T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2026/125 - 2026/269 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/125 KARAR NO : 2026/269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Dere…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2026/125 - 2026/269 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/125 KARAR NO : 2026/269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince geçici hukukî koruma talebi hakkında verilen ara kararının istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ...'nın davalı şirketin kurucu ve aktif ortağı olduğunu, ancak davalılar ... ve ...'nın hiçbir genel kurul çağrısı yapmadan ve TTK’da öngörülen usullere uymadan müvekkilininin temsil ve ilzam yetkilerini hukuka aykırı şekilde kaldırdıklarını ve daha sonra şirket malvarlığını müvekkilinden kaçırmak amacıyla hareket ettiklerini, bu kapsamda ... parselde kayıtlı (Çırçır Fabrikası) taşınmazın ... yevmiye sayısı ile genel kurul kararı olmaksızın, davalı ...'nın oğlu olan ... ve davalı ...'nın oğlu ...’ya devredildiğini, bu durumun temsil yetkisinin kötüye kullanılması, muvazaalı aile içi menfaat aktarımı, ortaklık haklarının gasbı niteliğinde olduğunu, müvekkili adına davalılar hakkında Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/2888 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, yapılan şikayet kapsamında Savcılık tarafından davalı şirket ve ortaklarından Karar defteri, Hazirun cetvelleri, Toplantı tutanakları, Genel kurul evrakı, Şirket dosyasının istendiğini, ancak ortaklar tarafından ilgili belgelerin sunulmadığını, şirket evrakının bilinçli şekilde ibraz edilmediğini, bunun üzerine Savcılıkça 24.10.2025 tarihli yazısı ile Bismil İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne talimat yazılarak ilgili belgelerin temininin istendiğini, bu durumun davalılar tarafından şirket kayıtlarının saklandığı ve suç delillerinin gizlenmeye çalışıldığını gösterdiğini, davalıların hukuka aykırı işlemleri nedeniyle şirketin ortaklık iradesinin ortadan kaldırıldığını, yönetimin kilitlendiğini ve şirketin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerini yürütemez hale geldiğini, bu nedenle TTK'nın 630. maddesi kapsamında şirkete kayyım atanmasının zorunlu olduğunu belirterek şirketin tüm taşınmaz, araç, hesap ve malvarlığı üzerinde üçüncü kişilere devir, temlik, ipotek, satış, borçlandırma yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin ortaklar arasındaki uyuşmazlık sebebiyle yönetilemez hale gelmesi nedeniyle TTK'nın 630. maddesi uyarınca şirkete bağımsız uzman bir kayyım atanmasına, Çırçır Fabrikası olan..... parsel sayılı taşınmazın ... ve ...’ya yapılan ....yevmiye sayılı devrinin iptaline ve taşınmazın yeniden ... Şti. adına tesciline, müvekkili ...’nın temsil ve ilzam yetkilerinin derhal iadesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03.12.2025 tarihli ara kararı ile özetle; ....... parsel sayılı taşınmaz için tapu iptali ve tescil talep edildiği, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, ancak ilgili taşınmazın dava konusu olması nedeniyle ileride hak kaybına yol açılmaması adına ......no'lu parsel sayılı taşınmaz üzerine davalıdır şerhi konulmasına, davalı şirketin organsız olduğunun iddia edilmediği, şirket yöneticisinin görevden alınmasını gerektiren bir delil sunulmadığı, neticeten ihtiyati tedbir yolu ile kayyım atanmasını gerektiren bir durum olmadığı, mahkeme tarafından organ boşluğu olmadığı sürece münhasıran genel kurulun yetkisinde olan yönetici ve temsilci atanması konusunda herhangi bir karar verilemeyeceği, TMK'nın 426 ve 427. maddeleri ile TTK'nın 530 ve 630. maddelerindeki şartların mevcut dosyada bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketin temsil ve ilzam yetkisinin tek taraflı kullanılması işlemlerinin mahkeme iznine bağlanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Söz konusu ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; Mahkemece yönetim kayyımı atanması yönündeki talebin reddine karar verilmiş ise de esasen talebin yöneticinin görevden alınması değil, temsil ve ilzam yetkisinin geçici olarak sınırlandırılması, tek taraflı işlem yapılmasının engellenmesi ve şirketin davacı ortak ile birlikte imza ya da kayyım usulüyle yönetilmesine ilişkin olduğunu, davalı yöneticilerin tek taraflı işlem yapması, şirketi borçlandırması, varlıkları devretmesi, rehin/temlik tesis etmesi, banka hesaplarını boşaltması, defterleri saklaması gibi riskler bulunduğunu ve bu risklerin son derece yüksek düzeyde olduğunu, ancak Mahkemenin bu riskleri hiç tartışmadığını, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu ve aile içinde ciddi çatışma bulunduğunu, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin bozma kararı verilen resmi belgede sahtecilikle ilgili 2025/1024 Karar sayılı ilamı ve Bismil 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/138 Esas, 2023/142 Karar sayılı menfi tespit davası sonucunda verilen kararda da aile içi çatışmanın ağırlığı ve somut tehlikenin varlığının anlaşıldığını, dolayısıyla şirketin tek imzalı yönetiminde yüksek risk bulunduğunu, davalı yöneticilerin tek başına işlem yaparak şirket varlığını tehlikeye atabileceğini, nitekim davalı ... tarafından ......Şirketi'ne (....) gönderilen 01.12.2025 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin feshine yönelik teşebbüste bulunulduğunu, bu durumlar karşısında mahkemenin yönetim yetkisine müdahale etmesi zorunluluğu bulunduğunu, HMK'nın 389, 390. maddeleri gereğince temsil ilzam yetkisinin mal kaçırma riski, kötü yönetim, ortaklar arası ağır ihtilaf, yönetim felci, şirket varlıklarının tehlikeye düşmesi durumunda mahkeme tarafından geçici olarak sınırlandırılabileceğini, bu sınırlamanın bir geçici koruma tedbiri olduğunu, genel kurul yetkisi olmadığını, Mahkemenin talebi yanlış değerlendirdiğini, davalı şirketin davalılar tarafından pasif duruma düşürüldüğünü ve şirket ticari faaliyetinin taşınmaz devri gerçekleştiğinden beri durduğunu beyan ederek dava süresince, davalı şirketin tek taraflı işlem yapmasının önlenmesi için şirketin temsil ve ilzam yetkisinin sınırlandırılmasına, tüm temsil ve ilzam işlemlerinin üç kardeş olan ortakların imzası ile yapılmasına, zorunlu işlemlar hariç geçici yönetim kayyım atanmasına karar verilmesi talebi ile istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, şirket adına kayıtlı iken devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve şirket adına tescili, davacı ortağın temsil yetkisinin iadesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 630/2. maddesi uyarınca limited şirkete kayyım atanması istemlerine ilişkin olup; talep, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde şirketin tüm taşınmaz, araç, hesap ve malvarlığı üzerinde üçüncü kişilere devir, temlik, ipotek, satış, borçlandırma yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin ortaklar arasındaki uyuşmazlık sebebiyle yönetilemez hale gelmesi nedeniyle TTK'nın 630. maddesi uyarınca şirkete bağımsız uzman bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece 28.11.2025 tarihli ara karar ile şirketin tüm taşınmaz, araç, hesap ve malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talebi bakımından; ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerektiği, yani ihtiyati tedbirin ancak taraflar arasında çekişmeli olan dava konusu hakkında verilebileceği, ihtiyati tedbir konulması talep edilen davalı şirkete ait tüm taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının uyuşmazlık konusu olmadığı, sadece .... parsel (Çırçır Fabrikası) sayılı taşınmaz için tapu iptali ve tescil talep edildiği, bu taşınmaz yönünden ise davacı tarafından haklılığını yaklaşık olarak ispat eder nitelikte herhangi bir belge sunulmadığı, yalnızca davacı tarafın beyanlarının yaklaşık ispat olarak kabul edilemeyeceği, talebin yargılamayı gerektirdiği ve bu aşamada davacının haklılığının yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen bu karara yönelik olarak davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamış, davacı vekilince sunulan 01.12.2025 tarihli talep dilekçesi ile ihtiyati tedbir talebi yönünden yalnızca dava konusu ..... parselde kayıtlı taşınmazın (Çırçır Fabrikası) tapu kaydına sınırlı şerh konulması ve şirketin tek taraflı ve usulsüz şekilde borç altına sokulmasının önlenmesi yönünden taşınır devri, hesap hareketi, yetki kullanımının tedbiren sınırlandırılmasını talep ettiklerini beyan etmiş ve bu dilekçeye istinaden eldeki 03.12.2025 tarihli ara karar oluşturulmuş olup, davacı vekilinin istinaf isteminin, 03.12.2025 tarihli ara karar ile reddedilen kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine dair karara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava tarihi itibarıyla davacının, davalı ... ... Ltd. Şti.'de toplam 350.000,00 TL olan şirket sermayesinin 117.000,00 TL'lik paya karşılık gelen oranda, davalı ...'nın 117.000,00 TL'lik paya karşılık gelen oranda ve davalı ...'nın da 116.000,00 TL'lik paya karşılık gelen oranda pay sahibi olduğu, 30.05.2023 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile aksi karar alıncaya kadar davalılar ... ve ...'nın şirket müdürü olarak seçildikleri anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması talepleri bakımından ihtiyatî tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının, davayı kazanması halinde, dava konusu mal ve hakka kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) güvence altına almaya yarayan tedbirlere ihtiyatî tedbir denir (Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. II, Ankara 2020, s. 1263). 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir." hükmünü; maddenin 3. fıkrası ise "Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. " hükmünü haizdir. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 25/06/2018 tarih ve 2016/13526 Esas 2018/4741 Karar sayılı ilamı). 6100 sayılı HMK’nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında "Geçici Hukuki Korumalar" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK'nın 390/3. maddesindeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Gerek 6102 sayılı TTK ve gerekse özel kanunlarda limited şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanmasına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte; 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarında, bu kuralın şirketlerin temsilinde de uygulanması gerektiği kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 19/01/2015 tarih ve 2014/15609 E., 2015/615 K. sayılı kararı). 4721 sayılı TMK'nın "yönetim kayyımı" başlığını taşıyan 427. maddesinin 4. bendi, vesayet makamının “bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa” o tüzel kişiye bir yönetim kayyımı atamasını öngörmektedir. Şirketin yönetim ve temsil organı olan yönetim kurulu, seçilmiş bir organdır. Bu nedenle yönetim kurulunun mevcut olmaması hem hukuki hem de fiilî yokluk olgularını içerir. Yönetim kurulunun, genel kurul toplanamadığı veya nisap sağlanamadığı için seçilememesi, seçim kararının geçersiz olması, tüm üyelerin birlikte istifa etmeleri, tutuklu olmaları vb. nedenler yönetim kurulunun hukukî yokluk; mevcut kurulun üyeler veya ortaklararası anlaşmazlıklar nedeniyle uzunca bir süre toplanamaması ya da (yasal ya da sözleşmesel nedenlerle) karar nisabı sağlanamadığı için karar alamaması da fiili yokluk örnekleridir (Bkz. Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt: 91, Sayı: 2017/5, s. 22). Görüldüğü gibi yasa, tüzel kişilere yönetim kayyımı atanmasına ancak organın mevcut olmaması ya da hukuki veya yetkili organın fiili nedenlerle çalışma erkinden yoksun kalması halinde olanak tanımıştır. Bu nedenle bu istisnaî yetkinin sadece bu iki hale özgü olarak kullanılması gerekir; bu iki hal dışındaki nedenler yönetim kayyımı atanmasına gerekçe olamaz. Şu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla hakim şirket yönetiminde "yerindelik" denetimi yapamaz (Bkz. Çamoğlu, s. 23-24). Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davalı şirketin ortağı olduğu, Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün dosyaya gönderdiği sicil dosyasının incelenmesinden, .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı işlemi ile onaylı 30.05.2023 tarihli ve 2023/07 sayılı, davacı ortağın da katıldığı genel kurul kararı ile davalılar ... ile ...'nın aksi karar alınıncaya kadar şirketi temsile yetkili müdür olarak seçildikleri, bu genel kurul kararında davacı ...'nın da imzasının bulunduğu, bu genel kurul kararının sicile tescil edilerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ........sayısında ilan edildiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla müdür olan ... ile ... yönünden haklı sebeplerin ispat edilmesi gerektiği, davacının iddialarına dayanak olarak gösterilen Bismil İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/53 Esas sayılı dosyasına konu imza inkarı ve Bismil 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/138 Esas sayılı dosyasına konu menfi tespit talepli davaya ilişkin olayların, davalı ...'nın şirket müdürü seçildiği 30.05.2023 tarihinden öncesine ait olduğu, Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/2888 Soruşturma sayılı dosyasında şirket defter ve kayıtlarının tespiti yönünden kolluk araştırması istenilmesi hususunun, davalı şirket müdürlerinin yükümlülüklerini ağır bir şekilde yerine getirmedikleri iddiasını yaklaşık olarak ispat eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından şirket müdürlerinin . ... A.Ş. ile olan bayilik anlaşmasının feshi ile şirket aleyhine işlem yapıldığı iddiasına dayanak..... Noterliğinin .. yevmiye sayılı ihtarnamesinin incelenmesinde ise; bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin bir ihtarın söz konusu olmadığı, . ... A.Ş.'nin bayisi olan .... ... Ltd. Şti.'nin faaliyet gösterdiği adresin, mahkeme ilamı ile davalı şirket adına tapu kaydının yapılması dolayısıyla bu yerdeki işgalin sonlandırılmasına ilişkin istemleri içerdiği anlaşılmıştır. Tüzel kişilerde asıl olanın tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesi olduğu, şirket müdürü görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı, davada verilecek nihai karar ile ulaşılacak sonuca ihtiyati tedbir kararı ile ulaşılamayacağı, başka bir ifadeyle 6100 sayılı HMK'nın 389. ve devamı hükümleri uyarınca mahkemenin davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde (nitelikte) ihtiyati tedbir kararı veremeyeceği, tüzel kişinin mal varlığının azaltıldığı ve davalı yöneticilerin müdür seçildiği tarihten sonra şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğunun da İlk Derece Mahkemesince talebin değerlendirildiği tarih itibarıyla yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemeyeceği, bu nedenlerle davacı tarafın mevcut şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılarak davacı ile birlikle davalı şirkete kayyım atanarak şirketin birlikte temsil edilmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiş, bu nedenle Mahkemece bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. (Benzer yönde bkz. İstanbul BAM 14. HD'nin 26/06/2025 tarih ve 2025/1149 E., 2025/1137 K. sayılı; Ankara BAM 21. HD'nin 10/03/2022 tarih ve 2022/414 E., 2022/308 K. sayılı kararları). Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2025 tarihli ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan 03.12.2025 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir KAYDEDİLMESİNE, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/02/2026