İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın "... ..." ve "..." markalarıyla ulusal ve uluslararası alanda tanınmış bir marka haline geldiğini, yüksek ürün kalitesiyle kısa sürede bir dünya markası olduğunu, davalı adına kayıtlı dava konusu markanın yaklaşık 6 yıldır tescilli …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1573 KARAR NO : 2025/1833 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/06/2023 NUMARASI : 2022/250 E. - 2023/167 K. DAVANIN KONUSU: Markanın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın "... ..." ve "..." markalarıyla ulusal ve uluslararası alanda tanınmış bir marka haline geldiğini, yüksek ürün kalitesiyle kısa sürede bir dünya markası olduğunu, davalı adına kayıtlı dava konusu markanın yaklaşık 6 yıldır tescilli olduğunu, tescil edildiği günden bu yana Türkiye sınırları içerisinde hiçbir şekilde kullanılmadığını, dava konusu markanın kullanımlarının tescil kapsamındaki her bir emtia için ciddi olmasının gerektiğini, dava konusu marka tescili kapsamında yer alan emtiaların hiçbirinde ciddi bir biçimde kullanılmadığını, açıklanan nedenlerle davalı yana ait... sayılı markasının tescili kapsamındaki tüm emtialar bakımından kullanılmama nedeniyle iptaline, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açımında hukuki yararının bulunmadığını, HMK m.114 gereğince davacının davayı açmasında hukuki bir yararının olmadığı durumlarda davanın reddi gerektiğinden ötürü öncelikle bu husus değerlendirilerek davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin markasını ciddi ve yoğun kullandığını, covid-19 nedeni ile müvekkilinin satışlarının sekteye uğradığını, davacının işbu davayı ikame etmesinin kötüniyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/250 esas, 2023/167 karar sayılı, 14/06/2023 tarihli kararı ile; "Her ne kadar davalı taraf mücbir sebep iddiasında bulunmuş ise de; mücbir sebep olarak sunduğu pandemi nedeniyle 2020 yılı içerisinde çoğu zaman sokağa çıkma yasakları uygulandığı ve ticari faaliyetlerin aksamış olduğu gibi olaylar tüm Türkiye çapında tüm sektörlerin yaşadığı ve etkilendiği olaylardır ve bunların tek tek ya da hep birlikte kullanılmama nedeni iptal davalarında mücbir sebep olarak kabulü bu dava türünü fiiliyatta işlevsiz bırakacak mahiyette hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğuracağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki tüm bu ileri sürülen olay ve gelişmeler ile birlikte ülkede ticari faaliyetler devam etmiş, tamamen durmasına ya da durma noktasına gelmesine sebep olmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporları karşısında, davalının davaya konu markalarını raporlar ile tespit olunan sınıf ve emtialarda ciddi bir kullanımını ispat edemediği ve iptal koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmakla Davacının davasının KABULÜ ile, davalıya ait... tescil numaralı markanın 22/12/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kullanılmama nedeniyle İPTALİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava açmada hukuki yararı bulunmadığını, davacının müvekkili markalarını kendilerine rakip görmekte ve müvekkili markalarını birebir taklit etmekte olduğunu, önüne engel olarak çıkan kurum kararlarını aşabilmek adına huzurdaki davayı ikame ettiğini, HMK m.114 gereğince davacının davaya açmasında hukuki bir yararı olmadığı durumda davanın reddi gerektiğinden öncelikle bu husus değerlendirilerek davanın reddini talep ettiklerini, markanın kesintisiz kullanılmamasının mücbir sebebe dayandığını, ciddi ve yoğun kullanım ile kesintisiz kullanımın birbirinden farklı kavramlar olduğunu, müvekkilinin dava konusu markaları beş yıl boyunca ciddi ve yoğun kullanmadığı iddialarının doğruyu yansıtmadığını, iptal koşullarının oluşmadığını, kabul anlamını taşımamakla müvekkilinin dava konusu markasını beş yıl kullanmamış olsaydı dahi bu kullanmama haklı bir nedene dayandığından kesintisiz kullanım koşulu sağlanamamış olacak ve kullanmamaya dayanılarak iptalinin istenemeyeceğini, oysa dava konusu markanın ciddi ve yoğun olarak kullanılıyor olmasına karşın pandemi sürecinde bu kullanımın sekteye uğradığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkillerinin işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını iddia etmiş olsa da dosya kapsamına sunmuş oldukları dilekçelerinde de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bu iddiaların hiçbir geçerliliği bulunmadığını, dava konusu markaların yaklaşık 6 yıldır tescilli olup tescil edildiği günden bu yana Türkiye sınırları içerisinde hiçbir şekilde kullanılmadığını, davalı tarafça istinaf dilekçesinde müvekkili firmanın markasını ciddi ve yoğun olarak kullandığını iddia etse de bu kullanımları ispata yarar tek bir delil bile sunmadığını, dava konusu marka kullanımları tescil kapsamındaki her bir emtia için ciddi olması gerekmekte olup dava konusu marka tescili kapsamında yer alan emtiaların hiçbirinde ciddi bir şekilde kullanılmadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalıya ait 2014/104971 tescil numaralı ''...'' ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Somut uyuşmazlık yönünden, davalı tarafça davacının iptal davasını açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı istinaf sebebi yapılmış ise de SMK'nın 26/2 maddesi gereğince ''ilgili kişilerin'' markanın iptalini isteyebileceği düzenlenmiş olup davacı tarafın iptali istenen marka yönünden ilgili kişi olup hukuki menfaatinin bulunduğu anlaşılmıştır.Markanın kullanılmama nedeni ile iptali istemi yönünden SMK'nın 192/1. maddesi uyarınca 26. maddesinin, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmekle SMK'nın geçici 4. maddesine göre SMK'nın 26. madde hükmünün yürürlüğe girmesinden önce açılan dava kapsamında iptal yetkisinin mahkemeye ait olduğu, bu kapsamda dava tarihi itibari ile henüz anılı yasal düzenleme yürürlüğe girmediğinden dolayı uygulanması gereken SMK'nın 26/1-a bendi ile 9/1. maddesi kapsamında tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği anlaşılmıştır. Markanın kullanıldığını ispat yükü ise davalı taraf üzerinde olup davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlık kapsamında; mevcut delil durumuna ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalının dava konusu markayı, iptali istenen sınıf ve emtialarda ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, her ne kadar davalı taraf markasını Covid-19 pandemisi nedeniyle mücbir sebepten dolayı kullanamadığını savunmuş ise de pandeminin markanın tescilli oldukları sınıflarda kullanılmalarına engel teşkil edecek mücbir sebep niteliğinde olmaması nedeniyle, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf taleplerine cevaz verilemeyeceği, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan malların menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/06/2023 tarih ve 2022/250 E., 2023/167 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025