İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası tarafından 1985 yılında kurulan işletmeyi 2009 yılında devralarak ...'u kurduğunu, "..." markasının davacının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil no ile 27/03/2018 tarihinden itibaren tescilli markası olduğunu, davalılar t…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1625 KARAR NO : 2026/74 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 09/06/2023 NUMARASI : 2021/439 E. - 2023/159 K. DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Durdurulması, Kaldırılması Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası tarafından 1985 yılında kurulan işletmeyi 2009 yılında devralarak ...'u kurduğunu, "..." markasının davacının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil no ile 27/03/2018 tarihinden itibaren tescilli markası olduğunu, davalılar tarafından davacının tescilli marka isminin aynı tasarım, renk ve yazı fontu ile birebir kullanıldığını, http://www...com isimli internet sitesiyle de davacının marka adı ve tasarımını aynen kullanan davalıların, davacının marka hakkına açıkça tecavüz ettiğini, söz konusu internet sitesindeki görsellerin e-tespit yönetmiyle kayıt altına alındığını, davalıların kullanmakta oldukları internet sitesindeki ihlallerini durdurmaları ve işletmelerinde asılı olan "... " ibareli tabela ve diğer unsurları kaldırmaları için kendilerine ihtar keşide edildiğini, karşı yanların söz konusu ihlallerinden vazgeçmedikleri gibi davacının kullanmakta olduğunu, http://www...com.tr/ şeklindeki internet sitesi davalılar tarafından kullanılamaz hale getirildiğini, davalıların "..." ibaresi için Google isimli arama motorunda reklam vermiş hem de işletme profili oluşturmuş bulunduklarından bu ifadeyle ilgili arama yapıldığı anda kendilerine ait site ve adreslerin son kullanıcıya ulaştıklarını, davalıların ihlalleri nedeniyle davacının marka değerinin zarar gördüğünü ve iş hacminin %50 ye yakın düştüğünü, açıklanan nedenlerle, davalı yanın müvekkilinin marka tescil belgesi ile koruma altına alınan ürünlerine ilişkin tecavüzünün durdurulmasını, giderilmesini, bu tecavüz nedeni ile uğranılan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat bedelinin taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 10/05/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile; ... ... adına talep ettikleri maddi tazminat alacağı olan 2.500,00 TL'yi 129.635,36 TL artırarak toplam 132.135,36 TL'nin; ... ... adına talep ettikleri maddi tazminat alacağı olan 2.500,00 TL'yi 94.761,69 TL artırarak toplam 97.231,69 TL maddi tazminatın ve 25.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetki ve zamanaşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu, müvekkillerinin adresinin Tuzla/İstanbul olduğunu, HMK genel hükümlerine göre İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, davacı tarafın davalı ... ... ile 2014'ten itibaren birlikte çalıştığını, davalı ... ...'ın davacıya ait Esenyurt'taki işletmede ustabaşı olarak iki yıl boyunca çalıştığını, davalının iki yılın ardından başka bir işte çalışmak üzere bu işyerinden ayrıldığını, davacı ... ...'in, İkitelli'de yeni bir işletme açmaya karar verdiğini, davalı ... ...'a bu işyerinde birlikte çalışmaları ve ortak olmaları için teklifte bulunduğunu, o dönem inşaat işinde çalışan davalının bu işten yeterince tatmin olamadığından davacı tarafın teklifini kabul ettiğini, davacı ... ...'in evrak üzerinde işletmenin sahibi ve tek ortağı göründüğünü, davalının aralarında yaptıkları sözleşme gereği işe ve kar payına ortak olduğunu, davalı ve davacı taraf bir süre birlikte çalıştıktan sonra davacı ... ...'in, işletmeyi davalıya devretmek istediğini beyan ettiğini, işletmenin devri için 330.000 TL'ye anlaştıklarını, işletmenin davalıya devredildiğini, ancak ... ...'le birlikte çalışmaya devam ettiklerini, tarafların, egzoz partikül temizleme işi yaptığını, partikülün ısı derecesinin ve diğer çeşitli ayrıntıların bir ekran üzerinden takip edebilmesi için özel bir yazılım gerektirdiğini, davalı ... ...'ın bu yazılımla ilgilendiğini, yazılımla alakalı yaşadıkları sorunlar sebebiyle tarafların artık bu işi yapmak istemediğini beyan ederek ortaklıklarını sonlandırdıklarını, davalı ... ...'ın bu işi yapmaya devam ettiğini, davalı ve davacı arasında zaten bir sözleşme olduğunu, tarafların işyerinin devri hususunda anlaşmış kira sözleşmesi yaptığını, tescil edilmiş olan markanın ... markası olduğunu, davacı tarafla davalının yaptığı sözleşmede bu markayı kapsam dışı bırakan hiç bir ibareye yer verilmediğini, işletmeyle birlikte devredilen işyerlerinin de aynı tabela üzerinden çalışmaya devam ettiklerini, davacı tarafın iddia ettiği gibi http://www...com adlı internet sitesi üzerinden davalının hiçbir şekilde davacı tarafın rızası dışında onların markalarını kullanmadığını, ayrıca reklam yapmadığını, tabela ya da işletme adının sözleşme dışında tutulmadığını, açıklanan nedenlerle, davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/439 esas, 2023/159 karar sayılı, 09/06/2023 tarihli kararı ile; "Her ne kadar davalı vekili, tarafların markanın kullanımı hususunda anlaşma bulunduğu, kullanımın davacının bilgi ve onayı ile gerçekleştiği, işletme devri ile markanın devredildiği iddiaları ile tecavüz oluşmadığını beyan etmiş ise de, işletmenin devri yahut lisans sözleşmesine ilişkin dosyaya delil ibraz edemediği, davacı yanın davalının kullanımına zımni yahut açık müsaadesinin olduğu durumlarda dahi davacının (marka sahibinin) kullanımın sonlanmasını ihtar ettiği andan itibaren (ihtar veya feshin haklı ya da haksız olmasına göre değişmeksizin) fiili markasal kullanımın tecavüz oluşturacağı, somut olay itibariyle de sessiz kalma yoluyla hak kaybı için gerek beş yıllık sürenin de dolmadığı anlaşıldığından tecavüzün tespiti yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dosyaya sunulan tüm deliller çerçevesinde, davacı yanın tercih ettiği tazminat hesaplama yöntemine göre maddi tazminatın tam ve eksiksiz bir şekilde hesabının yapılmasının mümkün olmadığı, ancak davacının ticari hacmi, tecavüz fiillerinin boyutu hep birlikte nazara alındığında BK 50-51.maddeleri çerçevesinde 30.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE,-Davalıların davacıya ait ... tescil numaralı markasına yönelik tecavüzlerin ref ve menine,-TBK 50 ve 51. Maddeleri çerçevesinde takdir olunan 30.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE " karar vermiştir.Davacı vekili 26/07/2023 tarihli hükmün tamamlanması talepli dilekçesi ile dava dilekçelerinde yer almayan ancak cevaba cevap dilekçeleri ve talep arttırım dilekçelerinde belirttikleri faiz taleplerinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca ele alınarak HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün bu yönüyle tamamlanmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesi 2021/439 esas, 2023/159 karar sayılı, 01/09/2023 tarihli ek kararı ile; "HMK'nın 305/A maddesi ile, taraflardan her birinin, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen, hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebileceği belirtilmiş olup dosyanın tetkikinden, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ile faiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, Mahkememizce verilen 09/06/2023 Tarih, 2021/439 Esas ve 2023/159 Karar sayılı ilamının faiz yönünden tamamlanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 305/A maddesi nazara alınarak, Mahkememizce verilen 09/06/2023 Tarih, 2021/439 Esas ve 2023/159 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasının birinci maddesinin ikinci kısmının aşağıdaki şekilde tamamlanarak düzeltilmesine;"-TBK 50 ve 51. Maddeleri çerçevesinde takdir olunan 30.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE..." karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükmedilen 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat miktarının zararı karşılamaktan uzak ve faiz taleplerinin reddedilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılmasını, emsal lisans sözleşmelerinin hatalı hesaplandığını ve davalıların ticari faaliyet süresinin eksik tespit edildiğini (bir davalının ticari faaliyetini 30/04/2020'de sonlandırmadığını ikrar etmesine rağmen), bu nedenle maddi tazminatın en az 229.367,04 TL'ye çıkarılmasını ve manevi tazminat miktarının artırılmasını ve hiçbir duruşmaya katılmayan davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle yetki, görev ve zamanaşımı yönünden usule ilişkin itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle kararın kaldırılmasını, müvekkillerinin davacı ile önceki ortaklık ve bayilik ilişkileri nedeniyle markayı kullanmaya rızasının bulunduğunu, bu durumu dekontlarla kanıtladıklarını, markanın tescilli hizmet alanı dışında kullanıldığını ve marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, hükme esas alınan emsal lisans sözleşmesinin hatalı olduğunu ve ek kararla maddi/manevi tazminata avans faizi işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle müvekkilin adreslerinin Tuzla/İstanbul olması nedeniyle yetki, görev ve zamanaşımı yönünden ilk itirazlarının (yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu yönündeki itiraz dahil) değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, esasa ilişkin olarak diğer davalı ... ... ile davacı arasında önceki ortaklık, işletme devri ve Tuzla'daki bayilik ilişkisi nedeniyle marka kullanımına davacının rızasının bulunduğunu, Tuzla'daki işyerinin kiralanmasında kira sözleşmesinde davacının imzası olduğunu, bu nedenle marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, ayrıca müvekkillerin davacının markasını tescilli olduğu hizmet sınıfı dışında 37. Sınıf: Kara araçları servis istasyonu hizmetleri) kullandığını ve bu durumun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu sebeple de tecavüzün bulunmadığını, müvekkil ... ...'ın ise sadece diğer davalı ... ...'ın babası olup süreçle bir ilgisinin olmadığını, hükme esas alınan emsal lisans sözleşmesi ve buna yönelik bilirkişi raporunun objektif esaslara uygun olmadığını, bu sebeple kapsamlı bir emsal araştırması yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ve son olarak ek kararla hükmedilen maddi/manevi tazminata avans faizi işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacıya ait ... tescil numaralı markadan doğan haklarına tecavüzün durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından karara karşı, her iki davalı vekili tarafından hem karara hem de ek karara karşı yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı ... ... vekili ile davalı ... ... vekili tarafından istinaf dilekçeleri kapsamında görev, yetki ve zamanaşımı yönünden itirazlarının olduğu ve ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediği ileri sürülmüş ise de mahkemenin 24/11/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında 1 nolu ara kararı ile işbu itirazların reddine karar verdiği, ilk derece mahkemesinin SMK'nın 156/1 maddesi gereğince görevli olduğu, SMK'nın 156/3 maddesi ile HMK'nın 16.maddesi gereğince davacının yerleşim yeri itibari ile yetkili olduğu gibi SMK'nın 157. maddesinin atfı kapsamında uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72. maddesi gereğince iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin sona ermediği anlaşılmıştır.SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; markasal kullanımlar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacıya ait ... tescil numaralı, 04/09/2018 tescil tarihli markanın "... + şekil" unsurlarından oluştuğu, ayırt edici ibarenin ''...'' olduğu, 07., 12., 35. sınıfa dâhil emtia ve hizmetlerde tescilli olduğu, şekil unsurunun sarı renkli sonu ok ucu şeklinde karakterize edilmiş daire içindeki otomobil görselinden oluştuğu, davalıların işyerinde tespit olunan markasal kullanımlardan kartvizit üzerinde bulunanların davacı markası ile bire bir aynı olduğu, tabelada yer alanların ise "..." şeklinde olduğu, söz konusu kullanımın davacı markasının ayırt edici unsurunu içermesi sebebiyle benzerlik oluşturduğu, davalı kullanımların partikül filtresi ve egr hizmetleri sınıfında yer alması sebebiyle sınıfsal benzerliğin de bulunduğu, nitekim davacı yanın markası 37.sınıfta tescilli değil ise de davalılarca 37.sınıfa dahil hizmetlerde kullanılan işaretin, davacı yana ait markanın 7. ve 12. sınıflarla benzerlik kapsamında kaynağının aynı işletme olduğu veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğu kanısı yaratacağı ve bu durumun iltibas ihtimali oluşturduğu, böylece davalıların eyleminin, markanın kapsadığı mal/ hizmete yönelik kullanımının ortalama tüketici nezdinde tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı anlaşılmakla, davalıların markasal kullanımının, SMK'nın 7. ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar davalıların vekilleri tarafından, davacı ile bayilik ilişkisi nedeniyle davacının markasal kullanımlarından onay ve bilgilerinin olduğu, taraflar arasında işyerinin devri hususunda anlaşarak kira sözleşmesi yaptıkları, bu nedenle marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı ileri sürülmüş ise de dosyaya yalnızca kira sözleşmesinin ibraz edildiği, 1 Mart 2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin davalı ... ... ile kiraya veren dava dışı...arasında düzenlediği, davacının kefil sıfatı ile yer aldığı görülmüştür. Bilindiği üzere iş yerinin devri ile ticari işletmenin devri farklı hukuki müesseseler olup dosya kapsamında tarafların tacir olduklarını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı beyanları kapsamında davalı ... ...'ın 2014 yılından itibaren davacı ile çalıştığının belirtildiği, böylece davacının 2018 yılındaki marka tescilinden haberdar olması gerektiği gibi dava konusu markanın hukuka uygun olarak kullanıldığının kabul edilebilmesi için ticari işletmenin marka ile birlikte devredilmesi yahut SMK kapsamında taraflar arasında lisans sözleşmesi akdedilmesinin gerektiği ancak somut olayda TTK'nın 11. maddesine uygun şekilde ticari işletmenin devredildiğini gösterir yazılı sözleşme ile tescil ve ilan edilmiş herhangi bir belge ibraz edilmediği gibi markaya ilişkin taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir lisans sözleşmesine de rastlanılmadığından aksi yöndeki savunmalara itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Son olarak davalıların ilk derece mahkemesinin ek kararına yönelik itirazları tetkik edilmiş olup her ne kadar maddi ve manevi tazminata avans faizi uygulanması gibi bir usulun mevcut olmadığı, verilen hükümde ek karar ile yapılacak değişikliğin usul ve esasa aykırılık teşkil ettiğinden bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de ''Hükmün tamamlanması'' başlıklı HMK'nın 305/A maddesi; ''Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ile talep arttırım dilekçesinde dava tarihinden itibaren avans faiz talebinde bulunduğu, TBK'nın 117. maddesi gereğince haksız fiilde haksız fiilin işlendiği tarihte borçlunun temerrüte düştüğü, böylece davacı tarafın tazminatlar yönünden faiz talep etme hakkı bulunduğundan, taleple bağlılık sureti ile tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren ticari iş kapsamında avans faiz işletilmek sureti ile hükmün tamamlanmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça istinaf sebepleri kapsamında tazminat alacaklarına yönelik faize hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de ilk derece mahkemesinin HMK'nın 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması talebinin kabulü ile ek karar vermek sureti ile bu yöndeki eksikliği sona erdirdiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından takdir edilen tazminat miktarlarının düşük olduğu ileri sürülmüş olup davacının maddi tazminat hesaplama yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği görülmüştür. Davacı tarafından, dava dosyasına emsal olarak sunulan 320.000TL bedelli lisans sözleşmesinde yazılı bedelin tahsil edildiğini gösterir bir faturaya rastlanılmadığı, davacının 130.000TL bedelli lisans sözleşmesine yönelik fatura kesildiği, davacı tarafından, dava dosyasına sunulan lisans sözleşmesinin, emsal lisans sözleşmesi olarak kabul edilmesi halinde, davalılardan ... ... yönünden 97.231,68 TL, diğer davalı ... ... yönünden 132.135,36 TL lisans bedeli hesap edildiği, davacı tarafından, dava dosyasına sunulan lisans sözleşmesinin uygulamaya geçmediği, bu nedenle emsal kabul edilemeyeceğine karar verilmesi halinde, emsal dava dosyalarına İTO tarafından, yakın zamanda gönderilen cevap yazılarında belirlenen oran üzerinden yapılan hesaba göre, davalılardan ... ... yönünden 1.817,37 TL, diğer davalı ... ... yönünden 13.882,00TL lisans bedelinin hesap edildiği, bu kapsamda davacı yanın tercih ettiği tazminat hesaplama yöntemine göre maddi tazminatın tam ve eksiksiz bir şekilde hesabının yapılmasının mümkün olmadığı, davacının ticari hacmi, tecavüz fiillerinin boyutu hep birlikte nazara alındığında TBK'nın 50-51.maddeleri çerçevesinde 30.000-TL maddi tazminata ve 20.000-TL manevi tazminata hükmedilmesinin somut olay adaletine uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca reddedilen kısım yönünden HMK’nın 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması ve m. 323/1-ğ gereğince yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin AAÜT'nin 10 ve 13. maddelerine göre belirlenmesi gerekmekte olup davalı ... ...'ın vekilinin 25/04/2023 tarihinde sunduğu, 2022 tarihli vekaletnamesinin bulunması nedeni ile işbu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle; istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin, davalı ... ... vekilinin, davalı ... ... vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/06/2023 tarih ve 2021/439 E., 2023/159 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL harcın davalı ... Albayraktan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL harcın davalı ... Albayraktan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026