İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil firma 1963 yılında İspanya'da kurulmuş olup, pek çok firmayı bünyesinde barındıran sektöründe lider bir şirketler grubu olduğunu, müvekkilinin bugün itibariyle ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarından olan ..…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1588 KARAR NO : 2026/79 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 03/02/2023 NUMARASI : 2021/620 E. - 2023/31 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil firma 1963 yılında İspanya'da kurulmuş olup, pek çok firmayı bünyesinde barındıran sektöründe lider bir şirketler grubu olduğunu, müvekkilinin bugün itibariyle ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarından olan ..., ... ve ... isimli toplam sekiz farklı marka grubu ve bu markalar altında faaliyet gösteren mağazaların da sahibi olduğunu, itiraza konu ... markası ile müvekkilin itiraza dayanak ... markaları görsel, işitsel ve bütünsel olarak iltibas teşkil edecek derecede benzer olduğunu, nitekim davaya konu marka birebir aynı şekilde ve başlangıç kısmında müvekkilinin tanınmış ... markasını içermekte ve sonuna eklenilen “...” ibaresi markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini kaldırmadığını izah ederek; davalının 2014/71165 sayılı ... marka tescilinin SMK Madde 6/1, 6/5, 6/9, 6/3 ve 6/6 ve ilgili sair mevzuat hükümler uyarınca hukuka aykırı ve haksız olduğunun tespitine, bu sebeple davalının kötü niyet mahsulü ve müvekkil markalarına iltibas düzeyinde benzerlik arz eden aynı/benzer ürünler ve hizmetler üzerindeki marka tescilinin, bu tescile konu ... markası ve içinde ... ibaresi geçen sair markalara ilişkin her türlü kullanımının, müvekkilin önceki tarihli ve yüksek tanınmışlık düzeyine sahip tescilli ... markalarından ve davalı markanın başvuru tarihinden önceye dayalı kullanımlarına konu markaları üzerindeki gerçek hak sahipliğinden ve ... markaları üzerindeki sair fikri mülkiyet unsurlarından kaynaklanan haklarına marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının ... markasını ve içinde ... geçen sair markaları tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte işletmekte olduğu iş yerinde veya sair herhangi bir fiziki yahut online mecrada kullanmasının, bu markaları taşıyan ürünlerin üretmesinin, ürettirmesinin, sağlamasının, elde bulundurmasının, satmasının, satışa arz etmesinin, depolamasının, ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, ilgili materyallere el konulmasına, el konulanların esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imha edilmesine, davalıya ait www...com.tr alan adlının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafın markasının itibarının zedeleneceği ve müvekkil şirketin bundan haksız kazanç sağlayacağı iddiası tamamen mesnetsiz olduğunu, bununla ilgili somut delil de ortaya koyamadığını, ... markasının hitap ettiği kitle, sattığı ürünlerin dünyaca tanınmış markalar olduğunu, davacı taraf markası kullanılarak haksız kazanç sağlamadığını ve sağlama ihtimalinin olmadığını izah ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararının, dosyada mevcut tek resmi bilirkişi raporu ile çelişmesi sebebiyle usulen hukuka aykırı , esas bakımından hatalı olduğunu, mahkeme dosyadaki raporla çelişmesine rağmen yeni bir rapor almadan hatalı bir şekilde davanın reddine karar verdiğini, hakimin bilirkişi raporunun aksine karar verebileceği kabul edilse dahi, yerleşik doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları ile kabul edildiği üzere hakim, kararının rapor ile çelişen yanlarını detaylı şekilde gerekçelendirmesi gerektiğini, kararda bir yandan müvekkilin ... markasının belli bir tanınmışlığa ulaştığını belirtmesine rağmen, başka bir cümlede ise ...’nın ortalama tüketici tarafından bilinirliğinin yüksek olmadığı ifade edildiğini, davanın reddi esas yönünden de hukuka aykırı olduğunu, resmi bilirkişi raporu ve uzman görüşündeki tespitler ışığında, davalı markasının tümden hükümsüzlüğü gerektiğini, dava konusu marka müvekkili markalarına iltibas teşkil edecek derecede benzer olduğunu, davaya konu marka; Müvekkilinin dünya çapında tanınmış ve tescilli ... markasını tüketicilerin dikkat seviyesinin yüksek olduğu başlangıç kısmında, birebir aynen içerdiğini, sonuna görsel ve işitsel olarak baskın ve dikkat çekici olmayan “...” ibaresi eklenmek suretiyle yaratıldığını, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel olarak ciddi düzeyde benzer olduğunu, mahkemenin hükümsüzlük taleplerimizin reddine dair tek gerekçesi olan anlamsal farklılığın da somut olayda mevcut olmadığı ve olsa dahi, müvekkili markasını aynen içeren davalı markasını farklılaştıramayacağının ortada olduğunu, müvekkilinin ... markalarına benzer 2013/28690 sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü talepli Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/426 E, 2021/293 K. sayılı kararında; “Davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markanın davalı adına tescilli markanın tescil tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, markalar arasında anlam olarak farklılık arz etse de, davacı markası ile çağrıştırma-bağlantı kurma ihtimaline sebep olacağı, "..." kelimesinin basına eklenmiş olan "..." ibaresinin olağan alıcılar nezdinde bu tehlikeyi ortadan kaldırmayacağı” kararı verildiğini, 25. sınıfı kapsayan 2013/21443 sayılı “PAZARA” markasına Müvekkilimizin TANINMIŞ ... markalarına dayalı olarak yapılan itirazımız da TÜRKPATENT tarafından kabul edilmiş ve söz konusu marka başvurusu, Türkçede anlamı olmasına karşın, müvekkilinin tanınmış ... markalarına karıştırılacak düzeyde benzer bulunarak TÜMDEN REDDEDİLdiğini, müvekkilinin “...” markalarına ufak ekleme ve değişiklikler yapılarak oluşturulan markalara karşı yapılan itirazlar ile müvekkilin ... markalarının TANINMIŞ marka olması ve yüksek ayırt edici karaktere sahip olması dikkate alınarak kabul edilmiş ve söz konusu birçok markaların reddine karar verildiğini, davaya konu marka kapsamındaki mal ve hizmetler ile müvekkil markası kapsamındaki mal ve hizmetler aynı ve benzer olduğunu mahkeme markalar arasındaki ürün/hizmet benzerliğine dair bir değerlendirme yapmadığını, aynı sektörde kullanılan taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali mevcut olduğunu, bilirkişi raporu ve uzman görüşü uyarınca, SMK 6/1’de yer alan tüm şartların somut olayda mevcut olduğunu, davayı konu markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, mahkeme müvekkiline ait “...” markasının “belirli bir tanınmışlığa eriştiği” kabul ettiğini, buna karşın markalar arasındaki benzerlik yeterli görülmeyerek SMK 6/5’e dayalı taleplerinin de reddedilmesi hatalı olduğunu ... ve ... markaları arasında ciddi düzeyde benzerlik bulunduğunu, mahkeme kararında; davalı marka tescilinin kötü niyetli olduğu argümanlarımıza dair olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan bu da kararının gereği gibi tanzim edilmediğini gösterdiğini, davalı markasının SMK 6/9 uyarınca da hükümsüzlüğünün gerektiğini, mahkemenin sessiz kalma nedeniyle hak kaybı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, yurtdışında mukim müvekkilinin, 2018’e dek kullanılmayan bir alan adı tescilinden haberdar olması beklenemeyeceğini, bu gerekçeyle sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğu görüşüne varılması hatalı olduğunu, mahkeme sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerekçesiyle davaya konu tecavüz ve haksız rekabet taleplerini reddettiğini, bu gerekçe tamamen hatalı olduğunu, resmi bilirkişi raporu ve uzman görüşü ışığında, davaya konu tecavüz, haksız rekabet ve alan adının iptali taleplerinin tümden kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın tümden kabulü ile, davalının 2014/71165 sayılı “...” marka tescilinin SMK Madde 6/1, 6/5, 6/9, 6/3 ve 6/6 ve ilgili sair mevzuat hükümler uyarınca hukuka aykırı ve haksız olduğunun tespitine, bu sebeple hükümsüzlüğüne ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine, davalının kötü niyet mahsulü ve müvekkili markalarına iltibas düzeyinde benzerlik arz eden aynı/benzer ürünler ve hizmetler üzerindeki marka tescilinin, bu tescile konu ... markası ve içinde ... ibaresi geçen sair markalara ilişkin her türlü kullanımının, müvekkilin önceki tarihli ve yüksek tanınmışlık düzeyine sahip tescilli ... markalarından ve davalı markanın başvuru tarihinden önceye dayalı kullanımlarına konu markaları üzerindeki gerçek hak sahipliğinden ve ... markaları üzerindeki sair fikri mülkiyet unsurlarından kaynaklanan haklarına marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının ... markasını ve içinde ... geçen sair markaları tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte işletmekte olduğu iş yerinde veya sair herhangi bir fiziki yahut online mecrada kullanmasının, bu markaları taşıyan ürünlerin üretmesinin, ürettirmesinin, sağlamasının, elde bulundurmasının, satmasının, satışa arz etmesinin, depolamasının, ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, ilgili materyallere el konulmasına, el konulanların esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imha edilmesine, davalıya ait www...com.tr alan adlının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde sunduğu mahkeme kararının kaldırılma sebepleri konusunda kendi kendine çeliştiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, davacı tarafın istinaf talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının iddia ve talepleri yersiz, dayanaksız olduğundan, kararın usul, yasaya ve hakkaniyete uygun olduğunu belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE Dava, davalı adına kayıtlı 2014/71165 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve davalının, davacı markalarından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebine yöneliktir. Davacı vekili, müvekkilinin uluslararası düzeyde tanınmış ve Türkiye’de yaygın mağaza ağı bulunan ..., markalarının sahibi olduğunu, davalı adına tescilli 2014/71165 sayılı “...” markasının davacıya ait “...” asli unsurunu bütünüyle içerdiğini, eklenen “...” ibaresinin iltibası gidermediğini, markaların görsel, işitsel ve bütünsel olarak karıştırılma ihtimali doğurduğunu,davalı markasının tanınmış markadan haksız yararlanma amacı taşıyan kötüniyetli tescil olduğunu beyanla davalı markasının hükümsüzlüğünü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, www...com.tr alan adının iptalini ve kullanımın durdurulmasını talep etmiştir. Davalı vekili, ... markasının davacının markası ile karıştırılamayacağını, markanın anlam olarak “zarif” kelimesini çağrıştırdığını, markanın hitap ettiği kitlenin farklı olduğunu, haksız yararlanmanın ve kötü niyetle tescilin söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. 14.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: davalı markasının 21. sınıf ve bu sınıfın 35. sınıf içinde yer alan ürünleri bakımından SMK 6/1 kapsamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğunu,43. sınıf bakımından ise benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının ilgili sektörde belirli tanınmışlığa ulaştığını, SMK 6/5 uyarınca tanınmış markanın itibarı ve ayırt edici karakteri üzerinde zedeleme/yararlanma şartlarının gerçekleştiğini, davalının 21 ve 35. sınıftaki kullanımlarının SMK 7 ve 29 anlamında marka hakkına tecavüz oluşturacağını, kullanımın TTK 55/1-a-4 anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini, www...com.tr alan adının iptal koşullarının oluştuğunu rapor etmiştir.Mahkemece , ... markaları ile davalıya ait 2014/71165 “... + ... tüyü” markası arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markalarının belirli bir tanınmışlığa sahip olmasına rağmen, davalının kullanımının davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlamadığı, markanın itibarını veya ayırt edici karakterini zedelemediği,davalı markasının ve www...com.tr alan adının 2014’ten beri kullanıldığı, davacının bu süre boyunca sessiz kalması nedeniyle SMK m.25/6 ve TMK m.2 anlamında sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği gerekçesiyle hükümsüzlük, tecavüzün tespiti, haksız rekabet ve alan adının iptali taleplerinin reddine karar verilmiş , bu karara karşı davacı vekili istinaf talep etmiştir. 01/09/2014 başvuru tarihli, 2014/71165 sayılı “... + şekil ” markasının 21, 35, 43. sınıflarda , 13/12/2016 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davacı adına 21 ve 35. Sınıfta tescilli ... ve ... ... ibareli eski tarihli markaların tescilli olduğu görülmektedir. www...com.tr alan adının 02/09/2014'te tescil edildiği görülmektedir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir .Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.(bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı).Somut olayda, hükümsüzlüğü talep olunan 2014/71165 sayılı “...” markasının 13/12/2016 tarihinde tescil edildiği, davanın açıldığı 09.12.2021 tarihine kadar 5 yıldan fazla zaman geçmediği , yine davalıya ait ilk perakende mağazanın...AVM de 15.03.2018 tarihinde açıldığı , davalıya ait www...com.tr alan adının 02/09/2014'te tescil edildiği anlaşılıyorsa da alan adının tescili tek başına markasal kullanımın delili niteliğinde olmayıp, ilgili internet sitesi içeriğinde tescil tarihi itibariyle markasal kullanım başladığına dair ispat bulunmadığı, öte yandan davalının kullanımlarının yoğun ve geniş bir alanda gerçekleşmediği dolayısıyla davacının markanın kullanımını dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan daha uzun süredir bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu kullanımlara sessiz kaldığına dair delil bulunmadığı dikkate alındığında hem hükümsüzlük hem de ihlal ve alan adı iptali davası yönünden somut olayda sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluştuğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Hükümsüzlük, markaya tecavüz ve alan adının iptali yönünden; davacının ... esas unsurlu markaları bulunduğu, markanın hazır giyim ve ev tekstili ve aksesuarları ürünlerinde tanınmış marka olduğu, davalının markasının , “...” kelimesinin üzerine... tüyü konumlandırılarak düzenlenmiş olduğu, markadaki şekil unsurunun tali nitelikte olduğu esas unsurunun ... kelimesi olduğu görülmektedir. Taraf markaları arasında görsel ve işitsel kısmi benzerlik bulunduğu, kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, benzerliğin bütüncül izlenim dikkate alınarak yapılması gerektiği , davalı markasının zarif sözcüğünü çağrıştırdığı, bütün olarak bakıldığında davacı markası ile benzer olmadığı, ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunmadığı,davalının kullanımının davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlamadığı, markanın itibarını veya ayırt edici karakterini zedelemediği, SMK 6/3 ve 6/6 maddesinin ise somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı, kötüniyetli tescil iddiasının somut delillerle ispatlanamadığı, mahkemece yasal gerekçeye dayalı markaların benzer olmadığı, davalının markasını tescilli hali ile kullandığı ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığına dair kabulü ile davanın tüm talepler yönünden reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, mahkemenin sessiz kalma yolu ile hak kaybı oluştuğuna dair gerekçe düzeltilmiş olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında düzeltilmiş gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/02/2023 tarih ve 2021/620 E. 2023/31 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, -DAVANIN REDDİNE 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken hükümsüzlük davası ve markaya tecavüz talebi yönünden 732,00 TLx2= 1.464,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 1.404,7-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 444,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.182,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026