İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 2007 yılında kurulduğunu ve ... markası ile bu zamana kadar aydınlatma sektöründe Türkiye'nin en önde gelen şirketlerinden biri haline geldiğini, "..." markası Türk Patent Enstitüsü nezdinde 04/03/2008 tarihinden itibaren ... tescil numara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1916 Esas KARAR NO: 2026/237 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 31/05/2023 NUMARASI: 2022/69 E. - 2023/142 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 2007 yılında kurulduğunu ve ... markası ile bu zamana kadar aydınlatma sektöründe Türkiye'nin en önde gelen şirketlerinden biri haline geldiğini, "..." markası Türk Patent Enstitüsü nezdinde 04/03/2008 tarihinden itibaren ... tescil numarası ile 09 ve 11 nolu hizmet sınıflarında tescilli olup koruma altında olduğunu, müvekkil markasını ciddi ve yoğun bir şekilde kullanarak markalarına ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, sektöründe ayrıcalıklı bir yere getirdiğini, müvekkilin yaptığı reklam, fuar ve ismi bilinen büyük firmalarla çalışmaları sayesinde markası halk tarafından bilinir ve müvekkil firma ile ilişkilendirilir hale geldiğini, davalı taraf, müvekkilin yarattığı ve aydınlatma sektöründe markalaştırdığı "..." ibaresini kullanarak, müvekkilin markasına benzer şekilde "..." markasını tescil ettirdiğini, müvekkilin ciddi yatırımlar sonucu ulaşmış olduğu tanınmışlığını ve saygınlığını kullanarak ortalama tüketici nezdinde iltibas ve seri markası olduğunu zannetmesi muhtemel olduğunu, davalı taraf, müvekkil şirket ismi ve markası ile iltibas yaratacak şekilde "..." markasını 13/07/2020 tarihli başvurusu ve ... tescil numarasıyla müvekkille aynı 11 nolu mal-hizmet sınıfında tescil edildiğini, (davalıya ait tescil belgeleri ek-3'de ) "..." kelimesi aydınlatma sektöründe kullanılan bir kelime olmadığını, müvekkilinin bulduğu ve isminde kullandığı söz konusu ibare markası ile özdeşleşmiş olup, müvekkil markasının ve unvanının ayırt edici unsuru haline geldiğini, davalının söz konusu marka ve ticari unvanın kullanımı ve tescili müvekkilinin markasının ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, söz konusu tescil ile ilgili YİDK'ya itiraz başvurusunda bulunmalarına rağmen itirazlarının red edildiğini, müvekkiline ait markanın "..." ve "..." kelimelerinin birleşiminden yaratılmış bir marka olduğunu, bu ismin birleşik ya da ayrı yazılması, kelime telafuz edildiğinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacağını, davalının ifade ettiği üzere, "..." kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde parlaklığı birdenbire artan, patlamalı değişen ...” anlamına geldiğini, müvekkilinin iş bu kelimeyi aydınlatma sektöründe kullanması ve bundan bir marka yaratması yaratıcılığının açık bir göstergesi olduğunu, davalının yıllar sonra bu kelimeyi alarak adeta "kopyala-yapıştır" şekilde sonuna sadece life kelimesini koyarak kendisine marka yaratması, müvekkilinin markasının özgünlüğünü ve ayırtedicilik özelliğini açıkça ihlal ettiğini, davalı taraf cevap dilekçesinde, davalının markasının ticari unvanının kök kelimesinden türetildiğini ve bu nedenle marka tescilinin haklı nedene dayandığını iddia ettiğini, firmanın 2018 yılında kurulmuş olduğu ve marka başvurusunu ise 2020 yılında yaptığını, müvekkilinin 14 yıldır aynı marka ve unvanı aydınlatma sektöründe kullandığı göz önünde bulundurulduğunda, davalının her nasılsa yine müvekkil ile aynı sektörde "..." kelimesini bularak unvan oluşturduğunu ve bundan esinlenerek marka yarattığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı açıkça ortaya çıktığını, davalının cevap dilekçesinde "..." ibaresini içeren markalar adı altında sunmuş olduğu listede "..." kelimesi ile başlayan ve bariz bir şekilde karışıklık yaratacak bir kullanım bulunmamakla birlikte, listede ana sektörü aydınlatma olan firmalar bulunmadığını, ayrıca her cümle içerisinde "..." kelimesinin geçmesi, markaların benzer ve karıştırılma ihtimali olduğu sonucunu çıkarmayacağını, belirterek davalı adına kayıtlı "..." ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü ve marka sicilinden silinmesine, mümkün değil ise anılan markadan "..." ibaresinin çıkartılmasını, davalı adına kayıtlı "... Ltd. Şti." ticaret unvanının terkinini, kabul edilmemesi halinde ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkartılmasını, kararın hüküm kısmının ülke çapında yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı markasının esas unsurunun yalnızca “...” ibaresinden oluştuğunun kabulü mümkün olmadığını, zira hem marka örneğinde hem marka isminde hem de davacının ticaret unvanında bu ibare tek kelime olarak ve “...” şeklinde yer aldığını, zira “...” kelimesi tdk kayıtlarıyla sabit olduğu üzere parlaklığı birdenbire artan ... anlamına gelmekte ve 09 ile 11. Nice sınıflandırmasına dahil emtialarda çok yaygın kullanılmakta olduğunu, bununla birlikte davacı markasının tanınmış olduğu iddiaları da yersiz olduğunu, sayın Mahkemenizce de bilindiği markanın tanınmışlığını tayin edebilmek adına TPMK markalar dairesi başkanlığı tarafından belirlenen 18 kriter mevcut olduğunu, davacı ise Mahkemeniz dosyasına bu kriterleri taşıdığına yönelik hiçbir bilgi ya da belge sunmadığını, salt soyut beyanlarıyla tanınmışlığını iddia ettiğini, müvekkilimize ait tescilli marka aynı zamanda müvekkilimizin ticaret unvanının kök kelimesinden türetildiğini, bu şartlar altında müvekkilin marka tescili haklı bir nedene dayandığını ve SMK m.6/5 hükmünde yer alan haklı neden şartını sağladığını, marka olabilecek işaretlerin düzenlendiği SMK m.4 hükmünde marka olabilecek işaretlerin yalnızca TDK'de var olan sözcükler arasından seçilebileceği gibi bir zorunluluk bulunmadığını, bir anlığına davacının dediği gibi olduğunu düşünsek bile zaten TDK'de "..." şeklinde yazılan bir kelime de olmadığından yine davacı markasının "..." ve "..." olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacağını, davacı "..." ibaresine ayırt edicilik kazandırabilecek kadar büyük ve tanınmış bir firma olduğu iddiasındayken davacının ... isimli Instagram hesabında 342 takip edilen 225 de takipçi mevcut olduğunu, Mahkemece de malumunuz olduğu üzere bir kısmı sosyal medyadaki takibe takip kampanyalarıyla bir kısmı da çevre esnaftan oluşan 225 kişilik takipçi kitlesiyle bir firmanın tanınmış olduğunu iddia etmesi kabul edilebilir bir durum olmadığını, davacı, "her cümle içerisinde ... kelimesinin geçmesi, markaların benzer ve karıştırılma ihtimali olduğu sonucunu çıkarmaz." dediğini, davacının bu cümlesi bizim bütün savunmalarımızın bir özeti niteliğinde olduğunu ve davacının bile kendi haksız davasına inanmadığını açıkça ortaya koyduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Davacının ticaret unvanının ... ... Şirketi olduğu, unvanın çekirdek kısmının yukarıdaki marka incelemesindeki ... ibaresi ile aynı olduğu, bu kapsamda davalının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir benzerlik taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aydınlatma sektöründe öncü bir konumda bulunan müvekkilinin 2007 yılından beri kullandığı tescilli "..." markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin davalı tarafça aynı sektörde "..." markasıyla tescil edilmesinin iltibasa sebebiyet verdiğini, yerel mahkemenin müvekkilinin markasını zayıf addederek davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, zira bilirkişi raporunda müvekkilinin tanınırlığına dair ciddi bir araştırma yapılmaksızın yalnızca davalının Instagram takipçi sayısıyla yaptığı itiraz nedeniyle başkaca bir araştırma yapılmadan müvekkilinin markasının zayıf olduğu kanaatine varıldığını, Latincede "...", astronomide "parlayan ..." anlamına gelen "..." kelimesinin aydınlatma ürünleri için yüksek ayırt ediciliğe sahip güçlü bir marka olduğunu, müvekkilinin büyük projeler ve reklam faaliyetleriyle bu ibareye ciddi bir bilinirlik kazandırdığını, markaların her ikisinin de "..." başlangıcıyla kurulmuş olmasının görsel, işitsel ve ... olarak tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirdiğini, müvekkili adına tescilli markayla birebir aynı unsurları ihtiva eden, aynı mal ve hizmet sınıfında müvekkille iltibasa neden olan davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmesine, mümkün değilse markadan ''...'' ibarelerinin çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu ;davalı adına kayıtlı "..." ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü ve marka sicilinden silinmesine, mümkün değil ise anılan markadan "..." ibaresinin çıkartılması, davalı adına kayıtlı "...Şti." ticaret unvanının terkinini, kabul edilmemesi halinde ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkartılması davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.19/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. 06/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde kök rapordaki kanaatin korunduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nun 25/1 ve 6/3. maddeleri uyarınca, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin marka hükümsüzlüğü talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 6/6. maddesinde ise tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 6/9. maddesinde ise kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı tarafından davalıya ait "..." ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava ettiği, taraf markalarında ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, ... kelimesinin TDK’ta tanımlandığı şekliyle Parlaklığı birdenbire artan, patlamalı değişen ... anlamına geldiği, davacı markasının sadece 11. Sınıfta (aydınlatma) tescilli olmayıp başka ürünlerde de tescilli olduğu, üretip ve sattığı, anlaşıldığından mahkemece bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi eklemek sureti ile tescil sınıfları ve alt sınıfları yönünden karşılaştırma yapılarak incelenmesi ve ek rapor alınarak karar verilmesi gerekir iken eksik bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulması yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 31/05/2023 tarih, 2022/69 E. 2023/142 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026