İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin murisi olan ...'a karşı 29.09.2020 düzenleme tarihli ve 90.000-TL tutarındaki bonoyu dayanak gösterilerek İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, 05.02.2021 tarihinde söz…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1771 KARAR NO : 2026/151 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/05/2023 NUMARASI : 2021/837 E. - 2023/462 K. DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin murisi olan ...'a karşı 29.09.2020 düzenleme tarihli ve 90.000-TL tutarındaki bonoyu dayanak gösterilerek İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, 05.02.2021 tarihinde söz konusu takip ile ilgili ödeme emrinin ... isimli kişiye tebliğ edildiğini, bu tebligatın hukuka aykırı olduğunu, ... ile menfaat çatışması olan kişinin tebligatı aldığını, 05.02.2021 öncesi ve sonrası komada bilincinin kapalı olduğunu, komada iken de 24.02.2021 tarihinde vefat ettiğini, ...'un böyle bir senede imza atmadığını, bonodaki kişi veya kişilere karşı bir borcunun olmadığını, söz konusu icra dosyasından satış talimatı yazıldığını ve Kayseri gayrimenkul satış icra dairesi ... talimat dosyası ile taşınmazın satışa çıkartıldığını, satışın yapılması halinde telafisi imkansız zararların oluşacağını, arz edilen ve mahkememizce resen incelenecek nedenlere öncelikle usulsüz tebligat iddiamız imzaya itirazımız gereğince Muris ...'a ait takibe konu senette imza incelemesi yaptırılmasını, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından dolayı Kayseri ilinde bulunan taşınmaz ile ilgili olan, Kayseri gayrimenkul satış icra dairesi ... talimat sayılı dosyadaki takibin ve satışın durdurulmasını, ve/veya satıştan gelen paranın alacaklı/ davalıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini, ilgili icra müdürlüğüne bu konuda müzekkere yazılmasını, davalarının kabulü ile; İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacıların murisi olan ... adına borçlu olarak gönderilen ödeme emrindeki senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini, takibe konu olan bonodaki imzanın müvekkillerinin murisine ait olmaması sebebiyle, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takibin durdurulmasını, kötü niyetli davalı -alacaklının takip konusu alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve alacağın %10'u oranında para cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, takip dosyası borçlusu olan dava dışı ...’ya vermiş olduğu borç karşılığında keşidecisi ..., kefili ..., lehtarı ... olan 29/09/2020 tanzim tarihli, 10/01/2021 vade tarihli 90.000-TL bedelli senedi takip dosyası borçlusu olan dava dışı ...’dan teslim aldığını, müvekkilinin keşidecisi ..., kefili ...'u tanımadığını, dava dışı ... tarafından müvekkili aleyhine herhangi bir dava açılmadığını, imza itirazında bulunulmadığını ve davacılar ile olan ilişkisi de göz önünde bulundurulduğunda davacıların ve dava dışı ...'un birlikte hareket ettiklerini, davacıların diğer takip borçluları hakkında dava açmadıklarını ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmadıklarını, ... ve ...'un birlikte hareket ettiklerini, müvekkilinin iyi niyetli 3. Şahıs olduğunu ve çek üzerindeki imzaların kime ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu iddia etmenin yasal dayanağının olmadığını, müvekkilinin iyi niyeti nedeni ile muhtemel zararlarının tazmini açısından davanın dava dışı icra takip borçluları ... ile ...'ya ihbar edilmesini talep ettiklerini tüm bu sebeplerle öncelikle davacıların tedbir talebinin reddini, taleplerinin kabulü ile davacıların davasının reddini, davacıların kötü niyeti nedeni ile asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini, müvekkilinin iyi niyeti nedeni ile muhtemel zararlarının tazmini açısından davanın dava dışı icra takip borçluları ... ile ...'ya ihbar edilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "... davacıların murislerinin ölümü nedeniyle mirasçı olmalarından dolayı haklarında takip yapıldığı, takibin dayanağının murisin keşide ettiğinin iddia edilen bono olduğu, davacıların bonodaki imzaya itiraz ettikleri ve alınan raporda keşideci imzasının murislerine ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle,1-Davacı ... yönünden feragat nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Diğer davacılar ..., ..., ... yönünden davanın KABULÜ ile bu davacıların İstanbul 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 3-Tazminat isteminin REDDİNE," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların ve dava dışı ...'un şüphelisi oldukları İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/924497 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının neticesinin dava dosyası ile ilgili olduğunu, taraflar arasındaki karmaşık ailevi ve hukuki bağlar ile evlat edinme ilişkileri dikkate alındığında muris, davacılar ve borçlunun birlikte hareket ettiklerinin açık olduğunu, bu sebeple söz konusu şahısların şüpheli olarak yer aldığı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/924497 sayılı soruşturma dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin terekesi iştirak halinde mülkiyete tabi olduğundan davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekirken mirasçılardan ...’un kendisinden habersiz açılan bu davayı kabul etmeyerek feragat ettiğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, menfi tespit davasının sadece meşru hamil olan müvekkiline karşı açılmasının yasal olarak mümkün olmadığını ve davanın lehtar ...’ya da yöneltilmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca muris vefat ettiği için imza incelemesine esas alınan numunelerin murise ait olup olmadığının kesin olarak ispatlanamadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin eksik incelemeye dayalı kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesi ve cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuyla imzanın murise ait olmadığının bilimsel olarak kanıtlanmasına rağmen davalının imza inkarı davası devam ederken taşınmaz satışına haksız yere devam ederek davacıları zarara uğrattığını, murisin komada olduğu dönemde usulsüz tebligatlarla süreci yöneterek evin satılmasına kasten sebebiyet verildiğini, mirasçılardan ...’un davadan feragat etmesinin davalı tarafın baskıları neticesinde gerçekleştiğini ve bu davanın tüm mirasçıların katılımıyla açılma zorunluluğunun bulunmadığını, davalının ciro zincirinde gözüken kişinin de imzasının gerçek olup olmadığını davacıların araştırmasının mümkün olmadığını, ilk ciranta da görünen kişiye dava açılması gerektiğini, davalının süreci uzatmak amacıyla sunduğu bekletici mesele taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve kötü niyetinin açıkça ortada olduğunu belirterek, yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının isabetli olduğunu ancak reddedilen kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine ve kötü niyet tazminatı yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacılar tarafından dava dilekçesi ile İstanbul 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu bonodaki keşideci imzasının murisleri ...'un eli ürünü olmadığını ileri sürmüşlerdir.Muris ...'un 24/02/2021 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davcılar olduğu davanın vekil aracılığı ile açıldığı, davacılardan ... 13/91/2022 tarihli dilekçesi ile dava açmadığını davadan feragat ettiğini belirttiği, ve mahkemece davacı yönünden davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.03/04/2023 tarihli Adli Tıp Uzmanı (grafolog) bilirkişi raporunda özetle; "Tetkik konusu 29.09.2020 düzenleme tarihli 10.01.2021 ödeme günlü alacaklısı ... borçlusu ... olarak görünen 90.000-TL'lik senet aslında borçlu imzalarının ...'un eli ürünü olmadığını" belirtmiştir. Somut olayda, Davacılar tarafından, İstanbul 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu bonodaki keşideci imzasının murisleri ...'un eli ürünü olmadığını ileri sürdükleri,Adli Tıp Uzmanı (grafolog) bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu bonodaki keşideci imzasının murisin eli ürünü olmadığı tespit edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir. Davalı taraf istinafında, mukayese imzaların murise ait olup olmadığının belli olmadığını ileri sürmüş ise de, incelenen mukayese belgelerden bir tanesinin Kayseri 5. Noterliği tarafından düzenlenen vasiyetname olduğu, resmi evrak olduğu, incelenen mukayese belgelerin yeterli olduğu anlaşılmış olduğundan, menfi tespit davasında her bir mirasçı kendi hissesi yönünden borçlu olmadığının tespitini isteyebileceği, mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmadığı, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından ve İstanbul CBS'nin 2023/92497 soruşturma sayılı dosyasında müştekinin ... olduğu, sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, icra dosyasındaki diğer borçlular ... ve ...' ın davalı gösterilmesine gerek bulunmadığından davalının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacılar, hamil olan davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.Bu nedenle davacılar tarafından, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar ..., ..., ... ve davalı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2023 tarih ve 2021/837 E., 2023/462 K. sayılı kararına karşı davacılar ..., ..., ... ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacılar ..., ..., ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.183,36 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.545,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.637,52 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026