İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin keşideci ... tarafından ... lehine düzenlenmiş, 12/12/2014 düzenleme tarihli ve 12/01/2015 vade tarihli 92.000-TL bedelli dava konusu senedi avalist sıfatıyla imzaladığını, davalının senedi vadesinde ödemediğinden bahisle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1370 KARAR NO : 2026/26 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2024/307 E. - 2025/516 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin keşideci ... tarafından ... lehine düzenlenmiş, 12/12/2014 düzenleme tarihli ve 12/01/2015 vade tarihli 92.000-TL bedelli dava konusu senedi avalist sıfatıyla imzaladığını, davalının senedi vadesinde ödemediğinden bahisle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/708 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alarak müvekkili aleyhine İstanbul 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve alacaklı vekilinin talebi üzerine müvekkilinin gayrimenkulleri üzerinde haciz işlemi tesis edildiğini, akabinde alacaklı vekilince tapuya kayıtlı bulunan taşınmazların satışının istenildiğini, öncelikle müvekkilinin icra takibi dolayısı ile telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesi amacıyla 6100 sayılı kanunun 389.ve 392.mad.gereğince teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasına, sözkonusu senedin kambiyo vasfını taşımaması sebebi ile müvekkilinin avalist sıfatıyla herhangi bir borcu olmadığının tespitine, senedin geçerli bir bono olduğuna karar verilmesi durumunda ise eşin rızasının olmaması sebebiyle aval taahhüdünün geçersiz olduğuna ve borcunun olmadığının tespitine, senedin kambiyo vasfını haiz olduğu ve aval taahhüdünün geçerli olduğuna karar verilmesi halinde ise müvekkilinin imza koymuş olduğu, senedin tahrifattan önceki 92.000-TL bedeli üzerinden borcunun olduğunun tespitine ve takibin geriye kalan tutarı bakımından borcunun olmadığının tespitine, davalı/alacaklı açıkça kötü niyetle müvekkiline karşı sözkonusu takibi yaptığı için İİK m.67/2 gereği müvekkilinin borcunun olmadığının tespit edilen tutarın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı senet üzerinde yer alan imzası ile aval olduğunu, bono üzerine kefil ibaresi konsa dahi bu aval olarak nitelendirilir ve aval veren, bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.TTK nun 636.mad.hükmü gereğince kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esası olduğundan, bu tür senetlerde imzası olan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur. Bu açıklamalar doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel hükümler olması sebebiyle kambiyo senetlerinde BK 'nun 584.ve 603.maddeleri uygulanamaz.O halde mahkemece her iki borçlu yönünden de talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. Öncelikle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi 2016/825 Esas 2020/629 Karar sayılı kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemiz 2021/308 Esas 2024/552 Karar sayılı kararı ile; Somut olayda; dava konusu kambiyo senedi vasfındaki senette ciro silsilesine göre davalının hamil olduğu, davacı tarafça senetteki yazı hanesinin boş olduğu, rakam hanesinin tahrif edildiği, yazı hanesinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ileri sürdüğü, mahkemece alınan raporda ise senetteki bedelin rakamla yazılı kısmında tahrifat yapıldığının tespit edildiği, değişiklik yapılan kısımda paraf imzasının bulunmadığı, davalının senetteki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığını, dava dışı senet keşidecisi ... tarafından doldurularak verildiğini, davacı ile birlikte hareket ettiklerini ileri sürdüğü, İcra Mahkemesince ...'un yazı örneklerinin alındığı ancak bilirkişi incelemesi yapılmadığı, dosyaya sunulu uzman görüşünde yazının dava dışı ...'un eli ürünü olduğu tespitinin yapıldığı, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas sayılı dosyasında sunulu ...'a ait yazı örnekleri getirtilerek bu konuda yazının ...'a ait olduğu iddiasına ilişkin yeniden rapor alınıp değerlendirme yapılarak uzman bilirkişilerce inceleme yapılarak ve uzman bilirkişilerden rapor alınarak yeniden değerlendirme yapılarak ve Savcılık dosyası da getirtilip incelenerek sonuca varılması gerektiğinden, eksik inceleme ile değerlendirme yapılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Bu durumda bizzat davalı tarafından Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına takibe dayanak belge olarak sunulan senet metninin tahrif edilmeden önceki halinde davacının imzasının bulunduğu, daha sonra davacı tarafça atılmış bir paraf bulunmadığı, davacının sorumluluğunun senedin tahrifattan önceki miktarı için geçerli sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır. TTK m. 748 gereği davacının bu senedin 92.000,00 TL sinden sorumlu olduğu, takibe konu edilen 500.000,00 TL'nin geri kalan 408.000,00 TL’sinden sorumlu olmadığı, İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının senetten kaynaklı borcunun, 92.000,00 TL ile sınırlı kalarak diğer bakiye kalan 408.000,00 TL borçtan sorumlu ve borçlu olmadığının tespitine, uyuşmazlık konusu senedin düzenlenmesinden sonra tahrifat yapıldığı, tahrifatlı halde senedin kötüniyetli olarak takibe konu edildiği, davacının eldeki davayı açmak zorunda kaldığı, başka bir ifadeyle davacı tarafın talep ettiği kötüniyet tazminatının koşullarının oluştuğu dikkate alınarak, davacı keşideci/borçlu yararına İİK'nın 72/5. maddesine göre tazminata hükmedilerek "Davanın KABULÜNE, İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının senetten kaynaklı borcunun, 92.000,00 TL ile sınırlı kalarak diğer bakiye kalan 408.000,00 TL borçtan sorumlu ve borçlu olmadığının tespitine, kabul edilen ve 408.000,00 TL borçlu olunmayan bedel üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davalıdan tahsiline," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece 22/11/2024 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Esas ve Karar Bürosu'ndan 2020/178770 soruşturma numaralı dosyası fiziken inceleme yapılmak üzere gönderilmesinin istendiği, Savcılıkça yazılan müzekkereye 12/12/2024 tarihinde cevap verildiği, ilgili soruşturma dosyasının KYOK'a itirazın incelenmesi amacıyla İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nde bulunduğunun bildirildiğini, 2020/178770 numaralı soruşturma dosyasının bilirkişi incelemesi konu olması adına itiraz sonucunun beklenilmesini ve dosyanın fiziki olarak Mahkeme dosyası arasına girmesi gerektiğini, istinaf ilamı doğrultusunda soruşturma dosyasında yer alan yazı örneklerinin de dosyaya kazandırılması akabinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini,-Bilirkişi raporunda davaya konu senette yer alan 920.000 ibaresinde yer alan 2 rakamının sağında bulunan 0 rakamının kimin el ürünü olduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadığını, Hükme esas alınan ve tarafımızca itiraz edilen bilirkişi raporunun değerlendirme ve sonuç kısmında; "inceleme konusu senetteki el yazıları ile ...'nin karşılaştırma belgelerindeki el yazıları arasında; genel yazı karakteri başta olmak üzere, harflerin ve rakamların oluşturulma şekli, konumlandırılışı, başlangıç ve bitiriş özellikleri, bağlantı özelliği ve oranları, noktalama özellikleri, sedil işaretlerinin yapılışı, eğim, hız, işleklik gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan uygunluk ve benzerlikler nedeni ile 920.000-TL görünür bedelli, 12/01/2015 ödeme tarihli senetteki el yazılarının ...'nin el ürünü olduğu kanaatine" varıldığını, bu haliyle tanzim edilen raporun eksik kaldığını,-İnceleme konusu bono üzerindeki değişikliğin keşideci tarafından yapıldığı araştırılmakla birlikte hangi aşamada yapıldığının yerel mahkemece araştırılmadan, eksik incelemeyle karar verildiğini, Keşideci dava dışı ... ve avalist davacı ... söz konusu kıymetli evrakın taşıdığı alacak açısından BORÇLU, lehtar Müvekkili ... ise ALACAKLI konumunda olduğunu, söz konusu bononun sayılan üç kişi dışında kimse açısından bir etki veya sonuç doğurmadığını, bunun doğal bir sonucu olarak da bono üzerindeki değişikliğin olsa olsa söz konusu kişilerden biri tarafından yapılmış olmasının bekleneceğini, böyle bir durumda ise yapılması gereken, değişikliğin hangi aşamada ve kim tarafından yapıldığının tespit edilmesi ile bunun hukuki sonuçlarının somut olaya uygulanması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor talep edilmiş olsa da söz konusu raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından hazırlanan 31.01.2019 tarihli rapora bakıldığında yalnızca şu iki tespitin yer aldığını, bunların, Ekli ... 8000 cihazından elde ettiğimiz görüntüden de anlaşılacağı üzere; İnceleme konusu senedin rakam ve miktar belirtir bölümünde yer alan ... ibaresinde 2 rakamının sağında yer alan 0 rakamı diğer rakamlardan farklı fiziki evsafta bir kalem ile belgeye sonradan eklenmiş olduğu, İnceleme konusu senette eklenen 0 rakamında kullanılan kalem ile yazı ile miktar belirtir bölümün tek seferde yazılmış olduğu olduğunu, söz konusu rapordan çıkarılan tek sonucun bono üzerindeki rakamla bedel gösterir hanede 0 rakamının sağında "0" ile bedelin harflerle gösterildiği "dokuzyüzyirmibin" kısmının farklı bir kalemle tek seferde bono üzerine yazıldığı olduğunu, istinaf kaldırma kararı sonrası aldırılan 12.05.2025 tarihli adli bilimler ve belge inceleme uzmanı Doç. Dr. ... tarafından verilen bilirkişi raporunda ise senetteki yazıların keşideci dava dışı ...'nin eli ürünü olduğu belirlendiğini, bu durumda senet üzerindeki yazıların bizzat keşideci tarafından yazıldığı, başkaca bir kimsenin senet üzerinde değişiklik/tahrifat yapmadığının açık olduğunu,-Yargılamaya konu bononun bizzat Müvekkili huzurunda düzenlendiğini ve davacı ... ile ... tarafından imzalandığını, gerek davacı gerekse dava dışı ... birlikte hareket ederek bonoyu önce 92.000,00 TL şeklinde hazırlayarak bu şekilde fotokopi aldığını, akabinde ise taraflar arasındaki gerçek iradeye uygun olarak 920.000,00 TL şeklinde doldurup Müvekkil'e teslim ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan bononun bedeli harfler ile yazılmadığını, ilgili alanın boş bırakıldığını, gerçekten de bononun 92.000,00 TL olarak tanzim edilmek istenseydi bedelin harflerle yazılması gereken kısmının da bu iradeye uygun şekilde düzenlenmesi gerekeceğini, bu kısmın kasıtlı olarak boş bırakıldığını, Davacı ve dava dışı ...'nin bu eyleminin apaçık bir şekilde dolandırıcılık teşkil ettiğini, Davacı ... ve dava dışı ...'nin, Müvekkil ile aralarındaki borç ilişkisinin 920.000,00 TL olduğunu bilmelerine rağmen bonoyu tanzim ederken yapmış oldukları hukuka aykırı -ve hatta suç teşkil eden- eylemleri ile sebepsiz zenginleşme gayretine girdiğini,-keşideci tarafından düzenlenen ancak henüz teslim edilmeyen bir senet üzerindeki hakkın doğumu dahi şüpheli olup böyle bir senedin tedavülde olmasından bahsedilemeyeciğini, tedavülde olmayan bir senet üzerindeki değişikliğin ise "Tahrifat" olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, Mahkemece gerekçeli kararda "...bizzat davalı tarafından Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına takibe dayanak belge olarak sunulan senet metninin tahrif edilmeden önceki halinde davacının imzasının bulunduğu, daha sonra davacı tarafça atılmış bir paraf bulunmadığı, davacının sorumluluğunun senedin tahrifattan önceki miktarı için geçerli sayılması gerektiği kanaatine varıldığı..." bildirildiğini, taraflarınca icra takibine dayanak belge ibraz edilirken sehven senet düzenlendikten sonra ancak tedavüle çıkarılmadan önce davacı ve dava dışı keşideci tarafından fotokopisi alınan belge ibraz edildiğini, bu durum nedeniyle davaya konu gerçek senedin icra müdürlüğüne ibraz edildiğini, kötü niyetli bir hareket söz konusu olsa idi 920.000,00.-TL bedelli olduğu beyan edilen bir senet için 92.000,00.-TL bedelli olduğu görünen bir senet ibraz edilmeyeceğini, Müvekkili, senet metnindeki tüm el yazıları bizzat keşidecisine ait olan ve zorunlu unsurlarıyla tamam olan 920.000,00 TL bedelli bir bonoya sahip olduğunu, keşideci ve davacı avalistin, bonoyu lehtara -yani Müvekkil'e- teslim etmeden önce hileli bir takım hareketlerle bedele ilişkin şüphe düşürmüş olması bu haliyle "Tahrifat" olarak adlandırılamayacağını, TTK m.748 hükmünün somut olay açısından tatbik edilme olanağının bulunmadığını, -Mahkemece işbu davaya konu senedin tahrifattan önceki hali olarak kabul edilen 92.000,00.-TL görünür bedelli senedin, davacı tarafça Müvekkili aleyhine ikame edilen İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/337 Esas sayılı dava dosyasında dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, söz konusu senedin ilk defa davacı tarafça ortaya atıldığını, Davaya dayanak İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı takip dosyasına konulan senedin miktarının ise 920.000,00.-TL olduğunu, İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasıyla senedin 500.000,00.-TL tutarlı kısmının takibe konulduğunu, Bakiye 420.000,00.-TL ise Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasıyla icra takibine konulduğunu, taraflarınca takip dayanağı belge olarak sehven davacı tarafça İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/337 Esas sayılı dava dosyasında dava dilekçesi ekinde sunulan, 92.000,00.-TL görünür bedelli senet sunulduğunu, bunun üzerine hemen icra müdürlüğüne esas takibe konulmak istenen senet ibraz edildiğini,-Müvekkilinin senet üzerinde tahrifat yaptığını gösterir en küçük bir belge veya bulgu olmadığını, Müvekkilinin elinde bulunan ve tamamen keşidecisi tarafından doldurulmuş olmakla hukuki anlamda hiçbir tahrifat olmayan bir bonoyu takibe koyduğunu, böyle bir icra takibinin haksız olduğu düşünülemeyeceği gibi Müvekkilinin de kötüniyetli olduğu sonucuna ulaşılamayacağını, Müvekkilinin neden ve nasıl kötüniyetli olduğu ortaya konulamadığı gibi icra takibinin haksızlığına ilişkin bir delil de dosyada bulunmadığından söz konusu tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Yerel mahkemece hiçbir teminat aranmaksızın tedbire karar verilmesinin Yargıtay uygulamasında da yeri bulunmadığını, usul yönünden de hukuka aykırı olduğunu, bir ihtiyati tedbir kararının nasıl yazılması gerektiği ve kararda bulunması gereken asgari unsurlar HMK m.391 hükmünde açıkça gösterilmiş olup yerel mahkemece 05.07.2017 günü verilen tedbir kararına ilişkin HMK m.391 şartlarını sağlar bir gerekçeli ara karar halen -aradan geçen 3 yıla rağmen- yazılmış olmadığını, işbu tedbir kararına ilişkin kanun yolu başvurusu yapma imkanlarının hiç doğmadığını, hükmünün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 13.03.2025 tarihli celsede kaldırma kararında belirtilen incelemeyi yapmak üzere Doç. Dr. ...'nu bilirkişi olarak görevlendirildiği, 12.05.2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda, senetteki el yazılarının ...'nin eli ürünü olduğu neticesine varıldığını, istinaf mahkemesi kararında zikredilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/178770 Soruşturma, 2023/158270 Karar no.lu dosyası da İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince celbedildiğini, Savcılık dosyası kapsamında düzenletilen bilirkişi raporlarında da 920.000 TL (okunur) bedelli senedin ön yüzündeki yazılar, rakamlar ve borçluya atfen atılmış olan imzaların ...'nin eli ürünü olduğu, ayrıca senedin miktar hanesinin öncelikle 92.000 TL olarak belirlendiği, daha sonra benzer renk tonu ve evsaftaki bir kalem ile aradaki noktadan faydalanmak sureti ile '0' eklenerek senedin 920.000 TL haline getirildiği, yazı ile yazılan 'Dokuz Yüz Yirmi Bin' ibaresinin de aynı şekilde sonradan eklendiği tespit edildiğini, davalının ileri sürdüğünün aksine, savcılık dosyasındaki bilirkişi raporunun rakamlar yönünden de bir değerlendirme içermekte olduğunu, senet üzerindeki bütün rakamların ...'nin eli ürünü olduğunu ortaya koyduğunu, söz konusu "0" rakamının kimin eli ürünü olduğunun huzurdaki dava yönünden hiçbir önemi bulunmadığını, 6100 sayılı HMK m. 207'ye göre, senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmayacağını, davaya konu senet üzerinde varlığı bilirkişi raporlarıyla tartışmasız biçimde ortaya konan ekleme ise müvekkili tarafından onaylanmış, imza ya da parafe edilmiş olmadığını, TK m. 748 hükmü gereği gereği, kambiyo senedinde tahrifat hâlinde, tahrifattan önce senede imza koyanların sorumluluğu tahrifattan önceki metne göre belirleneceğini, kötüniyet tazminatına karar vermesinde de herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı tarafın Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına bizzat sunduğu senet, bedel kısmının yalnızca rakamla ve 92.000 TL olarak gösterilen, senedin tahrifattan önceki hâli olduğunu, söz konusu senedin tahrifattan önce, yani bedeli hâlâ 92.000 TL iken davalının elinde bulunduğunu, tahrifatın da senedin davalının elinde olduğu zaman dilimi içerisinde gerçekleştirildiğini hiçbir şüphe bırakmayacak şekilde gözler önüne serdiğini, senedi bedeli 920.000 TL iken aldığını iddia eden davalının bu bedelin tamamını talep edebileceği yerde neden yalnızca 500.000 TL'lik kısmı üzerinden takip başlattığının izahı da genel yaşam kaidelerine göre mümkün gözükmediğini, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İİK 72 .maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır.Davalı ..., tarafından 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olarak İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/705 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığı ve davacı aleyhine İstanbul 2. İcra Dairesini ... Esas sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile 500.000 TL alacak talepli icra takibi başlattığı anlaşılmıştır.Dava konusu senedin keşidecesinin Dava dışı ... olduğu, davacı ...'in avalist olduğu, davalı ...'un lehtar olduğu anlaşılmıştır. 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli bononun İstanbul 2. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasındaki bono olduğu görülmüştür. İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan 10.08.2017 tarihli Bilirkişi Raporunda"... Tetkik konusu senet aslının miktarının rakamla yazılan kısımdaki ... sayısının önceden mevcut 92.000 sayısının nokta olan kısmındaki boşluk kullanılarak ve noktanında üstünden geçecek şekilde farklı renkteki bir kalemle (0) rakamının ilave edilmesi ile oluşturulduğu ve bilahere miktarın yazı ile yazılan kısmına farklı renkteki bir kalemle "Dokuzyüzyirmibin" yazısının yazıldığı, Senet aslındaki miktarın sayı ile olan kısmında üstten gidilme ve ilave suretiyle tahrifat yapıldığı, miktarın yazı ile belirtilen kısmıda daha sonra yazılarak tahrifatın tamamlandığı" belirtilmiştir. 31.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda"6.1.Ekli ... 8000 cihazından elde ettiğimiz görüntüden de anlaşılacağı üzere; İnceleme konusu senette rakam ile miktar belirtir bölümde yer alan ... ibaresinde 2 rakamının sağında yer alan 0 rakamı diğer rakamlardan farklı bir fiziki evsafta bir kalem belgeye sonradan eklenmiş olduğu,6.2. İnceleme konusu senette eklenen "0" rakamında kullanılan kalem ile yazı ile miktar belirtir bölümün tek seferde yazılmış olduğu hususunu bildirir" görüşü belirtilmiştir.Celbedilen İstanbul CBS'nin 2020/178770 soruşturma sayılı dosyasında "tarafların arasındaki ihtilafın ilgili senetteki borç miktarına ilişkin olduğu bu hususta da hukuk mahkemelerinde dava açabilecekleri" gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 03.09.2024 tarihinde alacaklı ... tarafından borçlu ... ve ... aleyhine 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığı ve takibe dayanak belge olarak senedin tahrif edilmeden önceki halinin ibraz edildiği, daha sonra 09.09.2024 tarihinde tahrif edilmiş haldeki senedin ibraz edildiği görülmüştür. İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada senet aslındaki bedel bölümünün 92.000 iken 2 rakamının sağına "0" rakamı eklenerek 920.000 TL haline dönüştürüldüğü, tahrifat yapıldığı tespit edildiğinden takibin 92.000 TL yönünden devamı ile kalan alacak ve fer'ileri yönünden durdurulmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/555 Esas, 16.09.2020 tarih ve 7126 Karar sayılı ilamı neticesinde kesinleştiği; takibin 92.000 TL fazlası kısım yönünden iptali sonrası alacaklı ... tarafından borçlu ... ve ... aleyhine 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli bonoya dayalı olarak 03.09.2024 tarihinde Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı ve davalı alacaklı ... tarafından takibe dayanak belge olarak senedin tahrif edilmeden önceki halinin ibraz edildiği, senedin tahrif edilmeden önceki halinde ...'in isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür. 12/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " 920.000 TL görünür bedelli, 12.01.2015 ödeme tarihli senetteki el yazılarının ...'nin eli ürünü olduğu" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Hukukî niteliği itibariyle aval, kambiyo senetlerine özgü teminat işlevi olan bir kambiyo taahhüdüdür. Türk Ticaret Kanunu’nun 702. maddesinin 1. fıkrasında aval verenin, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Avalistin Türk Ticaret Kanunu’nun 724. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludur. Hemen belirtmek gerekir ki, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-3091 esas, 2021/965 karar sayılı kararı). Somut olayda , dava konusu bononun tahrif edildiğine ilişkin tüm delillerin toplandığı, aldırılan bilirkişi raporlarında, senet üzerindeki yazıların keşideciye ait olduğunun tespitinin yapıldığı, İstanbul CBS'nin 2020/178770 soruşturma sayılı dosyasında "tarafların arasındaki ihtilafın ilgili senetteki borç miktarına ilişkin olduğu bu hususta da hukuk mahkemelerinde dava açabilecekleri" gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, dosyaya itiraz edilmiş ise de, kesinleşmesinin beklenilmesinin iş bu dosya kapsamında sonuca etkili olmayacağı, Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 03.09.2024 tarihinde alacaklı ... tarafından borçlu ... ve ... aleyhine 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığı ve takibe dayanak belge olarak senedin tahrif edilmeden önceki halinin ibraz edildiği, daha sonra 09.09.2024 tarihinde tahrif edilmiş haldeki senedin ibraz edildiği, buna göre bononun, aval veren tarafından imzalandıktan sonra 92.000 TL olan bedelinin sonradan tahrifatla 920.000 TL hâline getirildiğinin anlaşıldığı ve bu hususun davalı tarafça bilindiğinin anlaşıldığı, sehven sunulmuş olmasının sonucu değiştirmeyeceği, davacının imzasının paraf olarak düzeltilmiş halinde bulunmadığı, bu durumda aval verenin sorumluluğunun yalnızca tahrifattan önceki hali ile bulunduğununu kabulü ile verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/06/2025 tarih ve 2024/307 E., 2025/516 K.sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 27.870,48 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 6967,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.902,86 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026