İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; davacı şirketin 1958 yılında gazlı içecek sektörüne girdiğini, ürün kalitesi ve çeşitleri açısından bölgesel sayılı tesisler arasında yerini aldığını, davacının ... başvuru, ... tescil tarihli “... ...+Şek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/77 Esas KARAR NO:2026/356 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:14/02/2023 NUMARASI:2021/55 E. - 2023/24 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; davacı şirketin 1958 yılında gazlı içecek sektörüne girdiğini, ürün kalitesi ve çeşitleri açısından bölgesel sayılı tesisler arasında yerini aldığını, davacının ... başvuru, ... tescil tarihli “... ...+Şekil” ” markasının 1990 yılından bu yana tescilli olduğunu, ancak markasını 1958 yılından bu yana kullandığını, markasına ayırt edicilik kazandırdığını, davalı tarafın davacı tarafından uzun süredir tescilli, nizasız, fasılasız surette kullandığı markanın aynısını ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan ... tescil numaralı “... ...” markasını 13/08/2020 tarihinde tescil ettirdiğini, bu durumun 6769 sayılı SMK’nun amir hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, davacının markasının bilinirliğinden haksız olarak yararlanma amacının bulunduğunu, davalının TTK’nun 18/2. maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi davranmadığını, yine TMK’nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına uygun davranmadığını, davacının “...” esas unsurlu çok sayıda seri markasının bulunduğunu, davacının marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının markasının esas unsuru ile davacının markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalının markasını davacının markası ile aynı sınıflarda tescil ettirdiğini, bu nedenle davalının markasının davacının markalarıyla iltibas oluşturduğunu, SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca davalının markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının markasının tescil edildiği 32. sınıftaki mal ve hizmetlerin davacının markalarının kapsamında da mevcut olduğunu, bu grupta tescilli markaların ortalama tüketiciye hitap ettiklerini, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacının markasının sektörde tanınmış bir marka olduğunu, bu nedenle benzer olmayan mal ve hizmetler için de korunması gerektiğini, benzer markaların tescil başvurusuna yaptıkları itirazların kabul edildiğini belirterek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı “... ...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1919 yılında Fransa merkezli kurulmuş ve bir asırdır global çapta gıda/yiyecek-içecek sektörünün hemen hemen her alanında faaliyet gösteren ... şirketinin, tüm uluslardan köklü ... Şirketlerini çatısı altında toplamış ana şirket sıfatını haiz olduğunu, ... ile ... arasında %50-50 ortaklık paylı şekilde kurulmuş olan “... ... ” ile “... ...” şirketlerinin, 1980’lerden beri Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmekte olup, yaklaşık 35 yıldır ülkemizde hem "..." , "..." , "..." , "..." …, hem de "..." , "..." gibi yerel markaları başarıyla tanıtıp aktif biçimde kesintisiz kullandığını, 1984’te ilk üretimini gerçekleştiren "..." markasının Türkiye’nin ambalajlı su sektörünün en köklü ve bilinir markalarından olduğunu, "..." markasının, 1999’da maden suyu lansmanını yaptığını, 2000’de damacana üretimine başladığını, 2003’te "..." markasını bünyesine kattığını, 2010’da "... ..." alt markasıyla çocuklara yönelik ilk ve tek su ambalajını piyasaya sürdüğünü, 2011’de "... ..." alt markasıyla bebeklere yönelik ilk ve tek su ambalajını piyasaya sürdüğünü, uzun yıllardır hem global çapta hem Türkiye çapında devletlerin ve iştiraklerin de desteği ve işbirliği ile pek çok sosyal sorumluluk projesi de yürüttüklerini, dava dilekçesinde davacı tarafça hükümsüzlük iddiasına mesnet olan markalar 7 adet markadan ... ve ... markalarının tescilli olmadığını, davaya dayanak olamayacağını, dosyada iddialarına dayanak olarak gösterdikleri markalardan ... tescil nolu markanın başvurusunun da davalının dava konusu ... nolu 32. sınıfta tescilli markasının başvuru tarihi olan 04/03/2019 tarihinden yaklaşık 1.5 yıl sonra yapıldığını, bu nedenle dayanak olamayacağını, davacının kalan 4 markasından ..., ... ve ... tescil nolu markaların da davalının markasından farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davaya konu ... nolu markasından önceki tarihli, hala geçerli/tescilli olan ve müvekkil markası kapsamındaki 32. sınıfı kapsayan tek tescili markasının ... numaralı markası olduğunu, tescile konu markanın kullanılmadığı ve dolayısıyla anılan tescile dayalı SMK 6/1 hükmüne dayalı taleplerin incelenmeksizin reddi gerektiğinin Ankara 2. FSHHM’nin 29/04/2021 tarihli 2020/277E. 2021/179K. numaralı kararı ile sabit olduğunu, davacının ... numaralı tescile dayalı hükümsüzlük taleplerinin incelenmeksizin reddedilmesi gerektiğini, davalının ... numaralı tescilinin başvuru tarihinin 04/03/2019 olup, anılan başvuru tarihi itibari ile ... numaralı tescil için 5 yıllık kullanım süresinin dolduğunu, işbu davanın açıldığı 06/04/2021 tarihi itibari ile de 5 yıllık kullanım süresinin sona erdiğini, davacının; 04/03/2019 tarihinden geriye dönük 5 yıl için ve 06/04/2021 tarihinden geriye dönük 5 yıl için ... numaralı markasının kullanıldığını ispatlaması gerektiğini, her ne kadar farklı sınıfta olsa ve huzurdaki davada dikkate alınması mümkün olmasa da -kabul anlamına gelmemekle birlikte- bir an için dikkate alınacağı düşülürse dahi müvekkilinin ... numaralı markasının “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.” dahil olmak üzere 32. sınıftaki ürünleri kapsadığını,17/02/2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’in 43. maddesinde; “Kaynak ve içme sularının kontrollerinde herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve tüketicinin yanılmasını veya aldatılmasını önlemek için, ayrı işletmelerden elde edilen kaynak ve içme sularına aynı isim altında satış izni verilmemesi esastır. Ancak aynı işletmeci tarafından ayrı yerlerde üretilen kaynak ve içme sularına tek bir ticari isim ile satış izni talep edilirse etiket üzerinde suyun ismine, üretildiği yerin veya kaynağın ismini yansıtan bir ticari tanımlama eklenmesi veya 34. madde uyarınca kaynağın isminin veya çıkartıldığı yerin isminin, suyun ticari tanımlamasının en az bir buçuk kat büyüklüğünde yazılması şartı ile izin verilebilir.” şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, bahsi geçen 34. maddenin ilgili bendinde “Suların etiketinde; suyun adı, cinsi, imal edildiği yerin adresi, Valilikçe verilen iznin tarih ve sayısı, Valiliğin uygun gördüğü uyarılar, ayırma işlemi gibi Valiliğin izni ile suya uygulanan işlemler ve suyun sahip olduğu parametreler yer alır. İmal ve son kullanma tarihi ile parti ve seri numarası etiket üzerine yazılabileceği gibi kap veya kapak üzerine görünür bir şekilde yazılır. Kaynak sularının ticari tanımlaması, kaynağın ismini veya kaynağın bulunduğu yerin ismini yansıtmıyorsa, kaynağın ismi veya kaynağın bulunduğu yerin ismi, bu ticari tanımlama için kullanılan puntonun bir buçuk kat büyüklüğünde puntoyla yazılır. Suyun cinsi, adının hemen altında okunabilecek şekilde yazılır ve bu yazı sembollerle kapatılamaz. Etiket üzerinde yer alması gerekli görülen bilgiler, fırınlanmış veya kabartma veya baskı şeklinde olabileceği gibi kağıt etiket şeklinde de olabilir. Ayrıca, etiket üzerinde suyun adını ve suya ait bilgileri baskılamayacak şekilde Müdürlüğün izni ile resim ve figürlere yer verilebilir. İsim karışıklığının önlenmesi için suyun adıyla ilgili olarak marka tescil belgesi, marka tescil belgesi yok ise Türk Patent Enstitüsü Başkanlığına müracaatına dair belgenin noter onaylı suretinin işletme izni aşamasında ibrazı gerekir” şeklindeki düzenleme nedeniyle, kaynak ve içme sularında etiket üzerinde “...” kullanılmasının yasal zorunluluk olduğunu, davalının dava konusu markasında yer alan, “...” ibaresinin de İzmir’in Ödemiş ilçesinde yer alan, 2157 metre ile Ege Bölgesi'nin ikinci en yüksek dağı olan ve kuzey eteğinde kurulu olan kasabaya adını veren ...' da yer alan su kaynağına işaret ettiğini, müvekkilinin tanınmış “...” markası ile su kaynağının olduğu yer ismini de içerdiğini, yaklaşık 35 yıldır ülkemizde yoğun biçimde kullanılan ve tescillerle koruma altında olan faaliyet gösteren müvekkilinin "..." markasının Türkiye’de ambalajlı su sektörünün en köklü ve bilinir markalarından olduğunu, davalının ticaret unvanının “... ... ŞİRKETİ” ve alan adının da “...” olup, davalının ticaret unvanının ve alan adlarının kılavuz unsurunu da oluşturan “...” ibareli tanınmış markasının ... numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davacının, su kaynağı yer adı olan “...” için 32. sınıftaki tekel hak iddiasının mesnetsiz olduğunu, “...” markasının başkaları tarafından 32. sınıfta pek çok kez tescil ettirilerek kullanıldığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacı markaları ile davalının markası arasında bütünsel olarak karşılaştırma yapıldığında iltibasa neden olabilecek benzerlik olmadığını, markaların bütünsel olarak yazılış, okunuş, söyleniş, duyuluş, konsept, imaj, gözde- kulakta- zihinde bıraktığı izlenim ve genel görünüm olmak üzere her açıdan tamamen farklı olduklarını, ortak olan tek bir ibarenin ise renk, boyut, yazı tipi ve kompozisyon gibi unsurlar bakımından son derece farklı olduğunu, iltibasın meydana gelmeyeceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Davacı tarafça davalının markasının kötü niyetle tescil edildiği iddia edilmişse de, kötü niyet iddiasının da davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiğinin her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirileceği, güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmesi ve kötü niyetli tescilin varlığı için kötü niyetin tescil başvurusu anında mevcut olması gerektiği, yalnızca markalar arasında benzerlik bulunmasının marka tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığını ispata yeterli olmayacağı, ayrıca tarafların markaları arasında benzerlik de bulunmadığı, bu nedenlerle davalının marka tescilinin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın 1958 yılından bu yana sektörde faaliyet gösterdiğini, 1990 yılından beri "..." ibareli markasını tescilli olarak kullanan öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı ... ... adına tescil edilen "... ..." ibareli markanın, müvekkilinin yoğun kullanım ve ciddi yatırımlarla ayırt edicilik kazandırdığı seri markalarının devamı niteliğinde algılanarak ortalama tüketici nezdinde iltibasa ve ilişkilendirme ihtimaline yol açacağını, yerel mahkemenin markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalının "..." ibaresini bir çatı marka olarak kullandığını ve markanın esaslı/ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davalı yanın ilgili yönetmelik hükümlerini kaynak gösterme zorunluluğu varmış gibi sunarak mahkemeyi yanılttığını, aslında yönetmeliğin kaynak isminin kullanımını sıkı şartlara bağladığını, davalının bu ibareyi müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlamak ve meşrubat emtiasındaki seri markalarına sızmak amacıyla kötü niyetle tescil ettirdiğini, ürünlerin ... lokasyonundan çıkarılması gerektiği, aksi halde değilse markanın yanıltıcı niteliği sebebiyle SMK madde 5/1-f uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf ve cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf aşamasında ileri sürdüğü markanın yanıltıcı olduğu ve çatı marka kavramına ilişkin yeni argümanlarının iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olup somut gerçeklerle de örtüşmediğini, müvekkil markasındaki "..." ibaresinin kaynak ve içme suları mevzuatı gereğince coğrafi yer belirtmek amacıyla eklenen son derece küçük puntolu bir tali unsur olduğunu, davacının "... ..." ibareli markasının tanınmışlık kriterlerini taşımadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, buna karşın müvekkiline ait "..." markasının dünya çapında tanınmışlığa sahip olması ve tescilli birçok seri markasının bulunması nedeniyle markalar arasında iltibas veya ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığını, yerel mahkemenin markaların benzer olmadığı ve kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı yönündeki reddetme kararının isabetli olduğunu; ancak katılma yoluyla istinaf talepleri çerçevesinde, davacının sunduğu faturaların ciddi bir marka kullanımını ispatlamaya elverişli olmamasına rağmen mahkemece kullanımın ispatlandığına dair yapılan hatalı değerlendirmenin düzeltilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin aynı ibareyi içeren önceki tarihli tescilleri ve kesinleşmiş mahkeme kararları uyarınca "... ..." ibaresi üzerinde kazanılmış hakkı bulunmasına rağmen bu hususun gerekçeli kararda dikkate alınmamasının usule aykırı olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine, katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının belirtilen hususlar yönünden düzeltilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf aşamasındaki itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, markanın yanıltıcılığına ilişkin SMK m. 5/1-f kapsamındaki iddiaların kamu düzeninden olması sebebiyle her aşamada ileri sürülebileceğini, "..." ibaresinin müvekkili tarafından uzun süreli kullanım ile meşrubat sektöründe yüksek ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle davalının "..." çatı markasının yanına eklemesinin tüketiciler nezdinde markasal bir iltibas ve ekonomik ilişki algısı yaratacağını, kaynak isminin kullanımına dair mevzuat hükmünün zorunluluk değil ihtiyari bir imkan tanıdığını, müvekkilinin markasını 2016-2019 yılları arasında ciddi biçimde kullandığının ticari defter ve faturalarla ispatlandığını, yerel mahkemenin bu konudaki tespitinin yerinde olduğunu, davalı yanın en eski tarihli benzer markasının tescil üzerinden henüz beş yıl geçmediği için hükümsüzlük tehdidi altında olduğunu, dolayısıyla kazanılmış hak tesis edemeyeceğini, davalının yeni markasının "..." ibaresini ekleyerek tamamen farklı bir markasal algı oluşturması nedeniyle seri marka olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "... ..." markasının, davacı adına tescilli "... ..." markaları ile benzer olduğu iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. TPMK kaydına göre, davacının 15/12/1990 başvuru, 31/01/1991 tescil tarihli, ... tescil numaralı “... ...+Şekil”. markasının 32. sınıfta “...” için, 05/01/2017 başvuru, 20/11/2017 tescil tarihli, ... “... ...+Şekil” markasının 40. sınıfta ”Gıdaların kurutulması,konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri, gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi” için, 05/01/2017 başvuru, 25/07/2017 tescil tarihli, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 40. sınıfta ”Gıdaların kurutulması, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri, gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi” için, 09/04/2014 başvuru, 30/04/2015 tescil tarihli, ... tescil numaralı “... ...” markasının 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “...” bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir” hizmetleri için, 05/01/2017 başvuru, ... tescil tarihli, ... tescil numaralı “... ...+Şekil” markasının 40. sınıfta ”Gıdaların kurutulmasına, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri, gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi” için tescilli oldukları, davalının 04/03/2019 başvuru, 13/08/2020 tescil tarihli, ... tescil numaralı “... ...+Şekil” markasının 32. sınıfta “biralar, bira yapımında kullanılan preparatlar, maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, sebze suları ve bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” için tescilli olduğu, ayrıca ... tescil numaralı “... ...” markasının da 32. sınıfta “Gazoz, meyveli gazozlar, meyve suları” için tescilli olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 17/10/2022 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda özetle; "davacının ..., ..., ... ve ... numarası ile tescilli markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, davacının talebine dayanak göstermiş olduğu ...,... ve ... numaralı markaların tescilli olmadıkları, davalının ... numarası ile tescilli “... ...+Şekil” markasının Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, davacının “...” esas unsurlu markalarının davalının marka başvurusunu yaptığı tarihte tanınmış marka olmadığı kanaatinin oluştuğu, tarafların markaları bütünsel olarak karşılaştırıldığında davacının markaları ile davalının markası arasında görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzerlik olmadığı, davalının 32. sınıfta yer alan emtialarda ... numarası ile tescilli markasını kullanması halinde, orta düzeyde tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davalının davaya konu ... numarası ile tescilli marka başvurusunu yaparken kötü niyetli olmadığı, aynı işletmeci tarafından ayrı yerlerde üretilen kaynak ve içme sularına tek bir ticari isim ile satış izni talep edilirse etiket üzerinde suyun ismine, üretildiği yerin veya kaynağın ismini yansıtan bir ticari tanımlama eklenmesi veya 34. madde uyarınca kaynağın isminin veya çıkartıldığı yerin isminin, suyun ticari tanımlamasının en az bir buçuk kat büyüklüğünde yazılması şartı ile izin verilebileceği hükmü uyarınca davalı tarafın “...” ticari markası altında farklı yerlerde üretilen kaynak ve içme sularını ürettiği, “...” ibaresinin - ilgili yönetmelik gereği suyun çıkarıldığı yeri ifade etmek üzere- etiket üzerine marka ile yönetmeliğe uygun olarak kullanıldığı" belirtilmiştir.Ankara 3.FSHHM'nin 2020/277 Esas, 2021/179 Karar sayılı kararında; davacının .... Şirketi, davalıların Türk Patent Ve Marka Kurumu Başkanlığı ve ... Şirketi oldukları, davacı şirketin ..., ... sayılı ve "... ...+şekil", davalının "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere ... tescil başvuru numarası ile TPMK’na başvuruda bulunduğunu, müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından bir kısım emtianın çıkarılmasına, kalan mal ve hizmetler yönünden ise tescil istemlerinin devamına karar verilerek itirazlarının kısmen reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin 1958 yılından itibaren gazlı içecek sektöründe olduğunu, alanında bölgesel sayılı tesisler arasına girdiğini, müvekkilinin markasını 1958 yılından itibaren kullandığını, 1990 yılından bu yana ise tescilli olarak kullandığını, müvekkilinin markasını uzun yıllardan beri yoğun kullanımla ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin “...” ve “...” esas unsurlu seri markaların maliki oduğunu, davalının müvekkilinin iyi bilinen ve tanınmış markasından haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını, davalı markasının kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının “...” markasının müvekkilinin markalarının devamı niteliğinde olduğunu düşündürdüğünü, markalar arasında iltibas olduğunu, haksız kazanç sağlandığını, sınıflarının aynı olduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, TPMK YİDK'nun 2020-M-5997 sayılı kararın iptali ile dava konusu ... başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği, yapılan yargılama sonucunda; davalının markasında yer alan “...” ibaresinin bir yer ismi olarak algılanacağı, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, istinaf edilmesi neticesinde, Ankara BAM 20 HD nin 2021/1178 esas, 2023/1091 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay 11 HD nin 2023/6694 esas, ... karar sayılı kararı ile onama kararı verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacı tarafından davalı adına tescilli ... tescil numaralı "... ..." şekil markasının iltibas ve kötü niyetli tescil edilmesi sebebi ile hükümsüzlüğünün talep ve dava edildiği, Davacının ..., ...,... ve ... no ile tescilli markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu anlaşılıyorsa da, aynı taraflar arasında görülerek, Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yukarıda açıklanan Ankara 3. FSHHM'nin 29/04/2021 tarihli 2020/277 Esas-2021/179 Karar sayılı kararında markalar arasında benzerlik bulunmadığı, davalının markasında yer alan “...” ibaresinin bir yer ismi olarak algılanacağı, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığına ilişkin tespitin , bu dava yönünden güçlü delil olarak kabul edileceği, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, kötüniyetli tescile ilişkin davacı iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Mahkemece davalının kullanmama defi yönünden yapılan incelemede, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılan talimata istinaden 18/04/2022 tarihli, 2022/6 Talimat sayılı rapor alındığı, raporda " davacı firmanın üzerine kayıtlı ... tescil numaralı marka ile davalı firma üzerine kayıtlı ... tescil numaralı markanın tüketicinin dahi ayırt edemeyeceği şekilde, iltibas oluşturacak nitelikte benzer ya da aynı olmadığı, davacı firma tarafından ... tescil numaralı “... ...” markasında yer alan “...” ibaresinin aktif ve faal bir şekilde kullanıldığı, “... ...” markasının ciddi ve etkin olarak kullanılmadığı" belirtilmiş ve alınan bilirkişi raporu yeterli inceleme içermediğinden hükme esas alınamayacaksa da, yargılamada sonuç olarak markalar arasında benzerlik bulunmadığından ve kötüniyetli tescil koşullarının oluştuğu da ispatlanamadığından, hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi gerektiğinden, kullanmama definin yeterince incelenmemesi sonuca etkili görülmemiş, davalı vekilinin katılmalı istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemenin markanın davaya dayanak ... davacı markasının kullanıldığına dair gerekçesinin çıkarılarak gerekçenin bu şekilde düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin katılmalı istinaf başvurusunda, müvekkilinin kazanılmış hakkının nazara alınmamasının yerinde olmadığını ileri sürmüşse de; davalı tarafın kazanılmış hakka konu olabilecek, dava konusu marka başvurusundan önceki tarihli olup, tescil tarihinden itibaren 5 yıllık dava açma süresi dolmuş ... ... veya ... ibareli aynı sınıflarda tescilli başka markasının bulunmadığı, ... başvuru numaralı ... ... markasının ve ... ibareli diğer markalarının davaya konu marka yönünden müktesep hak oluşturmadığı kanaatiyle bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin katılmalı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince, kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile aynı hükmün kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/02/2023 tarih, 2021/55 E., 2023/24 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 50,00 TL tebligat ve müzekkere giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 54,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.223,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026