T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/931 KARAR NO : 2026/407 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/499 KARAR NO : 2023/69 DAVA TARİHİ : 09/08/2021 KARAR TARİHİ : 16/02/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 26.03.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih v…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/931 KARAR NO : 2026/407 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/499 KARAR NO : 2023/69 DAVA TARİHİ : 09/08/2021 KARAR TARİHİ : 16/02/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 26.03.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih ve 2021/499 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı .... Şti. vekili, davalı ....Şti. vekili ve davalı ....Şti. vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında 13/06/2016 tarihli sözleşme gereği müvekkili şirket ile davalı şirketlerin oluşturduğu ortaklık arasında .... Projesinde, bazı blokların PVC doğrama, körkasa, motorlu panjur imalatı yapımını alt yüklenici olarak yüklendiğini, 877 konutun yarısının müvekkili şirkete, yarısının ise dava dışı .... A.Ş.ne verildiğini, söz konusu şirketin mali sıkıntı yaşayarak işleri yarım bırakması üzerine kalan işler ile hatalı ve eksik işlerin tamamlanmasının müvekkili şirketten talep edildiğini ve müvekkilince yerine getirildiğini, yapılan imalat ve işler nedeni ile müvekkilinin 59.271,27-TL alacağının bulunduğunu, 28/05/2018 davalılar tarafından gönderilen ihtarname ile müvekkilinin eksik ve/veya ayıplı işlerinin olduğunun ileri sürüldüğü ancak bu işlerin neler olduğunun açıklanmadığını, müvekkilince ihtarnameye herhangi bir ayıplı ya da eksik iş bulunmadığından bahisle cevap verildiğini, 04/09/2018 tarihinde gene genel ve soyut ifadeler içeren ihtarnamenin müvekkiline gönderildiğini, müvekkilince verilen cevapta herhangi bir ayıp ya da eksik işin olmadığını, inşaatta çalışan diğer taşeron firma çalışanlarının müvekkilinin iş ve imalatlarına zarar verdiğini, bunun önlenmesi gerektiğini, teknik ekibin haftada 2 gün şantiyede bu işler için bulunduğunun belirtildiğini, davalılar tarafından 31/01/2020 tarihinde 31/12/2019 tarihli eksik, kusurlu, ayıplı işlerin tamirat ve tadilat işçilik faturası açıklaması ile 46.995,00-TL tutarlı fatura gönderildiğini, aynı gün noter kanalı ile faturaya itiraz edilerek iade edildiğini, müvekkilinin tam tersine alacaklı olduğunu, alacağın dayanağının .... firmasının yarım bıraktığı işler nedeni ile A1 ve A2 Bloklar için 8.811TL+KDV, A3 ve A4 bloklar için 6.691TL + KDV, B1, B2 ve B3 bloklar için 6.642TL+KDV işleri, diğer taşeron firma çalışanlarınca verilen zararlar nedeni ile yapılan onarım işlerin bedelleri ile davalılar tarafından talep edilen ilave işler bedellerinden oluştuğunu ilave işlere ilişkin belgelerin sunulduğunu, İkinci kez yapılmak zorunda kalınan işlerin; başka firma tarafından çizilen B5 blok daire 45 de yer alan camın tekrar imalatı, başka firma tarafından zarara uğratılan A5 blok daire 45 de yer alan 2555 mm ölçüsünde toplam 6 adet panjur lamelinin müvekkili şirket tarafından tekrar imalat ve onarımı, başka firma tarafından zarara uğratılan A5 blok daire 2 de yer alan 1490mm ölçüsünde toplam 7 adet panjur lamelinin müvekkili şirket tarafından tekrar imalat ve onarımı, başka firma tarafından zarara uğratılan C2 villa 3 de ... üst yan kapakların malzeme tedariği, başka firma tarafından zarara uğratılan A7 blok daire 32 de yer alan 1500 mm ölçüsünde toplam 3 adet panjur lamelinin müvekkili şirket tarafından tekrar imalat ve onarımı, müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, tamamının tutanak altına alındığını ve davalılar tarafından tutanağın onaylandığını, 30/06/2018 tarihinde düzenlenen 16. Kesin hak ediş raporunda da müvekkili şirkete 253.804,42-TL ödeme yapılması gerektiğinin yer aldığını, kesin hak ediş sonrasında davalıların talebi üzerine ilave işler yapılarak faturalar düzenlendiğini, (14 adet fatura karşılığı 6.058,86-TL) davalılar tarafından 17/08/2020 tarihinde 14.160,00-TL tutarlı yansıtma faturası kesildiğini, söz konusu faturanın 25/08/2020 tarihinde haksız olması nedeni ile iade edildiğini, sonuç olarak müvekkilinin 59.271,27-TL alacaklı olduğunu, davalının itiraz sebeplerinin genel ifadeler ve imalat ve montaj hataları olarak belirtildiğini, müvekkilinin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinden sözleşmede yer almayan ilave işler yapılmasının talep edildiğini, bu işlerin B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7, B8 ve B9 bloklarda mevcut olan cumba doğramalar için ilave stoplama montajı, A1, B1, B2, B3 ve B4 bloklarda ilave olan dükkan asma kat bant pencereleri için.... PVC doğrama A1 ve D1 bloklarda ilave olan asma kat bant pencereleri için ... PVC doğrama B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7 bloklarda mevcut olan dükkan asma kat bant pencereleri ile E Blok makine dairesi pencereleri ve B7 blok numune lapı için PVC doğrama A1, A2, A3, A4, A5, A6, A7, B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7 bloklarda mevcut olan elektrik odaları için alüminyum sineklik, beyanla davanın kabulü ile davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazlarının iptaline, %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı .... Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacı şirket ile davalılardan oluşan adi ortaklık arasında 13.06.2016 Tarihli Pvc, Doğrama, Cam, Körkasa, Motorlu Panjur İmalatı sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği davacının B-5, B-6, B-7, B-8, B-9, A-5, A-6, A-7, C-1, C-2, C-3,C-4, C-5, C-6 Blokların Pvc, Doğrama, Cam, Körkasa ve motorlu panjur işlerinin yapılmasını üstlendiğini, bu işler ile ilgili gerek gerek ... site yönetiminden gerekse kat maliklerinden doğrama ve panjur arızaları konusunda çok sayıda şikayet geldiğini, şikayet form ve maillerinin davacı şirkete mail yolu ile defalarca iletildiğini, bu nedenle davacının ayıplı imalatının bulunmadığının gerçeği yansıtmadığını, işin diğer yarısının .... ... firmasına verilmesinin iş bu dava ile ilgili olmadığını, ayıplı ve eksik imalatların mail ve ihtarnameler ile bildirilmesine ek olarak Adi Ortaklık şirket temsilcisi tarafından 28.05.2018 tarihli ihtarnamenin 2. Paragrafında “özensiz, dikkatsiz, hatalı işçilikten kaynaklı olarak kilit ve kol mekanizmalarının tam fonksiyonlu çalışmaması, doğramaların ve kapıların yerine tam oturmaması, ayıplı kusurlu keza eksik işler bulunduğu, motorlu panjurlarda hasarlar tespit edildiği” hususları açıklanarak ayıplı/eksik işler, işçilikler davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiasının aksine gerek keşide edilen ihtarnameler ile gerekse kat malikleri şikayet formları ile somutlaştırılarak ayıp bildiriminin yapılmış olduğunu doğruladığını, davacı şirket tarafından 11.07.2019 tarihli cevabi mail incelendiğinde davacı şirketin “tadilat listeleri teknik ekibimize ulaştırılmıştır. En kısa sürede tüm şikayetler giderilecektir.” beyanı ile ayıpların eksiklerin neler olduğu ve bu ayıp eksik imalatlarının kendileri tarafından kabul edildiğini, adi ortaklık şirket yetkilisi tarafından keşide edilen 04/09/2018 tarihli ile 28.05.2018 tarihli ihtarnamede “ projenin teslim sürecinin başlamış olduğu, söz konusu ayıpların bu teslim sürecinde derhal müdahale edilmesi gereken nitelikte olması ve teslimlerde gecikmeler yaşanmaması sebebiyle eksik ve kusurlu olarak yapmış olduğunuz işlere ilişkin işlemler/çalışmalar ve keza malzeme temini adi ortaklıkça yapılmış ve yapılmakta olup uğranılan müspet ve menfi tüm zararların sözleşmede yazılı tüm cezai müeyyideler işletilerek kesin hesabınıza yansıtılacağı ve rücu edileceği” hususları da davacı tarafa bildirildiğini, davacı tarafa Karşıyaka 3. Noterliğinin 26555 yevmiye numaralı, 19.12.2019 tarihli ihtarnamede de daire teslimlerinden sonra şikayetler alınmaya devam edildiğini, ivedilikle yapılması gerekli olan iş ve işlemler olduğu yapılmaması halinde sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince nam hesabına yapılarak yansıtma faturası kesileceği hususlarının bildirildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 17. Maddesine göre “……Kesin kabulün yapılmış olması, Borçlar kanunundan doğan mesuliyetten alt yüklenici’yi kurtaramaz. Garanti Süresi: müteahhit tarafından Kesin kabul yapılmış olsa dahi alt yüklenici’nin ayıplı ve noksan imalatlar nedeniyle sorumluluğu; konutlar, rekreasyon alanları vb. mal sahibi’nin müşterilerine (alıcılara) tesliminden itibaren 2 (iki) yıl süreyle devam edecektir. İşin kesin kabulü ve müşteriye teslim tarihinden sonra ortaya çıkacak kusur ve noksanlar alt yüklenici’nin sorumluluğunda olacak, Sözkonusu kusur ve noksanların giderilmesi konusunda yapılacak tüm harcama ve giderler alt yüklenici tarafından karşılanacaktır. Eksik, kusur ve ayıplar alt yüklenici tarafından giderilmez ise bedeli %10 fazlası ile alt yüklenici’den tahsil edilmek üzere müteahhit tarafından yaptırılacaktır…..” hükmünü içerdiğini, sözleşmenin 22. Maddesi gereğince; “İşin istenilen kalite ve nitelikte olmaması durumlarında ihtara ve ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına gerek kalmadan müteahhit tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi halinde, müteahhit alt yüklenicinin her türlü teminatını ve birikmiş alacaklarını gelir kayıt ederek, ihzarata, şantiye tesisat ve makinelerine elkoyarak irat kaydetmeye veya, kanundan doğan hapis hakkını kullanmaya, alt yüklenici nam ve hesabına işi başka bir firmaya dilediği şartlarla yaptırmaya, iki sözleşme veya mal oluş arasında, müteahhit aleyhine bir fark çıkarsa, bu sözleşme muhatabı alt yükleniciden bu farkı istemeye hak kazanır. Keza müteahhit varsa ödediği avanslardan hak edilmemiş olanları da ödendiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte talep eder. Bundan dolayı, alt yüklenici hiçbir hak ve tazminat isteminde bulunamaz. Müteahhit’in iki sözleşme arasındaki farktan başka, gerek iş bu sözleşme eklerinde belirtilen gecikme tazminatlarını ve gerekse varsa cezai şartları ve her türlü zarar ve ziyanını istemek hakkı da saklıdır.” maddelerini içerdiğini, tüm ihtarlara rağmen eksik ve ayıplı işçiliklerde yaşanan sorunların davacı tarafından zamanında giderilmemesi üzerine adi ortaklık tarafından onun nam ve hesabına yapılarak yansıtma faturası kesildiğini, davacının haksız yere faturaya itiraz ettiğini, davacının A1-A2-A3-A4-B1-B2-B3-B4 bloklardaki işlerin ... A.Ş.’nin üstlendiğini bu şirketin işlerinin de kendisinin yaptığının iddia edildiğini, blokların yarısının başka firmaya verilmesinin dava konusu olmadığını, iş bu davanın konusu ve taraflar arasında ki hukuki ihtilaf; Davacı tarafın sözleşme dışında yaptığını iddia ettiği ilave işlerin tespiti davası olmayıp; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye binaen üstlenilen iş ve işçiliklerde ki ayıplar ve bunların giderilmesi uğruna davacı tarafın nam hesabına yapılan işlerden kaynaklı fatura alacağının olup olmadığı noktasında olduğunu, aksi kabul edilse dahi ilave yapmış olduğu işlerin kendi taraf olduğu sözleşme gereğince üstlendiği bloklarda ki ayıplı eksik iş, işçilik ve imalatlarındaki kusurunu veyahut sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, aynı şekilde .... şirketinin üstlendiği bloklara ilişkin yapılan işlere ait davacı taraf vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu yazılar, tutanaklar ve faturaların dava konusu dışı bloklara ait olan işlere ilişkin olup itirazın iptaline konu sözleşme ve bu sözleşme gereğince yapımını üstlendiği blokların ayıp ve kusurlarından kaynaklı müvekkili adi ortaklığın yansıttığı fatura bedelinin konusu kapsamında olmadığını, yansıtma faturasının tarihinin 31/12/2019 olduğunu, davacının sunduğu servis tutanaklarının 2020 tarihli olduğunu, yani müvekkillerince eksik yapılan işlerin davacının nam ve hesabına yapılıp yansıtıldıktan aylar sonra düzenlenmiş tutanaklar olduğunu, sunulan bir kısım tutanakların tek taraflı tutulan tutanaklar olduğunu, adi ortaklığı temsile yetkili herhangi birinin imzasının bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu, beyanla davanın esastan reddine, müvekkili şirket adi ortaklığın icra takibine vaki itirazının haklı olması ve davaya konu alacağın tespitinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle itirazı kötüniyetli olmayıp davacı tarafın %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile; Davacı şirket ile davalılardan oluşan adi ortaklık arasında 13.06.2016 tarihli Pvc, Doğrama, Cam, Körkasa, Motorlu Panjur İmalatı sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği davacının B-5, B-6, B-7, B-8, B-9, A-5, A-6, A-7, C-1, C-2, C-3,C-4, C-5, C-6 Blokların Pvc, Doğrama, Cam, Körkasa ve motorlu panjur işlerinin yapılmasını üstlendiğini, bu işler ile ilgili gerek gerek ... site yönetiminden gerekse kat maliklerinden doğrama ve panjur arızaları konusunda çok sayıda şikayet geldiğini, şikayet form ve maillerinin davacı şirkete mail yolu ile defalarca iletildiğini, adi ortaklık yetkilisi tarafından keşide edilen 04/09/2018 ve 28/05/2018 tarihli ihtarnamelerde projenin teslim sürecinin başladığını, söz konusu ayıpların bu teslim sürecinde derhal müdahale edilmesi gereken nitelikte olması ve teslimlerde gecikmeler yaşanmaması sebebiyle eksik ve kusurlu olarak yapılan işlere ilişkin işlemler/çalışmalar ve keza malzeme teminin adi ortaklıkça yapıldığını ve yapılmakta olduğunu uğranılan müspet ve menfi zararların, sözleşmede yazılı tüm cezai müeyyideler işletilerek kesin hesabına yansıtılacağının ve rücu edileceğinin ihtar edildiğini, yine aynı şekilde 19/12/2019 tarihli ihtarnamede daire teslimlerinden sonra şikayetlerin alınmaya devam edildiğini ve ivedilikle yapılması gerekli olan iş ve işlemler olduğunu, yapılmaması halinde sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince nam ve hesabına yapılarak yansıtma faturası kesileceğinin ihtar edildiğini, TBK’nun 475/3 fıkrasına göre aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme hakkının olduğunu, sözleşmenin 15. Maddesine göre alt yüklenici geçici kabul esnasında kabul heyetince eksik, kusur tespit edilir ise söz konusu eksiklikleri kendisine verilen sürelerde gidermeyi, geçici kabul tutanağının bu eksiklikler giderildikten sonra onaylanacağını ve müteahhit tarafından verilen bu sürede eksikliklerin giderilmemesi halinde iş bu sözleşmede belirlenen günlük gecikme cezası bedelinin bu durumda da kesilmesini kabul ve taahhüt eder. Alt yüklenici tarafından giderilmeyen kusurlar alt yüklenicinin nam ve hesabına müteahhit tarafından giderilecek olup bu hususta müteahhit yetkililerince hazırlanacak olan tutanakların kesin delil teşkil edeceğini alt yüklenici gayri kabili rücu olarak kabul ve taahhüt eder denildiğini, davacı yana kusur ve eksikliklerin bu usulde bildirilmesine rağmen yerine getirilmemesi üzerine onun nam ve hesabına adi ortaklık tarafından giderilerek yansıtma faturası kesildiğini, davacı şirket tarafından gönderilen cevabi mailde de en kısa sürede giderileceğinin belirtildiğini, takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 17. Maddesine göre“……Kesin kabulün yapılmış olması, Borçlar kanunundan doğan mesuliyetten alt yükleniciyi kurtaramaz. Garanti Süresi: müteahhit tarafından Kesin kabul yapılmış olsa dahi alt yüklenicinin ayıplı ve noksan imalatlar nedeniyle sorumluluğu; konutlar, rekreasyon alanları vb. mal sahibinin müşterilerine (alıcılara) tesliminden itibaren 2 (iki) yıl süreyle devam edecektir. İşin kesin kabulü ve müşteriye teslim tarihinden sonra ortaya çıkacak kusur ve noksanlar alt yüklenicinin sorumluluğunda olacak, Sözkonusu kusur ve noksanların giderilmesi konusunda yapılacak tüm harcama ve giderler alt yüklenici tarafından karşılanacaktır. Eksik, kusur ve ayıplar alt yüklenici tarafından giderilmez ise bedeli %10 fazlası ile alt yükleniciden tahsil edilmek üzere müteahhit tarafından yaptırılacaktır…..” hükmünü içerdiğini, sözleşmenin 22. Maddesi gereğince; “İşin istenilen kalite ve nitelikte olmaması durumlarında ihtara ve ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına gerek kalmadan müteahhit tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi halinde, müteahhit alt yüklenicinin her türlü teminatını ve birikmiş alacaklarını gelir kayıt ederek, ihzarata, şantiye tesisat ve makinelerine elkoyarak irat kaydetmeye veya, kanundan doğan hapis hakkını kullanmaya, alt yüklenici nam ve hesabına işi başka bir firmaya dilediği şartlarla yaptırmaya, iki sözleşme veya mal oluş arasında, müteahhit aleyhine bir fark çıkarsa, bu sözleşme muhatabı alt yükleniciden bu farkı istemeye hak kazanır. Keza müteahhit varsa ödediği avanslardan hak edilmemiş olanları da ödendiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte talep eder. Bundan dolayı, alt yüklenici hiçbir hak ve tazminat isteminde bulunamaz. Müteahhit’in iki sözleşme arasındaki farktan başka, gerek iş bu sözleşme eklerinde belirtilen gecikme tazminatlarını ve gerekse varsa cezai şartları ve her türlü zarar ve ziyanını istemek hakkı da saklıdır.” maddelerini içerdiğini,... şirketinin üstlendiği bloklara ilişkin yapılan işlere ait davacı taraf vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu yazılar, tutanaklar ve faturaların dava konusu dışı bloklara ait olan işlere ilişkin olup itirazın iptaline konu sözleşme ve bu sözleşme gereğince yapımını üstlendiği blokların ayıp ve kusurlarından kaynaklı müvekkili adi ortaklığın yansıttığı fatura bedelinin konusu kapsamında olmadığını, yansıtma faturasının tarihinin 31/12/2019 olduğunu, davacının sunduğu servis tutanaklarının 2020 tarihli olduğunu, yani müvekkillerince eksik yapılan işlerin davacının nam ve hesabına yapılıp yansıtıldıktan aylar sonra düzenlenmiş tutanaklar olduğunu, sunulan bir kısım tutanakların tek taraflı tutulan tutanaklar olduğunu, adi ortaklığı temsile yetkili herhangi birinin imzasının bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu, beyanla davanın esastan reddine, müvekkili şirket Adi Ortaklığın icra takibine vaki itirazının haklı olması ve davaya konu alacağın tespitinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle itirazı kötü niyetli olmayıp davacı tarafın %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı ... Şti.’nin elektronik tebligat adresine 11/08/2021 tarihinde ulaştığı, yasal olarak 16/08/2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, davalının ise cevap dilekçesini 20/09/2021 tarihinde cevap süresinin dolmasından sonra sunduğu görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2021/499 Esas, 2023/69 Karar ve 16.02.2023 tarihli kararı ile özetle; ''..somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki imzalanan eser sözleşmesi kapsamında davacının bir kısım imalatlarında sorunların ortaya çıktığı her iki tarafın da kabulündedir. Ancak davacı, davalılar tarafından bildirilen tüm ayıpları giderdiğini ileri sürmüş, davalılar ise ilk başlarda taleplerinin karşılandığını ancak daha sonra taleplerinin davacı tarafça karşılanmaması üzerine kendilerince yapılmak ve 3. Kişilere bedeli karşılığında yaptırılmak zorunda kalındığını ve yansıtma faturası kesildiğini ileri sürmüşlerdir. Tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça eserin yapıldığı ispat edilmiştir. Ayıplı ve eksik ifa iddiası yönünden ise söz konusu ayıp ve eksikliklerin kendilerince yapıldığı, yaptırıldığı savunmasını ispat yükü ise davalılardadır. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve raporlar alınmıştır. Alınan raporlarda her ne kadar davalıların ileri sürdükleri yansıtma faturaları ticari defterlerde kayıt altına alınmış ise de, hangi işe ilişkin olduğu ve tam olarak ne yapıldığı faturalardan tam olarak anlaşılamamaktadır. Yani, yansıtma faturalarında yer alan mal ve hizmet alımlarının davaya konu sözleşme kapsamında ayıplı ve eksik ifa nedeni ile yaptırılmak zorunda kalınan onarım ve hizmet alımlarına ilişkin olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkememizce tarafların bildirmiş olduğu tanıkların beyanları duruşmada alınmıştır. Alınan tanık beyanları genel olarak davacının yapmış olduğu işler ile ilgili şikayetlerin geldiği yönünde beyanlarda bulunmuşlardır. Ancak aynı tanıklar davalıların talebi üzerine davacı tarafından daha sonra ayıplı işler nedeni ile servis hizmeti verildiğini de beyan etmişlerdir. Ancak tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalıların bir kısım tadilat işlerini kendi çalışanları ile giderdiğini bir kısım tadilat işlerinin davalıların talebi üzerine davacı tarafından giderildiği sonucu çıkmaktadır. Hatta bir kısım daire sahiplerinin tadilatları kendi imkanları ile yaptırdığı yönünde dahi tanık beyanı bulunmaktadır. Ancak sözleşme ve yapılan tüm işler birlikte değerlendirildiğinde, davalılar tarafından yapılan inşaatın çok büyük bir proje olması, eser sözleşmesine konu işler ile ilgili olarak davacı dışında da başka firmaların aynı projenin farklı blok ve dairelerinde çalışmaları dikkate alındığında, davalılarca davacı ile yapılan sözleşme kapsamında davacının yaptığı işler ile ilgili ayıplı ifaların ispatı ve bu ayıplı ifaların kendisi tarafından ya da 3. Bir firma tarafından hizmet alımı ile giderildiğini ispat yükü altındadır. Oysa bilirkişilerce raporlarda da yer aldığı üzere, davalılarca kesilen yansıtma faturalarının hangi dairelere ilişkin olduğu, davacının yükümlülüğünde olan kısımlar ile ilgili olup olmadığı, tam olarak hangi işlerin yapıldığı, söz konusu işler ile ilgili davacıya ihbarda ve giderim/onarım talebinde bulunulup bulunulmadığı ispatlanamamıştır. Sözleşme kapsamında kullanılan ... doğrama markası ... iken kesilen yansıtma faturalarının bir kısmında pimapen markasının yer alması da bu hususu tesvik edici mahiyettedir. Hal böyle olunca, davalılar tarafından kesilen yansıtma faturalarına mahkememizce itibar edilmemiş ve söz konusu faturalar dikkate alınmaksızın hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalılardan icra takibine ve davaya konu faturalar kapsamında alacaklı olduğu görüş ve kanaatine varılarak davacının davasının kabulüne davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın iptaline, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi dikkate alınarak icra inkar tazminatı talebinin ise reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Şti. vekili tarafından verilen 16.03.2023 tarihli, davalı ... Şti. vekili tarafından verilen 24.03.2023 tarihli ve davalı ... .. Şti vekili tarafından verilen 29.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçeleri ile özetle; -Dava dosyasına sundukları yazılı deliller, ihtarnameler, şikayet formaları, site yönetimin tarafından müvekkili adi ortaklığa gönderilen mailler, dinlenen tanık beyanları ve son bilirkişi raporunun 8. Sayfası son paragrafında ki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; ayıpların mevcut olduğu, mevcudiyetinin karşı tarafa usulüne uygun şekilde bildirildiği, gerek müvekkili şirket personeliyle gerekse de başka bir firmayla ayıplı imalatların giderildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince de yansıtma faturalarının düzenlendiği hususlarını kanıtladığını, zira hem bilirkişi raporunda, hem dinlenen tanık beyanlarında, hem yerel mahkemenin gerekçeli kararında ayıplı imalatların mevcutiyeti ve bu ayıpların bir kısmının müvekkili adi ortaklık tarafından giderildiği, bazı kısımlarının namı hesabına 3. kişilere yaptırıldığı tespit ve kabul ediliyorken bu hususa ilişkin müvekili adi ortaklık tarafndan düzenlenen yansıtma faturalarının sadece metrajlandırılmadığı ve fotoğraflandırılmadığı gerekçesiyle kabul görmememesi, yapılan tespit ve kabul ile çelişki içerdiğini, zira ayıpların müvekkili şirket tarafından giderildiği tespit edildiyse müvekkili şirketin bu ayıp giderim bedelini yansıttığı 31/12/2019 ve 17/08/2020 tarihli 2 adet faturanın kabul görmemesi kendi içinde çelişkili bir hükme varılmasına sebebiyet verdiğini, -Yargılama aşamasında alınan son Bilirkişi raporunun 8. sayfasının son paragrafı incelendiğinde; ".....Ancak kök raporumuzun sayın mahkemenize sunulmasından sonra mahkemenizin 21/04/2022 tarihli celsesinde alınan ve yukarıda özeti sunulan tanık beyanlarından davacı firmanın gerek kendisi tarafından ve gerekse.... firmasınca yapılan imalatlarda ortaya çıkan aksaklıklar için servis hizmeti verdiği anlaşılmakla beraber özellikle dava konusu sitede 2018/2021 yıllarında site müdürü olarak görev yapmış davalı tanığı satılmış yılmaz'ın beyanları dikkate alındığında davalı ... firmasının da kendi elemanlarınca veya başka firma vasıtasıyla davacının yaptığı imalatlar ile ilgili şikayetler üzerine ortaya çıkan ayıplı imalatlar için servis verdiği anlaşılmaktadır." tespitinde bulunarak müvekkili şirketin ayıplı imalatlar sebebiyle gerek kendi elemanlarıyla gerekse başka firmalar aracılığıyla ayıplı imalatları gidermek adına işlem yaptığını ifade ettiğini, bu durumda yansıtma faturalarının içerikleri; tanık beyanları ve bilirkişilerin raporundaki bu tespitleri ile de kanıtlandığını, -Fiili durum ve işin işleyiş aşamaları incelendiğinde; 886 konutlu toplu yapı konut inşaat projesi tamamlanmadan önce veyahut daire teslimlerinin yapılmasından önce taşeron firma ile bir uyuşmazlık yaşanmadığını, işin komple yapımında böyle bir durum olsaydı zaten sözleşmenin feshedileceğini, nam ve hesabına işin tamamı komple başka bir firmaya verileceğini ve bu durumda bilirkişilerin de tespitinde ki gibi metrajlandırma ayrıntı miktar ve detaylar aranabileceğini, ancak dava konusu olayda inşaatın bitmiş, kesin kabulün yapılmış, dairelerin kat maliklerine tesliminden sonra ancak kullanıldığında ortaya çıkan gizli ayıp mahiyetinde onarım ve tadilat işlerinin nam ve hesaba yapıldığını, inşaat bittikten ve daire teslimleri yapıldıktan sonra gerek kat malikleri gerekse ortak alan ve site yönetiminin şikayetlerinin giderilmesi işi yevmiye ve götürü usulü ile yapıldığını, yapılan işin götürü usulü ile yapılsa dahi götürü bedelin hesaplanması yevmiye sistemi üzerinden belirlendiğini, bu sebeple davacı tarafın kusurlu ayıp onarım ve tadilatları için şirket veyahut şahıs firması veyahut usta veyahut üst işveren personeli geldiğini, bu işi şu kadar işçiyle şu kadar günde şu kadar bedele yaparım diyeceğini, bu sebeple inşaat yeni yapılıyormuş gibi bir iş komple namı hesabına bir taşeron firmaya eser sözleşmesi ile verilmeyeceğini, bu sebeple metrajlandırılmasını gerektirecek, hakediş usulü geniş kapsamlı komple bir işin yeniden yapılmasının söz konusu olmadığını, buradaki nama hesaba yapılan işlerin, inşaat bitmiş, teslim edilmiş, teslimden sonra yapılan dairlerdeki muhtelif farklı ayıpların giderilmesine ilişkin tamirat ve tadilatlara ilişkin olduğunu, -Zira yansıtma faturaları incelendiğinde; davalılar ..., ... adi ortaklığı tarafından davacı ... Şirketi'ne kesilen, 31/12/2019 tarihli 46.995,00 TL bedelli fatura açıklaması incelendiğinde; "Park yaşam projesindeki dairelerin pvc doğrama, cam, körkasa, motorlu panjur, eksik, kusurlu, ayıplı, gizli ayıplı yapılan işlerin tamirat ve tadilat işçilik yansıtma faturası" denildiğini, 17/08/2020 tarihli 14.160,00-TL bedelli yansıtma faturasında açıklama kısmında; "....Projesindeki dairelerin PVC doğrama, cam, körkasa, motorlu panjur, eksik, kusurlu, ayıplı, gizli ayıplı yapılan işlerin tamirat ve tadilat işçilik yansıtma faturası" denildiğini, eklemek gerekir ise çalışmayan bir panjur tamiratının yapılmasında bu faturalara dayanak nasıl bir fotoğraf çekileceğini, fotoğraftan panjurun çalışıp çalışmadığı nasıl tespit edileceğini, ayıplı işlerin neler olduğu ise genel anlamda dosyaya sunulu müşteri şikayet formları ile müvekkili şirkete site yönetimi tarafından gönderilen mailler ve taraflarınca davacı tarafa gönderilen ihtarnameler ile yazılı delillerle kanıtlandığını, -Yerel mahkemenin gerekçeli kararında açıkladığı bir başka gerekçede ise; "Mahkememizce tarafların bildirmiş olduğu tanıkların beyanları duruşmada alınmıştır. Alınan tanık beyanları genel olarak davacının yapmış olduğu işler ile ilgili şikayetlerin geldiği yönünde beyanlarda bulunmuşlardır. Ancak aynı tanıklar davalıların talebi üzerine davacı tarafından daha sonra ayıplı işler nedeni ile servis hizmeti verildiğini de beyan etmişlerdir. Ancak tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalıların bir kısım tadilat işlerini kendi çalışanları ile giderdiğini bir kısım tadilat işlerinin davalıların talebi üzerine davacı tarafından giderildiği sonucu çıkmaktadır. Hatta bir kısım daire sahiplerinin tadilatları kendi imkanları ile yaptırdığı yönünde dahi tanık beyanı bulunmaktadır. " denildiğini, mahkemenin bu gerekçesini de kabul etmediklerini, zira taraflarınca davalı şirketin hiçbir şekilde onarım tamirat işleri yapmadığının iddia edilmediğini, taraflarınca iddia edilen hususun; davalı şirketin her ne kadar bir kısım onarım ve tadilat işleri yapsa da sonrasında, sözleşme yükümlülüğü gereğince üstlendiği edimler çerçevesinde olmasına rağmen teslimden sonra oluşan bir kısım gizli ayıp niteliğindeki işlerin onarım ve tadilatlarını yapmaması, neticesinde müvekkili şirket tarafından veyahut 3. kişi firmalara namı hesabına yaptırılmak zorunda kalındığını, yani teslimden sonraki süreç içerisinde gizli ayıpların bir kısmının gerek davalı şirket tarafından yapılması veyahut kat malikleri tarafından yapılmış olmasının müvekkili şirketin bu gizli ayıpların yapılmayan kısmının giderilmesine ilişkin yaptığı onarım ve tadilat bedelini (dolayısıyla adi ortaklık tarafından davalı şirkete düzenlenen 2 adet yansıtma faturası bedelini) ortadan kaldırdığını, dava konusu gizli ayıp niteliğindeki şikayetlerin bildirildiği ve bu şikayetleri hem müvekkili şirkete hem de davalı şirkete mail yoluyla göndererek gerekli onarım ve tamiratların yapılması sürecini takip eden, doğrudan bilgi ve görgü sahibi olan o dönem ki site yöneticisi ...'ın beyanından da bu hususun kanıtlandığını, dilekçelerinde belirtilen tanık....'ın beyanlardan anlaşılacağı üzere, daire teslimlerinden sonra oluşan gizli ayıpla ilgili şikayetler neticesinde bir süre servis hizmeti sağlayan davalı tarafın, bir dönem servis hizmeti sağlamadığını, bu dönemde müvekkili adi ortaklık nam ve hesabına 3. kişi firmaya yaptırdığını, sonrasında bir süre daha davalı şirket yeniden hizmet verdiğini, bu hizmetlerine karşılık belge de imzalattığını, ancak en nihayetinde şikayetlerin belgenin imzalanmasından sonrasında da devam ettiğini ve davalı firma bu aşamada onarım ve tamiratla ilgili servis hizmeti sağlamadığından müvekkili şirket çalışanları tarafından onarım ve tadilat yapıldığını, dolayısıyla yansıtma faturaların da bu dönemlerde yapılan iş, işçilik ve malzeme bedelleri olduğunu, -Mahkemenin hükme esas teşkil eden gerekçelerinden birinde de; ".......Ancak sözleşme ve yapılan tüm işler birlikte değerlendirildiğinde, davalılar tarafından yapılan inşaatın çok büyük bir proje olması, eser sözleşmesine konu işler ile ilgili olarak davacı dışında da başka firmaların aynı projenin farklı blok ve dairelerinde çalışmaları dikkate alındığında, davalılarca davacı ile yapılan sözleşme kapsamında davacının yaptığı işler ile ilgili ayıplı ifaların ispatı ve bu ayıplı ifaların kendisi tarafından ya da 3. Bir firma tarafından hizmet alımı ile giderildiğini ispat yükü altındadır. Oysa bilirkişilerce raporlarda da yer aldığı üzere, davalılarca kesilen yansıtma faturalarının hangi dairelere ilişkin olduğu, davacının yükümlülüğünde olan kısımlar ile ilgili olup olmadığı, tam olarak hangi işlerin yapıldığı, söz konusu işler ile ilgili davacıya ihbarda ve giderim/onarım talebinde bulunulup bulunulmadığı ispatlanamamıştır. Sözleşme kapsamında kullanılan ... doğrama markası ... iken kesilen yansıtma faturalarının bir kısmında pimapen markasının yer alması da bu hususu tesvik edici mahiyettedir." denildiğini, bu gerekçeyi de kabul etmediklerini, mahkemeye delil listeleri ekinde sunulu sözleşme gereğince sözleşmenin konusu başlıklı bölümünde davalı şirketin hangi bloklardan sorumlu olduğunun yazdığını, yine müşteri şikayet formları ve gerek site yönetiminin mail niteliğindeki ihtarnamelerinde, gerekse müvekkili şirket tarafından davalı şirkete keşide edilen ihtarnamelerde sözleşmeden ve sözleşme kapsamında üstlendiği bloklardan bahsedildiğini, gizli ayıp şikayetlerinin hangi bloklar nezdinde olduğu ve nelerden ibaret olduğunun ana başlıkları ile yazdığını, zira davalı şirketin kabulünde olduğu yazışmalar olduğunu, taraflar arasında hangi bloklar olduğu ve ayıpları neler olduğu hususunda bir ihtilaf yokken, dosyaya sunulu yazılı deliller ile bu husus da belirliyken faturaların bu bloklarla ilişkilendirmemenin, fiili gerçek duruma ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yine mahkemenin dava konusu işlerle ilgili ihbarda bulunulduğunun ispatlanamadığını tespit ettiğini, bu tespitin dosyadaki yazılı deliller karşısında taraflarınca kabul edilmediğini, -Yansıtma faturaları incelendiğinde; davalılar ..., ... adi ortaklığı tarafından davacı ... şirketi'ne kesilen, 31/12/2019 tarihli 46.995,00 TL bedelli fatura açıklaması incelendiğinde; "... Projesindeki dairelerin PVC doğrama, cam, körkasa, motorlu panjur, eksik, kusurlu, ayıplı, gizli ayıplı yapılan işlerin tamirat ve tadilat işçilik yansıtma faturası" denildiğini, 17/08/2020 tarihli 14.160,00-TL bedelli yansıtma faturasında açıklama kısmında; "....Projesindeki dairelerin PVC doğrama, cam, körkasa, motorlu panjur, eksik, kusurlu, ayıplı, gizli ayıplı yapılan işlerin tamirat ve tadilat işçilik yansıtma faturası" denildiğini, yansıtma faturasının açıklama kısmı incelendiğinde "dairelerin kör kasa, cam, pvc doğrama, motorlu panjur eksik, kusurlu, ayıplı gizli ayıplı yapılan işlerin tamirat tadilat ve işçilik olduğu " ayrıntılı olarak yazdığını, fatura açıklamasına veyahut noter kanalıyla keşide edilen ihtarnamelerinde veyahut fatura içeriğinde 856 konutluk bir projede her bir dairede ayrıntılı tek tek gizli ayıpların yazılmasının fiziken de mümkün olmadığını, zira müvekkili şirketin de ortağı olduğu Adi Ortaklık tarafından kat malikleri şikayet formları ile birlikte ayıplı kusurlu imalatların neler olduğu hususlarının davacı tarafa gerek mail yoluyla gerekse noterden keşide edilen ihtarnameler ile bildirildiğini, bu şikayet formlarından teknik olarak yapılması gerekli işler ve ayıpların zaten anlaşıldığını, bu hususa ek olarak Adi Ortaklık şirket temsilcisi tarafından keşide edilen 28.05.2018 tarihli ihtarnamenin 2. paragrafında “özensiz, dikkatsiz, hatalı işçilikten kaynaklı olarak kilit ve kol mekanizmalarının tam fonksiyonlu çalışmaması, doğramaların ve kapıların yerine tam oturmaması, ayıplı kusurlu keza eksik işler bulunduğu, motorlu panjurlarda hasarlar tespit edildiği” hususları açıklanarak ayıplı/eksik işler, işçilikler gerek keşide edilen ihtarnameler ile gerekse kat malikleri şikayet formları ile somutlaştırılarak ayıp bildiriminin yapılmış olduğunu doğruladığını, yine cevap ve delil dilekçeleri ekinde sundukları davacı şirket tarafından 11.07.2019 tarihli cevabi mail incelendiğinde davacı şirketin “Tadilat listeleri teknik ekibimize ulaştırılmıştır. en kısa sürede tüm şikayetler giderilecektir.” mailinden davacı tarafın beyanı ile ayıpların eksiklerin neler olduğunu bildiği ve bu ayıp eksik imalatlarının kendileri tarafından kabul edildiği de açıkça anlaşıldığını, -Yine Adi Ortaklık şirket yetkilisi tarafından keşide edilen 04/09/2018 tarihli ile 28.05.2018 tarihli ihtarnamede; “projenin teslim sürecinin başlamış olduğu, sözkonusu ayıpların bu teslim sürecinde derhal müdahale edilmesi gereken nitelikte olması ve teslimlerde gecikmeler yaşanmaması sebebiyle eksik ve kusurlu olarak yapmış olduğunuz işlere ilişkin işlemler/çalışmalar ve keza malzeme temini adi ortaklıkça yapılmış ve yapılmakta olup uğranılan müspet ve menfi tüm zararların sözleşmede yazılı tüm cezai müeyyideler işletilerek kesin hesabınıza yansıtılacağı ve rücu edileceği” hususlarının da davacı tarafa bildirildiğini, yine taraflarınca davacı tarafa Karşıyaka 3. Noterliğinin 26555 yevmiye numaralı, 19.12.2019 tarihli ihtarnamemizde de daire teslimlerinden sonra şikayetler alınmaya devam edildiğini, ivedilikle yapılması gerekli olan iş ve işlemler olduğu yapılmaması halinde sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince nam hesabınıza yapılarak yansıtma faturası kesileceği hususları bildirildiğini, Üç Milyon İki Yüz Elli Türk Lirası bedeli ödeyen müvekkili şirketin olmayan bir durum yaratması, şikayet formlarını, site yönetimince tarafımıza bildirilen şikayetlerin yok sayılması, dayanaksız fatura kesmiş gibi algı ve durum yaratılmasının inandırıcı olmadığı gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, -Mahkemenin gerekçeli kararında " ..... Sözleşme kapsamında kullanılan ... doğrama markası ... iken kesilen yansıtma faturalarının bir kısmının pimapen markasının yer alması da bu hususu tevsik edici mahiyettedir. ..." denildiğini, yukarıda açıklandığı üzere adi ortaklık çalışanları işçi ve işçilikleri ile giderilen onarım ve tadilat bedellerine ilişkin olarak davalı firmaya karşı düzenlenen 31/12/2019, ve 17/08/2020 tarihli 2 adet yansıtma faturaları incelendiğinde marka belirtilmediğini, PVC doğrama denildiğini.... marka veyahut pimapen marka olarak belirtilmediğini, gerekçeli kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, Namı hesabına yaptırılan 3. sahıs firma, .... Şti. tarafından adi ortaklığa düzenlenen 18/11/2019, tarihli 51.920-TL bedelli faturanın da pimapen ibaresinin yer almadığını, bu faturanın da müvekkili adi ortaklık tarafından davalı firmaya düzenlenen yansıtma faturası olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi düşünülse dahi mahkemece sadece bu faturayı hükme esas almayıp adi ortaklıkça davalı şirkete düzenlenen yansıtma faturalarının içerikleri kabul edilmeyken aksi karar verilmesi hatalı haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira sözleşmenin tarafı olamayan 3. kişi firma tarafından düzenlenen faturadaki pimapen ibaresinin marka olarak kullanılmadığı gibi pimapen uygulamada malzemenin genel adı olarak da tarif edildiğini, bu sebeple sözleşmedeki ibarenin birebir aynısını faturaya yazmasının sözleşme dışı olan şirketten beklenilemeyeceğini, zira aksi düşünülse dahi onarım ve tadilatın davalı firma tarafından yapılmadığı dönemlere ilişkin müvekkili şirket tarafından namı hesabına yapılan veyahut yaptırılan onarım ve tadilat dönemlerinde davalı şirket tarafından kullanılan .... marka ... doğrama markası dışında bir markanın kullanılmasında da hiçbir engel de olmadığını, başka marka doğrama kullanılması faturadaki ana malzemenin niteliğini değiştirmediğini, -Tüm bu hususlara ek olarak taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddeleri de incelendiğinde; müvekkili şirketin yansıtma faturası düzenleyebildiği, hatta hakediş ve alacaklarından hiçbir ihtara gerek kalmaksızın kesinti yapma hakkına sahip olduğunun da anlaşıldığını, kesin kabulün yapılmış olmasının daire teslimlerinden sonra ortaya çıkan gizli ayıplar sebebiyle taşeron firma olan davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, zaten işin işleyiş sürecine bakıldığında pek tabi ki öncesinde kesin kabul yapılması, sonrasında daire teslimleri ile birlikte kat malikleri tarafından kullanıldığında ortaya çıkan gizli ayıpların baş göstermesinin olağan olduğunu, bu gizli ayıplar sebebiyle taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri gereğince davacının sorumluluğunun olduğu, taraflarınca yapılan tüm bildirimlere rağmen şikayetlerin giderilmediği, sözleşmenin gerek garanti süresi gerekse gizli ayıp hükümlerini içeren diğer sair maddeleri gereğince namı hesabına iş yapıldığı ve yansıtma faturası kesmek durumunda kalındığının son derece açık olduğunu, sözleşme bedeli 3.350,000,00- TL olan bir işte alacağın tamamına yakın kısmını ödeyen müvekkilinin sözleşme bedelinin 59.000 TL’lik kısmını ödemekten kaçınmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, ...sitesi 859 konutlu 14 adet villadan oluşan geniş kapsamlı bir proje olduğunu, gayet tabidir ki davacı tarafın da daire teslimlerinden sonra üstlendiği işlerle ilgili gizli ayıp mahiyetinde kullanıldıkça anlaşılacak ve ayıplar ortaya çıkacağını ve bu ayıp bedellerinin onarım ve tamiratı için kesilen yansıtma faturasının bedeli nazara dikkate alındığında son derece makul ve gerçekçi olduğunu, zira üstlenilen iş ile ilgili blok ve daire sayısı nazara dikkate alındığında her ne kadar onarım ve tadilatlar basit şikayetlermiş gibi gözükse de bu rakamın işin kapsamı totaline bakıldığında düşük bile kaldığını, günlük yevmiye usulü götü bedel yapılan bu tamirat ve tadilatlara ilişkin olarak yapılan giderlerin pek tabiki fotoğraflandırılıp, metrajlandırılacak bir fatura ile günlük işleyişte düzenlenmediğini, Yukarıda açıklanan sebeplerle ve resen nazara dikkate alınacak diğer sair sebeplerle; tehir-i icra kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/499 E. 2023/69 K. sayılı ilamının istinaf yoluyla kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda davanın reddine, yargılama masrafları vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı alt yüklenici ile yüklenici davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında 13.06.2016 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığı, sözleşmenin 17.maddesine göre "müteahhit tarafından kesin kabul yapılmış olsa dahi alt yüklenicinin ayıplı ve noksan imalat nedeniyle sorumluluğu konutlar, rekreasyon alanları vb. mal sahibinin müşterilerine (alıcılara) teslim tarihinden itibaren 2 (iki) yıl süreyle devam edecektir" hükmünün bulunduğu; kesin hak edişin (16 nolu) 30.06.2018 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı alt yüklenici tarafından, 23.07.2018 tarihli "16.kesin hak ediş faturasının" bakiyesi olan 59.271,28 TL asıl alacak ve 21.986,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.257,68 TL'nin tahsili istemiyle davalılar aleyhine 07.10.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların süresinde itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Davacı alt yüklenici, davalılarla yapılan eser sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ancak davalıların bakiye alacağı ödemediklerini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Aralarında adi ortaklık bulunan yüklenici davalılar ise, davacı alt yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında edimlerini eksik ve ayıplı ifa ettiğini, kat maliklerinin bildirimleri üzerine şikayet formlarının davacıya e-mail yoluyla iletildiği gibi noterden keşide edilen ihtarnamelerle ayıbın bildirildiğini, ancak davacının sözkonusu ayıp ve eksikleri zamanında gidermediğini, bunun üzerine davalıların oluşturduğu adi ortaklık tarafından davacı nam ve hesabına yapılan işlerin yansıtma faturası ile rücu edildiği ancak davacının bu faturalara itiraz ettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Somut olayda, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin 17.maddesi uyarınca kesin kabul yapılmış olsa dahi alt yüklenicinin ayıplı ve noksan imalat nedeniyle sorumluluğu konutlar, rekreasyon alanları vb. mal sahibinin müşterilerine (alıcılara) teslim tarihinden itibaren 2 (iki) yıl süreyle devam edecektir" hükmünün bulunduğu; davalıların kat maliklerinin bildirimleri üzerine şikayet formlarının davacıya e-mail yoluyla iletildiği ve noterden keşide edilen ihtarnamelerle davacı alt yükleniciye ayıp ihbarında bulunulduğundan Mahkemece alanında uzman bilirkişi heyetinden dosya kapsamındaki tüm deliller değerlendirilerek sözkonusu ayıplı ve eksik imalatların miktarı ve ayıbın ortaya çıktığı tarihteki giderim bedeli hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre davacının takibe konu bakiye alacağının olup olmadığına karar verilmesi gerekirken denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak "davalılarca kesilen yansıtma faturalarının hangi dairelere ilişkin olduğu, davacının yükümlülüğünde olan kısımlar ile ilgili olup olmadığı, tam olarak hangi işlerin yapıldığı, söz konusu işler ile ilgili davacıya ihbarda ve giderim/onarım talebinde bulunulup bulunulmadığı ispatlanamadığından davalılar tarafından kesilen yansıtma faturalarına itibar edilmediğinden bahisle" eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olduğundan davalılar vekillerinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı .... Şti. vekili, davalı .... Şti. vekili ve davalı ... Şti. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ....Şti. vekili, davalı .... Şti. vekili ve davalı ... Şti. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının KABULÜ ile, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih ve 2021/499 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı .... Şti. tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 1.207,78 TL) 1.387,68 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalı ....Şti.'ne iadesine, 6-Davalı ....Şti. tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Davalı ... Şti. tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 1.207,78 TL) 1.387,68 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalı .... Şti.'ne iadesine, 8-Davalı ....Şti. tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 9-Davalı ... Şti. tarafından yatırılan 1.387,68 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalı .... Şti.'ne iadesine, 10-Davalı ...Şti. tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 11-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.