlük, hakkaniyet ve hakkın kötüye kullanılamayacağı yasağına aykırılık teşkil ettiğinden davalıların takibe konu edilen alacaklardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, davalıların belirtilen her üç icra takip dosyasındaki haksız itirazlarının iptali ile takiplerin tahsilde tekerür olmamak kaydıyla devamına, her icra takip dosyası için % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Bankası A.Ş ile müvekkili kredi borçlusu .... Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının ise sözleşmeye teminat olarak maliki olduğu taşınmazı ile ipotek borçlusu olduğunu, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin aldığı kredi parasının 413.000- TL sini kredi sözleşmesinin ipotek borçlusu davacıya karz sözleşmesi uyarınca "ödünç" olarak verdiğini ve buna ilişkin fatura düzenlendiğini, karz sözleşmesi uyarınca davacının karz sözleşmesinden doğan borcun 200.000-TL'sinin davacı tarafından 12/04/2012 ve 14/05/2013 tarihleri arasında yapmış olduğu12 adet havale ile ödendiğini, müvekkiline ödenen paranın kredi ipotek borçlusu sıfatı ile ödenmediğini, davacının halen müvekkiline ödünç sözleşmesinden dolayı borcu bulunduğunu, bilahare davacının borcunun tamamını ödemeden ödemiş olduğu parayı geri almak için haksız olarak takip başlattığını, dosyaya ... Bankası A.Ş avukatı tarafından kendi imzası ile sunulan ancak ekinde banka kayıtları yer almayan ödemeye ilişkin belgeleri kabul etmediklerini, bankaya müzekkere yazılarak davacının hesap hareketlerinin kredi sözleşmesine yapılan ödemelerin bankadan istenmesi halinde paranın kime ödendiğinin açıklığa kavuşacağını, davacının müvekkili .... Şirketine ödediği paranın kredi borcuna mahsuben ödendiğinin kabul edilemeyeceğini, BK'nun 83. maddesi uyarınca borcun ifasının kural olarak alacaklıya yapılacağını, davacı ile müvekkili .... Şirketi arasında yapılan karz sözleşmesi ile diğer müvekkilerinin bir ilgisinin bulunmadığını, davacının kredi borcunu ödemesinin kabul edilmesi halinde ise BK'nun 596/4 maddesi uyarınca ipotek borçlusunun ödediği parayı kefillere rücu etmesinin mümkün olmadığını, kefil olan müvekkileri ile ipotek borçlusu davacı arasında yasanın aradığı anlamda bir anlaşmanın olmadığını, davacının tüm alacaklarının zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddine, % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Dairemizin 14/.../2021 T. - 2020/1256 E.- 2021/1812 K.- sayılı;"Dava konusu olayda, bilirkişi heyeti davacının, 200.000 TL'yi dava dışı banka kredi hesabı yerine kredi borçlusu şirketin hesabına ödediği havaleler ve sahibi lehine delil olma niteliğindeki defter kayıtlarına dayanarak tespit etmiştir. Bu durumda davacının alacaklı banka ya halef olma imkanının var olup olmayacağı da ortaya çıkacaktır. öte yandan davacının aynı zamanda borcun kefili de olduğu ipotek akit tablosunun 6.maddesinden anlaşılmaktadır.Davacının üç takibinden ikisinin borçlu kredi çeken şirket hakkında olduğu, üçüncü takibin ise TBK 587.maddesi gereğince borçlu şirketle birlikte diğer kefil ...'a yöneltiği her üç takibinde ödenen 200.000tl için açıldığı ancak derdestliğin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.Küçükçekmece 2.İcra Müd.nün ... sayılı dosyası kefil sıfatı ile borçlu şirketin yanı sıra birbirinden bağımsız diğer kefile de yöneltilmekle TBK 587.madde son fıkrasına göre, payı oranında rucu edebileceğinden bu yönü ile inceleme yapılmadığı görülmüştür.Davada, davalı şirketler arasında iktisadi birlik ve organik bağ bulunduğu ve perdenin kaldırılması teorisinden hareketle diğer kefil ...şt'i hasım tutulmuş ise de, davacının iki takibinin kredi borçlusu, üçüncü takibinin ise kefil sıfatı ile ...ve borçlu ... .. şirket hakkında açılmış bulunmasına göre, ayrı bir tüzel kişiliği olan bu şirketi rucu takibin tarafı olmadığı halde hasım tutmak da olanaklı değildir.Bu durumda, davacı ipotek veren 3.kişi olarak kredinin borçlusu gibi görünse de taraflar arasında ödünç içere bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda davacının ödemeleri nazara alındığında sözleşmenin varlığına dalalet eden tüm delillerin bu arada belgede şahit olanların dinlenerek belgenin fotokopi olup olmadığı belirlenerek kapsam tayin edilmesi, alacaklı banka dosyaları infaz olmuşu ise kim ne şekilde ödeme yaparak dosyaların infaz edildiğinin araştırılması, davacının kendi takipleri yönünden halefiyet gereği alacaklı hale gelip gelmediği, yaptığı ödemeler ile fatura içeriği yeniden değerlendirilerek ödüncün geri ödemesini yapıp yapmadığı, davalıların delilleri arasında yer alan banka kayıtlarının da incelenmesi ile sonuca gidilmesi gerekmektedir.İzah edilen nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK 353.1.a.6 gereğince İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine oy birliği ile karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki kararı sonrası yeniden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce; "Davacının davalılar aleyhinde açtığı davanın KISMEN KABULÜNE, her üç takip dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere; a)Küçükçekmece 2.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına davalı-borçlu .... Şti. tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin ....000,00-TLasıl alacak, 48,97-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ....048,97-TL alacak üzerinden devamına, bu miktarın içerisindeki asıl alacak ....000,00-TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, b)Küçükçekmece 2.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına davalı-borçlu .... Şti. tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 190.000,00-TLasıl alacak, 27.684,59-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 217.684,59-TL alacak üzerinden devamına, bu miktarın içerisindeki asıl alacak olan 190.000,00-TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, Davacının bu takip dosyasına yönelik fazla isteminin reddine, Koşulları oluşmadığından davalı yanın kötüniyet tazminatı isteminin reddine, c)Küçükçekmece 2.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına davalı-borçlular .... Şti.ile ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 200.000,00-TLasıl alacak, 31.609,93-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 231.609,93-TL alacak üzerinden devamına, bu miktarın içerisindeki asıl alacak 200.000,00-TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, Davacının bu takip dosyasına yönelik fazla isteminin reddine, Koşulları oluşmadığından davalıların kötüniyet tazminatı istemlerinin de reddine," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.Yerel mahkemenin 30/11/2022 tarihli tashih şerhi ile; "Mahkememizin 02/06/2022 tarih, 2021/879 Esas, 2022/566 Karar sayılı kararının hüküm kısmının 3.maddesinin; "Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 31.377,75 TL ilam ve karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 3.415,50 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 4.575,00 TL harcın mahsubuna, bakiye 23.387,25 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına" olarak tashihine şeklinde hüküm tesis etmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının ilk 6,5 sayfası boyunca şu ana kadar yapılan yargılamanın özetinin ifade edildiğini, davacı ile davalı .... Şti. arasında ödünç sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşmenin fatura üzerine yazıldığını, dosyaya sundukları bu evrakın fotokopi değil otokopi olduğunu ve yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, dosyada dinlenen tanık beyanlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ... Bankası tarafından, davacı tarafından yapılan ödemelerin müvekkillerinin kredi borcuna mahsuben yapıldığına dair verilen bilginin hatalı olduğunu, davacı tarafça yapılan ödemelerin davalı ... Ticaret'in ...hesabına yatırılmak suretiyle müvekkilinin davalı .... Şti.'ye olan borcuna mahsuben yapıldığını, halefiyetin söz konusu olmadığını, BA/BS formlarındaki eksikliğin alacağın varlığına etki etmediğini ileri sürmüş ve konu kararın yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... ... istinaf dilekçesinde özetle; Kendisinin 40 senedir iş insanı olarak çalışmakta olduğunu, işletme mezunu olup yüksek lisansının bulunduğunu, farklı firmaları ile 100ü aşkın tahıl silo ve değirmeni/fabrikayı Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerin inşa etmiş olamasına rağmen, ... müteahhiti olmasına rağmen uyuşturucu kaçakçılığından 20 sene üzerinde ceza almış davacıya karşı, delillerinin incelenmesi sonucunda bilirkişi raporları ile de tespit edilen şekilde aralarında ödünç akti olduğuna, davacının yaptığı ödemenin hukuken halefiyet olmadığına mahkemeleri ikna edemediğini, tüm delillerin ve bilirkişi raporlarının kendisinin ve şirketleri lehine olmasına rağmen, davacıya karsı bir vatandaş olarak iddialarına mahkemelerce cevap verilmemesini anlayamadığını, ortada ısrarla kendi bilirkişisine uymayan mahkemelerin olduğunu, mahkemenin yüksek lisanslı bir iş insanı olarak davacı ile yaptığı sözleşmeye "düşündürücü" dediğini, bunu kabul etmediğini, tüm bu sebeplerle, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve esasa girişilerek hüküm tesis edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;Dava, ipotek veren tarafından ödendiği iddia olunan kredi borcunun davalılar asıl kredi borçlusu ve müşterek- müteselsil kefillerinden rücuen tahsili için girişilen ilamsız icra takiplerine vaki itirazların iptali istemlidir. Dairemiz kaldırma kararı uyarınca yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde özetle; öncelikle, davalıların fatura şeklinde fotokopi ve karbon nüsha olarak sundukları karz(ödünç) akdi sözleşmesi faturasının imzasının inkar edilmesi nedeniyle bu belgenin delil niteliği bulunup bulunmadığını incelemiş, aralarında adli tıp uzmanı bilirkişilerin de yer aldığı üç kişilik bilirkişi raporu ile imza davacı eli ürünü olarak tespit edilmişse de rapora itibar etmemiş, belgenin delil/delil başlangıcı niteliğinin bulunmadığı, bu fatura dışında davalıların delil başlangıcı niteliğinde bilgi, belge sunmadığı sonucuna varmıştır. Davacı ...'ın borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek veren konumunda olduğu, Banka ödeme dekontlarında açıklama olarak "ipotek borçlusu-..." yazdığı, dava dışı ... Bankası A.Ş yazı cevabına göre 200.000,00 TL'lik ödemenin davacı ipotek veren ... tarafından kredi borcuna mahsuben yapıldığı sonucuna varmış, dosyaya gelen belgelerden davacı ... ile dava dışı banka arasında yapılan 12.04.2012 tarihli protokol ile davalılar tarafından ödenmesi gereken banka kredi borcuna mahsuben davacı ... tarafından ödendiğinin sabit olduğu sonucuna varmış, bu konuda dosyada yer alan bilirkişi raporlarından ayrılmıştır. Mahkeme ayrıca, Yasada borcun mutlak surette alacaklıya ödenmesi yönünde bir şart olmadığını, borcun bir şekilde alacaklıya ulaşması ve itfası yeterli olup bu olaydaki gibi dava dışı bankanın kredi borçlusunun hesabından otomatik olarak tahsil edip borcunu alması üzerine borç kapandığından davacıyı mutlak surette alacaklıya ödeme şeklinde bir yükümlülüğe sokmanın yasanın amacın aykırı bir yorum olduğu değerlendirmesi ile davacı ödemelerinin, kredi borcuna mahsuben yapıldığı sonucuna varmış, sunulan fotokopi belge delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğinden dinlenen tanık beyanlarına da itibar etmemiş, şirket kasasından çıktığı iddia edilen bu miktar paranın poşet içinde elden verildiği beyanlarına değer vermemiş, davalıların kredinin asıl borçlusu ile müşterek borçlu müteselsil kefilleri olduğunu, davacının ödemiş olduğu miktarı davalılardan rücuen istemekte haklı olduğunu, davacının ödediği rakam tek olduğundan davaya konu edilen her üç icra takibi açısından tahsilde tekerrür olmamak üzere rapordaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini açıklamıştır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İpotek veren davacının, davalı asıl borçlu şirketin hesabına 12/04/2012 tarihinden başlamak üzere peyder pey 19/03/2013 tarihine kadar toplam 200.000,00 TL ödeme yaptığı tespit edilmiş, davacı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle bu ödemelerin kredi borcuna mahsuben yapıldığını iddia etmiş, davalılar ise 200.000,00 TL'lik ödemenin 15/02/2011 tarihli fatura niteliğindeki belge üzerine yazılan karz (ödünç) akdinin ifası olarak yapıldığını savunmuşlardır.Davacı yan davalılardan herhangi bir bir mal ve hizmet almadığını bu sebeple faturayı kabul etmediğini iddia etmiş davalılar vekili ise son duruşmada alınan beyanında, davacıya ödünç verildiği iddia edilen para ile ilgili olarak şirketten para çıkışı yapılabilmesi için fatura düzenlenmesi gerektiğini, aslında bunun bir fatura değil sözleşme (ödünç) olduğunu, ödemelerin banka kredi hesabına değil şirket hesabına yapıldığını beyan etmiştir.Davalıların istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalılar, dosyada mevcut bilirkişi raporlarına aykırı karar verildiğini, dava dışı ... Bankası tarafından, davacı ödemelerinin davalıların kredi borcuna mahsuben yapıldığına dair verilen bilginin hatalı olduğunu, davacı tarafça yapılan ödemelerin, davalı ... Ticaret'in ... hesabına yatırılmak suretiyle davalı .... Şti.'ye olan borcuna mahsuben yapıldığını, halefiyetin söz konusu olmadığını iddia etmişlerdir. Davalıların fatura şeklinde fotokopi ve karbon nüsha olarak sundukları karz(ödünç) akdi sözleşmesi olarak iddia ettikleri faturadaki yazı ve imzanın davacı tarafça inkar edilmesi nedeniyle; fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılıp imzanın davacı eli ürünü olduğu tespit edilmesine rağmen rapora itibar edilmeyerek karar verilmesi istinaf konusu yapılmışsa da, raporun doğrudan Adli Tıp Kurumundan alınıp alınmamasının sonuca etkisinin bulunmadığı, fatura üzerine yazılı ödünç sözleşmesi şeklindeki savunmada mal ve hizmet ilişkisinden kaynaklı bir fatura alacağı ileri sürülmediğinden vergi dairesine BA-BS bildirimi bulunmamasının da neticeye etkisinin olmadığı (mahkeme gerekçe;Yine davacı iddiasını otokopi bir faturaya dayandırdığından ve davalı tarafça dosyaya sunulan belgede borç olarak verildiği iddia edilen tutara ilişkin 63.000,00-TL KDV hesaplandığı görülmüş ve davalı şirketin 5.000-TL'nin üzerinde olan bu fatura nedeniyle “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirim yapmadığı da gelen yazı cevaplarından anlaşıldığından bu türden faturanın her zaman düzenlenme imkanı olduğu da dikkate alındığında fotokopi belgeye bu anlamda da itibar edilmemiştir.), fotokopi belgedeki yazı ve imzalar davacı tarafça açıkça inkar edildiğinden Yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince imza incelemesi fotokopi belge üzerinde değil sözleşme aslı üzerinde yapılabileceğinden ıslak imzalı aslı da ibraz edilmediğinden imza incelemesi raporuna itibar edilmediği, fotokopi belgenin bu haliyle delil/delil başlangıcı niteliği bulunmadığı, ödünç akdinin ispatına yönelik başkaca delil/delil başlangıcı niteliğinde belge sunulmadığı gibi, banka dekontlarındaki açıklamalarda da ödünç/borç ödemesi şeklinde bir açıklamaya yer verilmediği, aksine dekontlarda "ipotek veren - ..." yazılı olduğu, dekont açıklamalarında 12/04/2012 protokol tarihinin de yer aldığı, bu anlamda yalnızca tanık beyanları ile akdi ilişkinin HMK 200.madde uyarınca ispatının mümkün olmadığı, davalıların delilleri arasında yemin deliline dayandıkları ancak açıkça yemini istinaf konusu yapmamaları karşısında davalıların ödünç akdini ispat edemediklerine dair Mahkemenin vardığı sonuçta bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalılar; ipotek veren sıfatıyla davacının toplam 200.000,00 TL'lik ödemesinin, kredi borcuna istinaden yapılmadığını iddia etmişler, bu konuda dosyadaki bilirkişi raporlarındaki tespitlere dayanmışlardır. Davacı ..., kredi sözleşmesinde borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek verendir. 16/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ...'ın göndermiş olduğu havaleleri “İPOTEK BORÇLUSU” açıklaması ile davalı .... ŞTİ.'nin bankadaki ... – ... NO.lu hesabına HAVALE olarak göndermiş olması, kaldırma kararımız uyarınca hangi kredi veya hangi taksit ödemesi olduğunun dekont içeriğinden de anlaşılamadığı tespit edilmişse de, davacının, davalıların başkaca kredilerine de ipotek veren olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediği, davacı vekilinin 01/06/2017 tarihli dilekçesinde bankanın talebi üzerine bu paranın davalıların hesabına yatırıldığını beyan ettiği, ipotek veren olması nedeniyle davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul .... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası icra takibi başlatıldığı, dava dışı bankaya yazılan yazı cevabında kredi çekenin hesabına 3.kişi tarafında borç ödemesi yapılmasının mümkün olduğunun belirtildiği, Mahkemesince de isabetli olarak; bu olaydaki gibi dava dışı bankanın kredi borçlusunun hesabından otomatik olarak tahsil edip borcunu alması üzerine borca mahsup edildiğinden davacıyı mutlak surette alacaklıya ödeme şeklinde bir yükümlülüğe sokmanın yasanın amacına aykırı bir yorum olduğu değerlendirmesi ile davacı ödemelerinin, kredi borcuna mahsuben yapıldığı sonucuna varılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı görülmüştür.Dava dilekçesi ve ekindeki belgelerden, hesap kat ihtarnamesinden; kredi borçlusunun davalı ... olduğu, davalı ... ve davalı ...'nin ise müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları anlaşıldığından rücu ödemesinin ve takiplerin tarafları oldukları, davacının üç takibinden ikisinin borçlu kredi çeken şirket hakkında olduğu, üçüncü takibin ise TBK 587.maddesi gereğince borçlu kefil şirketle birlikte diğer kefil ...'a yöneltiği her üç takibin de ödenen 200.000 TL için tahsilde tekerrrür olmamak kaydıyla açıldığı, derdestliğin söz konusu olmadığı anlaşılmış olup kredinin borçlusu ve kefili olan davalıların, ipotek veren davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmış, bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiş, davacının, banka ile yaptığı protokol uyarınca dava konusu toplam 200.000,00 TL ödemeyi dekont açıklamaları ile de davalıların borçlu ve kefili oldukları kredi borcuna mahsuben yaptığı, davalıların, kullanılan kredinin 413.000,- TL sini ipotek borçlusu davacıya "ödünç" olarak verdiğini ve bu ödemelerin ödünce istinaden yapıldığı savunmasını usulüne uygun olarak ispat edemediklerine dair İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden davalıların tüm istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla; davalıların istinaf talebinin dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan inceleme neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalı ... ve davalıların istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtayın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere HMK 361/1 maddesi gereğince temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.26/02/2026