İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 2021/181720 tescil numaralı "... ... ..." markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin, bu ürünü Türkiye'de ilk üreten ve satan marka olmakla birlikte nev-i şahsına münhasır yenilikçi özellikleri, ambalajı ve tasarımı ile 2021 …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1337 KARAR NO : 2025/1699 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 12/04/2023 NUMARASI : 2022/184 E. - 2023/117 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 2021/181720 tescil numaralı "... ... ..." markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin, bu ürünü Türkiye'de ilk üreten ve satan marka olmakla birlikte nev-i şahsına münhasır yenilikçi özellikleri, ambalajı ve tasarımı ile 2021 Mart ayında online pazar yerlerinde kamuya sunulduğunu, davalının kozmetik sektörü ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, çeşitli pazar yerlerinde "M90 ... ..." adı altında satışa sunduğu ürün ile hem müvekkili adına tescilli markayı hem de tasarım ve ambalajı müvekkiline ait ürünü iltibas yaratacak şekilde taklit ettiğini, davalı tarafından, davacı müvekkiline ait ... markasının yenilikçi özelliği olan çift yüzeyli ve çift işlevli ürünün birebir aynısının üretildiğini, ürünün çıkış rengi olan neon pembe rengi, ürünün şahsına münhasır olan üçgen prizma tasarımı, ürünün koruyucu pelür ambalajı davacı müvekkilinin ürünü ile ayırt edilemeyecek şekilde taklit edildiğini, davacı müvekkilinin ürününe ait sloganlar, fotoğraf çekimleri, reklam tasarımı ve pazarlamaya ilişkin afiş tasarımları dahi birebir aynı olacak şekilde taklit edildiğini, sunumda görüleceği üzere müvekkilinin müşterileri ürünü gerçeğinden ayırt edemeyerek taklit edilmiş ürünü satın aldıklarını, davalı şirketin tecavüz fiilleri ile müvekkili şirkette fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç meydana getirdiğini, taklit ürünler ile müvekkilinin itibarını zedelediğini, davacı müvekkili tarafından tecavüzün durdurulması için davalıya Büyükçekmece 11. Noterliği ... yevmiye numaralı ve 06/05/2022 tarihli ihtarnamesi ile ihtar çekildiğini, bu nedenlerle SMK’nın 149. maddesi uyarınca, fiilin tecavüz olup olmadığının tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına. tecavüzün kaldırılmasına, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerilerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davalı müvekkilin adresi Fatih/İstanbul olduğundan yargı çevresi yönünden İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı yan tasarımın kendisine ait olduğunu, ilk ve tek tanınmışlık düzeyine ulaştırdığını, yenilik vasfına haiz olduğunu ispatlayan hiçbir belge sunamadığını, hak sahipliğini kanıtlayamayan davacının SMK 149. Maddesinin ilgili hükümleri gereğince taleplerde bulunma ve dava açma hakkı bulunmadığından SMK'nun 149. Maddesi gereğince açılan davanın hukuki menfaat ve dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, Türkiye ve yabancı piyasa sektöründe birçok firma tarafından makyaj temizleme bezlerinin satışa sunulduğunu, dava konusu ürünün yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde ispat edilemeyen haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Somut olay bakımından da davacının ürün ambalajının daha önce kamuya sunulmuş olması bakımından tescilsiz tasarım korumasından yararlanamayacağı, ürün takdim şeklinin ise aynı şekilde piyasada daha önce var olan, davacıya özgü ve özdeşleşmiş bir takdim şekli olmadığı ve davalının, davacıya ait "..." markasından tamamen farklı "M 90 + şekil" markasını ürün ambalajında kullanmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı, davalı davranışlarının ticari dürüstlük kurallarına aykırı kabul edilemeyeceğinden," davacının tüm talepleri yönünden davasının reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle müvekkili 2021/181720 başvuru numaralı dosya üzerinden Türk Patent ve Marka Kurumu'na 18.12.2021 tarihinde ... ... ile tescil ettirdiği "... ... ..." markalı ürününü, su ile makyaj silmek için Türkiye'de ilk üreten ve satan marka olmakla birlikte nev-i şahsına münhasır yenilikçi özellikleri, ambalajı ve tasarımı ile satışa sunduğunu, müvekkiline ait ürün, davalı ... tarafından satın alındıktan bir süre sonra davacı müvekkilin ürünü ile birebir aynı olan, "M90 ... ..." adı ile tamamen taklit ve iltibas edilerek davalı tarafından haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirket tarafından fikri ve sınai haklarına tecavüz, tüm unsurları ile açık ve kesin bir şekilde gerçekleştirildiğini, tecavüzün tespiti ve önlenmesine için dava açtıklarını, mahkemece hatalı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporunda; "Tarafların ürün ambalajları ve içerikleri üzerinden tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait tescilsiz tasarım ve ticari sunum ile davalı tarafa ait ürün ve ticari sunum arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları" tespit edildiğini, “Seçenek Özgürlüğü” kriterinin aksine; davalı aslında bir telekomünikasyon firması iken, teknik bir zorunluluk bulunmadığı halde davacı müvekkilinin markasına ait ürünün tasarım, ambalaj ve ticari sunumunun birebir taklit ettiğini, mahkemenin haksız rekabet hükümlerinin oluşmadığı gerekçesi ile davayı reddettiğini, müvekkilinin emek ilkesi ihlal edildiğini, milyonlarca satış imkanı olan emtia arasından, müvekkilinin ticaretini yürüttüğü bu emtiayı seçtiğini ve “seçenek özgürlüğü" kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait tescilsiz tasarım ve ticari sunum İle davalı tarafa ait ürün ve ticari sunum arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmayan, bu sebep ile gerek bilimsel gerek ilk bakış açısı ile benzer olarak algılanan kopyalarını, benzerlerini üreterek müvekkilin fikri ve sınai haklarını ihlal ettiğini ve maddi ve itibari kaybına neden olduğunu, mahkemenin yurtdışında benzer ürünlerin piyasada uzun yıllardır yer aldığı gerekçesi ile tescilsiz tasarımın korunması gerektiğine kanaat getirmediğini, müvekkiline ait ürünün daha önce yurt dışında benzer ürünlerin piyasada uzun yıllardır olduğunu kabul etmediklerini, müvekkilinin Türkiye'de bu ürünü ilk kez kamuya sunan kişi olduğunu, Yargıtay'ın içtihadına göre, tescilsiz ürünlerin haksız rekabet hükümleriyle korunması gerektiğini, davanın reddi kararının ; usul ve yasaya, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına, hakkaniyet ilkelerine, somut olayın gerçekliğine aykırı olduğundan kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüz , tescilsiz tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti meni refi istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin 2021/181720 tescil numaralı “... ... ...” markasının sahibi olduğunu, bu marka ile satışa sunulan ürünün tasarımı ve ambalajının kendilerine özgü olduğunu, davalı tarafın kozmetik sektörüyle ilgisi bulunmadığı hâlde “M90 ... ...” adı altında piyasaya sürdüğü ürünle davacının tescilli markasını, ambalajını ve tasarımını taklit ettiğini, neon pembe renk, üçgen prizma biçimi, koruyucu pelür ambalaj ve reklam materyalleri dâhil olmak üzere iltibas yaratacak şekilde birebir benzerlik bulunduğunu, bu nedenle tüketicilerin iki ürünü karıştırdığını ihtarname gönderilmesine rağmen tecavüzün sürdüğünü belirterek, SMK m.149 uyarınca tecavüzün tespiti, meni refi önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, davacının tasarıma ilişkin hak sahipliğini ve yenilik vasfını ispatlayacak belge sunmadığını, makyaj temizleme bezlerinin benzerlerinin piyasada yaygın şekilde bulunduğunu, davacının ürününün yenilik ve ayırt edicilik özelliği taşımadığını davanın hukuki yarar ve dava şartı yokluğundan usulden reddini aksi takdirde, haksız ve dayanaksız davanın esastan reddini talep etmiştir. 15/03/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "taraf markaları görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bir bütün olarak farklı olmakla, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, tarafların ürün ambalajları ve içerikleri üzerinden tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait tescilsiz tasarım ve ticari sunum ile davalı tarafa ait ürün ve ticari sunum arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, ... ... cloth anahtar kelimesi ile resen yapılan araştırmalar soncunda benzer ürünlerin, benzer sunum biçimleri ile piyasada uzun yıllardır yer aldığı tespit edilmiş olmakla tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir...0 tescil numaralı 18.12.2021 başvuru tarihli, “...” ibareli markanın 03, 25 ve 35. sınıflarda davacı adına tescil edildiği, 2021/116865 tescil numaralı , 20.08.2021 başvuru tarihli “ M90” ibareli markanın 03, 05, 35. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Markaya tecavüz yönünden; iltibastan söz edilebilmesi için, hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin kullanıldığı mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Somut olayda, taraflara ait markaların esas unsurları olan “...” ve “M90 ” ibareli markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik taşımadığı, markaların aynı sınıfta kullanılmalarının tek başına karıştırılma ihtimalini doğurmayacağı, davalının fiili kullanımının “M90 + şekil” ibaresini kullanmak suretiyle gerçekleştiği davacı markasına yaklaştırarak bir kullanım bulunmadığı bu nedenle ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı ve marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Tescilsiz tasarıma tecavüz yönünden; SMK’nın 55/4. maddesi uyarınca tescilsiz tasarım korumasının ancak tasarımın Türkiye’de ilk kez kamuya sunulması halinde mümkündür.Tescilsiz tasarıma dayanarak koruma isteyen taraf, tasarımın kendisine ait olduğunu, tasarımın Türkiye'de kamuya ilk sunumunun hangi tarihte yapıldığını ve bu sunumun kendisi veya hukuken bağlantılı olduğu kişiler vasıtasıyla yapıldığını ispatla mükelleftir. Bilirkişi raporuna göre, davacı tarafa ait tescilsiz tasarım ve ticari sunum ile davalı tarafa ait ürün ve ticari sunum karşılaştırılmış; tasarımların ambalaj tasarımı ve içeriği olan makyaj temizleme bezi olduğu, davacı tarafa ait ambalaj tasarımının ön yüzeyi dikdörtgen oranlarda olup pembe zemin renginde iken davalı tarafa ait ambalajın mor renkte olduğu, davacı tarafa ait ambalajın yüzeyinde yer alan grafik kompozisyonda uzun kenarın orta üst noktasında “...” ibaresi yer alırken davalı tarafa ait ambalajda aynı pozisyonda “M90” ibaresinin bulunduğu, davacı tarafa ait ambalajda kompozisyonun ortasında hafif açılı konumlanmış iki satır halinde “... ... – sadece su ile makyajını sil” yazarken davalı tarafa ait ambalajda “... ... - su ile makyajını sil” yazdığı, her iki tasarımda diğer uzun kenara yakın yatayda aralarında boşluk olacak biçimde sıralanmış ibareler bulunduğu , ambalaj içeriğinin her iki üründe de benzer renkte kenarları biyeli kısa kenarları yuvarlatılmış bez olduğu, taraflara ait ticari sunum reklam kompozisyonlarının benzer olduğu , ürün ambalajları benzer üçgen prizma yapısında olup benzer olduğu, davacı tarafa ait tescilsiz tasarım ve ticari sunum ile davalı tarafa ait ürün ve ticari sunum arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı,benzer olarak algılandıkları, resen yapılan araştırmalar soncunda benzer ürünlerin, benzer sunum biçimleri ile piyasada uzun yıllardır yer aldığı tespit edilmiştir. Bu halde davacıya ait ambalaj ve ürün tasarımının 2015 yılından beri başka firmalara ait benzer ürünlerin, benzer sunum biçimleri ile piyasada uzun yıllardır yer aldığı tespit edilmiş olmakla davacıya ait tescilsiz ambalaj ve ürün tasarımının , koruma şartı olan Türkiye'de ilk kez davacı tarafından kamuya sunulmuş olması ile yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini niteliği taşımadığı, davacının ürün, ambalaj ve ticari takdim şeklinin tescilsiz tasarım korumasından yararlanama koşullarının bulunmadığı dolayısıyla tescilsiz tasarıma tecavüz iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Haksız rekabet iddiasına gelince TTK m.54 ve devamı hükümleri uyarınca haksız rekabetin varlığından söz edilebilmesi için taraflara ait tasarımların benzerliği tek başına yeterli değildir. Davacının tasarımının kendisiyle özdeşleşmiş olması, işletmesel kaynak göstergesi haline gelmesi bu suretle , piyasada ayırt edici nitelik kazanması gerektiği halde bu hususlar somut delillerle ispatlanmadığından daha önce kamuya sunulmuş tasarımın benzerinin üretilmesinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının ticari sunumunda kendi tescilli markasını kullandığı, davacı iş ürünleri ile karıştırılmaya sebebiyet verecek fiili kullanımlarının bulunmadığı bu hali ile haksız rekabet iddiasının sübut bulmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere ilişkin kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/04/2023 tarih ve 2022/184 E., 2023/117 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025