İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, yetkilisi bulunduğu şirketi Ankara Altındağ 4. Noterliğinin 20.03.2014 tarih ... yevmiye numaralı Ana sözleşme" i 'le 25.03.2014 tarihinde tescil ettirmek suretiyle diğer şirket ortağı ... ile münferiden temsile yetkili olarak 60.000-TL sermayeyl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2023/1657 KARAR NO : 2026/119 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/12/2022 NUMARASI : 2016/92 E. - 2022/1023 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, yetkilisi bulunduğu şirketi Ankara Altındağ 4. Noterliğinin 20.03.2014 tarih ... yevmiye numaralı Ana sözleşme" i 'le 25.03.2014 tarihinde tescil ettirmek suretiyle diğer şirket ortağı ... ile münferiden temsile yetkili olarak 60.000-TL sermayeyle kurduğunu, Şirket kuruluşu akabinde her türlü ticari ilişkiyi davacı şirket yetkilisi...'in gerçekleştirdiğini, diğer ortak ... tarafından hiçbir işleme dâhil olunmadığını, Şirketin kuruluşundan itibaren bir çok şikâyetle kendisini dışarıda bırakan ve hiçbir ticari faaliyete katılmayan şirket ortağı ...'ün zamanla şahsi borçlanmalara başladığını, borçlanmalarının çoğalması neticesinde 03.07.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı neticesi” ile 120 hisse payına düşen 30.000-TL sermayesi nakit olarak verilmek suretiyle hisse devri ile yetki iptali gerçekleştirilerek şirketle ilişiğinin kesildiğini, hisse devri ile yetki iptalinden yaklaşık bir buçuk ay sonra davacı müvekkil şirkete İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, söz konusu takip ödeme emri 31.08.2015 tarihinde şirkete tebliğ edildiğini, 07.09.2015 tarihinde ise müvekkilinin İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde borca ve imzaya itirazda bulunulduğunu, davacı müvekkil şirkete gönderiler ödeme emri içeriği incelendiğinde, keşidecisi davacı müvekkil şirket kaşesi üzerine diğer ortak ... imzasına benzer, lehtarı davalı ... olmak üzere; 10.01.2015 keşide tarihli 26.92.2015 vade tarihli 20.000-TL bedelli, 10,01.2015 keşide tarihli 20.03.2015 vade tarihli 20.000-TL bedelli, 10.01.2015 keşide tarihli 20,04.2015 vade tarihli 20.000-TL bedelli, 10.01.2015 keşide tarihli 26.05.20156 vade tarihli 20.000-TL bedelli, toplamda 80.000-TL bedelli sıralı senetler olduğunu, diğer şirket ortağı ... söz konusu şirketin faaliyeti süresince hiçbir ticari ilişkiye katılmadığını, hiçbir evrakı da imzalamadığını, eski tarihli senetler tanzim etmek suretiyle lehtarı da ... olarak gösterildiğini, müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilen hiçbir ticari işlemde senet kullanılmadığını, yalnızca şirket adına çıkartılmış çekler kullanıldığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 04,02.2010 tarih 2009/5619 Esas-2010/1060 Karar Sayılı İlamında da bononun ticari defterlere işli olmadığı, yüksek miktarda bir bononun protesto edilmeden takibe konulmasının hayatın olağan akışına ters düşeceği ayrıca alacağın gerçekliğinin alacaklı tarafça belgelenememesi nedeniyle TTK'nın 599 ve TMK'nın 3. maddesindeki iyi niyet kurallarına uygun olmadığını belirtmek suretiyle kararın onanmasına karar verildiğini, davaya konu senetler üzerine atılan imzaların davacı şirket yetkilisi...'E ait olmadığını ayrıca şirketten ayrılan diğer ortak ...'E de ait olmadığını şirket imza sirküleri ile senet üzerindeki İmzalar arasında farklılıklar bulunduğunu, şirket kaşe örnekleri ile davaya konu senetler üzerine basılı kaşelerde farklılıklar olduğu bu nedenle dava konusu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davanın kabulü ile davalı tarafından kumar senedine dayalı açılan İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasını, kötüniyetli dosya alacaklısının, dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket olan ... Ltd. Şti. adına 28/08/2015 tarihinde İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, Söz konusu takibe dayanak 4 adet bono aslı İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü kasasında bulunduğunu, 10/01/2015 düzenleme tarihli ve 20/02/2015 tediye tarihli müvekkili ... adına keşide edilen 20.000,00TL değerindeki bono , 10/01/2015 düzenleme tarihli ve 20/03/2015 tediye tarihli müvekkili ... adına keşide edilen 20.000,00 TL değerindeki bono, 10/01/2015 düzenleme tarihli ve 20/04/2015 tediye tarihli ve müvekkili ... adına keşide edilen 20.000,00TL değerlerindeki bono ve 10/01/2015 düzenleme tarihli ve 20/05/2015 tediye tarihli müvekkili ... adına keşide edilen 20.000,00TL değerindeki bono davacı - borçlu ... Ltd. Şti. adına kaşe basıldığını ve şirket yetkilisi tarafından söz konusu bonoların imza altına alındığını, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait ... unvanlı şirket ile yalnızca bir kez ticari ilişki içinde bulunduklarını ifade ettiğini, müvekkiline ait kredi kartı ekstrelerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin davacı şirkete güvenerek kendine ait kredi kartlarını davacı şirket yetkilisi olan...'e verdiğini ve harcamalar incelendiğinde tamamı davacı şirketin adresinin hemen yanındaki iş yerlerinde davacı şirket yetkili... tarafından iş yeri harcamaları için kullanıldığını, bu kredi kartları için yapılan iki EFT belgesi dosyaya sunulduğu, toplam olarak 7.340,00 TL ve 10.400,00 TL olarak ödendiğini, müvekkili ... tarafından ... Ltd. Şti. yetkilisi olan...'e ... Pendik Şubesinden; 15/08/2014 tarihinde 10.000 TL bedelli, ... numaralı çek, 26/09/2014 tarihinde 5.000TL bedelli, ... numaralı çek 15/07/2014 tarihinde 10.000 TL bedelli, ... numaralı çek 12/09/2014 tarihinde 5.000 TL bedelli, ... numaralı çekleri verdiğini ve bu çek bedellerinin müvekkil tarafından ödendiğini, davacı tarafça iddia edilen husus asılsız olduğunu, taraflar arası ticari ilişki söz konusu olduğunu ve iddia edildiği gibi müvekkilinin ...'un borçlu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu, tüm bu nedenlerle; müvekkili aleyhine açıklan davanın reddini, davacı tarafın iddialarından bir diğerinin ise şirketin 60.000 TL sermaye ile kurulmuş olmasın karşın 80.000 TL borçlanmasının ticari hayatın gerekleriyle bağdaşmayacağı ifade edildiğini, asıl davacı tarafın iddialarının ticari hayatla bağdaşır yanının olmadığını, bu durumu şirketin sadece kendisine ait ... plakalı araçlarının var olduğu bilgisi kanıtlar nitelikte olduğunu, bu araçların toplam değeri 150.00 TL değerinde olduğunu, asılsız olan iddiayı kabul etmiyor ve bu nedenle de müvekkili ... aleyhine açıklan davanın reddini, müvekkili alacaklı olduğu icra takip dosyası ile sabit olduğunu, Davacı kötü niyetle hareket ettiğini, davanın reddini ve davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları toplanan deliller ve dosya içerisine alınan İstanbul Anadolu 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/466 esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; hem İstanbul Anadolu 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/466 esas sayılı dosyasında, hem de İstanbul Anadolu 12.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/713 esas sayılı dosyasında, icra dosyasına ve davaya konu 4 adet bono üzerinde yazı ve imza incelemesi yaptırıldığı, iki dosyadaki bilirkişi raporlarının uyumlu olması karşısında mahkememizce yeniden imza incelemesi yaptırılmasına usul ekonomisi dikkate alınarak gerek görülmediği, 4 adet bonodaki yazı ve imzaların dava dışı ...'e ait olduğunun tespit edildiği, ...'ün ise davacı şirketin eski yetkililerinden olduğu, 25/03/2014 tarihli imza sirkülerine göre ... ve...'in münferiden imza yetkilerinin bulunduğu, bonoların tanzim tarihlerinin 10/01/2015 olduğu, ...'ün şirketteki pay devrinin ise 03/07/2015'te yapıldığı, dolayısıyla esas uyuşmazlığın bonoların tanzim tarihleri olan 10/01/2015'te şirkette imza yetkisi bulunan ...'ün davacı şirketi borçlandırıcı işleminin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı; bu kapsamda, kesinleşen İstanbul Anadolu 13.Ağır Ceza Mahkemesi kararına göre; ...'ün şirketten ayrıldıktan sonra, geçmiş tarihli şirket ortağı olduğu döneme ilişkin bu senetleri düzenleyip şirket kaşesinin sahtesini yaptırarak kayın biraderi olan diğer sanık ...'u lehdar gösterip ona verdiği kabulü ile hem ...'ün hem de dosyamız davalısı ...'un resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği, yine bu dosyada yaptırılan defter ve belge inceletilmesi yönündeki bilirkişi raporuna göre şirket adına düzenlenen bonoların şirket kayıtlarında görünmediği, davalının, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu yönünde bir iddiası da bulunmadığı anlaşılmakla, davacının imza itirazı yerinde görülmekle, davasının kabulüne" karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle;-davanın esasını etkileyecek nitelikteki deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğini, mahkemece bilirkişiden rapor alınmadığını ve delil olarak sunulan ve huzurdaki dosya ile bağlantısı bulunan ilamların değerlendirmeye alınmadığını, -müvekkilinin, vadesi geçmiş olmasına karşın ödenmeyen 4 adet bononun tahsili amacıyla davacı aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasıyla Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile icra takibi başlattığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, bonoların aslına bakıldığında söz konusu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, yazılı delil niteliğinde olduğunu, borçlunun borçlu olmadığını ispata yarayacak herhangi bir yazılı delil bulunmadığını, bonolarda ... ...LTD.ŞTİ. adına kaşe basıldığını ve şirket yetkilisi tarafından söz konusu bonoların imza altına alındığını, bonolar üzerinde yer alan imzaların şirket adına münferiden imzaya yetkili şahıs olan (ki bu husus davacı/borçlu tarafın dilekçelerinde açıkça yer almaktadır.) ...'e ait olduğunun defalarca kez ifade edildiğini, keza İstanbul Anadolu 13.Ağır Ceza Mahkemesi 2019/466 E. 2021/343 K. sayılı dosyası ile İstanbul Anadolu 12.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/73 E. sayılı dosyası incelendiğinde de şirket kaşesi üzerindeki imzaların ...'ün eli ürünü olduğunun tespit edildiğini,-bonoların düzenleme tarihi 10/01/2015 olduğunu, Davacı yanın dava dilekçesi ekinde sunduğu TC Altındağ 4.Noterliği 03/07/2015 tarihli ... Yevmiye Numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile de açıkça görülmektedir ki ... şirket yetkilisi olduğu dönemde dava konusu bonoların imza altına alındığını, Pay Devri Sözleşmesinin bonoların düzenleme tarihinden sonra imzalandığını, bonoların keşide edildiği tarihte ...'ün şirket yetkilisi olduğunu, şirket yetkilisi tarafından imzalanan bonoların davacı-borçlu ... ...LTD.ŞTİ. 'ni bağladığını-Davacı/ borçlunun dilekçelerinde şirket yetkililerinin münferiden imzaya yetkili olduğunu beyan ettiğini, bonolar şirket yetkilisi ... tarafından imzalanmış olup usulüne uygun olarak düzenlendiğini, Müvekkili ve davacı/borçlu yan arasında yapılan tüm işlemlerin ticari amaçla yapıldığını. şirket ile aralarında ticari ilişki olduğunun davacı yanın dilekçelerinde de açıkça kabul edildiğini, Davacının kötü niyetle hareket ettiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava hukuki niteliği itibariyle; İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takibe esas kıymetli evrakta imza itirazına dayalı menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takibin alacaklısının dosya davalısı ..., borçlusunun dosya davacısı ... ....Ltd.Şti. olduğu; 10/01/2015 düzenleme tarihli, 20/02/2015 vade tarihli 20.000,00-TL bedelli bono; 10/01/2015 düzenleme tarihli, 20/03/2015 vade tarihli 20.000,00-TL bedelli bono; 10/01/2015 düzenleme tarihli, 20/04/2015 vade tarihli 20.000,00-TL bedelli bono; 10/01/2015 düzenleme tarihli, 20/05/2015 vade tarihli 20.000,00-TL bedelli bono dayanağı olan asıl alacak ve tüm işlemiş faiz ile birlikte toplam 83.574,11-TL takip talebinde bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, huzurdaki davanın 19/01/2016 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 12.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/713 esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; dosya davacısı olan şirketin, imza itirazına dayalı olarak, İstanbul Anadolu 13.İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin iptalini istediği, bu dosyada da yazı ve imza incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporuna göre icra dosyasına esas bonolardaki imzaların ...'e ait olduğunun tespit edildiği, mahkemenin; ...'in tanzim tarihlerinde şirket yetkilisi olması nedeniyle davanın reddine karar verdiği anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/466 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dosya davacısı olan şirketin yetkilisi...'in, İstanbul Anadolu 13.İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takibe konan bonolardaki imza sahteciliği iddiası ile şirketin eski yetkilisi ... ve dosyanın davalısı ...'dan şikayetçi olduğu, dosyada imza incelemesi yaptırıldığı, 21/06/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; icra dosyasındaki takibe esas 4 adet bonolar üzerindeki yazı ve imzaların ...'e ait olduğunun tespit edildiği, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede suça konu senetlerin şirket defter ve kayıtlarında görünmediği, mahkemenin; şirketin tescil tarihinin 25/03/2014 olduğu, sanık ...'ün şirketten 03/07/2015 tarihinde ayrıldığı, senetlerin keşide tarihi olan 10/01/2015'te sanık ... şirket ortağı olduğundan bu senetleri şirket kayıtlarına intikal ettirmesi gerektiğini bildiği, sanık ...'in şirketten ayrıldıktan sonra, geçmiş tarihli şirket ortağı olduğu döneme ilişkin bu senetleri düzenleyip şirket kaşesinin sahtesini yaptırarak kayınbiraderi olan diğer sanık ...'u lehdar gösterip ona verdiği, bu şekilde her iki sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin sabit olduğu gerekçesi ile sanıkların iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verdiği, kararın 13/01/2022'de kesinleştiği anlaşılmıştır.Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi TBK'nun maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın 24/12/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - 2014/1091 K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın 14/06/2016 tarih ve 2015/3502 E. - 2016/7282 K. )Bu bağlamda, dava konusu senet hakkında sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verildiği, ceza kararındaki maddi olguların mevcut dosyada davacının iddialarını ispata yeterli bulunduğu, şirketin eski temsilcisinin geriye doğru bono tanzim etmesinin imzanın inkarı anlamına geldiği, mutlak defi olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, davalının iyiniyetli olup olmasının öneminin bulunmadığı, kaldı ki davalının da ceza yargılamasında ceza aldığı, takip konusu senedin ...'ün şirketten ayrıldığı 03/07/2015 tarihinden sonra düzenlendiği konusunda ceza kararı bulunduğu, senetlerin keşide tarihinin 10/01/2015 olduğu bu konuda da çelişki bulunmadığı, delillerin toplanmış olduğu, bu nedenle davalının istinaf istemlerinin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2022 tarih ve 2016/92 E. 2022/1023 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.708,95-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.450,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.258,95-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026