İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından piyasa sürülen 1995 tarihli ... ve 2014 tarihli ... şarkısı isimli albümler de müvekkilinin fonogram yapımcısı olduğu eserlerin haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı iddiası ile Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; Tecavü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/19 Esas KARAR NO:2026/443 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:23/09/2025 NUMARASI:2024/208 E. - 2025/205 K. DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından piyasa sürülen 1995 tarihli ... ve 2014 tarihli ... şarkısı isimli albümler de müvekkilinin fonogram yapımcısı olduğu eserlerin haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı iddiası ile Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; Tecavüzün durdurulmasına, FSEK kapsamında bir eserin çoğaltılmış nüshalarının veya hasren onu imale yarıyan kalıp ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarının ihtiyati tedbir yolu ile muhafaza altına alınmasına, FSEK 70/2 kapsamında 10.000-TL maddi, FSEK 70/1 kapsamında 50.000-TL manevi tazminat ile FSEK 70/3 kapsamında davalıların fiziksel-dijital vs tüm alanlarda elde ettikleri kar için şimdilik 10.000-TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu eserlerin 1993 yılında kaset ve 1995 yılında CD olarak 24 yıldır yayında olduğunu, 24 yıl sonra dava konusu edilmesi nedeniyle zaman aşımı itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davacının dava açmak da hukuki menfaatinin bulunmadığını, taraf sıfatı yokluğundan dolayı davanın reddi gerektiğini, davacı ... ...Şti nin eski ünvanı ... ... ..., ... PLAK ... ... olduğunu, davacı şirketin eski ortağı da ... ... ... olup, İstanbul ... Noterliğinin 15.01.1992 tarih ... yev. nolu sözleşme ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme ile sözleşme konusu eserlerin tüm haklarının devredildiği ve davalı müvekkili tarafından devralındığı hususunun davacı tarafından kabul edilmemekte olduğunu, oysa resmi makamlar huzurunda yapılan sözleşmeye karşı dayanaksız bir iddianın varlığının kabul edilemez olduğunu, esas yönünden ise davalı ... 1971'de başlayan sanat hayatında seslendirdiği ve İstanbul ... Noterliğinde yapılan 15.01.1992 tarih ve ... yevmiye nolu SÖZLEŞME ile bütün haklarını ( kullanma, yayma, çoğaltma vs.) devraldığını, 130 eserden "..." olmuş 40 şarkısını "... - ..." albümünde bir araya getirerek yeni Tarihli müzik piyasasına çıkarıp sevenleri ile buluşturduğunu, Diğer davalı ... de davalı ...'ın yetkilisi ve ortağı olduğu müzik yapım şirketi olduğunu, FSEK 52 ve devamı maddelerince yasaya uygun olarak 130 eserin tüm haklarını elinde bulunduran davalılara karşı, davacının bir hak iddia edilebilmesinin hukuken hiçbir şekilde mümkün bulunmadığını, esas yönünden de davanın gerektiğini beyan etmişlerdir.Daire kaldırma kararından önce İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"hüküm kurmaya elverişli olan son bilirkişi raporu, FSEK mevzuatı ve yüksek Yargı ilamlarına ve dosyadaki delillere ve sektörel teamüllere uygun ve denetime elverişli olarak hazırlanan uzman mütalaası mahkememizce denetim ve hüküm kurmaya elverişli olarak bulunmuş, mahkememizce Davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı, buna yönelik iddianın ispat edilmediği, ticari sicil kayıtlarına göre davacının işyerinin ...'nda olması, dolayısıyla tacir olmanın getirdiği sorumluluk kapsamında davalının eserleri umuma ilettiği tarih itibarıyla zaten durumu bilmesinin gerektiği, davacının buna rağmen, 24 yıl sessiz kaldığı, dolayısıyla somut olayda davacının aktif dava ehliyetine sahip olmadığı, uzun süre sessiz kalmak suretiyle taleplerinin zamanaşımına uğradığı ve mali hakları FSEK 52. madde kapsamında yetkili hak sahibinden aldığını ispat edemediğinden tecavüzün önlenmesini de talep edemeyeceği gözetilerek davanın gerek tazminat istemleri gerekse tecavüzün önlenmesi talepleri yönünden Davanın Reddine," karar verilmiştir.Dairemizin 17/10/2024 tarihli 2022/399 Esas numaralı 2024/1671 Karar sayılı Kararıyla;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih, 2017/584 E. 2021/417 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA" karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararından sonra İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davalı ...’ın ... ile imzaladığı 06.08.1971 tarihli sözleşmenin sağladığı mali hakkın davacıya geçtiği iddiasına ilişkin bir kanıt sunulmadığı, ... ... .... Şti. ve ... ... ... unvanlı şirketler arasında usulüne uygun imzalanmış mali hak devir sözleşmesinin sunulmadığı, HMK 114/1.d ve HMK 115 maddelerine göre ; dava şartlarının varlığı zamanaşımı itirazından önce incelenmektedir. ( Yargıtay 8. HD. 2019/3280 E. - 2021/5603 K.) Zira aktif dava ehliyeti dava şartıdır. Davacının aktif dava ehliyetine sahip olmadığı anlaşıldığından artık zamanaşımın varlığı yada yokluğu keza esasa dair inceleme yapılması da mümkün değildir.Yüksek 44.HD nin kaldırma ilamı da bu yöndedir. Davacının mali hakkı usulüne uygun devralmamış olması nedeniyle, dava şartının davanın açıldığı tarihten sonrası için telafi edilmesi ve sağlanması da mümkün bulunmadığından davacının Aktif dava ehliyeti bulunmadığı gözetilerek davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk derece mahkemesinin, İstanbul ... Noterliği'nden celp edilen resmi belgede her iki şirketin aynı olduğu ve bu nedenle albümler üzerindeki hak sahibinin müvekkili olduğuna yönelik beyanları görmezden geldiğini, ayrıca her iki şirket arasındaki organik bağ görmezden gelindiğini, delil gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının da ilk derece mahkemesi kararıyla örtüşmediğini, İlk derece mahkemesinin, ilgili evraktaki beyan içeriğini es geçtiğini, dava dışı ... Plak ... ... ile müvekkili şirketin bağlantılı kabul edilebilmesi için dava dışı şirketin müvekkili şirkete devredilmesi ya da dava dışı şirketin tür değiştirerek müvekkili şirkete dönüşmesi gerektiğini belirttiğini, Müvekkili şirket ile dava dışı diğer şirketler farklı tüzel kişiliklere sahip olsalar dahi aynı yönetim şekline, yöneticilere ve faaliyet alanlarına sahip olduklarını, şirketlerin arasında tüzel kişilik perdesini kaldıracak nitelikte bağ olduğunun noterlikçe düzenlenen resmi belgeyle dahi sabitken, müvekkilinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının iddia edilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, dava dosyasına celp edilen İstanbul ... Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve... yevmiye numaralı resmi evrakında aynen "Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 2.8.1972 gün ve 4614 sayılı nüshasında firma adı olarak "... - ... ..."kullanacağım tescil ve ilan edilmişti. Daha sonra firma ismi ... ... ... olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 12.12.1986 gün ve 1659 sayılı nüshasında ilan edilmiştir. Daha sonraki yıllarda firmamız şirkete dönüşmüş ve "... ... ... ŞİRKETİ" unvanını alarak 29 Aralık 1992 gün ve 3188 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmek suretiyle resmilik kazanmıştır. Bu değişikliklere ilişkin gazete fotokopileri eklidir. Değişik isimlerdeki her üç firmanın da tarafıma ait olduğunu değişik firma isimleri ile yapmış olduğu sözleşmelerdeki eserlerin dağıtım ve yayın hakkının şirketimize ait bulunduğunu kabul ve beyan ederim." İstanbul ... Noterliğince düzenlenen bu evrakın, müvekkili şirketi münferiden temsile yetkili ... ... tarafından düzenlenmiş olup bu kişi aynı zamanda dava dışı ... Plak ... ... (ilk adı ... - ... ...) unvanlı şirketin de tek yetkilisi olduğunu,Dava dışı şirket ve müvekkili şirketin aynı kişi tarafından kurulmuş, aynı faaliyet alanına sahip, aynı yönetim şekline sahip şirketler olduğunu, dava dışı şirket ile müvekkili şirket arasındaki bu bağ uyarınca, şirketlerin birbirleriyle bağlantılı ve hatta birbirinin devamı niteliğinde olduğunu, -İlk derece mahkemesi kararında; (i) iki farklı tüzel kişiliğin temsilcisinin aynı kişi olmasının iki farklı tüzel kişiliği birbirinin aynı ya da devamı yapmayacağını, (ii) TTK anlamında şirketlerin ancak birleşerek ya da şirket devri yoluyla birbirlerinin haklarına halef olabileceğini, (iii) İstanbul ... Noterliği'nin ilgili evrakının yasal düzenlemeleri bertaraf edecek nitelikte bir belge olmadığını belirtmiştir. İlk derece mahkemesi bu tespitlerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/94 E., 2020/358 K., 09.06.2020 tarihli ilamını dayanak gösterdiğini, YHGK kararında davacı, 1 numaralı davalı ile arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan alacağın tahsilini talep etmiş, 1 numaralı davalının adresinde yapılan haciz işlemi esnasında 2 numaralı davalının antetinin bulunduğu evrakların tespit edildiğini gerekçe göstererek 2 numaralı davalıya da husumet yöneltmiş olduğunu, Yargıtay kararında açıklanan tüm kriterlerin somut olayda sağlanması ve her iki şirketin de yetkilisinin noter huzurunda verdiği beyanına rağmen davanın aktif husumet yokluğundan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -BAM kararında davalı sanatçı ile dava dışı ... Arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığının incelenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak bilirkişi raporunda bu husus incelenmediğini, itirazlarına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından da bu yönde bir inceleme yapılmadığını, davalı tarafın hak sahipliğini ... ...'ın kardeşinin eşi ... İle yaptığı sözleşmeye dayandırdığını, Davalı şirketin hak sahipliğini İstanbul ... Noterliği'nin 15.01.1992 tarihli ve ... yevmiye numaralı sözleşmesine dayandırdığını, sözleşmenin tarafı ise ... olduğunu, Davalının hak sahibini dayandırdığı ..., ... ...'ın kardeşinin eşi olmakla birlikte eserler üzerinde hak sahipliği de bulunmadığını, davalıların huzurdaki davanın karmaşık olmasından ve soyadlar ile ... unvanının benzerliğinden faydalanarak müvekkili şirketin haklarını gasp etmeye çalıştığını, ...'ın, müvekkili şirketlerden bağımsız bir gerçek kişi ticari işletmesi olduğunu, ...'ın, dava konusu müzik eserine ilişkin yapılan 1971 tarihli sözleşmeden de 2 yıl sonra kurulduğunu, Davalıların dosyaya sundukları dilekçelerde yer yer çelişkiye düştüğünü, hak sahibinin ... ... olduğunu açıkça ikrar ettiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ...'ın 1970-1976 tarihleri arasında davacı , ... ... .... Şti. ile ses tespiti anlaşması yapmadığını, o tarihte müvekkili ... ile ...’ın herhangi bir şekle uymadan, fiili anlaşmayla eser icralarının tespitini gerçekleştirdiklerini, bu nedenle icracı sanatçı açısından hukuka uygun bir mali hak devri veya ferağı söz konusu olmadığını, FSEK m. 52 gereğince mali hakların ancak yazılı şekle uyularak devredileceğini veya ruhsata bağlanacağını, Davacı şirket ile adı geçen ses tespitlerini gerçekleştiren ve elde eden taraflar farklı tüzel kişilik olarak tespit olunduğunu, davacı şirketin temsilcisinin anılan tespiti yapanla aynı kişi olması sonuca etkili olmadığını, şirketlerin vergi ve sicil noları farklı olduğunu, bunun da hukuk anlamında farklı hak sahipliği ve hak ehliyeti bulunduğunu teyit ettiğini, Davacı tarafın bu yöndeki aksine beyanlarının hukuki bir karşılığı olmadığını, ... Noter evrağında bahsedilen ... Plak ... ... şirketi ile davacı şirket birbirinden bağımsız şirketler olup birleşme veya davacı tarafından, ... Plak ... Şti’ni almak suretiyle kazanmanın söz konusu olmadığının sabit olduğunu, sözleşmenin tarafı ve onun uzantısı olup sonradan tüzel kişi tacir olan şirketin (...-...) 23.05.1995’de ticareti terk ettiğini, Davacı şirketin ise ... ...Şt. (...-...) farklı bir tüzel kişi olarak ana sözleşmesi ilan edilerek 18.12.1992’de kurulduğunu, Raporda tespit edildiği üzere; iki şirketin temsilcisinin aynı kişi olması hakların geçişine mesnet olmayacağını,1970-1976 yıllarında ilk icra sırasında bağlantılı hak kavramı bulunmamasına rağmen geçerli bir işlem var kabul edilse dahi bu ses tespitlerinden dolayı hak ileri sürebilmenin şartı, mali hakların devrinin davacıya yapılmış olmasıdır ki, böyle bir işlem bulunmadığı dosya ile sabit olduğunu, ...’ın anılan ses tespitleri bakımından icra öncesinde mali hak devri yapmış olması söz konusu olmadığını, o tarihte FSEK kapsamında henüz bağlantılı hak kavramı bilinmediğinden böyle bir anlaşmadan ve bugün için sonuç doğurmasından söz edilemeyeceğini, ortada fikri hak konusu ses tespitleriyle ilgili icra eden tarafından veya ses tespitini ilk yapan tarından verilmiş ve bugün geçerli bilinen anlamıyla bir hak devri bulunmadığını, mali hakların ancak yazılı sözleşmeyle ve hangi kapsam ve süreyle hangi türlerinin devredildiği belirtilerek devre konu edilebileceğini, müvekkillerinin anılan ses tespitleri için ...’dan hak devraldıklarını, bu devir sözleşmesi ile birlikte ana bantları da fiziki teslim aldıklarını, Noter belgesinde, ses tespitlerine dair 'ana kayıt bantları ve ek kanal bantlarının' mülkiyetinin devir ve teslim edildiği de yazılı olduğunu, davacının itirazlarının dikkate alınmadı iddiası doğru olmadığını, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalılar tarafından piyasa sürülen 1995 tarihli ... ve 2014 tarihli ... şarkısı isimli albümler de davacının fonogram yapımcısı olduğu eserlerin haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığı iddiası ile tecavüzün durdurulmasına, FSEK 70/2 kapsamında şimdilik 10.000 TL maddi, 70/1 kapsamında 50.000 TL manevi tazminat ve FSEK 70/3 kapsamında davalıların fiziksel, dijital, mobil, internet ve alanlarda elde ettiği kar için şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.Dosyada mübrez 16.8.1971 tarihli sözleşmenin davalı sanatçı ... ile ... ( ... plakları sahibi sıfatıyla) arasında yapıldığı 15.1.1992 tarihli sözleşmenin ise ... ile... arasında yapıldığı anlaşılmaktadır.Dosya kapsamındaki ticari sicil kayıtları kapsamına göre; davacı ...’nin odaya kayıt tarihinin 24.12.1992 yılı olduğu ve ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, eski ortaklarının ise ..., ..., ..., ... ... olduğu, yetkililerinin ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. 24.02.1970 tarih ve 3885 sayılı Türkiye Ticaret keza 05.05.1970 – tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde; ''... münteşir firma ilanında gazeteye hatalı dercedilen ''... ... ...'' olarak düzeltildiği, 02.08.1972 – tarihli 4614 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ''...-... ...'' bundan sonraki ticaret ikametgahının ''...'e naklettirdiğini'' ve ''... Plak'' işletme adını kullanacağını bildirdiği, 22.01.1976 tarih ve 303 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, eski ticaret unvanı ''...-... ...'' olan şirketin yeni ticaret unvanının ''... Plak-...-...'' olduğunun tescil ve ilan edildiği, 2.12.1986 tarih 1659 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde; ''... Plak ... ...'' unvanı ile ''Kanuni ve ticari ikametgahı ile sicil numarası yazılı ve ticarete devam eden tacir tarafından verilen dilekçede, meşgalesine başta plak, ses kaseti, video kasetleri olmak üzere her türlü ses ve görüntü cihazlarında kullanılan kaset çeşitlerinin yapımcılığı imalatı ve dahili ticareti toptan plak boş ve kaset bandı boş ve dolu video bandı bunlarla ilgili doldurma işleri müzik eserlerinin yapımcılığı işleri olarak değiştirdiğinin tescil ve ilanını istemiş olmakla'' şeklinde ilan verildiği, 29.12.1992 tarih- 3188 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ise; ... ... ve ... Şirketi'nin Şirket Esas Sözleşmesi ilan edildiği, şirketin kurucularının ''... ..., ... adına velayeten babası....'' şeklinde belirtildiği, 05.05.1998 tarihli İstanbul ...Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve... yevmiye numaralı evrakında her üç firmanın da tarafına ait olduğu, temsile ... ...’ın yetkili olduğu belirtilmiş, ekindeki imza sirküsünde ise ... –... ... ŞTİ adına atılacak imzalarda temsil yetkisinin müştereken kullanılacağı, şirketi müşterek imza ile ... ve ...’in müşterek imza ile temsil edeceğini kararlaştırmış oldukları anlaşılmıştır. Davacı şirketin 16.8.1971 tarihli sözleşme kapsamında mali hakların sahibi olduğu yönündeki iddiasına yönelik olarak, dava konusu sözleşmenin tarafı ve hak sahibi olan "... ... ..." şahıs firmasının devamı olduğunu ileri sürmüş olup,dosya kapsamında bulunan İstanbul ...Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve... yevmiye numaralı "Beyannamede" şirket yetkilisi ... ...'ın;" (... Plak ...) ... firmasının ''Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 02.08.1972 gün ve 4614 sayılı nüshasında firma adı olarak '...-... ...' ı kullanacağının tescil ve ilan edildiği, daha sonra firmanın isminin '... Plak ... ...' olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin 12.12.1986 gün ve 1659 sayılı nüshasında ilan edildiği, daha sonraki yıllarda firmanın şirkete dönüştüğü ve '... ... ... Şirketi' unvanını alarak 29.12.1992 gün ve 3188 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek suretiyle resmilik kazandığı, bu değişikliklere ilişkin gazete fotokopilerinin ekli olduğu, değişik isimlerdeki her üç firmanın da tarafına ait olduğunu, değişik firma isimleri ile yapmış olduğu sözleşmelerdeki eserlerin dağıtım ve yayın hakkının şirkete ait olduğunu kabul ve beyan ettiğini" kayıt altına aldırdığı anlaşılmıştır.Kaldırma kararı öncesinde alınan raporlar ve uzman görüşleri; Bilirkişiler ..., ..., ... 14/06/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; belirtilen yapımların(plakların) mülkiyeti ... Plak- ... 'a ait olduğu, ... Plak-... 'ın yapımlarını ... —... plağa devir etiği ile ilgili bir delile rastlanmadığı, bu açıdan bakıldığında ... plakçılık kendisine ait olmayan raporda belirtilen yapımları ve eserleri ... ve ... ne 15.01.1992 tarih ve ...nolu sözleşme ile devir ettiğini ve buna hakkı olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişiler ..., ..., ... 05/02/2020 tarihli bilirkişi raporlarında özetle: ... ...'ın yapımlarını, ... - ...' a devir ettiğini belgeleyen bir sözleşme ve delile rastlanmadığını, Bu yönde ara karar oluşturulmasına rağmen belge ibrazında bulunulmadığını, raporda bütün ayrıntılarıyla belirtilen yapımların (Plakların) mülkiyeti ... ... .... Şti. — ...'ait olduğu, ... ... .... Şti. — ...'a ait olan bu plakların gelirinden doğan tüm maddi, manevi hak ve zararların usulsüzlüğü yapan davalı tarafından geri karşılanması söz konusu olabileceği, Davacı yan 50.000 TL. manevi tazminat talep etmiş olduğundan , manevi tazminat yönünden değerlendirme Mahkemeye ait olmakla bu hususta herhangi bir görüş oluşturulamayacağını ,Davalı tarafın eserlerden fiziksel ve dijital ortamlardan elde ettiği karın dosya kapsamında hesaplanmasının mümkün olamayacağından , dava dilekçesinde Davacının talebine bağlı kalınmak suretiyle 10 .000 TL. maddi tazminat ve 10.000 TL. fiziksel ve dijital ortamlarda edinilen kar olmak üzere toplam 20.000 TL maddi zarar bedelinin yerinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.... tarafından düzenlenen Hukuki Mütalaa incelendiğinde: Davacının dayandığı ilk tespitlerin yapım ve alenileşme tarihleri nedeniyle FSEK 80. maddeye göre değerlendirilemeyeceği; haksız rekabet hükümlerine göre talep yapılmadığından davalı sanatçının kendi icralarına yabancı kılınamayacağı, İlk tespite konu icraları yapan davalının davacı plak firmasına hak devrettiğine ilişkin FSEK 52, madde kapsamında geçerli sonuç doğuran kanıt bulunmadığı, davalının dava dışı ... ... ile sözleşme yaparak mali hakları devraldığı, albümlerin kayıt bantlarını da teslim aldığından çoğaltma ve yayma eylemlerinin meşru olduğunun kabulü gerektiği, Davacının manevi hak ihlali ve manevi tazminat isteme yetisinin ne ilk tespit tarihi ne de 4110 sayılı Kanunla 12.06.1995'te değişik FSEK 80 kapsamında mümkün olmadığı, manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, Bilirkişi raporunun eksik ve yanılgılı değerlendirmeleri nedeniyle hükme esas alınamayacağını,Davalı icracı sanatçının ilk tespitlerin yapıldığı dönemde var olmayan(dolayısıyla açıkça gösterilmemiş) internette iletim, dijital müzik haklarını devrettiğinin ve davacının fonogramlarda, bu mecralar için de hak sahibi olduğunun kabul edilemeyeceğini,Tecavüz olduğu ileri sürülen olay tarihleri ve dava tarihi dikkate alındığında ihtiyati tedbirde aciliyet şartının gerçekleşmediği de sabit olduğundan ihtiyati tedbir taleplerinin koşullarının oluşmadığını, Davacının fonogram yapımcısı sıfatıyla husumete ehil olmadığını; öte yandan davacının uzun süre sessiz kalmakla dava hakkının düştüğünü bildirdiği anlaşılmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ... 12/08/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı şirketin davaya konu sözleşmede taraf olmaması ve ... tarafından davacı şirkete sözleşme devrinin yapıldığına ilişkin bir sözleşmenin dosyada olmaması ve dosya davacı tarafından ibraz edilen plakların üzerinde davacı şirketin yapımcı sıfatına dair bir belirlemenin olmaması dikkate alındığında davacı şirketin 16.8.1971 tarihli sözleşme kapsamında hak sahipliği sıfatı ve bu doğrultuda dava açma ehliyetinin değerlendirilemediğini, Davacının hak sahibi olduğunun kabulü ihtimalinde ise; İcralar üzerinde tespiti gerçekleştirenin hangi haklara sahip olacağının sözleşmenin düzenlendiği ve plakların yayınlandığı tarihte yürürlükte olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda açıkça düzenlenmemiş olmakla tespiti gerçekleştiren yani plakları yayınlayanın plaklar üzerindeki haklarının korunmasının yine o tarihte FSEK'te yer alan 84 üncü madde ile mümkün olabileceğini, davalı tarafın da kabulün de olduğu üzere daha önce plaklara okunan icraların aynen plaklara okundukları haliyle davalı şirketin çıkardığı fonogramlara alınması nedeniyle FSEK 84 hükmünün ihlalinin gerçekleştiği, Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin TTK 60'taki mutlak 3 yıllık süre de dikkate alındığında zamanaşımına uğradığı, Tecavüzün durdurulması talebinin ise davalı şirket albümlerinin yayının devam etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olamayacağı, ancak dosyadaki bilgi ve belgeler ile taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalılarca ilk defa 1993 yılında ... albümünde kullanılan şarkılara davacı tarafça ikinci albüm olan 2014 tarihli ... adlı albümün çıktığı tarihe kadar olan 21 yıl boyunca ses çıkarmayıp davalılarda oluşturduğu haklı beklenti de dikkate alındığında 2014 yılında da aynı şarkıların başka bir albümde de kullanılmasının da kötüniyetli hareket olarak nitelendirilemeyeceği de dikkate alındığında Takdiri Mahkemeye ait olmak kaydıyla davaya konu olaysa sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.Kaldırma kararı sonrası alınan raporlar Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 30/06/2025 tarihli bilirkişi raporlarından özetle ; ... ... Şti. ve ... ... ... unvanlı şirketler arasında usulüne uygun imzalanmış mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, Her iki albüm için zamanaşımı süresinin başlangıcının bandrol alım tarihleri olduğunun kabulü halinde her iki albüm için de zamanaşımı süresinin dolmadığı, Zamanaşımı süresinin başlangıcının eser işletme belgelerinin tarihi olduğunun kabulü halinde ... isimli albüm için zamanaşımı süresinin dolduğu, ... isimli albüm için zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine ulaştıklarını bildirmişlerdir.İstanbul ...Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve... yevmiye numaralı resmi evrakı kapsamına göre; Beyanname başlığı altında: "Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 2.8.1972 gün ve 4614 sayılı nüshasında firma adı olarak “...-... ...”ı kullanacağım tescil ve ilan edilmişti. Daha sonra firmanın ismi ... PLAK ... ... olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 12.12.1986 gün ve 1659 sayılı nüshasında ilan edilmiştir.Daha sonraki yıllarda firmamız şirkete dönüşmüş ve “... ... ... ŞİRKETİ” unvanını alarak 29 Aralık 1992 gün ve 3188 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmek suretiyle resmilik kazanmıştır. Bu değişikliklere ilişkin gazete fotokopileri eklidir. Değişik isimlerdeki her üç firmanın da tarafına ait olduğunu değişik firma isimleri ile yapmış olduğu sözleşmelerdeki eserlerin dağıtım ve yayın hakkının şirketimize ait bulunduğunu kabul ve beyan ederim.”şeklindeki beyannamenin ... ... ... Şirketi'ni münferiden temsil eden ... ...'ın beyanına göre kimlik bilgileri kapsamında düzenlendiği anlaşılmaktadır. Beyanname ekinde yer alan ve celbedilen ticaret sicil gazetesi örneklerine göre her bir şirketin tescil tarihi son raporda da tablo halinde incelenmiş olup şu şekildedir: Türkiye ticaret sicil gazetelerine göre 16.01.1970 tarihinde ... sicil numarası tescil edilen ... - ... ... unvanlı şirket zaman içerisinde çeşitli tarihlerde unvan değiştirerek en son ... Plak ... ... unvanını almış ve 23.05.1995 tarihinde tescil edilen terk işlemi ile faaliyetine son vermiş, keyfiyet 05.06.1995/...'de yayınlanmıştır. Davacı ... ... .... Şti.'nin ana sözleşmesinin 18.12.1992 tarihinde tescil edildiği dikkate alındığında her iki şirketin bir dönem aynı anda (18.12.1992-23.05.1995) faaliyette olduğu anlaşılmaktadır. Beyanname tarihi ise ... Plak ... ... unvanlı şirketin faaliyetlerine son verdiği tarihten sonraki bir tarih olan 05.5.1998 dir. Dosya kapsamındaki ticari sicil kayıtları kapsamına göre; davacı ...’nin odaya kayıt tarihinin 24.12.1992 yılı olduğu ve ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, eski ortaklarının ise ..., ..., ..., ... ... olduğu, yetkililerinin ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. 24.02.1970 tarih ve 3885 sayılı Türkiye Ticaret keza 05.05.1970 – tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde; ''... münteşir firma ilanında gazeteye hatalı dercedilen ''... ... ...'' olarak düzeltildiği, 02.08.1972 – tarihli 4614 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ''...-... ...'' bundan sonraki ticaret ikametgahının ''...'e naklettirdiğini'' ve ''... Plak'' işletme adını kullanacağını bildirdiği, 22.01.1976 tarih ve 303 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, eski ticaret unvanı ''...-... ...'' olan şirketin yeni ticaret unvanının ''... Plak-...-...'' olduğunun tescil ve ilan edildiği, 2.12.1986 tarih 1659 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde; ''... Plak ... ...'' unvanı ile ''Kanuni ve ticari ikametgahı ile sicil numarası yazılı ve ticarete devam eden tacir tarafından verilen dilekçede, meşgalesine başta plak, ses kaseti, video kasetleri olmak üzere her türlü ses ve görüntü cihazlarında kullanılan kaset çeşitlerinin yapımcılığı imalatı ve dahili ticareti toptan plak boş ve kaset bandı boş ve dolu video bandı bunlarla ilgili doldurma işleri müzik eserlerinin yapımcılığı işleri olarak değiştirdiğinin tescil ve ilanını istemiş olmakla'' şeklinde ilan verildiği, 29.12.1992 tarih- 3188 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ise; ... ... ve ... Şirketi'nin Şirket Esas Sözleşmesi ilan edildiği, şirketin kurucularının ''... ..., ... adına velayeten babası ...'' şeklinde belirtildiği, 05.05.1998 tarihli İstanbul ...Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve... yevmiye numaralı evrakında her üç firmanın da tarafına ait olduğu, temsile ... ...’ın yetkili olduğu belirtilmiş, ekindeki imza sirküsünde ise ... –... ... ŞTİ adına atılacak imzalarda temsil yetkisinin müştereken kullanılacağı, şirketi müşterek imza ile ... ve ...’in müşterek imza ile temsil edeceğini kararlaştırmış oldukları anlaşılmıştır.İncelenen tüm dosya kapsamındaki evraklarda, ... Plak ... ... unvanlı firma ile ... ... .... Şti. İsimli şirketin, bir dönem aynı anda 18.12.1992-23.05.1995 tarihleri arasında ayrı ayrı faaliyette olduğu, ...'ın her iki firma/şirkette ortak ve yetkili olduğu, İstanbul ...Noterliği'nin 5 Mayıs 1998 tarihli ve... yevmiye numaralı resmi evrakı ile, farklı firma isimleri ile yapmış olduğu sözleşmelerdeki eserlerin "dağıtım ve yayın" hakkının şirkete devredildiği, ... Plak ... ... unvanlı firmanın 23.05.1995 tarihinde terkin işlemini yapıldığı, buna göre davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. FSEK’in 48. Maddesi gereğince, eser sahibi, sahip olduğu malî hakları tek tek veya bir bütün olarak devredebilir; zira malî haklar birbirine bağlı olmadığından bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmemektedir (FSEK m. 20/1).Herhangi bir malî hak devir olunduğunda eğer tasarruf işleminde ayrıca bir sınırlama yapılmamışsa hak, mevcut kapsamdaki tüm yetkilerle birlikte devralana intikal eder. Örneğin çoğaltma hakkında herhangi bir sınırlama olmaksızın devir olunmuş ise eserin baskı usulü ile yahut dijital biçimde veya plak, CD, DVD gibi ortamlara çoğaltılması da hakkın kapsamında sayılır. Görüldüğü üzere malî hakların devri, hiçbir kayıt ve şarta tabi tutulmadan süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlandırılmadan yapılabileceği gibi süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlandırılarak da yapılabilmektedir. Öte yandan malî hakkın devrine FSEK’in 48. maddesinde yazılı süre, yer ve muhteva dışında örneğin kitap veya konser biletinin satış fiyatının belirlenmesi, dağıtımın şekli gibi sözleşmesel sınırlandırmalar da getirilmesi mümkündür.FSEK’in 52. maddesi gereğince malî haklara dair bir sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Başka bir deyişle malî hakkın devrini amaçlayan sözleşmenin mutlaka yazılı biçimde yapılması ve devre konu malî hakkın açık bir biçimde ifade edilmesi gerekmektedir.Dosyada, Davalı ... ile dava dışı ... arasında yapılan sözleşmede, Davalının İstanbul ... Noterinde düzenlenen 15.01.1992 tarihli sözleşme ile dava dışı ...'dan 130 eserin tüm haklarını devraldığı, devreden, bu eser ve ses tespitleri için hak sahiplerinin telif haklarının ödendiğini beyan ve taahhüt ettiği kayıt altına alındığı anlaşılmıştır....'ın, ...'ın kız kardeşinin eşi olduğunun beyan edildiği, ... ile ...'a ait firmaların ve davacı şirket arasında organik bağ bulunduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı, davalı vekilinin davacının ... ve ... firmasının sonradan ayrılarak eserlerin mali haklarının ... tarafından devralındığı ve fonogramların fiziki kayıtlarının ...'da bulunmasının da bu hususu kanıtladığı ileri sürülmüşse de, ileri sürülen hususlarda dosyaya somut delil sunulmadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça 1995 tarihli ... ve 2014 tarihli ... şarkısı isimli albümlerden ... adlı albümün 29/05/1995 tarihli Kultur Bakanlığı eser işletme belgesinin bulunduğu, eser işletme belgesinin ekinde davalı sanatçı ... ile ... arasında yapılan sözleşmenin sunulduğu, davalı sanatçının tanınmışlığı ve tarafların aynı piyasada faaliyet gösterdiği göz önüne alındığında, davacı tarafça "..." isimli ses kaseti ve kasetin yapımına ilişkin sözleşmeden haberdar olmadığının ileri sürülemeyeceği, aradan geçen süre içerisinde, davacı şirket ve ...'a ait firma tarafından 16/08/1971 tarihli sözleşmeye konu eserler yönünden herhangi bir albüm yapılmadığı, sözleşmeden kaynaklanan hakların kullanılmadığı, aksine davalı ile ...- ... arasında 15/01/1992 tarihli sözleşme yapıldığı ve 29/05/1995 tarihinde ... albümü çıkarıldığı, davacı tarafça bu albüm yönünden dava tarihine kadar 25 yıldan fazla bir süre sessiz kalındığı, TMK 2. Madde gereğince davalı tarafta oluşturulan haklı güven nedeniyle, uzun bir süre sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu ve korunamayacağı, bu nedenle bir hak talebinde bulunulamayacağı, davalılarca "..." adlı albüm yönünden dava tarihine kadar 3 yıl 7 ay geçmişse de, davacı tarafın ... adlı albüme yönelik hareketsiz kalan, bu albümün eser işletme belgesinin, dayanağına ilişkin sözleşmeye itiraz etmeyen, iptalini talep etmeyen davacı şirketin, ... şarkısı isimli albüm yönünden de sessiz kaldığı ve bunca yıl sonra dava açmasının TMK 2 maddesine aykırılık teşkil edeceği, buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile, kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2-İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/09/2025 tarih, 2024/208 E. 2025/205 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile; 3-Davanın REDDİNE, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile 700,60-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.099,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4/ç-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tecavüz istemi yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen manevi tazminat istemi yönünden 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen maddi tazminat istemi yönünden 20.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 375,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.058,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026