İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Kukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.05.2018'de tescillenen ... başvuru ve tescil numaralı "kc ... ... ..." markası, ... başvuru numaralı "... ..." markası ve.. başvuru ve tescil numaralı "kc ..." markasının Müvekkiline ait olduğu, müvekkilinin marka sicilinde 43 numaralı hizmet sınıf…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/748 KARAR NO : 2025/1390 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/03/2023 NUMARASI : 2021/108 E. - 2023/67 K. DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Kukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.05.2018'de tescillenen ... başvuru ve tescil numaralı "kc ... ... ..." markası, ... başvuru numaralı "... ..." markası ve.. başvuru ve tescil numaralı "kc ..." markasının Müvekkiline ait olduğu, müvekkilinin marka sicilinde 43 numaralı hizmet sınıfında yer alan restaurant sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin "..." ibaresi ile ve müvekkili olan firma ile aynı hizmet kolunda faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, davalı şirketin, ... başvuru numarası ve 14.05.2020 başvuru tarihli “... nişantaşı" ibaresi ile marka tescil başvurusu yaptığı, bu başvuruya müvekkili tarafından TPE nezdinde itiraz edilmiş olduğu, itirazın haklı bulunarak davalı tarafın marka başvurusunun 43. Sınıftan çıkarılmasına karar verildiği, yine davalı şirket tarafından "..." ibaresi ile 06.04.2020 tarihinde 2020/38866 başvuru numarası ile marka tescil başvurusu yapılmış olsa da müvekkili olan şirket tarafından yapılan itiraz neticesinde başvurunun 30.01.2021 'de tamamen reddedildiğini, marka hakkına davalı yanca gerçekleşen tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbire hükmedilmesi, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Adana ilinde faaliyet gösterdiği ve müşteri çevresinin, tanınırlığının bu şehirde olduğunu, yakın tarihte İstanbul'da da şube açmış ise de şubenin açılış tarihinin, benzer hizmeti sunan firmaların sayısının tanınırlık değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini, davacının işletmesinin özellikleri ve sunduğu hizmet incelendiğinde tescilli markasının ve temsil ettiğini iddia ettiği esaslı unsurun "kaburga" özelinde et yemekleri pişirmek olduğunun anlaşıldığını, markada yer alan "..." kısaltmasının asıl, ayırt edici unsur olduğu ve kuruluş yılını ifade için "..." kelimesinin kullanıldığı, “...” kelimesinin ayırt edici unsur olmadığı, Davacı tarafın işletmesindeki ürün çeşitleri, ürünü pişirme ve sunum şekilleri, paket tasarımları, çalışanların nitelikleri ve nicelikleri, paket servis hizmeti ile müvekkilin bu konulardaki farklılıklarının aşikâr olduğunu, işletme türü, servis ve ürün içerikleri değerlendirildiğinde halk tarafından markanın, ürünlerin ve hizmetin ilişkilendirilme veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, sosyal medya hesaplarındaki resimler ve basında çıkan haberler incelendiğinde müvekkilinin markası altındaki işletmenin ülkemizdeki pek çok ünlü ve tanınmış kişilere hizmet sunduğunun görülebileceğini, İstanbul'da dava dışı 43 numaralı hizmet sınıfında 07.06.2018 koruma tarihli "köfteci ... 1962'den beri" markasının Türk Patent Kurumu tarafından kabul edildiğinin TPE kayıtlarında görüldüğünü, bu hususun MK2 dürüstlük kuralının temelinde yer alan "çelişkili davranma yasağı" kapsamında incelenmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2021/108 esas, 2023/67 karar sayılı, 14/03/2023 tarihli kararı ile; "Davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkilin markası ile davalı tarafın markasal kullanımlarının(davalı tarafın 43.hizmet sınıfındaki TPK nezdindeki tüm başvuruları reddedildiğini, "KC" ibaresinin belirleyici unsur olduğu, müvekkili ile davalının şekli unsurlarının farklı olduğuna son derece soyut açıklamalarla yer verilerek müvekkilin markasına tecavüzün olmadığından bahsedildiğini, davacı taraf ile davalı taraf arasında karşılaştırma yapılırken markanın şekli ve tarafların tescil edilen ve tescil edilme aşamasında olan markaları, tarafların restorandaki menüleri değerlendirildiğini, değerlendirmeler yapılırken müvekkilin markasındaki esas unsurun unsurun "..." olduğu belirtildiğini, davacı taraf tescilli markaları incelendiğinde markaların esas unsurunun “...” olduğu, diğer kelimelerin yan unsur olduğu, davalı marka kullanımında “...” ibaresinin kullanıldığını, Davacı ve Davalı markaları karşılaştırıldığında iki marka kullanımının da 43.sınıfta yer alan “yiyecek içecek hizmetleri” konusunda kesiştiği görüldüğünü, dava konusu markaların karşılaştırmalarını şekil, sektörel değerlendirme, tarafların tescil edilen ve edilecek olan markaları açısından değerlendirme yapan, tarafların menülerini veren 14.03.2022 tarihli raporda davacı tescilli markalarına iltibas ve karışıklığa sebep olacağı görüş ve kanaatine varılırken 14.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda hiçbir karşılaştırmaya yer verilmesinin sadece şekli unsurlar dikkate alınarak müvekkilin markasına tecavüzün olmadığından bahsedildiğini, markayı ve markayı oluşturan ayırt edici işaretlerin aynı veya benzerini internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılmamı markadan haksız biçimde faydalanma ve kullanıcı nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacağını, davalı iddialarının aksine marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğini, davalı işletmenin müvekkili işletmesini küçük yerel bir işletme gibi göstermeye çalıştığını, marka adını etkisizleştirmeye çalışarak marka hakkına tecavüz ettiği müvekkilinin markasını hukuka aykırı olarak kullanmaya ve menfaat sağlamaya çalıştığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tescilli markaları tanınmış marka olmadığını, davacı Türkiye'nin güneyinde faaliyet yürüttüğünü, hal böyle olunca ortalama tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyi nazara alındığında davacı markalar ile müvekkilinin kullandığı "..." ibaresinin karıştırılma ihtimali olmadığını, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; SMK'nın 149. maddesine dayalı olarak marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde; davacının ... sayılı ve ...sayılı markaların ( ... ... ... ibareli) maliki olduğu, davalı şirketin ''...'' ibaresini markasal olarak davacının markalarının tescilli olduğu sınıfta kullanmasına dayalı eylem yönünden huzurdaki davanın açıldığı, davalı şirketin ... başvuru numaralı ve 14.05.2020 başvuru tarihli “... nişantaşı" ibaresi ile marka tescil başvurusu yaptığı, bu başvuruya davacı tarafından TPMK nezdinde itiraz edildiği, itirazın haklı bulunarak davalı tarafın marka başvurusunun reddedildiği, yine davalı şirket tarafından "..." ibaresi ile 06.04.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile marka tescil başvurusu yapıldığı, davacı tarafından yapılan itiraz neticesinde başvurunun reddedildiği, davalının delil listesinde sunduğu haklı bulunan başvuruların bbb isimli markalara yönelik olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından davacının ...sayılı markasında ... ibaresinin üzerinde daha küçük puntolarla ... ibaresine yer verildiği, markanın 43. sınıf için 21.07.2017 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davacı adına bbb sayılı markada ... ibaresinin üzerine yine küçük punto ile ... ibaresine yer verildiği, büyük ... ibaresinin altında ise küçük puntolar ile ... ... ibaresine yer verildiği, markanın 43. sınıf için 12.06.2019 tarihinde tescil edildiği, taraf markalarına bir bütün olarak bakıldığında genel görünüm, kullanılan renk çeşidi, ... harflerinin figüratif tarzda büyük puntolu dizaynı ile renk kompozisyonu şekli ve boyutları açısından davalı markasından yeterince farklılaştığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Nitekim tescilli bir marka ile itiraz konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda davacı markası incelendiğinde; kırmızı renkli bir çember içerisinde büyük puntolar ile "..." harflerine yer verildiği, bu harflerin üst kısmında nispeten küçük punto ile "..." ibaresine, bu harflerin alt kısmında küçük punto ile "... ..." ibaresine yer verildiği tespit edilmiştir. Davacı markası ile davalının markasal kullanımı bütünsel olarak karşılaştırıldığında; her ne kadar kapsamlarındaki hizmetler ve "..." ibaresi aynı olsa da söz konusu sözcüğün erkek ismi olarak toplumda kullanılagelen bir sözcük olup tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğu, zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dâhi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınmasının gerektiği, davacı markasının görsel olarak kırmızı elips şekli dizaynı içerisinde ...harflerinin baskın unsur olarak figüratif bir tarzda kullanıldığı, kırmızı renkle ... ve ... ... kelimelerinin ise çok daha küçük puntolarla yer aldığı, davalı kullanımının ise siyah zemin üzerine yeşil harfler kullanılarak yazılmış büyük puntolarla ''...'' kelimesinden oluştuğu, böylece genel görünümleri itibariyle birbirlerinden farklılaştıkları, itiraza mesnet davacı markasında ayırt ediciliği sağlayan "..." harflerinin varlığı tahtında, ortalama tüketicilerin tarafları farklı işletmeler olarak algılayacağı gibi taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/03/2023 tarih ve 2021/108 E. 2023/67 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, -Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 23/10/2025 MUHALEFET ŞERHİ: Markaya tecavüzden kaynaklanan davada, davacı adına 43. Sınıfta ... sayılı ... şekil markası ile, 2019/55821 başvuru numaralı 43. Sınıfta "c ... ... ..." ibareli markanın tescilli olduğu, davalının davaya konu kullanımının ise yine 43. Sınıfta restorancılık hizmetlerinde "..." markası olduğu anlaşılmaktadır.Davalının kullanımının tescile dayanmadığı, davalı tarafça yapılan bbb numaralı, 14.05.2020 başvuru tarihli “... nişantaşı" ibareli marka tescil başvurusunun ve yine davalı şirket tarafından "..." ibareli, 06.04.2020 tarihli 2020/38866 başvuru numaralı marka tescil başvurularının, davacı tarafından yapılan itiraz neticesinde TPMK tarafından reddedildiği anlaşılmaktadır.Davalının markasal kullandığı, ... ibaresinin, davacının bbbbaşvuru numaralı markasında aynen yer aldığı, davacı markasındaki bbbibaresinin markadaki "... ..." ibaresinin baş harflerinden oluştuğu, her ne kadar ... ibaresi bir erkek ismi ise de, Türkiye'de restorancılık hizmetlerinde yaygın olarak kullanılan isimlerden olmadığı gibi 43. Sınıfta zayıf ibarelerden de olmadığı, ayırt ediciliğinin bulunduğu, davalı markasında ayırt ediciliği sağlayacak ek getirilmediği, davalının bu ibareyi markasal olarak kullanmasının davacı markasına tecavüz teşkil ettiği, davanın kabulü gerektiği kanaatinde bulunduğumdan, heyet çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.